ev taşımak

ela gozlerimdeki renkli hikayeler ela gozlerimdeki renkli hikayeler
güyaa kurumsal bir firma ile anlaşmıştık.

tabi olaylar beklediğimiz gibi çıkmadı. adamlar kolileri fırlatır gibi atıyorlardı.

abi dedim ben sizinle kurumsal olduğunuz için anlaştım, bu bu nedir bu?

abi dedi ki; bacım ameleliğin kurumsallığı mı olur?

aldığım cevapla, duvarın dibine usulca çöktüm, boş bir koliye oturdum, ayaklarımı uzattım, bir sigara yaktım, ayaklarımın üstünden atlayıp kolileri fırlatmaya devam ettiler...

birini hayran hayran seyretmek

pyxis pyxis
senelerimi harcadığım, geçen hafta nişanlandığını öğrendiğim insana karşı yaptığım eylem. karaköy'e gidip kahve içip kitap okuma aktivitemiz sırasında elimdeki kitabı okur gibi yapıp dakikalarca kendisini seyrederdim. dünyanın en güzel dakikalarıydı. keşke hala bi anlamı kalsaydı.
3

yapay kızlık zarı

elma yemeyi reddeden adem elma yemeyi reddeden adem
namus ne bacak arasında ne de beyinde, namus diye bir şey yok bence ama illa bir davranışı kategorize etmek istiyorsanız vicdanım rahattı ya da değildi diye kategorize edebilirsiniz. vicdan da yok ama namustan biraz daha ölçülebilir.

her boku yemiş kişi de 8-10 kişiyle yatmış altı üstü. hırsızlık yapmamış, kimsenin canına zarar vermemiş, sadece seks yapmış.

her boku yemiş insan görmemişsiniz siz.
2

orospu çocuğu taksici

stera stera
istanbul'da çalışırken bir bayram tatili dönüşü havaalanından eve geçiyorum. evim bomonti'de olduğu için de taksi kullanıyorum. gece tarifesinin yeni kalktığı zamanlar ve havalimanından benim evim 40 lira civarı tutuyor. giderken taksimetrede "2" (gece tarifesi) yazıyor ve bedel 50, 60... artmaya devam ediyor. evin önünde durduk 80 lira hanfendi dedi taksici. ben gayet sakin, gece tarifesi kalkalı epey oldu, siz de beni misafir sandınız snırım dedim. mırın kırın etti. karakola çekin beyefendi lütfen dedim. biraz söylendi. 40 lira verip indim.

burda orospu olan taksicinin annesi değil ta kendisidir. hepsi aynı olmamakla beraber maalesef böyleleri yüzünden genel izlenim bu. şimdi gittiğimde uber kullanıyorum.

istanbul da ulaşım probleminin sebepleri

maça tangasını vuran adam maça tangasını vuran adam
1) insanlara "toplu taşımaya yönelin" diyen amcık ağızlı yetkililer.
- be a.koduklarım siz kullanıyor musunuz? sizin çocuklarınız kullanıyor mu? belediye başkanı işe arabayla gidiyorsa (sanki bi ske yarıyomuş gibi işe gidiyor bi de), ben de giderim. onlar lüksünden, keyfinden taviz vermeyip suçu bana atmaktan vazgeçmeliler.oh amk, belediye başkanı yaksın çakarları, emniyet şeridinden basıp gitsin ultra lüks arabasıyla, çocukları da ultra lüks başka arabalarıyla fink atsınlar ortalıkta, vatandaş tanga metrobüse binsin. oldu gülüm başka?

2) insanlara "toplu taşımaya yönelin" diyen o.çocuğu yetkililer.
- sorun çözmek vatandaşın görevi değil ibneler, ne skim yemeye oturuyorsunuz orda? beceremiyorsan siktir git. sen de koltuğu bırakıp toplu taşımaya yönel.

3) insanlara "toplu taşımaya yönelin" diyen yavvvvşak yetkililer.

4) insanlara "toplu taşımaya yönelin" diyen ..... yetkililer.
1

hayallerini gerçekleştiremeden 35 yaşına varmak

aphross aphross
hayata doğuştan 1-0 önde başlamayan insanlar belli bir bilgi birikimi ve paraya erişene kadar 35 i bulur. istisnalar olsa da, genelin şans faktöründen nasibini alacağını düşünmek fazla iyimserlik olur. 35 e kadar ense yapmak yerine şartları olgunlaştırmış insanin ise artık tek ihtiyacı cesarettir.

buradaki birçok gencimiz için 35 yaşında olmak yaşlı olmak anlamına gelse de, insanin en dolu, hayata ve kendisine en net bakabildiği, en güzel olduğu ve hissettiği, ayaklarının yere en sağlam basmaya başladığı, her şeyin "en" olduğu yaşların ilk basamağıdır. düşe kalka edindiğin tecrübelerini almış, cebine koymuşsun. artık her şey daha kolay, daha net, daha acısız.

bir de bu yastan sonra bünye sebepsiz yere serotonin salgılıyor galiba. sabah sabah ne güzel geldi kafası.

