stajyer avukat

1 /
myrmidon myrmidon
bir çok avukat tarafından, stajyer sıkacaklarında sıkılıp kanları ilaç niyetine içilen insanlardır. hoca-asistan-öğrenci zincirinde olduğu gibi, ezilenlerin çoğu imkan bulunca ezici hale gelirler ve yanlarında staj yapanların damarlarına diş geçirirler.

özellikle taşra yerlerde olanların büyük bir kısmına hiç ücret verilmemekle birlikte genel olarak günün rayici aylık 400-500 ytl civarıdır. bununla birlikte 2000 dolara varan ücret ödeyen yerler de vardır ama buralarda sadece kanları değil et ve kemik de büroya aittir.
jeanne darc jeanne darc
eşeğin yoksa stajyerin de mi yok deyimine ilham vermiş cefakar insandır.

ne o avukatlıktan bıktın mı şeklinde gelen patron sorusuna,
hayır, stajyerlikten bıktım şeklinde cevap verilebilir.
ozerk ozerk
avukatlar için bulunmaz nimettir. yanlarına 1-2 tane alırlar ve karın tokluğuna eşek gibi de çalıştırırlar. adliyelerdeki bütün angarya işler onlara yaptırılır. hacizlere onlar yollanır. tozlu dosyalar düzenlettirilir. başbelası müvekkillerle onlar konuşturulur. daha beterleri çay kahve yaptırır, bakkala sigara almaya yollar, insani insanliktan cikarir, seçtiği ve yıllarca hayalini kurduğu mesleği sorgulatırlar.
bir de bu stajyer milleti adliyelerde sık sık karşımıza çıkar. yaşını başını almış bond çantalılar yavaş yavaş salınırken bunlar saçı başı dağılmış bir halde ellerinde iş listesiyle o kalemden bu kaleme koştururlar. yüzlerinde ağlamakli bir ifade varsa anlarsınız ki biraz önce kalem tarafindan bilgisizligi bahane edilerek bir güzel azarlanmıştır. ne de olsa anne karnında öğrenilen bürokratik bilgileri bu cahil stajyerler her ne hikmetse öğrenememişlerdir. tam yarim sayfalik tezkereyi ayni gun almak istemektedirler ya da 3000 dosyanin icinden kendi dosyalarini bulmayi becerememektedirler. zaten en iyi stajyer bugun gidip yarin gelen stajyerdir. nereden ve nasil geldikleriyse onlari hic ilgilendirmemektedir.
neyse ki bu zorlu bir sene sonunda kader stajyerlere de güler ve onlar da kelebeğe dönüşen tırtıl misali avukata dönüsürler. artik güzel günler onları beklemektedir (mi acaba?).
xplashz xplashz
bir sene süren bir periyod.
ilk 6 aylık dönemde adliye, ikinci altı aylık dönemde de stajyerin kendisinin de seçebileceği bir avukatın yanında tamamlanmak zorundadır.

avukatlık kanununa göre ilk 6 aylık kısımda çalışması yasaktır. ikinci 6 aylık dönemde de sadece icra işlerini yapmaya ve sulh davalarına bakmaya muktedirdir.

angaryadır.
7221821 7221821
bir nevi çaylak yazar. şöyle ki bu insan dilekçe yazar, takip yapar,müvekkillerle görüşür, onları dinler ama resmiyette imzası yoktur, adı geçmez. ha duruşma faslında adı geçer ama orada da söyleceklerini hakim söyler, katip yazar, adı zabıtta kalır. off efkarlandım bak..
emphasis emphasis
acınası beleş elemandır. salak avukatın yaptığı hata yüzünden memurdan, memurun uyuzluğu yüzünden bitmeyen iş sebebiyle de yanında çalıştığı avukattan fırça yer.

bunlar iki çeşittir; 1) sıcacık ofiste oturup, adliyeye götürülecek belgeleri hazırlayanlar (-ki genelde kelimeleri yayarak konuşan cinconlardan oluşurlar), 2) sabah-öğle-akşam demeden o adliye senin bu adliye benim dolaşıp, akşam eve döndüğünde ayağı yanmış köpek gibi inleyenler.

