spor günlüğü

kadıköydeki beşiktaş iskelesi kadıköydeki beşiktaş iskelesi
çok değerli instela yazar ve okurlarını spora teşvik etmek ve spor yapanları motive etmek için başlığımız açılmıştır. hayırlı olsun.

amaç, koşan, bisiklet süren, yürüyüş yapan insanların yaptığı aktiviteyi verilerle (grafik, süre, hız.. vs) burada paylaşarak diğer insanlara örnek olmak ve insanları motive etmek.

bugün itibariyle yaptığım aktiviteleri verilerle paylaşıyor olacağım ve aktivite boyunca yaşadığım tecrübeleri burada yazacağım. sizlerin de desteğini bekliyorum.

bugün ki koşum: 11 km, pace: 5,36/km



3
kadıköydeki beşiktaş iskelesi kadıköydeki beşiktaş iskelesi
selam sözlük,

yarın vodafone istanbul maratonu var. bugünden tüm hazırlıkları yaptım. koç ailem üyesi olarak koç topluluğu spor kulübü ile birlikte koru'da buluşup start noktasına yüreyeceğiz.

hep birlikte 10k koşacağız. güzergah aşağıdaki gibi.





bu koşuda çağdaş yaşamı destekleme derneği'nin anadolu da bir kızım var projesi için koşacağım. an itibariyle başlattığım kampanyanın %82 sini tamamladım. tüm bağışçılara çocuklar adına buradan teşekkür ediyorum.

yarın koşarken ki deneyimlerimi burada paylaşıyor olacağım. herkese iyi eğlenceler.

etkinlik programına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

www.maraton.istanbul
kadıköydeki beşiktaş iskelesi kadıköydeki beşiktaş iskelesi
vee büyük koşu bitti. 40. vodafone istanbul maratonu.

alarmın 05:20de çalmasıyla uyandım bu sabah.
ben duş alıncaya kadar ocağa koyduğum 2 yumurta haşlanmıştı bile.
duştan çıktım, giyindim ve kahvaltı hazırlamaya başladım.
bol peynirli kocaman ekmekle güzel bir tost yaptım, yanına domates, peynir, zeytin.. ve kuruyemişler: fındık, ceviz, incir..

saat 06:00 gibi evi terk ettim ve düştüm yollara.

metrobüsle start noktasına varırım umuduyla kartal metrosu bindim ve ünalan durağında indim. güvenliğe sorduk, metrobüs çalışmıyor dedi, yoldan yürüyerek gidelim dedik, yasak gidemezsiniz dedi. tüm yollar kapalı. herkes perişan. neyseki metroda karşımda oturan çiftle muhabbet etmiştik bu sırada, dedim taksiye binip gidelim. tamam dediler. onlar istanbul'u hiç bilmiyorlardı belli ki. taksiye bindik, gidebildiğimiz en yakın nokta, üsküdar üzerinden altunizade durağıydı. taksiden indik, ben onlardan yolu ayırdım. koru'ya yürüyüp koç topluluğu spor kulübüyle buluştum. koşu sonrasında vapurda kahvaltı için bileklik verdiler ve saat 08:00 gibi start notasına yürüdük hep beraber.

ve rezalet başladı. çantaları emanet araçlarına vermek için insanlar birbirini ezdi. bariyerlerin üzerinden atlayan mı dersin, önündekinin üstüne çıkan mı dersin. tam bir izdiham yaşandı. sözde 40 yıldır düzenlenen bir etkinlik, sanki ilk defa düzenleniyor. neyse verdik çantayı, geçtik toplanma alanına.

ve koşu başladı..

