8 temmuz 2018 çorlu tren kazası

written and directed by written and directed by
biraz kurcaladıkça arka planında çok daha iğrenç işlerin döndüğü ortaya çıkan katliam. bu katliam yaşandıktan henüz iki ay sonra ilk görev verilen bilirkişi heyetindeki prof. dr. mustafa karaşahin'in değerlendirmeleri şöyle: "menfez 135 yıllık, yani başarılı bir menfez. aşırı yağış, küresel ısınma, mevsimsel değişiklikler gibi sebeplerle menfezin dolgusu boşalmış. makinist de altta olan aşınmayı göremez."

yani kısaca diyor ki; suçlu filan yok. 25 kişi ölmüş, 340 kişi yaralanmış ama belki yağıştan filan olmuştur. ulan bir tek bu koduğumun yerinde mi küresel ısınma var, başka yerde niye hatlar çöküp durmuyor diye soran yok tabi.

peki bu saçma sapan değerlendirmeleri yapan mustafa karaşahin kim? 22 temmuz 2004 sakarya hızlandırılmış tren faciası'nda hazırladığı raporla gene kimsenin suçlu olmadığını söyleyen ve herkesin götünü kurtaran beş kişilik heyetin bir üyesiymiş kendisi. bu rapor karşılığında o zamanın parasıyla 165 milyar rapor telif ücreti almışlar, kendisi bir sene sonra da ulaştırma bakanlığı'na danışman olarak alınmış. pamukova katliamının mağdurları ise 14 yıl sonra anca 30 bin tl tazminat alabilmiştir. doğru düzgün kimse ceza almamış, tcdd'nin iç soruşturmalarının hiçbiri sonuçlanmamıştır.

asıl rezillik ise daha başka. çorlu'da bu katliamın olduğu raylarda 2012-2014 yıllarında bir yenileme ve bakım çalışması yapılmış. danışmanı kim dersiniz? evet yine bu herif. yani danışmanlığını yaptığı hat çöküyor ve bu kişiden kendi yaptığı iş için bilirkişilik isteniyor. bu da utanmadan haber bültenine çıkıp küresel ısınma filan diye sayıklıyor.

araştırdıkça midem bulandı. allah belanızı versin hepinizin. 25 tane canın kanı var elinizde. 9 yaşındaki çocuğu iki parça halinde verdiniz lan ailesine. gün yüzü görmeyin inşallah.






duvara bantlı muz

birfincancay birfincancay
kesin erkek egemen topluma bir eleştiri vardır orada. biz anlamıyoruz. ya da cinsel iktidarın yeniden yorumlaması vardır. ya da seksüel enerjinin toplumu baskılamasına atıfta bulunulmuştur. yani bir siksik dönüyor kesin. yine erkeğin başına patlayacak. hissediyorum.
3

sevişmek için içmek ve sabahlamak gerekmesi

birfincancay birfincancay
kesin teoman'ın konuyla ilgili bir şarkısı vardır. bu şarkıyla ilgili de nejat işler yorum yapmıştır. bu yoruma okan bayülgen katılmıştır. nuri bilge ceylan içli içli susmuştur. bedri baykam peçetesini masanın üzerine koymuştur. kesin bunlar.

millet vulva üzerinde kaide fethederken bizim burda destan yazmamız beni kederlere gark ediyor. nuricim gelse de beni böyle kederlenirken çekse. valla uzaklara dalıyorum.

ekleme: arkadaşlar, özellikle vulva dedim, vajinayı karıştırmadım. sebebini açıklayıp iğrençleşmek istemiyorum. lütfen üstelemeyin. kadın yazarlarımızdan özür diliyorum.

kıskanç insanlar

birfincancay birfincancay
arkadaşlar, sevgili kardeşler... benim bakın derdim var, siz anlamıyorsunuz. ben istemez miydim sizce "aaaa handan mı? tabii ki belinden kavrayabilirsin hayatım", "yahu manolya ile sen kardeş gibi büyüdünüz... üstüne uzanmasında hiç problem yok", "özlemlerle sabaha kadar muhabbet mi? çok normal aşkım. bence uygundur" demeyi? isterdim. durup dururken dertsiz başıma niye dert alayım? niye adama sorun çıkarayım? hayır yani, kıskançlıktan bugüne kadar kim ne fayda sağlamış? elle tutulur ne kazanmış? var mı öyle bir senaryo? yok. ama olmuyor işte. cümleleri kuramıyorum. boğazıma düğümleniyor. "hihihihi... özlem... sabaha kadar... muhabbet... derin... kankan tabii... yani... kankana... bir... sana iki" şeklinde saçmalamaktan öteye geçemiyorum ben. ağzım yamuluyor. hık dicem, gidicem bir gün valla siz de kurtulun ben de kurtulayım. adam uzağımda kadınlarla hemhal olurken zaten nöbet geçiriyorum. benim can güvenliğim yok. sağlığım tehdit altında. beynimde pıhtı atacak... hiç mi acımıyorsunuz ya?

