instela

radiance radiance
sevgili arkadaşlar,

malum bütün dünya stresli bir dönemden geçiyor. bu stresi instela üzerinde de barındırmaya, en azından daha da beslemeye gerek olmadığını düşünüyorum.

bilindiği gibi "hakaret" yaptırıma tabidir. kullanıcılardan ricam; kendilerine hakaret eden kullanıcılarla karşılıklı atışmaya girmeksizin ilgili içeriği linki ile birlikte sitedeki içerik yöneticilerine bildirmesidir. bu şekilde hızlı, temiz ve net aksiyonlar alabiliriz.

teşekkürler.
3

vasfı sadece koca bulmak olan gereksiz kız

renfri renfri
hiç değilse kendi hayatı için doğru olanı yapmış kızdır.
bu devirde evlenilecek adam mı kaldı kıskacından sıyrılmış, uğraşmış, didinmiş, başka bir devirden adam ayıklamış, basmış nikahı. düğün de yapmıştır ki bunun için kendisini ayrıca tebrik ediyorum. gram altın olmuş 355 lira. uzun bir heteroseksüel ve tek eşli bir ilişki için adamın birini takribi yüz bin lira masraflı bir düğüne ikna etmek, hiç götünüzü başınızı oynatmayın; başarıdır. al sana vasıf. al sana kolektif bilinç. avmlerimizin biricik bitki örtüsü, şişme yelekli, bebek arabalı, taytlı hanımlarımız onlar. yedirtmeyiz.
5

vasfı sadece koca bulmak olan gereksiz kız

kınar hanım ın denizleri kınar hanım ın denizleri
öyle böyle derken bakıyorum bi, millet hem eşini bulmuş hem okurken doğurmuş çocuk işini aradan çıkarmış hem de ekmeğinin peşinde.

siz metrolarda, duraklarda iki dirhem bir çekirdek beklerken önünüzden geçen lüks arabalar içindeki hatunlar hiç mi hayatı sorgulatmadı size? hiç mi laaann acaba demediniz? hiç mi idealist kararlarınızı sorgulamadınız? erkek milleti klavye başında böyle fütursuzca atar tutar ama bunlar kız olsaydı üni'yi bile okumazdı, zengin bir adama kapağı atardı.

ben umut ve duygu fakiriydim bacılar ya siz?
2

friedrich wilhelm nietzsche

radiance radiance
bu ara sıkıntıdan kitaplarını gözden geçiriyorum. daha önceden rahat rahat okuduğum pasajlarda bu dönem "çakıcam bıyıklı suratının ortasına memnuniyetsiz negatif oç" diye söylenmeye başladığımı farkettim. stoacı olup doğayla bütünleşicem amk ama işte virüs var dışarıda da. sokam böyle vaziyete. bu aralar marcus aurelius'cuyuz.

duymaktan bıkılan cümleler

renfri renfri
ya sen ne kadar beyazsın böyle floresan gibi .s.s
ama tatlım minicik burnun var nasıl nefes alıyorsun oradan ehehehe

okumaktan en keyif aldığım başlık bu.
gerdan kırmalı, yha şapşikli cümleler. mahcup gülümsemeli minnoşluklar. burnu minicikmiş de, nasıl nefes alıyormuş da, bunu duymaktan illallah etmiş bak. hani önemli olan işleviydi? vallahi kandırılıyoruz.
8

90 ların en iyi filmleri

mgun mgun
90'ların türk ve dünya sineması adına büyük bir çıkış noktası olduğu hepinizin malumu... 70'lerde nispeten sekteye uğrayan yeşilçam 80'lerde sağlam bir kıpırdanma göstermiş... 90'larda da amerikalı, eşkıya ve ağır roman başta olmak üzere gişelerin de hatırı sayılır katkısıyla bir bir yükselişe geçmişti... dünya sinemasında da görsel efekt teknolojisinin de yavaş yavaş gelişmesiyle milyar dolar hasılatlı yapımlar tarihteki yerini bir bir almaya başlamıştı...

90'ları kim sevmez ki zaten... o yüzden sizlere geçtiğimiz 2 ay boyunca kendi çapımda uğraşıp hazırladığım kolaj videoyu paylaşmak istiyorum... 4 dakikada 183 filmle 10 yılın kısa bir özeti... umarım beğenirsiniz... iyi eğlenceler... teşekkürler... saygı ft sevgi...


