sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

440 /
bamsı bamsı
bana iyi ya da kötü söylediğin her cümlenin bir anlamı olduğu için seninle olan son konuşmamızı görmemek, daha doğrusu silmemek için hesabımı kapattım. seni de iki gün önce rüyamda gördüm. bu acı beni yedi, bitirdi.
purge me purge me
tam kendime sen purge ziyagilsin aptallık etme artık harektlen diye gaz verip ayağa kalkıyorum pesto soslu makarna yapmaya (sosu hazır aldım kavanozda), kanepe mıknatıs gibi götümü tekrar çekiyor sdljkfk uzanıp yemeksepetine giriyom.

yok kısmi kapanma geliyor, yok hava bir açsa bir yağmur yağıyor, yok hastalanıyorum. ulan çok tırt bir bahar olmakta be sayın seyirciler. depresyon illeti beni sardı iyice itiraf etmek lazım şunu artık. ilaçlarımı düzenli kullandığım için evde sırıtarak dolaşıyorum en güzel yanı bu. şu an umut doldum bak yine ama neye doldum bilmiyorum slkdfjk. birazdan da keder çöker.
a sami bayraklı a sami bayraklı
öğlen uykusundan telefonun titremesiyle uyandım. meşgule attım yatmaya devam ettim. saate baktım 10 dakikam kalmış. neyse dedim kalkıyım bari. arayan kişiyi geri aradım. hoparlörden gelen ses olm 3 kere aradım niye açmıyorsun napıyorsun diyordu. uyuduğumu söyleyince mantıklı geldi. sen napıyorsun dedim, kahvaltı yapıyoruz dedi. burnuma kesif bir çeri domates kokusu geldi o an. özlemişim. hormonlu falan da olsa kokuyor domates salatalık türkiyede. yani en son ben bıraktığımda kokuyordu. lokum kıvamında ekici beyaz peynir, 8-10 adet dalıyla birlikte duran çeri domates, 8-10 adet bi ucunda sapı diğer ucunda çiçeği duran çengelköy salatalığı. içi doldurulmuş yeşil zeytin. baharatlı patates kızartması. güzel demlenmiş çaykur turist çayı. güzel kahvaltının özeti. hepsi kahvaltı kelimesini duyduğum anda aklıma geldi yapıyoruz denene kadar geçti. öyküyü verdi sonra telefona. konuşamadım onla da. yeni uyandığım için mal gibiydim. halıyı izlemem gerekiyordu o an ve aklımda çeri domates vardı. napıyorsun sen dedi, çeri domates yiyor musunuz kokulu domates dedim. anlamadı kız. neyse geri aldı telefonu. iş teklfim var, hızlı karar vermen lazım dedi. ne kadar hızlı dedim. bi elimi yüzümü yıkasaydım. dün de iş teklif etmişti zaten, konuşmuştuk da bunun üzerine. min 1 yıl daha buradayım demiştim, niye şimdi tekrar acaba? bugün içinde karar ver şimdiden 2 kişiyle görüşüldü bile dedi ve önümüzdeki sene şu anki işimi bırakıp gitmek isteyeceğim, kafamdaki güzel planlamadaki işi teklif etti. tam seni arıyorlar, aldırırım dedi. boğazımda yumru böyle oturdu. burada niye mutsuzum? hayat yok. türkiyede de yok ama şu an. maaş? üçte birine inecek ama trde şartlarında gayet yeter miktar ve haftalık izin günü 4 katına çıkacak. ve çalışma saatim şimdikine göre %70e düşecek. aklıma beraber yapabileceğimiz kahvaltılar ve çeri domatesler de gelmedi değil. sonra en sonki istanbul maceramı düşündüm. çok da beraber çeri domatesli anılarımız olmamıştı çünkü herkesin kendi hayatı vardı ve uzaktaki gibi olmuyordu iletişim. 