sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

350 /
mülhem olmak mülhem olmak
henüz çocuk yaşlardayken kurduğum, tutunduğum hayallere sığmayacak bir yaşa geldim yakın zamanda (28)

içimde abartılı bir panik hali, vesvese yarattı bu. abarttığımın farkındayım ama aklımdan atamıyorum bir türlü. sanki bundan sonraki süreçte benim gibi hayalperest biri düşlediklerinden, rüyalarından, umutlarından oldu ve geri gelmeyecek. kendimde en sevdiğim, en çok sarıldığım özelliği, duyguyu kaybettim. kendime neyi söylersem söyleyeyim beyhude geliyor. bu gencecik yaşımda bundan sonrası için, tek bir adım ilerisi için dahi kafamda kurmayı bıraktım ya da yapamıyorum.
geçersiz kullanıcı adı geçersiz kullanıcı adı
kendi kendine bir şeylere yükselip kendi köşesinde her şeye küsüp yalnızlığının başkaları tarafından farkedilmesini bekleyen kendi icin bir şey yapmayan insanlardan nefret ediyorum ama öyle sıradan bir nefret değil gözlerine kürdan batırmak istiyorum.
bre beyinsiz sen ciddi ciddi 'bugün dolunay var yengeç burcusun sen, miden ağrır sinirlerin de gergindir şimdi. senin için yapabileceğim bir şey var mı? " demesini bekliyor olabilirsin ama insanların işi gücü var.

ya da gerçekten ihtiyacın olabilir birilerine işte o zaman sen ara amk. sen git. sen yaz. gururunu siksinler senin. götüme falancanın senin teselline ihtiyacı var alarmı taktırmadığım üzgünüm bu sebeple haberim olmayabiliyor.
siyah nokta siyah nokta
şu anki ruh halim şunu gerektiriyor sanırım (freddie mercury söylemek istediklerimi çok önce söylemiş; ben de tekrarlamış olayım):

"mama, i don't want to die. sometimes wish i'd never been born at all."
loss loss
bazen, "bazen" ile cümleler kurmak bile iyi gelebilir insana. bazense bir "keşke" yetebilir tüm pişmanlıklara. öyleki geçmiş ilişilir yarına, yarınsa umutsuz düşer mevcut zamana. bir ses gelir uzaklardan. küçük, derinlerden bir ses.
"uyu. uyu belki uyandığında düzelir her şey."
o yüzdendir tüm iyi uykular, tatlı rüyalar. o yüzdendir tüm renk cümbüşü.
ve defalarca küsmek ister insan kendine. ama küsemez. beceremez kendinden ayrı kalmayı. çünkü bilir doğduğunda yanında sadece kendi vardı, ölürken de sadece kendisinin olacağını.
belki de belki de


21,35+23,71
warholm'a eridiğimi söylemiş miydim? 3 yıldır sergilediği 400m performanslarıyla gönlüme yerleşti. sıkıldığım otobüs yolculuklarında açar kendisini izlerim hep. yine öyle bir yolculuk.
siz de faidelenin.
5
zeyyez zeyyez
çok sevdiğim bir arkadaşım geyik yaparken ciddi bir söz söylemişti o gün bugündür içime yer etmiş. "sevince herkes güzelleşir"
prometheus maximus prometheus maximus
insanlarla ilişkilerimiz, farklı insanlarla tanışmamız ve onları iyi izleyip tahlil etmemiz şüphesiz ki çok şey kazandırır bizlere. dünya üzerinde 7 milyardan fazla insan var. toplumlar olarak birbirlerine çok benzemelerine rağmen, kendi içlerinde taşıdıklarıyla, hayat deneyimleriyle, düşünceleriyle her beden ayrı bir dünya. bizler, bu dünyalar üzerinde küçük ya da büyük -kişide ne anlam ifade ettiğimize göre değişir- alan kaplıyoruz. bizler tanış olduğumuz insanların dünyasında birer kara parçası oluyoruz. duygularımızdır bizi yine biz yapan ve duyguların son kullanma tarihleri yoktur. son kullanma tarihi olan şey bakkaldan alınan bir paket margarindir. yıldız tozlarından karmaşık yaratıklara geldiğimiz bir dünyada kapladığımız yerden bakacak olursak, içimizde yarattığımız dünyaların sınırsızlığı dudak uçuklatan türden. çevremizdeki insanlar içimizdeki dünyadan toprak kapmaya çalışırken, kapladığı alanı genişletmeye çalışırken kırar mı kalbimizi? var olsunlar...

milyarlarca yıllık bir gezegenin önemsiz denebilecek kadar kısa bir zaman diliminde biz olmuşuz ve dünyaya kafa tutmuşuz hayal gücümüzle. hayal etmektir bizleri biz yapan. bizler ki sonsuz dünyaların yaratıcısı ve yine kendi yarattığımız dünyaların yok edicileriyiz. israfil olup üflüyor, azrail olup can alıyor, mikail olup karşımıza aldığımız insanların dünyalarında fırtınalar yaratıyoruz. prensiplerimiz kutsal kitaplarımız oluyor ve yine içimizde yer kaplayan insanları buna tapmaya zorluyoruz. çok mu acımasızız? bilemiyorum...

arkada bir müzik çalıyor:

"gözlerin aladır yar, sanki piyaledir yar. ala gözlü yar, şirin sözlü yar"

bunu yaratan duygular ve savaşları yaratan bir hayat pratiği aynı türün gerçeği. çok karmaşık ve çok gereksiziz.

"taze bahar gülümsen, sevimli bülbülümsen. dudakların gonc edir"

aşkı ve nefreti, iyiyi ve kötüyü, açlığı ve açgözlülüğü, yaratan mahlukatlarız ve korkusuz ve korkağız. hepimiz farklıyız ve hepimizin dünyası farklı.
350 /