en ağır meslek dalları

mordor belediye başkanı mordor belediye başkanı
emeğe, alın terine ve beden gücüne dayalı mesleklerdir.
hayretler içinde okudum yazılanları. kimse fabrika işçisini, madenciyi, inşaat işçisini, tesisatçıyı veya hamalı yazmamış. yok doktordu, mühendisti, avukattı, öğretmendi.
evet, her mesleğin ağırlığı, zorluğu vardır ama o kadar da değil be hacım. siz hiç, ''ya bu iş çok zor, fazla ağır ve yorucu, ben en iyisi hamallık veya inşaat işçiliği yapayım'' diyen bir doktor veya öğretmen gördünüz mü? ben hiç rastlamadım.

sanırım bu başlığın geneline en güzel cevabı yıllar önce el diego vermiş. bakın ne demiş baba;




'

düzgün imlanın seksi bir şey olması

muzevir muzevir
aynı biçimlendirme bende de var. misal şu paragrafı okurken yazarı hakkında aklımdan geçenleri paylaşmak isterim:


"ve", "veya" vb. bağlaçlardan önce veya sonra virgül kullanılmaz. aynı şekilde "ki" bağlacından sonra virgül kullanan birini gördüğümde burnunu karıştıran birini görmüş gibi gülmeye başlıyorum.

ekler vurgulanırken önüne tire işareti getirilerek, sözcükler vurgulanırken tırnak içine alınarak yazılır. misal durum eki olan -de ve -da tireyle yazılırken dahi anlamındaki "de", "da" sözcüğü vurgulanmak istendiğinde tırnak işaretiyle yazılır. hem millete yazım konusunda ayar vermeye kalkıp hem de "de/da" bağlacını sanki ekmiş gibi tireyle yazan birini görünce asansörde damacanaya hâllenen birini görmüş gibi neşe doluyorum.

"şey" sözcüğünün ek olduğunu iddia eden birini gördüğümdeyse yumuşak g'yi bilmeyen başbakan görmüş kadar şenleniyor günüm.

"mi" soru edatını vurgularken önüne tire koymak ayrı bir komiklik, ardına soru işareti koymaksa ayrı bir cümleymiş de sonu gelmiş gibi evde bir bayram havası estiriyor.

"bayağı" yazmak isterken "baya" yazmak konusuna hiç girmeyeceğim.
18

anın fotoğrafı

prynzm prynzm



sevdigim, özledigim yerlere giderken o otobüsün kalkacagı otogarları, çok severim. sanki benim giderken mutlu olduğum otobüslerin kalktığı yerler diğer insanları da mutlu edecek yerlere götüren araçları barındırıyor gibi gelir. o yüzden otogarda otobüslerden çok insan yüzlerine ve davranışlarına odaklanırım. acaba nereye gidiyorlar, ne yapacaklar, gittiklerinde onları kim karşılayacak, nasıl karşılayacak, neler yaşayacak diye hayal edip kendi kendime kurgularım. sırf bu yüzden otobüs saatinden biraz fazla erken gelirim otogara. (sağlıklı bir davranış olmayabilir ama eğlenceli. otobüs kaçırma korkunuz olmuyor en azından^^) otobüsü beklerken bir yandan gözlemler bir yandan da onların yerine de mutlu olurum. şimdiye kadar kendilerinin yerine hayal kurup mutlu olduğum insanlar inşallah benim hayal ettiğimden daha fazla mutlu olmuşlardır gittikleri yerlerde^^

nihat hatipoğlu nun rektörlüğe atanması

mordor belediye başkanı mordor belediye başkanı
cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan tarafından yapılan ve bugün resmi gazetede yayımlanan atama kararı ile gerçekleşen hadise.

kendisi, yeni türkiye' nin yükselen yıldızı gaziantep islam bilim ve teknoloji üniversitesi rektörlüğüne atanmış. aynı cümle içinde nihat hatipoğlu, bilim, teknoloji ve üniversite isimlerini yan yana görünce, açıkçası biraz komik geldi.

www.gazeteduvar.com.tr

fakirlik

covanni covanni
çoğu zaman aşağılanma sebebidir. otobüste yanımda oturan ve fakir olduğu belli olan bi gence muavin "sen ne istiyosun" dedi. herkese siz ne alırdınız derken. şerefsiz sanki sabancı ulan alt tarafı muavinsin sen de fakirsin niye adamı eziyorsun.