1 saat kadar düşündükten sonra reddettim. tarihin bu tozlu sayfalarına not olarak düşüyüm. 15-20 ay sonrasında ayrılmayı düşünürken iş bulamazsam buralara gelir bunlara bakarım. umarım pişman olacak kararlar vermeyiz, yol ayrımlarında yanlış yolu seçmeyiz. sizleri önce rabbime sonra birbirinize emanet ediyorum. kendinize iyi bakın.
1
beni bırak göğe bakalım beni bırak göğe bakalım
biz de buraya zamanında çok yazdık .aklımız fikrimiz sözlüktü.sonra birşey oldu okuldan dağılan çocuklar gibi bir yerlere dağıldık.kimse farkında olmadı o son girimizin olduğunu.işe güce ,eve meve filan.önce haftada bir ,sonra iki haftada bir derken ayda bir yazar olduk.içimizden öyle şeyler yaşayanlar oldu ki ,entelijans iken hesabını unutuverdi yıllar geçti yine de yazmadı.ve bu bir gerçek ki ,bu satırları okuyan niceleri de yaşayacak bu surecleri.vakit böyle geçiyor işte ,biraz acımasız.
kalsarikannit kalsarikannit
bazen yaşadığım saçmalıkların o kadar saçma olmadığını, sebebinin de sadece ben olduğunu düşünüyorum. gerçi çoğu zaman. ya da çok sık. bazen sadece kendi doğrularım doğruymuş gibi geliyor, bazen de ay bu ne saçma fikir, insanların içinde zikretme diyorum. zeytin ezmesinin yanında zeytin yemek, muzlu sütün yanında muz yemek gibi anlamsız birçok şeyi çok sık tekrarlıyorum. üstelik bunları yapmaktan keyif alıyorum. neyi çok seviyorsam, onun oburuyum. elime bir ekmek alıp dünyanın suyuna suyuna banasım geliyor bazen. bazen de, kırıntıları ayağımın kenarıyla halının altına itesim geliyor. aslında yaşama hevesim epey iyi seviyede ama her duyguyu en uçta yaşama isteğim biraz sopa işlevi görüyor. dur bakalım, zaman bir şeyleri değiştirecek elbet. göreceğim, bekliyorum.
hayaletin garip huyları hayaletin garip huyları
insanları küçük şeylerle mutlu etmek çok kolay. onların mutlu olduğunu görünce kendimi mutlu hissediyorum. koca koca adamlar çocuk gibi seviniyor. keşke ben de böyle küçük jestlerle mutlu olsam. bana jest yaptıklarinda yüzümde anlamsız bir ifade oluşuyor. ayıp oluyor millete. ayıya gül vermişler tutmuş kıçını süpürmüş hesabı.
hayaletin garip huyları hayaletin garip huyları
her sabah ters yönden geldiği halde asli hakkıymış gibi yol vermeyen araç sahiplerinin analarına söverek güne başlıyorum. günlük ritüelim oldu.