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

simone cecile simone cecile
"insan 16 yaşındayken dünyayı değiştireceğini düşünür. 18 olduğunda düşünceleri sert bir kayaya çarpar. 20 yaşına geldiğinde hiçbir şey değiştiremeyeceğini anlar. 25 yaşına geldiğinde ise dünyanın onu değiştirdiğini fark eder.

ve insan 25 yaşında ölür, 75 yaşında gömülür."

tarkovski

edit: duzeltme icin steph'e tesekkurler. frankline aitmis.

neseli makarna

abcd02561 abcd02561
mağrur ve gururlu bi arkadaşımız. yüzüne gülenler tarafından sinsice zirveden gitmesi ima edilince gururuna yediremeyip aslanlar gibi paşalar gibi hesabını kimselere bırakmadan bizzat kendisi ödeyerek çekip gitmiştir. cehennem buz tutana kadar seninleyiz makarna reyis.

böylece de instela zirvelerinin sadece bi grup burjuva elitist tarafından sadece kendi zevkleri ve isteklerine göre düzenlendiğini, başka biri katılınca istenmeyen adam ilan edildiğini görmüş bulunmaktayız. neseli makarna kardeşimiz artık bi jan darktır bu sözlükte. kendisi yanmış ama uyanışı başlatmıştır.

engin ardıç

elma yemeyi reddeden adem elma yemeyi reddeden adem
tam kapatıp yatacaktım ama engin ardıç bokunu görünce yazasım geldi. atatürk'ün ölümünün üzerinden 80 yıl geçti. ülkenin başında 15-20 sene kaldı atatürk.

türkiye'nin bütün entelektüelleri, bilim insanları, sanatçıları atatürk hakkında hep mükemmel şeyler yazmışken kim siker engin ardıç'ı. engin ardıç bugün ölse çocuğu varmı bilmiyorum ama o bile üzülmez. hatta daha fazla rezil olmayacağı için sevinir belki de.

"atam, hala yaşıyorsak;
edepsizlik sayesinde!
memleketi soruyorsan;
politika dehlizinde!
iktidarlar senden sonra,
devrimlerin tavizinde!
anlatayım halimizi,
kalemime izin ver de!
yobazlarla gericiler.
onlar bizden daha zinde!
…" (`aziz nesin)


paşalar onun arkasındaydılar.
o, saatı sordu.
paşalar : "üç," dediler.
sarışın bir kurda benziyordu.
ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
yürüdü uçurumun başına kadar,
eğildi, durdu.
bıraksalar
ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
kocatepe'den afyon ovası'na atlayacaktı
…." (`nazım hikmet)


"ağlayalım atatürk'e
bütün dünya kan ağladı
süleyman olmuştu mülke
geldi ecel, can ağladı" (`aşık veysel)


birkaç dize sadece, yüzlerce binlerce var böyle.

bugüne kadar neredeyse bütün sanatçılar, söz yazarları, yazarlar atatürk'ü taparcasına severdi. bugün yine sanatçı, yazar diyebileceğimiz kişiler yine atatürk'e gönülden bağlılar.

oysa engin ardıç ne sanatçıdır, ne de yazardır. engin ardıç ve onun gibiler boktan bile değersizdir.

kerhaneler kapalı mıydı diye merak etmiş? insan bunu neden merak eder mesela ben onu merak ettim. az da olsa okunan bir gazetede yazı yazıyorsun ve yazının içinde 10 kasım'da kerhaneler kapalı mıydı hatırlamıyorum diyorsun. bu kafayı bilim insanları incelemeli. çocukluğuna inilmeli bu kafanın.

kerhanelerin kapalı olup olmaması atatürkçüleri aşağılamaz. atatürkçüleri bağlamaz ama aklında böyle bir soru işareti olan kişiyi bence aşağılar. evi mi kalabalık gördün de bu soru aklına geldi diye sorar densizin biri.

engin ardıç için 2 kelime yazmak bile zaman kaybı iken döndüm 2-3 tane şiiri hatırlamaya çalıştım, onları aradım falan. bir bok için 20 dk harcadım be sözlük.

bu ülkede herhalde kimse için şöyle bir karikatür çizilmemiştir sanırsam.



engin ardıç'ın ülkedeki değeri bu.

ankara kızları

aphross aphross
öğrenciyken geldim bu şehre, evlendim, yerleştim, birbirinden çok farklı birçok insan tanıdım, birçok dost edindim ama hala ankara kızı denince aklıma, kaldırımlar buzluyken bile giydiği topuklu çizmeleri, mini eteği, eksi 20 derecedeki ince çorabı, koyu makyaji ile üniversitedeki sınıf arkadaşım gelir.

bir de arabesk dinleyerek sevgilisi ile seviştiğini anlatmıştı bize. bu gereksiz bilgiyi unuttuğumu sanmıştım ama başlığı görünce hortladı.

oysa ki ankara da her bakımdan güzel kızlar varken, beynimde kodlaması bu şekilde olsun istemezdim ben de.