her vaka hasta değildir

dumrul dumrul
akp'nin her konudaki klasik tavrı şeylerin adlarını değiştirerek (kelimelerle oynayarak, bu örnekte sayılarla oynayarak) toplumu manipüle etmektir.

bu manipülasyonun amacı ne? kendi kendinize bunu sorabiliyor musunuz?

- oy devşirmek mi? ortada seçim yok. ama sonraki sorular kapsamında eh yani...
- toplumsal desteğini diri tutmak mı? kısmen evet.
- ekonomik olarak almak zorunda olduğu önlemleri geçiştirmek mi? kesinlikle evet.

fakat bu üçünü de içerecek şekilde bence en önemlisi şu: toplumsal denetimin dışına çıkmak. kimse size soru sormuyorsa, denetim dışındaysanız eliniz tamamen serbest kalıyor. kovid bağlamını da içerecek şekilde diğer alanlara da yansıyor bu. siz sanıyor musunuz ki sizden saklanan tek şey hasta sayıları? bu gibi tartışmalarda birileri sürekli bize şunu soruyor: "lan siz hayal alemindesiniz. ölümleri nasıl saklarlar?"

bak işte böyle. bu salgının daha en başında gözümüzün içine baka baka kovid kaynaklı ölümleri saklamaya başladı adamlar. bu konuda "şüpheci" olan arkadaşlar açar aytaç yalman'ın hangi tarihte neden kaynaklı öldüğüne bakarlar. sonra da iktidarın kovid kaynaklı ilk ölümü hangi tarihte açıkladığına bakarlar.

açıklanan sayı ile gerçek sayı arasında günde 30.000'den fazla fark var. sen bunun sebebinin sorulmasını dahi garipsiyorsan çevrilen başka bir numara olup olmadığını nasıl anlayacaksın? üstelik bu işin başındaki adam özel hastane patronu lan...

hastaları karantinaya alıp almadığını nereden bileceksin? var mı soru sorma imkanın? denetleme imkanın var mı?

dolar niye fırlıyor sorusunun cevabı bile burada apaçık duruyor. bu koşullarda yönetilen bir ülkeye kim niye yatırım yapsın mesela? toplumsal denetimin tamamen dışındaki bir siyasi hareketin yaratabileceği hasarın seviyesini nasıl ölçeceksin? nasıl önlem alacaksın? bizzat kendi hayatını ve özgürlüğünü nasıl koruyacaksın?
2

her vaka hasta değildir

bitli piyade bitli piyade
fahrettin koca'nın bugünkü yaptığı açıklama sırasında sarf ettiği cümle. yani rakamları gizlediklerini bir anlamda itiraf etmiş oluyor. sadece "semptomatik hastalar" tabloda var, asemptomatikler tabloda yok. bunu ancak 3. kez sorulduğunda açıkça söyledi. ama 3 kez sorulmasına rağmen "asemptomatik hasta" sayısını hala bilmiyoruz.
twitter.com

bir sinemada yaşanabilecek en dumur olaylar

mgun mgun
dumur değil de en sinir bozucu şey, filmin jeneriği akmaya başlar başlamaz içeceğini pıssssst diye açanlar... ya amk insanı iki saniye bekle de oyuncuları gör bari ondan sonra pısst'latırsın!

ha bu arada aklıma gelen iki detay var; birisi shrek 2'nin sonunda peri anne'nin şarkısından sonra tüm salon alkış tutmuştu, o olaydan sonra da bi daha animasyonlara fazla gitmemeye başladım, bu ne lan? bir de return of the king'in hüküm dağı sahnesinde "atacaksan at şu yüzüğü be" diye bağırmıştı sığır bir adam...

o zamanlar homurdanıyorduk ama şimdi özlüyor insan o günleri... amk çinlileri!

götler!

