oğluna okul pantolonu alamayan babanın intiharı

menekşe kokusu menekşe kokusu
toplumun erkeğe yüklediği erkek dediğin evinin direğidir baskısının altında ezilmiş bir babadır. psikolojik bunalıma girmiş ve maalesef kurtulamamıştır.

suç bu adamın engeline rağmen iş bulduramayan aciz devlette, suç toplumun erkeğe dikte ettiği "erkeklik" misyonunda, suç çocuğu pantolonu olmadığı gerekçesiyle eğitim hakkından mahrum bırakan okulda.

lanetlenmişiz haberimiz yok. bu nasıl bir dünya nasıl bir dramdır ya.

oğluna okul pantolonu alamayan babanın intiharı

simurga iki çift lafım varr simurga iki çift lafım varr
van gogh' a hayatı boyunca kardeşi theo bakmış .
theo günün birinde evlenince van gogh kardeşine acıyarak kendisini karnından vurmuş ve maalesef ki son sözü de:

" sefalet hiç bitmeyecek! " olmuş!!!

gerçekten de sefalet hiç bitmeyecek!!! böylesi güzel insanların bu noktaya kadar gelmesine sebep olan her kim( ler) ise tez zamanda allah' ın gazabına uğrasın ne babalar oğullarını ne de oğullar babalarını gömmek zorunda kalmasın. buna ciğer dayanmaz .

oğluna okul pantolonu alamayan babanın intiharı

sakil sakil
gecenin şu saatinde boğazıma koca bir yumru oturmasına sebep olan intihar. ah be... ah be... böyle dünyanın adaletine sokayım ulan.




hem kendisinin hem yavrusunun gözlerinden iyilik, saflık okunuyor. ulan hakikaten ne diyeceğimi bilemiyorum. insanın duvarları yumruklayası, avazı çıkıncaya kadar bağırası geliyor ama bu çocuğun babası geri gelmeyecek ki. bir ömrü bunun acısıyla yaşayacak.

oğluna okul pantolonu alamayan babanın intiharı

ambarda darı yok evde karı yok ambarda darı yok evde karı yok
odunun tekiyimdir ama haberin tamamını okuyamadım, gözlerim yaşardı. lan...

allah belasını versin bizi bu hallere düşürenlerin.

hayatının hiçbir alanında kural tanımayan bizler, iş prosedüre gelince gram esnemiyoruz. idare edemedeniz mi çocuğu amk, okul aile birliği, birlik olup bi pantolon alamadınız mı amk.

askerliğimi kıbrıs'ta yaptım. banyodaki termostatı besleyen elektrik kablosu yanmış 10 gün banyo yapamadık. tabur komutanı olacak herif askeriyeden yazışma yoluyla (prosedür) halletmeye çalışırken, batarya komutanı cebinden para verip kablo aldı geldi taktırdı da banyo yaptık bütün tabur. hepimiz de allah razı olsun diye dua ettik adama hala daha aklıma geldikçe taktir eder dua yollarım.

ulan alt tarafı bi pantolon be... çok mu zordu ! götünüze kına yakın şimdi !

türkiye de adalet

bu sefer kesin bu sefer kesin
darbe teşebbüsünden sonra; necati kaya adlı kişinin ihbar dilekçesi kanıt gösterilerek trabzon'daki tonya adliyesi'nde çalışan 31 yaşındaki hâkim adalet tanrıöver ile savcı mehmet tanrıöver gözaltına alındı. necati kaya dilekçede, kendisine fetö tarafından kumpas kurulduğunu, kumpasçılar arasında alanya cumhuriyet savcısı mehmet tanrıöven olduğunu belirtmiş. (haber linki aşağıda)*
yanlış kişiler alınıyor ve bu kişiler işlerinden oluyor. çift delil yetersizliğinden beraat etti ancak şu aşamada ne mesleklerine iade ediliyorlar ne de avukatlık yapabiliyolar ve iki dünyalar güzeli çocuğu var bu çiftin.

bu olay bile başlı başına türkiye'deki adaletsizliği anlatmatya yeter de ben mehmet ile aynı sınıfta liseyi okudum. tanıyorum onu ve bu haber kanıma bu yüzden çok dokundu.
liseyi muğla anadolu lisesinde bitirdi mehmet ve sınıfın en çalışkan öğrencilerindendi. dershaneye falan da hep burslu gitti ve bizim zamanımızda muğla merkezde 3 tane dershane vardı; iki küçük yerel işletmecilerin açtığı dershane ve bir tane meltem isimli(sonradan ismini fem yaptılar) fethullah'ın cemaat dershanelerinden. hani kitaplar-testler-dağıtılan zaman gazetesi(ekinde sınav kitapçığı olduğu için/yersen) falan.. ben arkadaşlarımla beraber bu dershaneye gittim, hatta mehmet'in sıra arkadaşı da buraya geliyordu. çünkü "en iyi eğitim" burada deniliyordu ama mehmet muğla'daki 3 dershaneye de burslu girebilecek yeterlilikteyken bile gelmedi bu dershaneye.
sokağından bile geçmez derler ya o denli uzaktı yani cemaate.

"müslümanım, allah korkusu" falan diyorlar ya... ben bu yüzden inanmıyorum işte! varsa o inandıkları allah ve affedecekse mehmet'e, adalet'e ve ailesine yaşatılan ve hala devam eden bu haksızlığı, ben onun da ağzına sıçayım çok afedersin.