90'lar!
6

yazarların karantinada yaptıkları

meczub meczub
''akademik yetkinlik''e sahip olmadan makale yazıyorum. sonra ''akademik yetkinlik''e sahip olan arkadaşlarla gözden geçirip son şeklini veriyoruz. onlar da kendi adları ile yayımlıyor.
neyse ki hepsinin rakı borcu birikiyor bana.

edit: aslında bu bir dram. teknik olarak lisans mezunu değilseniz istediğiniz kadar bir tarafınızı yırtın hiçbir yayın, yazdığınız makaleyi kabul etmiyor.
7

öğretmenlerin maaşına takan tayfa

emekli mecnun emekli mecnun
"ama cengiz inşaat da vergi kaçırıyor"

"doğuya gidiyorlar"

"soba yakıyoruz"

"kpss ye girdik"

gibi saçma sapan safsatalarla ortada bir adaletsizlik yok da birileri birilerine takmış gibi bir hava yaratılıyor.

yok öyle bir şey.

kpss ile alınan tek memur öğretmen değil.ama tatilde yattığı yerden maaş alan tek meslek grubu öğretmenler.

soba yakan doğu hizmetine giden tek meslek grubu öğretmenler değil ama tatilde yattığı yerden maaş alan tek meslek grubu yine öğretmenler.

üstelik ortada birinin hak etmediği paraları almasının bir başkasının hak etmediği parayı almasını meşrulaştırması gibi bir durum olmadı olamaz olmayacak.

kullanılmadığı zaman bile finanse edilmesi gereken değerli işgücünüzün somut çıktısını ortaya koyduğunuz zaman bu tartışmalar bitecektir.

aksi takdirde laf salatası ve siksokla ancak karşı tarafı haklı çıkartıyorsunuz.
3

ronaldo

birfincancay birfincancay
kendisi lisedeyken, matematik öğretmeni ona "senden adam olmaz evladım" demiştir. yıllar sonra kendisi dünyanın en iyi futbolcusu olup karşısına çıkıp "hoca sen bana adam olmazsın dedin ama ben yine elini öpmeye bi' hayır duanı almaya geldim. ver elini" demiştir.

matematik hocası öyle şey gibi kalmış buna rağmen elini de vermemiştir. ibretlik.

yazarların karantinada yaptıkları

zeyyez zeyyez
-köye geldim.
-koyun ve kuzu aldık onları seyrediyorum.
-tavukları seyrediyorum.
-arada çıkıp çiçek topluyorum hava alıyorum.
-kitap okuyorum.
-tv de dizi/belgesel izliyorum.
-normal zamandan daha fazla uyumaya başladım.

genel manada her günüm böyle geçiyor. bu süreçte köyde olmam baya avantajlı oldu, insanlardan uzak ve temiz hava açısından. negatiflikler olsa da güzel gibi şimdilik.

izmir suikasti

ofansif sol bek ofansif sol bek
mustafa kemal ile enver paşalar arasındaki iktidar kavgasının son raundu.

kendisi de eski bir ittihatçı olan mustafa kemal, 1910'ların başlarından itibaren ittihatçılardan kopmaya başladı. ittihat ve terakki önderliğiyle, bilhassa da devrin harbiye nazırı enver paşa ile arasında büyük bir uyuşmazlığın olduğu biliniyordu. ne var ki, kariyerist bir kişi olan enver paşa, başarılı bir asker olması yüzünden mustafa kemal'i harcamayı düşünmemişti. yalnız, fevzi çakmak'ın anlatımına göre, suriye cephesindeki bozgundan sonra mustafa kemal'i idam ettirmeyi düşünmüş, ancak fevzi paşa'nın "o cephenin asıl komutanı liman von sanders'tir. mustafa kemal'i idam ettirmeyi düşünüyorsanız onu da ettirmeniz gerekir" çıkışından sonra vazgeçmişti. zaten çok değil, 1-1.5 ay sonra da ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştı.