gezginler aslında kendilerini ezik zannederler ama mesleğe başlayınca ciciş stajyerlere çok rahat parmak atarlar. ofis insanı yeni nesil staajjyerlerimiz feleğin sillesini yememiş olduklarından adliyede nasıl davranılacağını bilmez, memurlara emretmeye çalışırlar. oysa gezgin memurlarla çoktan enseye tokat döte parmak durumdadır, gerektiği takdirde işleri telefonla halledeni bile vardır.

bir de sem çilesi vardır bu gariplerin ki hallerini anlamaya çalışmak bile içler acısıdır. (bkz: staj eğitim merkezi )
xncister xncister
küçük şehirlerde yapıldığı zaman ne eğitim süreci nede adliye adliye gezen stajyerdir. dolayısıyla küçük şehirde stajyer olmak varmış denilen durumdur..
serserikırmızı serserikırmızı
fakülteden yeni mezun olmuş, kendini bir yücel sayman bir kayıhan içel sanan, "4 senede fakülte bitimişim o kadar kitabı okumuşum süper avukat olurum çok para kazanırım" mantığına sahip taze hukukçuların gazını almak için oluşturulmuş bir tür eğitim dönemi. 1 yıllık stajyerlik sürecinde öğrendiğiniz bilgilerin pratikte pek bir işe yaramayacağını, ilk etapta yegane görevinizin ayak işleri yapmak olduğunu öğrenirsniz. hacze çıkar, takip açarsınız. icra dairelerinde dosya aramak için merdiven tırmanırsınız. bir gün içinde hem ümraniye hem büyükçekmece adliyesine gidebilirsiniz. üstelik tüm bunları para almadan yapmak zorundasınızdır. sosyal sigortaya sahip olmanız da baro tarafından yasaklanmıştır. staj sonunda bir de tez yazmanız beklenir. tüm bunları atlattıktan sonra eğer baro sizi yeterli görürse ruhsatınızı alabilirsiniz. ha bir de bunun yanında stajyerlik döneminde para alması yasak olan avukatlardan ruhsatı vermek için baro tarafından bin küsür lira talep edilir. çok dertliyim sözlük.
ö ö
öncelikle avukat stajyeri diyince kulağa daha bir iyice gelen söz öbeğidir (her türlü kötü de, yersen diye)
dün evlerden biri'ni izliyorum pijama terlik televizyon üçlemimde. kafam girsin avukatları öyle gören zihniyete. yedi buçuk ayda götüm uçukladı şu mertebedeyken, yapmadığım ayak işi, girmediğim muhabbet ortamı, çemkirmediğim memur, gitmediğim banka, haciz mahalli, icra dairesi kalmadı. adamların avukat görmediklerini siz değerli stajyer avukat severlere olayı karşılaştırmalı olarak anlatmak istiyorum:

dizimizde:avukat takım elbisesiyle sahneye girer, stajyerine iki işi aynı anda sürdürebilmen çok güzel diye kafasına pat patlıyor.
uygulamamızda: avukat kot pantolonu ve tişörtüyle sahneye girer, stajyerine 2012/324 dosya nerde diye sorar. stajyer lan ne diyor bu, hangi dosyaydı o (bir sürü dosya var hangisiydi)diye düşünürken. bir de gelirken iki çay yap da gel. o işin bitince bilirkişi raporunu yaz, tanık beyanına karşı beyanda bulun. onların acelesi var (halbuki daha o gün tebliğ edilmiş ve iki haftalık süreleri vardır) der ve nasıl koydum ama stajyere gururuyla sahneden çıkar. - hani pat pat? hani gurur, hani stajyerlik-

dizi: daha 2 aylık hukuk-1 öğrencisinin odası var masası var sandalyesi var çalışacak alanı var ammaaa işi yok. bütün gün elinde kalem saydırıp, pöf çok sıkıldım diye pencereden bakıyor
uygulama: dört yılda fakülteyi bitirmiş hukuk mezunu bir insan. masa ve sandalye vermem orda takılırsın deniyor işe girerken. hadi neyse, masaya geçiliyor, sekreter de dahil herkes taşak geçiyor bu arkadaşla. sıkılacak zaman yok çünkü adliyede koşuluyor bütün gün. büroya gelince bir şeyler yazılıp çiziliyor falan filan (yaşadım)

