sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

433 /
ljiljani ljiljani
"şişe içinde ırmağa atılmış bir mektup gibiyim. hem ırmağın içindeyim, hem ona bir katkım yok. hem diyeceğim bir şeyler var şişenin içine kapanmış, hem ırmağın bunlardan haberi yok ve olmayacak."
böyle buyurdu kontes böyle buyurdu kontes
zaman bulamıyorum.
kendime zaman ayıramıyorum. ve bunun uzun bir zamandır insanların üzerimdeki baskısından olduğunu farkettiğimden beri daha kötü bir insan olmaya başladım.
birileri sadece öyle olmasını istediği için şehirler değiştiriyorum, hizmetler ediyorum, çalışıyorum hatta nefes alıyorum.
sevdiğim filmler, dinleyeceğim diye kaydettiğim şarkılar,okumak için bir köşeye ayırdığım kitaplar hep birikmiş. bir sürü de pdf kitap indirmişim.bir tanesini bile açıp okumamış,dinlememişim,izlememişim.
hatta şimdi farkettim ne zamandır sadece keyfimden , yapmış olmak için , öylesine , sadece denemek istediğim tarifi bile yapmamışım.

yoruldum!
oradaolmayıisteyenkadın oradaolmayıisteyenkadın
kalkmış ve yatakta oturmuştum. öylece, uyanmış ama uyanamamıştım. uyanmak zorunda olduğum düşüncesine alışmaya çalışıyordum belki de. henüz hava aydınlanmamış, kuşlar dolaşmaya çıkmamıştı ama, ben kahvaltı yapıp yola çıkmalıydım. sanki bu doğanın bir parçası değilmişim de bir robotmuşum gibi. sanki damarlarımdan kan değil cıva akıyormuş gibi. yine de kalkıp elimi yüzümü yıkadım açılırım belki diye. suyun soğukluğu hayatın soğukluğunu da yüzüme çarptı. her gün aynı şeyleri yapmanın sıkıcılığı ve insanın yavaş yavaş öldürüşü. farkında olmadan zehirleniyordum . siyah bir takım giyinerek, siyah bir havada, siyah bir yolculuğa çıkıyordum. 2 saatim yollarda heba oluyordu. oysa yolculuk, bilinmeyen bir yere olduğunda neşe veriyordu insana, ya da sevdiği bir yerlere doğru gidiyorsa. ve varıyordum sonunda kalabalıkların olduğu yere. zorunlu ama gereksiz günaydınlar uçuşuyordu plastik bir gülümsemeyle birlikte. herkes çok güzel arkadaş rolü oynuyordu. kimin ne olacağı belli olmuyordu. ne için çalışıyorduk? tekrar uyanmak için uyumaya gideceğimiz bir kulübe bulmak için…
dudu hatın dudu hatın
zamanında çok ağladım. kendimi çaresiz güçsüz gibi hissettim. kabullenemedim. inkar etmeyi tercih ettim. intiharı dahi düşündüm. bir gün banyoda elimde bıçak, bileğim üstünde tutarken buldum kendimi. yapamadım. iş arkadaşlarım bana acıyarak, üzülerek baktılar. zor da olsa kabul ettim ve yaşamaya devam ettim. bu konu hakkında instelaya dahi bir şeyler yazmak istemiyorum.

ben devam ettim ama ablama bir şeyler oluyor. benim konuşmak istemediğim konuyu açıp duruyor. bir mucizenin peşinde. ama yok. benim küçük mucizelerim var. bunlar beni mutlu ediyor, ona yetmiyor. sürekli yaramı deşiyor. ben ağladığım zaman benimle ağlamadı. benim sorunlarımı hiç görmedi. instela ile dertleştim, içimi buraya döktüm. duyurular açıp bir çözüm aradım. çünkü beni dinlemedi. benim ablam beni dinlemedi, ben de sözlükde hiç tanımadığım insanlara derdimi anlattım. onlar benimle birlikde üzüldü, yardımcı olmaya çalıştılar. şimdi ablam yardımcı olmaya çalışıyor. beni tekrar o umutsuz olduğum günlere sürüklüyor farkında değil. tam uyuyacağım, ablamdan mesaj geliyor. konuyla alakalı alakasız bir şeyler yazıyor. nerdeyse 6 yıl oldu, aklı yeni başına geldi galiba.

uykularım kaçıyor. ağlamamak için zor tutuyorum kendimi.

bir gün avazım çıktığı kadar "yeter" diye bağıracağım.
dale nunes dale nunes
evvelsi gün, cocukluğumdaki tek arkadaşımla görüştüm. kendisini en son 2008 yılında falan görmüştüm. onunla görüşmek icin eminönüne doğru yürürken, gecirdiğimiz güzel zamanlar hep kafamda canlandı. kendimi uzun zaman sonra iyi hissediyordum. onu cok özlemiştim.

ancak onunla buluştuktan sonra bu hisler kayboldu. sanki öylesine konustugum ve boşta kalmamak icin görüştüğüm biriyle vakit geciriyormusum gibi hissettim. önce gereksiz bir mesafe koydum, sonra da sohbetin temposunu oldukca düşürdüm. aksama kadar belirli konularda sohbet edip durduk. ve sonrasında yine düşük tempoda konuşarak onu otobüse yolcu ettim ve doğruca eve gectim.

sonuc: demek ki neymiş? herşey zamanında güzelmiş.
433 /