mustafa kemal paşa ile enver paşa arasındaki iktidar kavgası, kurtuluş savaşı yıllarında da devam etti. aslında resmi tarihte kurtuluş savaşı'nda ne kadar mustafa kemal paşa'nın tek önder olduğu vurgulansa da bu bana göre tartışmalıdır. zira, milli mücadele, içerisinde kemalistlerin yanı sıra enver paşa taraftarlarını, bazı hürriyet ve itilaf fırkası mensuplarını, sosyalistleri, kimi saltanat yanlılarını, kürt milliyetçilerini, çerkezleri ve pek çok farklı siyasi grubu içinde barındıran bir hareketti. mustafa kemal paşa'nın karşısında da en güçlü muhalefet odağı olarak enverciler bulunuyordu. mütarekeden sonra önce almanya'ya, sonra rusya'ya kaçan enver paşa'nın rusya'dan bir ordu toplayıp anadolu'ya yürüyeceği ve önderliği mustafa kemal paşa'dan devralacağı şeklindeki söylentiler, sakarya meydan muharebesi'ne kadar devam etti. doğu'da enver paşa tehlikesine karşı kazım karabekir komutasındaki kolordu, büyük taarruz'a kadar sınırda bekletildi. yunanlılar polatlı'ya kadar yaklaşmışken bu muazzam güçten yararlanılamaması da cabası.

kurtuluş savaşı'nın ilk aylarında ittihatçılar, hareketin liderliğini ele almaya çabaladılar. kurdukları pek çok örgütlenmeyle bu konuda epey de mesafe kat ettiler. bu örgütlenmelerin en bilineni de karakol cemiyetidir hiç kuşkusuz. cemiyet, ittihat ve terakki'nin önde gelen isimlerinden oluşuyordu. cemiyetin emrinde bulunan pek çok müfreze de cabası! zaten talat paşa'nın emriyle kurulan bu cemiyet, bu haliyle mustafa kemal'in önderliği için önemli bir tehdit oluşturuyordu. bu yüzden de yine mustafa kemal'in başkanlığındaki heyet-i temsiliye'nin emriyle dağıldı.

milli mücadelede ittihatçı etkisi, istanbul'daki ingiliz yanlılarının da elinde bir koz olarak kullanılageldi uzun bir süre. savaş yıllarındaki yolsuzluklardan ve tehcir gibi uygulamalardan dolayı geniş bir kesimin ittihatçılara karşı nefret beslemesi, ingiliz işbirlikçisi damat ferit paşa'nın "bu hareket ittihatçılığın devamıdır" şeklindeki kara propagandasını da beraberinde getirmişti. bu propaganda kısmen doğru olmakla birlikte, 1921'den itibaren durumun mustafa kemal paşa lehine değişmeye başladığını, ittihatçı kadroların etkisinin azaldığını söyleyebiliriz. sakarya meydan savaşı ile birlikte liderlik umutları suya düşen enver paşa, yönünü turancılık hedefiyle orta asya'ya çevirmiş, tacikistan'da bir kızıl ordu müfrezesi tarafından öldürülene kadar da bu hedefle yoluna devam etmişti. ilginçtir, hem mustafa kemal paşa, hem de enver paşa, anadolu'daki hareketin liderliğine oynarken sscb ile ilişki geliştirmeye, bolşeviklerin güvenini kazanmaya çalışmışlardı.

enver paşa 1922'de öldürüldü, aynı yıl büyük taarruz ile kurtuluş savaşı zafere ulaştırıldı. tartışmasız önder mustafa kemal paşa idi. peki, kavga bitmiş miydi? tam tersine, daha yeni başlıyordu. ittihat ve terakki'nin üç paşasından talat ve cemal paşalar 1915'in hesabını sormak isteyen ermeniler, enver paşa da kızıl ordu tarafından öldürüldükten sonra eski ittihatçı kadrolar başsız kaldılar. ancak, bu halde de mustafa kemal'e muhalefeti sürdürdüler. tabii, mustafa kemal paşa'nın tartışmasız liderliği, onunla uzlaşmaya karşı olan ittihatçıların da iktidar olma şansının ortadan kalkması anlamını taşıyordu. kemalistler ile enveristler arasındaki kanlı iktidar oyununun son perdesi de işte böylelikle açılıverdi. enveristler, bir suikast ile bu kanlı iktidar oyunundan galip çıkmayı amaçlamış, ancak baskın basanındır prensibiyle basılıp suç üstü yapılmışlardı. sonrası da malum; 13 idam, siyasi tasfiyeler, yurt dışına kaçanlar, atatürk'ün ölümüne kadar ismi bile unutturulanlar...