akşam çıkışında trafiğin düğüm olduğu bölgeye girmemek için ara yolları kullanıyorum. o kadar boş bir yol ki bana ters yön olduğunu farketmemişim girerken. zaten 3 tır yanyana rahat geçer. buna rağmen yanından geçtiğim araç yavaşladı, camını indirdi:

= burası ters yön farkında mısın?
+ farkında değilim, girmiş bulundum
dedim.

her sabah 150 aracın ters yönden kurt sürüsü gibi saldırdığı aklıma geldi. sonra da içinde bulunduğum durum. yetim hırsızlığa çıkmış, ay erkenden doğmuş amk.
dale nunes dale nunes
mutsuz bir insan olmak beni hic rahatsız etmiyor. bununla yaşamayı öğreneli cok oldu. mutsuzluğunda kendine göre iyi yönleri vardır. mutsuzsanız, kaybedecek bir şeyiniz yok demektir. mutsuzsanız, hayal kırıklıgına uğramazsınız. en önemlisi de ancak mutsuz olunca bir şeyler icin cabalarsınız.
beni bırak göğe bakalım beni bırak göğe bakalım
beni irite eden bazı şeyler var.genelde kadınların yaptığı şeyler çünkü onların dünyasındayım.
mesela gelinlik irite eder ,ben de giydim ama abartmadim kına gecesini bile es geçip direkt nikahla bitirdim olayi ,elalem ne derse desin canları cehenneme dedim hiçbir şey de olmadı.
sonra gelin tacı da irite eder beni.ufak.bir parçaya verilen liralar kadar saçma birşey yok.hele o tornadan çıkma pozlar içindeki dış çekim.denize batıp cikmalar,el ele tutuşup numaradan koşmalar,gülmeler filan.o an için bu heyecanı yaşamaya verilen tonlarca para.sanane elalemin derdi seni mi gerdi diyebilirsiniz,geriyor efendim çünkü bu saçmalıklara dahil oluyoruz mecburen.getiriyor gözümüze sokuyor o fotoğrafları bak dış çekimim diyip.
kuaförler de beni irite ediyor.boyalar,boya numaraları ,saç sekil modelleri,fönüydü maşasıydı,brezilya fönüydü,ombresi filan çok abartı değil mi ya.anam benim saçımı küçükken kalıp hacı şakir sabunu ile yikardi hala onu kullanıyorum.
bu saçmalıklara para yigmadigim için baya baya bı araba parası biriktirdim.
siz ne biriktirdiniz .bol like biriktirdiniz bı boka yaramayan.baştan aşağı sinir krizisiniz valla.
güncelleme :baya iyi eksi oy almış ,zaten aksi olsaydı oha derdim insanları boş yere gömmüşüm.ama hakliymisim .bu saçmalığı yapan herkes eksiliyor.ver ver ver eksiği coşuyorum ben.haklılığımı kanitladiginiz için teşekkürlerimi sunarım efem.
2
parkla ilişkiler uzmanı parkla ilişkiler uzmanı
sevgili sözlük ,

çok uzun cümleler yazmaya gerek yok. saçma sapan bir dönemden geçiyoruz dünya olarak. son bir senede çevrem dahil kendimi robotlaşmış ve duygulardan arınmış bir nesne gibi hissediyorum. alışkanlıklarımızın tamamen değiştiği bu pandemi sürecinde eski özgür günlerin aslında ne kadar kıymetli olduğunu , bir cafede arkadaşlarında sohbet etmenin yemek yemenin sanki çok uzaklarda kalacağını ve yeni bir hayat düzenine gireceğimi düşünme hissi canımı inanılmaz derece sıkıyor. düne kadar gözünde değer görmeyen o basit gündelik aktivitelerin bile insanın ruhuna ve psikolojine ne kadar katkı sağladığını anlıyorsun. normal hayat düzenimize dönmenin en az 2 yılımızı alacağını ön görmek , insanların yaşadığı kayıplar yüzünden psikolojik haplara sarılacağı ve intiharların gözle görülür biçimde artacağı korkusunu taşıyorum.
pandemi sürecinde insanlık iyi bir ders vermedi. bu virüsü kaptığı halde iflah olmaz bir vurdum duymazlıkla salaş yaşantısı ve dik kafalılığı yüzünden bana göre bilinçli başkasına göre ise bilmeden insanlara virüsü bulaştırıp hayatlarına derin yaralar açan insanların vicdanen bile cezalandırılmayacak olmaları çok acı.
öte yandan bir çok iş yerinde asgari ücretle çalışıp bu zor dönemlerde işsiz kalan insanların durumunu da içler acısı. insanların canlarının tehlikede olduğu bir süreçte yasak partiler düzenleyip hayatın bu neşesinden mahrum kalmayayım derken başkalarını hayatlarından mahrum etmeye çalışmak katil olmaya aday olmaktan başka bir şey değil.
kısacası tüm bu olup bitenlerden insanların ders çıkarttığını da düşünmüyorum. bunları paylaşmak istedim. bu bencillik ve umursamazlık hali toplumun cehalet seviyesinin bir aynası aslında. bakalım önümüzdeki süreç daha nereleri gösterecek bizlere. umarım bir an evvel bu karanlık ve sisli halden kurtulup mümkün olan en kısa sürede eski alışkanlıklarımızı yaşabileceğimiz günlere ulaşırız.
440 /