dizi: hani şu takım elbiseyle sahneye giren keltoş avukat vardı, heh o "ımm yarın 1.ticaret mahkemesine git, sonra da icra dosyasını açarız" diyip sahneden çıkıyor
uygulama: bir kere icra dosyası diye bir şey yok, takip açılır, götümüzden teknik şeyler uydurmaya gerek yok değil mi? avukat bir liste halinde stajyere yapacak işlerini veriyor, sahneden çıkıyor, yaparsın bunları yarın da diyor. öyle stajyerin gözlerinin içine bakıp seni seviyorum stajyer gibi bakmıyorlar, öküz öküz çıkıyorlar. ekşisözlükte bir yazarın yazdığı gibi "neden böyle yapıyor. çünkü o bir avukat!"

dizi: en canalıcı kısım. ay sonunda herif yaklaşık üç bin lirayla eve dönüyor.
uygulama: stajyer avukatların sigortalı olması, ücret alması yasak. dolayısıyla avukatların insafına kaldığımızdan bir miktar para alıyoruz. izmir için bu miktar 500 tl ortalama. bazen de yol yemek bu paranın içinde oluyor o derece vahim durumda olanlar var. ben 700+günlük 6liralık yemek+yol yok olarak çalıştım, o kadar memnuniyetsiz değildim. ancak hiç, bir tomar parayla dönemedim lan ben eve. aldığım maaş iki kağıttan oluşuyor benim

bir stajyer avukat incelememizde daha buluşmak üzere. ben gidem de avukata çay yapayım sonra da büronun paspasını. en son da kalan zamanımda üç tane dava dosyası var onlarla ilgileneyim. he tabi icra dosyaları da cabası, onları sayamıyorum bile.

belki umduğumdan daha güzel geçer stajyer avukatlık, öptüm ö!!
mutfaktabirimivar mutfaktabirimivar
kendini, amerikan filmlerindeki gibi yargıcın sözünü kesen, ortaya deliller sunan jüriyi etkilemeye çalışan, ipten adam alan bir cengaver sanırken, mahkeme salonlarına dosya taşıyan bir amele olarak bulan, zart maddesinin zurt bendini ezberlemeye çalışan erkişi.
countingtheboatsinthebay countingtheboatsinthebay
hukuk fakültesinden sonra dünyası değişen insandır.

hukuk okumak bir açıdan tıp okumak gibidir. herkes okuduğunuz bölümü söylediğinizde saygı gösterir. dört senelik fakülte hayatı boyunca ister istemez biraz götünüz kalkar, kendinizi toplumda çok önemli bir birey olmak üzere yetişiyor zannedersiniz. mezun olduğunuzda bütün kapılar açılacak, son derece saygın bir hayat süreceksiniz diye düşünürsünüz. eğitim hayatı bittikten sonra yapılacak ilk iş zorunlu stajdır. bu zorunlu stajı yapan insana da stajyer avukat denir.