(bkz: düşük gelirlinin daha düşük gelirliyi hunharca ezmesi)
10

mutsuz insanların ortak özellikleri

ay zeytin gece ay zeytin gece
ez cümle: kronik mutsuzlar

- sürekli birilerinden bir şeyler bekleme ve gerçekleşmediğinde çabuk dağılma hali,
- mükemmelliyetçi ve çok sabit düşünce anlayışına sahip bir dünya görüşü,
- elindekilerin kıymetini bilmeme hali ve hep başkalarınının hayatına özenme durumu,
- yaşadığı şeylere saplanıp kalmak dahası çevresindeki insanların enerjisini sünger gibi çekme yetisi,
- efendi/köle ilişkisine sempati besleme ve içten içe kendini değersiz hissetme duygu durumu,
-fazla düşünmek. hatta düşünce obsesyonu derecesinde saplantı durumu,
-başkalarını suçlayıcı yaklaşım ve sorumluluk almaktan kaçma hali,
- maddi değerleri ve kişileri dinleştirme raddesi.

hülasa

- sosyal medyada yediğini içtiğini ki burada kastedilen özellikle ünlü markaların veyahut pahalı mekanların müdavimi olduğunu her fırsatta gösterme çabasında olup eşi, dostu varsa çocuğu ile övünme derdindeki insanların genellikle en ufak bir boşlukta tatminsizliğe düşüp değersiz hissettiklerine çok kez şahit olabilirsiniz şayet samimiyetiniz varsa.

yapılması gerekenler

- topuk. net topuk. sakın kimseyi düzeltmeye , değiştirmeye kalmayın. hayatınızın kadrolu elemanı değilse net topuklayın.
bu vefasızlık veyahut emeksizlik değil. çünkü mutluluk öğretilebilir bir şey değil en fazla karşınızdaki insana tahammül edebilirsiniz zira bir çiçeğe bakıp mutlu olamayan veyahut akşam güneşinin batışını ya da doğuşunu izlerken içi huzurla dolmamış birine (örnekler değiştirilebilir) mutluluğu öğretmeye kalkmak yeni doğmuş bebeğe calculus anlatmakla eş değer bence. kişi istemedikten sonra namümkün yani.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
el hasıl: hiçbiri klinik bir bilgi olmayıp hiçbir gerçek veyahut tüzel kişi kobay edilmemiştir. senelerin gözlem ve duygu durum güdümü gözlenmiştir.

örtünmeme özgürlüğü

dumrul dumrul
bu bir tartışma konusu değildir. bu bir çatışma konusudur.

hala bunlarla orta yerde uzlaşabileceğini düşünen insanlar çıkıyor. onun gözünde kapanmıyorsan sen insan değilsin.




seni çocukluğundan itibaren zorla kapatacaklar sen bunu reddettiğin zaman da bunların "değerlerini" aşağılamış sayılacaksın. bu kafayla giderseniz severler o değerleri...

























bunlar her kadının ölçüp biçmesi gereken mevzular. bunlara kolunuzu kaptırdığınızda neler olacağı yine bu başlık içinde mevcut. tabii bu zehirli dillere eşlik eden demogogları da göz önünde tutun:




özgürlük bunun neresinde diyorlar ya...

bak şurasında canım:

www.radikal.com.tr


dolores o riordan

bona fide bona fide
geçen sene bu zamanlar ölmüştü diye aklıma geldi birden. baktım 15 ocakta ölmüş. o geceyi kendime dolores gecesi ilan etmiştim ama malesef kaçırmışım ayın 15'ini. üç gün gecikme ile kendisini anıyorum ve bu geceyi şarkıları ile geçireceğim. dolores'i sevenleri anma etkinliğime beklerim.

edit: konser kaydından başlayalım.


2

hrant dink

laleli esnafı laleli esnafı
ölümüne, kahpece katledilmesine yanarım. bir de ölümünden kendisine ekmek çıkaranları arkadaşı bilerek gitti, ona yanarım.
ama sevmekten de mücadele etmekten de yılmadı ya sonuna kadar, ona sarılırım. güzel ağabeyim. özlemim, canımdan, kanımdan parçam.


aldatılmak

şilili şilili
çok da umursamam, hayatın gerçeklerinden biridir. aldatan veya aldatılan insanlar uzaydan gelmiyor; sen ben onlar.. hiç aldatılmayacakmış gibi bağlanmamak gerekiyor.
aldatan keyif alırken, aldatılan neden acı çeksin ki.