stairway to heaven

2 /
kendininietzschesanandallamaşizofren kendininietzschesanandallamaşizofren
türkçe çevirisi :

bir kadın var tüm parıltıların altın olduğuna inanan
ve bir merdiven satın alıyor cennete
ve vardığı zaman oraya biliyor ki
bir kelimeyle elde edecek orada bulunma amacını
ve bir merdiven satın alıyor cennete

bir işaret var duvarda
yine de emin olmak istiyor
çünkü bilirsiniz bazen iki anlamı vardır kelimelerin
orda, dere kenarındaki ağaçta
bir kuş var şöyle diyor şarkısında
'bazen kuşkuyla dolar tüm düşüncelerimiz'

ah meraklandırıyor beni

öyle bir hisse kapılıyorum ki batıya baktığımda
sanki ruhum haykırıyor uzaklaşmak için
rüyalarımda duman halkaları görüyorum
ağaçların arasından yükselen
ve durup bunu seyredenlerin seslerini duyuyorum
ah bu beni meraklandırıyor
bu beni gerçekten meraklandırıyor

eğer hepimiz katılırsak ezgiye
gerçeğe götüreceği fısıldanıyor kavalcının
ve yeni bir gün doğacak bekleyenler için
orman kahkahalarla çınlayacak

eğer bir patırtı varsa bahçenizde
telaşlanmayın
mayıs kraliçesinin bahar temizliğidir
evet iki yol var gidebileceğiniz
ama uzun vadede
hala vakit var değiştirmek için yolunuzu

kafanız zonklar durur, nerden bileceksiniz
ezgiye katılmaya çağırıyor kavalcı
sevgili bayan duyuyor musunuz esen yeli?
ve biliyor musunuz ki
rüzgarın fısıltılarındadır aradığınız merdiven

estiğimizde yoldan aşağı doğru
gölgelerimiz ruhlarımızdan daha uzun
bir kadın yürüyor hepimizin tanıdığı
beyazlar içinde parlayan ve herkese göstermek isteyen
herşeyin nasıl altına dönüştüğünü
ve dikkatli dinlerseniz eğer size de ulaşacaktır ezgi
hepimiz bir ve birimiz hepimiz olduğunda
bir kaya gibi sağlam olup yuvarlanmadığımızda

ve bir merdiven satın alıyor cennete...
egosavar egosavar
1994 yılında taksimde (şimdi var mı bilmem) dersaadet adlı barda yaşar kurt tarafından çalınıp söylenirken elektriklerin kesilmesine rağmen yaşar kurt'un çalıp söylemeyi sürdürdüğü ve son batari solosunu yaşar kurt'un tahta sandalyede attığı şarkı.
venom venom
paylaşım programlarında jimi hendrix yorumu diye reggae sürümü dolaşan şarkı. kesinlikle çakmadır.

hendrix'in vefatı 18 eylül 1970, şarkının bulunduğu albümün kaydediliş tarihi 1970, çıkış tarihi ise 8 kasım 1971. ayrıca wikipedia'da kayıtlı olan yorumlar arasında hendrix yer almıyor.

stairway to heaven - wikipedia, the free encyclopedia "stairway to heaven" was voted #3 in 2000 by vh1 on its list of the 100 greatest rock songs, and was placed at number 31 on rolling stone magazine'... wikipedia
iao iao
symphonic led zeppelin albümünde bulunan londra filarmoni orkestrasının yorumladığı hali de en az orjinali ve canlı versiyonları kadar görkemlidir.

the song remains the same adlı efsanevi konser albümünde robert plant "and the forests will echo with laughter" dizesinden sonra "does anybody remember laughter" diye haykırır.

john bonham'ın ölümünden sonra anısına verilen konserde led zeppelin kadrosu ve davulda john bonham'ın oğlu jason bonham bu parçayı icra ederken robert plant bu cümleyi çok ayrı bir gülümsemeyle söyler.

ayrıca robert plant'in grubun dağılmasından sonra özellikle ters yorumlar yaptığı ve söylemekten kesinlikle kaçındığı bir parçadır. röportajlarda parça hakkında genelde olumsuz konuşur ve bunun sebebini açıklamamıştır.
goddess of the cemetery goddess of the cemetery
kesinlikle bir müzik efsanesidir..dinlenmesi şart olan bir led zeppelin şarkısıdır.ayrıca birçok insana led zeppelini ilk tanıtırken dinletilebilecek özel bir melodiye sahiptir...
sözleri ile kalpleri bir kez daha kazanacaktır tüm artı yönlerinin yanısıra...
iao iao
bir iki gündür parçayla ilgili arada kafamda düşünceler dönüyor, oradan da çıkarım yapıyorum. neymiş bakalım bunlar:

* led zeppelin'in en iyi parçalarından biridir. belki bazı bünye bunu çok piyasa bularak en sevdiği parçanın ilk albümden i can t quit you baby olduğunu söyleyip bunun bir willie dixon bestesi olduğunu kaçırıyordur. ya da kimi de presence'dan for your life'ta kendini buluyordur ama nothing else matters sendromunu bir kenara atarsak gerek ölümcül solosu, plant'in vokali, büyülü girişi ve sonlarda bonzo'nun kendinden geçişleriyle bir kilometre taşıdır.

