sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

441 /
eski çaçalardan mehtap eski çaçalardan mehtap
uzun zamandır zaman ilerlemiyormuş gibi geliyor, 2018 ekim kasım gibi bir yerde kalmış gibiyim. insanlar 5 6 ay geçti ya onun üstünden gibi şeyler söylüyorlar sohbet ederken, nasıl ya diyorum içimden. ne zaman geçti 5 6 ay ben hep aynı günü yaşarken?
terminal tedirginliği terminal tedirginliği
sürekli profil fotoğrafı değiştirenlere imreniyorum. sözlükte veya sosyal medyada profil fotoğrafımı değiştirmek aklıma bile gelmiyor. yıllarca aynı fotoğrafı kullanmak da beni rahatsız etmiyor. misal, sözlükte çaylaklıktan beri aynı fotoğraf. ama bazıları var ki her gördüğümde başka bir profil fotoğrafı ile karşıma çıkıyor. bu özen, yaşama sevincinden kaynaklanıyor sanırım ve benim içimde bu kadar sevinç olmaması beni biraz üzüyor.
purge me purge me
çocukken de maldım, sonradan olmadım.

ilkokulda, cebimden çıkardığım yarı buruşmuş kağıdı, öğretmen bunu verdi bugün diye bizimkilere gösterirdim. notu kendim yazmışım tabi. kırmızı kalemle kareli defterden koparılmış bir sayfaya yazılmış. büyük harflerle sayfanın ortasına yazılmış, "tüm anne babalar!!!" ya da "çok önemli!!!" gibi bir cümleyle başlıyor. içeriğinde, "bu veli toplantısı iptal edilmiştir sakın gelmeyin boş yere" gibi bir yazı var. yazı yamuk yumuk tabi.

yalanımı yüzüme vurmamak için, "iyi ki söyledin boş yere gidecektik bak" derlerdi. sonradan, "oğlum senin bir şeye mi canın sıkılıyor anlatmak ister misin" gibi yumuşak bir tavırla yaklaşan ilk kişiye (genelde anne) dökülürdüm hemen. ya derdim kızın birine salak dedim, anneme dicem dedi öğretmen kızdı şöyle oldu, böyle oldu. bu arada toplantı da iptal edilmedi, o kağıdı ben yazdım derdim cırtlak sesim ve koca kafamla.

annem bunu duyunca, hiç anlamamış gibi "bak yaaa neden yalan söyledin bize" diye şaşırırdı. ya öğretmenin eve telefon açsaydı, nasıl korkardık ama derdi. ben de kendimce yalan söyleme sebeplerini izah ederdim. şimdi buradan 10 sayfa psikolojik analiz çıkarıp suçu da aileye yıkardım da bende de ibnelik varmış. rahat durmazdım pek.
sodalimon sodalimon
bir ölü mezardan kalkıp kalkıp dikiliyor karşıma. konuşamıyor çünkü günahı çok. bir akşam üstü evden çıktım, yağmurlu güzel bir gündü. kaskımı takmadan önce göz göze geldik. motorumun biraz önünde bekliyordu. açık kahve saçları sırılsıklam olmuştu. saatlerdir beklediği belliydi. 8 sene beklediğim kadın tekrar karşımdaydı. çaresiz gözlerle bakıyordu. ona doğru ilerledim tereddütsüz. bu sefer konuşacağımı düşündü. maskenin altından konuşmak için dudaklarını araladığını anladım. kendini hazırlamaya çalışıyordu. işaret parmağımı ağzına doğru götürdüm. susması için bile olsa ona dokunacağım için heyecanlandığını hissettim. dokunmadan susması için parmağımı uzatıp, ifadesiz bir yüzle kaşlarımı kaldırdım. yürüyüp kaskımı taktım ve motora binip gittim. ona bunu yaşattığım için sadistçe bir zevk almıştım. bir ölüye kabir azabı yaşatarak zevk almak gibi. enerjilerimizden onu hiç bir zaman dinlemeyeceğimi anladığını hissettim. dinlemeyecektim çünkü ölümden sonra ölünün son sözü olamazdı...
arcobaleno arcobaleno
değişmek mümkün! hem de hayata rağmen. kimse kolay olacağını söylemedi zaten.
ama mutsuz hissediyorsanız değişince de mutsuz hissedebilirsiniz o geçmeyebiliyor.
zaten eksik hissetmek, mutsuz hissetmek daha iyisini hedeflemek için yakıt olarak kullanılmalı.
dale nunes dale nunes
seni, senden sonrakilerden ayıran en önemli şey acık sözlülüğündü. sen nasıl bir insan olduğunu daha ilk günlerden büyük bir acık yüreklilik ile ortaya koymaktan hic cekinmemiştin. kişisel sorunlarını, kötülüklerini, nasıl hain bir insan olduğunu bana en ince ayrıntısına kadar anlatmıştın. o kadar ki, babanın işlediği sucları utancla anlatır, hapishaneden yolladığı mektupları bile bana okuturdun. ben sende maskenin ardını biliyordum.


senden sonrakilere karşı kendimi kolaylıkla frenlememin temel nedeni de hep bu oldu. onlar ya kücük yalanlar söylemeyi, ya satranc oynamayı tercih ettiler. nasıl insanlar olduklarını onlar söylemediler, hep ben anladım. o zaman da işin tadı kacar oldu.
purge me purge me
bir gün evlilik vaadi ile tokatlanıp müge anlı'ya çıkarsam, (bkz: evlilik vaadiyle dolandırılmak) instela'nın adını vercem. instela sözlük yazarıyım ben müge apla dicem. sevgiyi, insanlara koşulsuz güvenmeyi orada öğrendim dicem. gider ayak burayı da boklayıp gideriz lsdkjf.
kalsarikannit kalsarikannit
dedem 1.90, anneannemse yaklaşık 1.50 cm boyunda. dün kasaba yolunda beraber yürürlerken, anneannemin ayağı takılmış, düşmek üzereyken dedem yakasından tutup kaldırmış. bir şey oldu mu, ağrısı filan var mı diye merak edip aradım. anneannem; yok kele ne ağrısı, yakamdan tuttuğu gibi havaya kaldırdı, karamürsel sepeti gibi taktı koluna diyo. akşamdan beridir gözümde canlandırıp gülüyorum anlattığına. gerçekten de true love yani.
2
purge me purge me
şükür güneşin doğduğu güzel bir sabaha uyandım. barajlardaki doluluk oranı yüzde 80'i geçmiş ilk ona baktım sabah. manyak gibi takıntılıyım o işe bir kaç zamandır. bu arada kediler iyiden iyiye astıma koşturuyor beni buna bir çözüm bulmak şart. her yer tüy, gebercem. rulo falan kesmiyor. söyleyeceklerim bunlar. kahvemizi içelim, efendi gibi işimizin başına geçelim. çok pis hell yeah diyesim var ayrıca. garip ve keyifli bir gün başlangıcı olmakta.
441 /