stajyer avukat olarak adliyeye girmek egoyu okşayan ilk andır. vatandaş kapısından girmezsiniz. stajyer kartınızı gösterirsiniz, üzeriniz aranmadan adliyenin içine girersiniz. hayatı boyunca hiçbir mezuniyetinde zerre gurur yaşamamış bendenizi bile zafer sarhoşluğuyla hoş etmiş bir andır. yalnız sıkıntı o andan sonra başlar. nitekim sizler gibi yüzlercesi içeride koşuşturmaktadır. bunların büyük bir çoğu stajı bitirdikten sonra avukat ciktiginda en fazla 1.5 bin maaşla başlarlar. yüksek lisansını yapmış, bir iki yabancı dil bilenlerin daha avantajlı olduğu iddia edilir. hani onlar en yetkin hukukçu adaylarıdır ya, aslında onların da hiçbir ehemmiyeti yoktur. zira sözde en iyi hukukçu adaylarını çalıştıran prestijli bürolar icra ettikleri mesleğin ruhu olan hukuka zerre saygı duymazlar. iki yüzlüdürler. haftalık yasal mesai süresinin üzerinde çalıştırırlar. bunun yanında zaten yasal süreden uzun olan haftalık mesai saatinin üstünde de resmi olmadan çalıştırırlar. bunun için herhangi denkleştirme ücreti vermezler. kimse böyle bir isteği dillendiremediğinden bazen hadlerini aşıp avukatlarını gece 2'lere kadar çalıştırırlar. bazı bürolarda yataklar olur. eve dönme gereği olmasın, avukat 5 saat sonra çalışmaya hazır olabilsin diye. aslında bu genç avukatlar eksik hukukçulardır. en iyi okullarda okuyarak en saygın etiketleri iktisap etmişlerdir fakat adalet duyguları zerre gelişmemiştir. isyan etmeyi bilmezler, sadece boyun eğerler. onlar yüzünden bu sistem hiçbir zaman değişmeyecektir. zira bilmem ne hukuk bürosu etiketini taşıma egoları, 3-5 kuruş daha fazla para kazanma egoları yüzünden o en meşhur hukuk bürolarının sahibi olan "türkiye'nin en yetkin hukukçularının" genç avukat istismarı sonsuza kadar sürecektir. en nihayetinde kendi hakkını bile isteyemeyen, aciz, eksik hukukçular böyle böyle piyasaya sömürülmek üzere sürülürler.

ama biz avukatları bırakalım, stajyerlere dönelim...

mahkeme kalemleriyle muhatap olmak. hayatı boyunca kafasını zerre çalıştırmamış olmasına rağmen insanların işi düştüğü için statü sarhoşluğuna kapılmış, genelde lise mezunu olan bir güruh. onlara sevimli görünmek zorundasınızdır ki işinizi halletsinler. çünkü halledilmesi zaman isteyen bir işi o anda bitirmenizi bekleyen bir büroda çalışıyorsunuzdur. zerre saygı duymadığınız terbiyesiz, boş bir insanın suyuna gitmek. hayat muhakemesi yapılır, insanın gururuna yedirmesi güçtür. bu denli bir ayıya dayı deme hikayesini 23 senelik hayatınızda yaşamamışsınızdır. kendinizden iğrenirsiniz. üç kuruşluk adamlara tenezzül etmek zorunda kalmak ağırdır.

esasen çok saygın bir meslek yapmadığınızı ve yapmayacağınızı fark edersiniz. kalemlerle muhattabınız bittikten sonra müvekkillerle muhatap olacaksınızdır. sonuçta hizmet veriyorsunuz. verdiğiniz hizmetin diğerlerinden hiçbir farkı yoktur. dönercinin gayesi döner satabilmekken sizin gayeniz bir bakıma beyninizi/ kendinizi satmaktır. görgüsüz, helal para kazanmamış, eğitimsiz insanların hizmetçisi olursunuz. her şey bundan ibarettir. zira gerçekten haklı olanın yanında olacak olsanız aç kalırsınız.

beyaz yakalıların kendini kandırma çabası pek hoştur. michael kors çantası, samsung s3'ü, tod's ayakkabıları. ileride satın alacağı araba, ev. hayatı bunlara sahip olabilmek için köle gibi çalışarak geçer.

hukukçuların değil sistemi değiştirme çabası, sistemi değiştirme istekleri bile yoktur. hayattan iki şey isterler: toplumda saygın kimseler olarak adlandırılabilsinler; bunun yanında lüks bir hayat sürebilsinler.

"we took the wrong step years ago" hawkwind

edit: sorumluluğu bir insanın hayatı olduğu vakitler de vardır. o tür durumlarda mesleğin ehemmiyeti anlaşılır. bazen 9-5'ten ibaret olmaması gereken bir meslektir. onun için en iyisi ceza avukatı olmamaktır. bir insanın hayatı karşısında son derece önemsiz olan konularla ilgilenmek daha mantıklı olabilir.
1 /