sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

334 /
rose whisper rose whisper
çok sıkılıyorum. hayattan bıktım. ötanazi mood on.

aşksız hayatın bence hiç anlamı yok. ebeveynlerim de yakama yapışmış bırakmıyorlar. nazi kampından hallice. babamla hiç düzelmicez galiba. annem de çok üstüme geliyor. gelecek kaygısı okul bitene kadar zaten içimden gitmeyecek.

oyundan erkenden çıkma hakkımız neden yok anlamıyorum.
7
pich pich
acıyan yerlerine işaret koyan bir deli gördüm.
bunu neden yapıyorsun? dedim
ateşe düştüğünde ağrımayan yerlerin ölmüştür, neremde yaşıyorum onu tespit ediyorum dedi.
ama dedim, ortada yangın yok
sen dedi, ölmüşsün..
şahsına münhasır şahsına münhasır
ailemle konuşunca mutsuz oluyorum. içim kapkaranlık oluyor. insan annesiyle, babasıyla konuşurken mutsuz olur mu? hiç özlemez mi? ben özlemiyorum. sadece iyi olduklarını bileyim yeter diyorum. onlarda beni inciten bir şeyler var, kötü davrandığımda üzülüyorum fakat başka türlü davranmak da gelmiyor içimden. bir keresinde bir arkadaşım onlara şans vermediğimden bahsetti; hiçbir paylaşımın yok ve bu mesafeyi yaratan sensin dedi. geçenlerde babamla iş yerindeki bir problemi konuşmaya karar verdim o da son anda, tam kapatmak üzereyken. söylediği tek şey boş ver sen işine bak demek oldu. ha bir de çık gel buraya siktir et orayı dedi. kan beynime çıktı o an. yahu güzel kardeşim ben orada üç gün kalsam 4. gün karnıma ağrılar giriyor, nefes alamıyorum sen kalkmış bana diyorsun ki çık gel! üstelik ağzımı her açtığımda ben bu memleketi sevmiyorum ve dönmemem burada yaşayamam diyorken. söylediklerim anlaşılmıyor mu sahi? ne vaadediyorsun babacağım? daha kim olduğumu dahi bilmiyorsunuz? müsaade etmediniz size kendimi tanıtmama, tarafınızca anlaşılmayı ne çok isterdim bilemezsiniz. fakat siz dinlemeden konuşmayı yeğlediniz. siz beni kendinizden yoksun bıraktınız, beni anlamayarak. diyorlar ki onlar senin ailen, yapacak bir şey yok kabulleneceksin. herkes yanılıyor olamaz hakkınız var kendileri ailem olur lakin seçme şansım olmayan bir oluşumu sırf biyolojik nedenlerle kabul etmem istendiğinde öfkeleniyorum. hani herkes anne, baba olamaz olmamalı diyoruz ya hah bu da öyle bir şey. efendim sizde beni huzursuz eden bir şey var, içimi karartan. şükürler olsun ki aynı muhitte değiliz, sizi sevmiyor değilim yanlış anlamayınız. sizde beni inciten bir şey var, ne zaman sesinizi duysam, sohbet etsek kendimi kötü hissetmeme neden oluyorsunuz. sahi sizin eksiğiniz nedir? yahut benim?
the red queen the red queen
bana bugüne kadar yapılan en büyük kötülük kalbime sızıp sonra çekip gitmek oldu sanırım. bende yine kusur elbette. demek aralık kalmış kapı ki sızabilmişler.
umutea umutea
derdiniz neyse açık açık anlatın bana; tmm , anladim gibi israf kelimeler kurmayın . umrumda olmuyorsunuz. teşekkürler.
prometheus maximus prometheus maximus
4 buçuk milyar yıllık bir gezegenin bir göz kırpması süresinden uzun olmayacak kadar diliminde toprağa ayak basmış bir türün, 27 yıllık bir üyesi olarak diğer insanları ve hayvanları, suyu ve rüzgarı, kömür sobasının sıcaklığını ve karın soğukluğunu, kuşların cıvıltısını ve çocuk kahkahalarını görmüş ve duymuş ve deneyimlemiş bir insan olarak "daha ne var yapmadığım" diye düşünüyorum. sevgilinin nemli dudaklarını ve damarlarımda dolaşan alkolün sıcaklığını da hissettim mesela... dostum dediğim insanın omzunda ağlamanın ve hiçbir söz söylemeden tek bir dokunuşuyla beni nasıl da anladığını ve gözlerine baktığım zaman acılarımı nasıl kendi yüreğinde hissettiğini de deneyimleme fırsatı buldum.

sözlerimi kimseye esirgemeden yaşamanın tadına da vardım -ki bu beni iş hayatında çok zorladı-, çadırımda denizin dalgalarını dinlerken uykuya da daldım... ne kaldı geriye? gerçekten güzel şeyler yaşadım 27 senelik yaşamımda. sanırım bir insan çok güzel yaşamayı bildikten sonra, yaşamın kendisine sunduğu mütevazı şeylerin tadını alınca geriye kalan yaşamı için çok da büyük şeyler beklemeyebiliyor. güzel bir şey bu...

insanın hırsları, göğüs kafesini yarıp dışarıya çıkan, kendini başkalarına ispat etmek için kişinin ömrünü tüketen bir canavar. yine de bir mısır gezisi fena olmaz hani. neyse, insanı korkutan en büyük şeylerden biri ölüm olsa gerek. herhangi bir "öteki dünya" inancım olmasa da bu beni hiç korkutmuyor sanırım. dünyanın daha güzel bir hal alması için attığımız küçük adımların bizleri bu kadar rahatlatabileceği aklımın ucundan geçmezdi. çok rahatım, çok keyifliyim... daha ne olsun!
3
334 /