suikast ile ilgili görülen davalar da tartışmalıdır. mustafa kemal'e sorun yaratacağı düşünülen paşalardan kazım karabekir, ali fuat ve refet paşalar da yargılanmış, ancak beraat etmişlerdi. kimileri, bu paşaların ordu içinde sevilen ve sayılan isimler olmaları dolayısıyla mahkemenin idam etmeye cesaret edemediği için beraat kararı verdiğini söyler ki zamanın politik dengelerini düşündüğümüzde bu teori akla yatkın geliyor. bununla birlikte, söz konusu paşaların suikast ile ne derece bağlantılı oldukları da bir hayli tartışmalıdır. zamanın genelkurmay başkanı mareşal fevzi paşa, suikasttan üç yıl önce, ali fuat, kazım karabekir ve cafer tayyar paşalar ile ali şükrü ve rauf beyler gibi muhalif kimselerin bir askeri darbe ile mustafa kemal paşa'yı devirip yerine kendisini geçirmeyi teklif ettiğini, ancak kendisinin bunu kabul etmediğini anılarında anlatır. 1923'te bir siyasi cinayete kurban giden ali şükrü hariç, diğer bütün isimler izmir suikasti davasından yargılanır, rauf bey 10 yıl kalebentlik ile cezalandırılırken diğer isimler beraat ederler. fevzi paşa'nın anlattıkları, söz konusu isimlerin izmir suikasti'ne karıştıklarına dair kesin bir kanıt olmamakla birlikte, mustafa kemal paşa'ya karşı bazı yeraltı örgütlenmelerine katıldıklarını göstermektedir.

bu davada idam cezası alanların tümünün de bu suikasta bulaştıkları konusu şaibelidir. her ne kadar eski lazistan mebusu ziya hurşit başta olmak üzere bazı sanıklar suçlarını itiraf etseler de, aralarında doktor nazım ve kara kemal gibi bazı önde gelen ittihatçıların da bulunduğu isimlerin bu suikast girişimine katılanlarla ilişkili olmakla birlikte suikast girişimine katılmadıkları, ama eski ittihatçıların varlığını kendi iktidarına tehdit olarak gören kemal paşa'nın idamları onayladığı da çokça söylenir. nitekim, bu suikast girişiminden sonra memlekette ittihatçılık lafı edilmez olmuştur. işin garip tarafı, suikast davasını görüşen mahkemenin başkanı olan kel ali'nin de eski bir ittihatçı olmasıydı.

izmir suikasti davasında yargılanıp beraat eden veya hapis cezaları ile kurtulanların hemen hemen tamamı, atatürk'ün ölümüne kadar siyasetten uzak tutulmuş, ancak ismet inönü'nün cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte eski itibarlarına tekrar kavuşabilmişlerdi. kazım karabekir'in tutuklanmasından sonra zamanın başbakanı ismet paşa'nın tavrı bu yüzden dikkat çekicidir. ismet paşa, kazım karabekir'in milletvekili dokunulmazlığına sahip olduğunu, hakkında kesin bir delil olmadan tutuklanmasının yanlış olacağını söyleyerek serbest bırakılmasını sağlamış, ancak mustafa kemal paşa'nın "mahkemeye karışmamak lazım" açıklamalarından sonra tekrar tutuklanmıştı. kazım karabekir de atatürk'ün ölümüne kadar siyasetten uzak tutulan isimlerden birisi. 1930'lu yıllarda mustafa kemal paşa ile barışan ali fuat ve refet paşalar, söz konusu yasaktan atatürk'ün ölümünden önce kurtulabilmişlerdi.

velhasıl, bu suikast girişimini ve davayı doğru anlamak için önce ittihatçıların kendi aralarındaki çelişkilerini, eski bir ittihatçı olan mustafa kemal paşa'nın ittihatçı liderlerle yaşadığı liderlik kavgalarını anlamak gerekiyor.