sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

334 /
akşam yatmak bilmez sabah kalkmak bilmez akşam yatmak bilmez sabah kalkmak bilmez
- bir mülakat çıkışı 7-8 kişinin bizi alırlar mı almazlar mı tartışmasına ortadan dalıp almazlarsa almasınlar olm elim sağlam kolum sağlam yer de silerim paspas da yaparım tavuk dönercide de çalışırım diye çıkıştıydım. gözleri büyüyerek tek söyledikleri olur mu ama o kadar okuduk sonuçta vs vs olmuştu. evet gerçekten de böyle düşünüyorum. halbuki buna benzer işler hiç yapmadım, gayet el üstünde tutularak büyüdüm neredeyse ankara dışına çıkmadım.

sonradan anladım ki böyle vizyonsuz olmak, son yıllarda bütün hayallerimi şekillendiren uyuşuk rutin herkesten uzakta hayat planımı gerçekleştirebilmek için kaçış yolum benim. üstüne çok düşündüm, bu planı bozmaya çalışan neleri kabul ederim, ne için bu kolay risksiz özgüvensiz hayattan vazgeçerim? bazen farkında olmadan bir şeylere kapılıp gidiyorum sanıyorum ama çok geçmeden aslında kendimi kandırdığımı anlıyorum. o tercih edilmiş vizyonsuzluk ruhuma yapışmış bunu anladım. özgürlük dolu uyuşuk, güvenli ve boş günlerle arama girme ihtimali olan sorumlulukları anlık kabullenişlerim bir türlü sonsuza kadar sürmüyor. bu korkak ve özgüvensiz yaşam şekli beni birçok şeyden mahrum kılıyor. kendimi kandırmaya devam edip kötü bitecek hikayelerin sonuna kadar devam etmeli miyim bilmiyorum. bir de hangi hikayeyi seçeceğin önemli, hayat bana sürekli ama sürekli seçim yaptırıyor ve ben hep yanlışı seçiyormuşum gibi geliyor. yine bir seçimin eşiğindeyim. diğer insanlar da bu kadar çok seçim yapıyor mu yoksa bu bir tek benim sınavım mı merak ediyorum.

- son zamanlarda epeyce arkadaşım oldu ama hiçbiri gerçek arkadaşlık değil.

- "ders, sen öğrenene kadar devam eder" duyduğum en mantıklı söz. bunu dövme yaptıracağım.

- düğünleri yapan da sevmiyor, düğüne giden de sevmiyor. bu düğünler kimin için yapılıyor lan?

- dün resim çektirdim. kaşımdaki izin gitgide büyüdüğünü düşünüyorum ya da resimde öyle çıkmış

hepsini bir arada yazayım da bir süre yazmayım artık şu başlığa.
beste çalan mahur beste çalan mahur
"bana bir çay sundu. ellerini gördüm. şeker sundu. ellerini gördüm. ellerinin bakımsızlığı güzelliğiydi."


çoktandır hasret olunan dostun nefesini hissetmek ne güzeldi, sıcaktı. insan ayrılmak istemiyor, öylece sarılıp donmak geliyor içimden. şimdiden özledim seni.
majestelerii majestelerii
biraz uzun olacak, sabırsız olanlar hiç okumasın. sizin için peşinen spoiler vereyim, sonu bok gibi bitiyor zaten.

son kez yazıyorum, sonrasında ne kadar sosyal medya hesabım varsa kapatacağım. umarım buraya bakmayı akıl edersin ki sen üniversiteyi sene kaybetmeden bitirmiş kızsın. aslında çakalsın ama nedense öyle değilmiş gibi davranmayı seçiyorsun.

ben yoruldum, genel olarak yorulmayan bir adamım ama yoruldum. ben hayatımda hiç sıkılmazdım sıkılgan bir adam oldum. can sıkıntısından ne yapacağımı şaşırdım.

çok sinirli bir adam oldum. insanlar tanımıyor artık.

bu hale getirdin bizi. elinden geleni hiç saklamadın. her kavgayı sonuna kadar sürdürdün tabiri caizse kan, ter, gözyaşı olsun istedin.

ne dur bildin ne de durak bildin.

sonunun kötü olacağını yüzlerce kez söyledim ama eyvallah hiç dinlemedin.

o kadar çok tuğla verdin ki, ben duvar örmeden bile duvar oluştu.

dağ gibi dursan, ben kendime tünel kazardım ama sen tünelin sonuna içinde binlerce okçu olan siperler yaptın.

unutulmayan öyle laflar söyledin ki. adam ol bile dedin ve ben bunu bile unutmuştum.

ben alıngan bir adamım, çocuk gibi alınırım. bunu bile bile en çok canımı yakacak bir cümle buldun söyledin. beni iyi tanımışsın.

seninle evlenmek isterdim, inan bunu deli gibi isterdim. hatta sana rağmen hala istiyorum. bir gün kendi evimizde bana hazırlayacağın yemekleri yemeyi o kadar isterdim ki. o kadar uzun zamandır bunun hayalini kuruyordum ki. sayende paramparça olduğunu görmek çok can yaktı.