galatasaray

mgun mgun
"1 ekim 1905'te mektebin beşinci sınıfında edebiyat öğretmenimiz merhum mehmet ata bey'in dersi esnasında birkaç arkadaş başbaşa vererek galatasaray'da bir futbol kulübü kurmaya karar verdik. ilk girişimler oyuna ve mücadeleye yönelik arkadaşlardan asım tevfik sonumut, reşat şirvani, cevdet kalpakçıoğlu, abidin daver, kamil gibi gençlerdi. okulda eğitim gören bulgar ve sırp öğrencilerden çevik ve kuvvetli olanlar da bize katılmışlardı. asım'ı muhasebeciliğe, cevdet'i ikinci reisliğe seçmiş, kendim de reis olmuştum. asım her hafta arkadaşlardan birer kuruş toplamakta mahir olduğu için kendisini muhasebeci yapmıştık. ben reisliği topu yağlayıp şişirmekle almıştım. topumuza evladım gibi bakardım. zaten varımız yoğumuz da toptu. mektebe gelirken domuz sokağından geçer, domuz yağı alırdım. topu onunla yağlar, şişirirdim; yamasını yeni pabucumdan kesmiştim. bunu gören arkadaşlar, bana hepimizden fazla paye vermişlerdi. yani o zaman reisliğe ve diğer vazifelere payeyi en çok çalışan kazanırdı. cevdet de ikinci reisliği formaları yıkadığı için almıştı. maksadımız ingilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve isme malik olmak ve türk olmayan takımları yenmekti." -- ali sami yen

115 yaşına girmiş... kutlu olsun... seni öpheceyim...


king'ler!

açılan duyuruyu silmek

yanlış bir öyküdeyim beni yeniden yaz yanlış bir öyküdeyim beni yeniden yaz
dün bir duyuruya yaptığım yorumum silinmiş duyuru sahibi tarafından. bir iş ilanı vardı. görünce sevindim çünkü dayanışma görmek beni mutlu ediyor. yazdıktan sonra dolma yapmaya giriştim. işte sebzeleri aç, içini hazırla, doldur derken uzun süre sözlüğe giremedim. o sırada başkaları da yorum yapmış, duyuru sahibi bi şey yazmış. bildirimlerden anladım bu kadarını. girdim baktım benim yorumum dahil hepsi silinmiş. merak ettim sadece ne konuşuldu diye o kadar.

tatil yöresi migros u

a sami bayraklı a sami bayraklı
hac vazifesini tamamlayıp cami ile ev arasında mekik dokumaya başlamış olması gereken amcaların fedon kılığında kapkara gelip kasa kasa bira satın aldığı mekan.

yeter şu memleketin ekmeğini genç yaşlarınızda mis gibi yeşillik içinde boğaza karşı birahanelerde kadınlı erkekli ucuza bira içerek yediğiniz yetmedi, bize de güzel bir gelecek bırakmadınız, utanın ve daha fazla yemeyin fedonlar. vallahi bıktım.

ucuza yazmayı unutmuşum. önemli bi detaydı. ondan editledim.

sağlık bakanlığının covid 19 süreci yönetimi

dumrul dumrul
çok süper yönetimdir. kelime oyunları yaparak 30 binli sayıları binli sayılara indirdikleri ayan beyan ortaya çıktı, hastane patronu sağlık bakanı da her pozitif çıkana hasta demiyoruz diye bunu yine kelime oyunu yaparak örtülü şekilde kabul etti.

chp'lilerin verileri kurcalamaya başlamasından sonra mezarlıklar müdürlüğünün verilerinin erişime kapatılma nedenini zaten sorgulayan yok.

*akp süreci aşırı iyi yönetti taam mı bi kere? fahrettin husband kalp kalp.

from 44 to 48

nusseltvereynoldskardeşlerinschrödingercinsikedisi nusseltvereynoldskardeşlerinschrödingercinsikedisi
blackfieldin blackfield v albumunun son ve insanin karnina agri saplayan parcasi. zaten steven wilsonin icinde oldugu bi isin kotu ihtimali yoka yakin gibi bi sey oluyor genelde.

sozleri de yazalim:

then between 13 and 17
i'd dreamed of all the things i'd be and how
i'd see you all from high on a mountain and know i could take it.
then between 19 and 21
i knew one day that i'd become someone
and i'd stand up in front of a crowd and feel them adore me.
then from 24 to 25
a girl i liked became my wife i tried,
it was harder than i'd ever imagined to keep all my dreams alive.
then from 28 to 33
a new responsibility, a child.
and i worked hard to give her a home, to love and to shelter her.
then from 44 to 48
i knew i'd left it far too late for sure.
to climb up the mountain 'cause time's always running away from me.