* şimdi gelin itiraf edelim, daha doğrusu edeyim grubu dinleyip, grupla ilgili sırlar dünyası tadındaki efsaneleri dinleyip yıllardır dalga geçen ben, şu meşhur backmasking olayını ilk dinlediğinde hafif bir göt olmayla gelen güzellik bozulması yaşamıştım. evet, tahmin edildiği gibi parçayı dinledikten sonra tüm led zep cdlerimi kırdım, plakları frizbi yaptım ve posterlerimi de ateşe verdim.

hayır, bunları yapmadım. ama olayı bir hatırlayalım. malum o zamanlar bilhassa jimmy page, aleister crowley hayranlığı ile sıyırmakta, adamın her türlü eşyasını toplayıp hatta en sonunda crowley'nin bir yıl civarı yaşadığı boleskine şatosunu satın almakla meşguldür. okültizm mevzularına dalmaya karar vermiş hatta the songs remains the same videosunda kendini hermit olarak tasvir etmiştir.

gençlik heyecanları diyebileceğimiz bu dönemde page bu mevzularla canı gönülden ilgiliydi. hatta hala dünyadaki en büyük crowley koleksiyoncularından biridir. robert plant ise o zamanlar keltik pagan kültürüyle ilgilenmekte, daha çiçek böcek ve şövalye takılmaktaydı. sonraki yıllarda ilgisi giderek hint kültürüne kayacak hatta hintli karısının da etkisiyle bu iyice artacak hatta sanatsal çalışmalarına da bu yönde ağırlık verecekti. bonzo ile john paul jones ise bunların rpg sevdalarını sallamayıp bira içmekle meşguldüler.

backmasking mevzusuna dönersek, tam tekniğini şahsen bilmemekle beraber; başta pink floyd, the beatles gibi grupların sıkça kullandığı özellikle 70lerde pek bir moda olan, parçayı ters çevirince arkaya saklı cümleler intiva eden bir çeşit puzzle, ilgi çekme objesi hatta bir facebook application'ıydı bu. fanlar şarkının orasını burasını kurcalar, oradan da şarkılarla ilgili şehir efsaneleri türerdi. misal paul mccartney'in ölümü öyküsü.

bu parça backmasking açısından epey yoğun bir parça. tüm ukalalığımı ve dalga geçmemi kaldırıp dinlediğimde bunların bir kısmını direk anlıyorum. hani tersinin analizinde çok zorlama kısımlar olsa da bazı bölümler aşırı belirgin. tüm metni buraya döküp giriyi bir sayfa daha uzatmak yerine merak eden açsın baksın:




elbette kıçtan sallama mı deyip kendim de ters çevirip dinledim, benzer sonuçları aldım. araştırmacı bir gazeteciyim, saadettin teksoy'dan teklif bekliyorum.

ne var bu sözlerde peki? işte satan matan'lı cümleler, aleister crowley'nin muhabetleri, ezoterik mistik tripler falan filan. crowley kendini şeytan ve deccal gibi sıfatlarla tanımlamaya bayıldığı için bu tür muhabbetler de eklenmiş parçaya. sonuna da biraz antik mısır sosu katılmış. özetle jimmy page'in mistik sevdaları parçaya yansımış.

aslında normalinde cenneti ararken, arka kısmında daha karanlık triplere giren parça iyi-kötüyü birleştirip bütünlüğü yaratmış deyip optimist bir dualist yorumu yapmak isterdim de pek de ilgimi çektiği söylenemez. zamanında hatta zaman zaman hala günümüzde de yobaz yazarlar "aman tanrım kafir şarkı!" diye çığlık atar bu parçanın tersi düzüyle uğraşa dursun, bilumum black metal grupları düzden saydırıp takılmaktadır gönlünce. bu da onların tarzıdır çünkü, müziklerinin temasıdır, satış formülüdür. frp öldürmüyor'dur.

* parçadan robert plant'in hiç hoşlanmaması, grup dağıldıktan sonra parçayı söylemeyi reddetmesine kendimce bir sebep buldum. o da şöyle ki, plant özellikle grubun dağılması öncesi yaşadığı olaylarla doğu kültürüne yaklaştı ve giderek page ile ilgilendikleri o mevzuları saçmalık olarak nitelendirdi. hatta alaycı tabirler de kullandı. parça birebir o dönemi yansıttığı için parçayı bu kadar sevmemesi ve reddetmesi muhtemel.

ayrıca parça da headley grange denen yerde kaydedilmişti. burası jimmy page'e ait bir mülk ve aleister crowley'nin yaşadığı yerlerden biri. "anılar, şimdi gözümde canlandılar sendromu" bir nevi.

* parçanın sözlerinde lewis spence'nin başta the magic arts in celtic britain adlı kitabından olmak üzere etkilenmeler mevcuttur. spence bir tarihçi, okültist ve elbette crowley bağlantılı bir kişiliktir ama daha kelt kökenleriyle ve iskoç gelenekleriyle ilgilidir. robert plant'ın sözler için ilhamı bu kitaptan aldığı söylenir.

* sona gelirken yazının "stairway to heaven: işte şeytanın şarkısı!" tadında bir rezillik olarak algılanmasından korkmayı sürdürürken bir parçanın içinde ters ya da düz "kill, satan, fuck, die" gibi kelimelerin geçmesi ile müzik tercihleri arasındaki farkı sorgulanmasını rica ederken, parçanın tersine düzüne takılmayıp dinleyicinin parçanın güzelliğine kendisini kaptırmasını diliyor, özellikle the song remains the same versiyonun dinlenmesini de şiddetle tavsiye ediyorum. gerek solonun daha da uzaması, robert plant'in does anybody remember laughter bölümü ve bonzo'nun çıldırışları. özetle, muhteşem.

benim için hala parça, plant'in deyimiyle umudun şarkısı, seviyorum. teşekkürler baba. (grammy heykelciğini kaldırır)*
2 /