kalabalığa maruz kalmamak için önlerde yer almaya çalışsam da nafile. köprünün yarısına kadar koşmak imkansızdı, herkes yürüyor yada fotoğraf çekiyor. insanların arasından zik zak çizerek geçmeye çalıştım. pardon afedersiniz diye diye koştum sürekli. tam köprüyü geçtim, hafif yokuş başladı, benim de bacaklarımda bir yorulma başladı, güçsüz hissettim nedense. ilk defa böyle oldu. birazcık zorladım kendimi, devam ettim. baktım olmuyor. yürüyeyim bari. birkaç dakika yürüyünce bacaklar kendine geldi, yavaş tempo başladım. barbaros'tan aşağı saldım kendimi. fren boşalmış kamyon gibi.
yavaş yavaş toparlandığımı hissediyordum bu arada. iyice açıldım. tam su noktasından su alırken arkamdan bir abi yaklaştı, hadi demesiyle şaşırdım. en önde ben varım, ve ekipteki arkadaşlara fark attım sanıyordum. meğerse hemen arkamdalarmış. neyse ben bu gazla düştüm peşlerine. önde 2 kişiler.. var gücümle asıldım, bırakmadım peşlerini. üçümüz beraber dolmabahçe'den karaköy'e kadar geldik, iyi tempoyla koşuyoruz. bu sırada bir sürü kişiyi geçtik. galata'dan geçerken arkadaş tempoyu artırdı, ben cevap veremedim. aktı gitti. benden 1 dakika farkla bitirdi. ben ve diğer arkadaş finişe beraber girdik.

ve en güzel an, madalya alma anı.. işte herşey bunun için.



çipleri teslim ettik, kumanyamızı aldık. ekibin gelmesini bekledik. bu sırada emanet otobüslerden çantaları almaya çalıştık.

izdiham vol-2

böyle bir rezillik olamaz ya.. görevliler çantaları numara sırasına göre değil karışık koymuşlar. bir sürü insan aynı anda çantasını almak istiyor ama alamıyor. çünkü görevliler çantaları bulamıyor.. insanlar gerildi, bağırdık, çağırdık nafile.. anladım ki toplum olarak 50 yılımız var daha.. bizden bir b*k olmaz.

ekip toplandı, tabi bu sırada bir sürü fotoğraf çekindik. fotoğraflar, videolar havada uçuşuyor.. gelsin instagramlık fotolar..

hep beraber koç topluluğuna dahil olup vapura bindik. vapurda enfes kahvaltı bizi bekliyordu. zaten acıkmışız. mmmm harika.

değinmeden geçmemeliyim, organizasyonun verdiği kumanya çok zayıftı, bir muz, bir çikolata. bir de nescafe 3 bir arada koymuşlar. beleş buldular herhalde.

bu yıl bir sürü koşu etkinliğine katıldım. şunu net söylüyorum ki, katıldığım en berbat organizasyondu. evet herkesin hayatında bir defa yapması gereken bir şey.. ben de yaptım. daha da katılmam.

parantez açayım, ilk 2 km'de bacaklarımdaki güçsüzlüğün sebebini öğrenmek istiyorum. bilen varsa aydınlatsın lütfen.

herkese iyi günler. koşuyla kalın.



3
kadıköydeki beşiktaş iskelesi kadıköydeki beşiktaş iskelesi
bugün de delirdik çok şükür..

geyik koşusuna hazırlık olsun diye en az 20 km koşmalıyız deyip başladık koşmaya.

parkur oldukça sert. dik ve bitmek bilmeyen yokuşlar vardı.

toplam kazanılan yükselti, 740m

7:05 pace ile 24km koştum.

15inci km itibariyle kendime küfür etmeye başladım.

o son tura başlamayacaktım.
noldor noldor
arkadaştan gelen haber ile kadıköy iskelesinde buluştuk.
ada vapurunu kaçırdığımız için beşiktaşa geçelim bari dedik...
oradan yavaş tempo ile sahilden rumeli kavağı...
o orada kaldı ben dönüşe geçtim 1 çay molasından sonra...
dönüşte sahilden düz geleceğime bi yokuş çıkayım dedim ve gözümü istinye bayırına diktim...
biraz zorlasa da iyi geldi...


noldor noldor
5 kişi planlanan sürüş, 1 arkadaşın alarmının çalmaması üzerine 4 kişiye düştü...
1i de babalar günü kahvaltısı sebebiyle erken veda etti...
3 kafadar, biraz şanssız bir şekilde (2 kez lastik patlattık) de olsa turladık anadolu yakasını...