ben seni hiç aldatmadım, seni sevdiğim kadar kimseyi sevmedim, ben senden başkasını hiç istemedim ki. şimdi şimdi farkına varıyorum, sandığımdan da çok seviyorum seni. keşke senin hakettiğin yerlerde başarılı bir kadın olduğun günleri görebilseydim. sadece bu günü görmek için neler feda ederdim inanmazsın. senin karşına geçip, seninle gurur duyuyorum dediğim anın hayalini bile kurmuştum kafamda. bu da yarım kaldı.

izleyeceğimiz ne çok dizi film vardı. groundhog day filmini beğenmediğin gibi beğenmeyecektin belki çoğunu ya da brave heart filmini neden bu kadar sevdiğimi anlamayacaksın hiç bir zaman. ya da önereceğim bir filmin yılını sorup çok eski diyecektin. çok şey aldın elimden.

yanında ağladığım günü hiç unutmuyorum. senin yanımda ağladığın günleri ise kafamdan silemiyorum.

keşke daha çok zaman geçirseydik nasıl pişmanım. keşke tutup kolundan bir yerlere götürseydim. senin dönme vaktin geldiğinde biraz daha kal deseydim.

keşke son kez otelde kaldığımız güne dönsek ve o gün hiç bitmese. son mutlu olduuğum anmış. nereden bilebilirdim ki.

ne çok birikmiş pişmanlık var.

kurduğum çok hayal vardı. bence babanla anlaşamayacak ama abinle çok samimi olurum gibi geliyordu. bunları bile düşünmüştüm daha neler düşünmüştüm ah bir bilsen, bilebilsen.

çok canın sıkılıyordu senin, bütün kavgaların, tartışmaların tek sebebi buydu. bunu çözemedim. kendimi çözümcü, sonuç odaklı, analitik bir adam olarak görürdüm hep ama buna hiç çözüm bulamadım.

zamanı geri almayı çok isterdim. bir kereliğine bu fırsat elime geçse. en mutlu olduğumuz ana döner oradan başlardım tekrar seninle.

seninle daha çok iyi günüm olsun isterdim ya da daha gerçek kavgalarımız olsaydı. saçma salak sonu ve tehditlerinle biten konuşmalarımız değil.

keşke sadece ikimizin olacağı bir dünya kurabilseydim. bizden başka girmeye çalışan kim varsa meydan okur, savaş açardım.

çok fazla keşke var bende eminim sende de var.

şarkıda söylediği gibi "seni hissetmediğim zamanlarda iyi değilim"

yanında olma ihtimalim varken, olmadığım her an için pişmanım.

seni kırdığım her şey için, seni ağlattığım için, seni üzdüğüm için affet beni.
özür dilerim. affet. hakkını helal et.

ben kendimi affedemiyorum, önüme de bakamıyorum.
ne olacak onu da bilmiyorum.

ama sen iyi ol. sen iyi olmak zorundasın.

daha bakmayacağım senin hesabına, stalk etmeyi hiç beceremiyorum zaten. sana ulaşmayacağım, bakmayacağım. numaranı ezbere bilmesem onu da silerdim ama işime yaramaz. kart şifrelerimi değiştirme zamanım geldi ama onu yapabilirim.

sen çok iyi ol.
sağlıklı beslen, zayıflayacağım diye sakın aç kalma.

çok iyi ol.

senin elinden mantı yemek nasip olmadı ya en çok yaralayanlardan biri bu. çok severim biliyorsun.

allah a emanet ol.
kendine iyi bak gülüm.
prometheus maximus prometheus maximus
sonsuz ihtimaller içerisinden şimdi içerisinde bulunduğumuz anın tadını çıkarmak için neler yapabiliriz? her fikir yeni bir ihtimale gebe. hayatımıza giren ve girecek ve doğal olarak çıkacak insanlar bizi farklı yollara sürüklüyor ama seçim yine bizde. binlerce farklı dönemecin içerisinde sana yol gösteren birileri ya da bir şeyler yoksa neye göre seçim yaparsın? yaptığın bu seçimler sonunda kendine küfürler etmek ve oturup sızlanmak da başka sonuçları doğuruyor. yarın alacağım haber ne olursa olsun korkmuyorum sanırım ben. ihtimallerin rüzgarını kanatlarına almış bir kuş gibi hafifim. sonuç ne olursa olsun işe gideceğim, çayımı içip insanlarla uğraşacağım akşam eve gelip ertesi gün aynı şeyi tekrarlamaya bir süre daha devam edeceğim. belki günlük rutinimden doğan ihtimallerden biri beni daha güzel bir yere sürükler...

edit: yarın alacağım haber seri eksicime karşı tutumunu değiştirme ve gemileri yakıp ana avrat sövme ihtimalimi arttırıyor. bekle beni yavrum, alacağım aklını.
334 /