özgüvenle, karşılıklı güvenle, tek başına güvenle, çevreye güvenle vesair neyle ilgisi var bilmiyorum. tüm eleştirileriniz başım gözüm üstüne de "fellik fellik kaçın bundan aman allah muhafaza" falan yazmışsınız, kırılıyorum. benim size ne zararım var? zararım kendime. bi de adamlara. işte, o anda kimle birlikteysem artık, onlara yani. onlar da zaten kadro dışı bırakıyor yeri geliyor. nedir yani bu nefret? benim elimde mi? değil. vallahi empati kurmuyorsunuz. sizi esefle kınıyorum.

sizin kırmızı çizgileriniz hiç mi yok? "tayt giyen kızla asla", "trap dinleyen adamla asla" demesini biliyosunuz. atıyorum, yay burcu diye değerlendirmeye bile almıyorsunuz. biz bu maddi kıstasları, bu astrolojiyi sorguluyor muyuz? biz düşkünlüğümüzü baz alıyoruz, hissiyatımızı ortaya koyuyoruz, sakınıyoruz, olay oluyor.

hastalık pençesinde isem, etkisi kanıtlanmış tedavi talep ediyorum. ha yoksa öyle bir tedavi, beni; stalkladığım rakiplerimle baş başa bırakın lütfen. adreslerini bulucam. üzerime gelmeyin.

şahsım devleti

muzevir muzevir
dün akşam evimde kurduğum devlet. tek tebası ve başkanı da benim. gece anayasayı yazdım, bayrağı filan çizdim (duvara bantlanmış muz görseli). belli bir sistem yok, meclismiş, demokrasiymiş, seçimmiş filan anlamam, kafama göre yönetiyorum. tek sorun evden çıkarken pasaportumu yanıma almak, sorarlarsa turistim, geziyorum diyeceğim. zaten kış geldi, pek evden çıktığım yok. eve girişler de vizeyle, öyle elini kolunu sallayan giremez, çok hassas kriterlerim var. gerçi pek gelen de yok, patagonya gibi bir şeyim.

oğlak burcu kadını

ıasybd ıasybd
bu aralar bir tanesi dikkatimi çekmekte. ilk başlarda çok donuk ve sevimsiz gelmişti gözüme ama zamanla fark ettim ki maksadı böyle gözükmek değil, mizacı böyle, o da dışı sert içi yumuşakgillerden. gayet tertipli ve akıllı gözüküyor, oldukça zarif bir duruşu ve sade bir zevki var gibi. ucundan meyilli gibi ama bakalım nolucek. astrolojik zımbırtıya göre de pek bir uyumluyuz ama hayırlısı be gülüm.

ben neden tecavüze uğramıyorum

elcordobez elcordobez
ankara'da hocası tarafından tecavüze uğrayan bir kadına savcının sorduğu soru.

''ankara'da, öğrencisi olduğu veteriner hekim prof. dr. hasan bilgili'nin tecavüzüne uğradığını ileri süren veteriner hekim ç.b., ilk duruşmada ifade verdi. ç.b,, hasan bilgili'den şikayetçi olmak için gittiği savcılıkta yaşadıklarını şöyle anlattı: "savcı bana "ben de kadınım sen de kadınsın. ben neden tecavüze uğramıyorum da sen uğruyorsun?' dedi.''

hiç bir yorum eklemeden bu acı dramın haberin linkini bırakıyorum.

www.gazeteduvar.com.tr

big chair

birfincancay birfincancay
on yılı aşkın süre önce piyasaya çıkan bir travis şarkısının burada başlığının açılmaması... yani... aslında çok büyük mesele değil ya. olabilir. tepki verecektim, vazgeçtim. travis mi kaldı zaten allasen. neyse.

sözleri şu şekil:

now you know that i heart
everything about you
and that's why it's quite hard
to get through this alone

you're the only one
i can talk about it
in my darkest night
i will be on my own

these walls that we climb
are hard to recognize
they fallwhen i say your name

here we go
fast and slow
on the big chair

but we don't know
where we're going
on the big chair

don't you know it's hard,
quite, in the time of
confusion
to tell you that i love you

you see it could have
been me instead of you
it could have been me if i wanted to
but it wasn't
so we'll have to face the truth

these walls that we climb
are hard to recognize
they fall
when i say your name

here we go
fast and slow
on the big chair

we don't know
where we're going
on the big chair

time to pull
the shutters down
breakin clouds don't
make a sound

youtube linki de bu şekil:

akp üniversiteleri

dumrul dumrul
(bkz: bir kitapta sen yolla)





en geç ilkokul üçüncü sınıfta çözülmüş olması gereken "bağlaç olan de" meselesini çözemeyen herifler üniversite adıyla karşımıza çıkabiliyorlar.

ensonhaber.com

siz de benim gibi hadi canım koca üniversite böyle sıçar mı derseniz, herifler sitelerinde ve facebook üzerindeki gönderileri silmişler ama görselin kendisi sitelerinde duruyor.

https://panel.gelisim.edu.tr/assets/2019/resimler/kim/da4923409ed24cc2bbcd7ccd34918031_(960_960).jpg
2