* www.google.com.tr
`https://www.google.com.tr/amp/www.hurriyet.com.tr/amp/gundem/bir-harfle-hayatlari-karardi-40876320`

oğluna okul pantolonu alamayan babanın intiharı

bu sefer kesin bu sefer kesin
(bkz: ismail devrim)

herkes üzülmüş ama ben kızdım.
yaşadığı olayın intihar etmeye sebep olacak vehamette bir olay olup olmadığından önce; bir babaya yakışmayan bir şekilde oğlunu, kendisinin yaşamak istemediği bu dünyada geride bırakıp kaçmıştır. o çocuk istemedi bu dünyaya gelmeyi, sen kendi zevklerin için dünyaya getirdin onu ve bu şekilde kaçmamalıydın.

fikret kızılok

ubuntu ubuntu
fikret kızılok, henüz genç. bir plak çıkarmak istiyor. plağa iki şarkı seçmiş, büyük usta aşık veysel'den; söyle sazım ve yumma gözün kör gibi... gazeteci arkadaşı arda uskan'la aşık veysel'in sivas sivrialan'daki köyüne gidiyorlar. arda uskan röportaj yapacak, kızılok da şarkıları için izin isteyecek. iki gün kalıyorlar o evde.

aşık veysel, bir gece gözlerinin nasıl kör olduğunu anlatıyor onlara: 'tek gözüm zaten görmüyordu. 'kırlangıç uşağı' diye seyyar doktorlar vardı. onlar göz açarlardı, göz doktoruydular. babam rahmetli, gösterdi, baktılar. 'sağ gözü ışık görüyor, üzerindeki perdeyi alırsak açılır. akdağmadeni'ne getir, orada tedavi edelim' dediler. onlar gittiler, bizde bir sevinç fakat fakirlik var. babam para bulacak da götürecek, açtıracak! o arada öküzün önünden saman irisini, tozunu, toprağını temizlemek için ahıra girdik. öküz bağlıydı. hayvan kafasını böylesine sallayınca boynuzunu tam gözümün üstüne vurdu. sağ gözüm de aktı gitti. o ışık da kayboldu."

aşık veysel susuyor, kızılok eline gitarını alıyor, çalıyor... sonra bir cesaret büyük ozandan şarkılarını istiyor, cebinde 250 kuruş telif parası... aşık veysel gülümsüyor, "o parayı al şirketine götür, gazoz parası yapsınlar. ama sen güzel söylüyorsun oğlum. istediğin şarkımı kullanabilirsin'' diyor.

bu sözlü anlaşmadan birkaç ay sonra fikret kızılok'un ilk plağı çıkıyor. plak satış rekorları kırıyor ve kızılok altın plak kazanıyor. kazandığı altın plak'ı götürüp ustasına, aşık veysel'e hediye ediyor.

aşık veysel 21 mart 1973'de hayatını kaybettiğinde, kızılok, ''ustam öldü, toprak oldu. ustamın parmaklarına değen bu sazın da toprak olması gerekir. artık ona can veren parmaklar yok'' diyerek veysel'in mezarı başında sazını kırıyor. ve bir süre müziğe veda ediyor.

daha sonra bilindiği üzere ardında unutulmaz eserler bırakıyor. fikret kızılok'u kaybedeli tam 17 yıl olmuş bugün, ruhu şad olsun.




(kaynak: arda uskan / yeni aktüel dergisi)


oğluna okul pantolonu alamayan babanın intiharı

needforspeed needforspeed
hosunuza gitmeyecek fikirlerimi yazacagim fakat yalan soyleyemeyecegim. beni bilen bilir iktidari savunmam imkansiz. herkes benzer uzuntulerini yazmis ben bu adam gercekten bu kadar gariban miydi bunu merak ettim.

oncelikle babasiz kalan aile icin cok uzuldum keske ruhsal sikinti erken farkedilseydi belki onlenebilirdi.

sonra ise gordugum fakir bir aile drami degil maalesef plansiz bir yasam olmus.
merhumun facebook profili acik.

2 cocuk babasi bir insan yazin motorsikletle sehirlerarasi bir tura cikmis ve kaza gecirmis.

buraya kadar ki yasamina dair izlenimler sinemaya sık giden bir insan evinde 14 senedir ligtv(beinsport) aboneligi varmis, maclari evinde izliyor.
kazadan sonra istanbula gezmeye gelmis.

evi kira degil taksidini odedigini karisi belirtiyor. son secimlerde reise basmis ve bu standartta yasayabilen bir isci olarak hakli da olabilir.

ben her iscinin bu standartta bir yasam hakkettigini dusunuyorum fakat burasi turkiye ve tek basina calisarak 4 kisilik aileyi gecindiren pek cok iscinin bu standartlara sahip oldugunu sanmiyorum.

yani intihardan 2 ay onceki yasam standardi su sozlugun yarisindan daha iyiymis.

bunlari niye yazdim cunku turkiyede bu aileninkinden cok daha sefil kosullarda yasayan insanlar var ve intihar etmemeleri durumlarinin daha vahim oldugu gercegini degistirmiyor. intihar bireysel bir karardir. cok zengin biri intihar edince bu kelamlarin hicbirini etmiyorsak sanirim isyanimiz garibanliga o durumda gariban mi sorusu onem kazaniyor

ev taksidine girmeyi hayal bile edememis. hic sinemaya gitmemis, kahvede bile mac izleyememis adamlar icin yapilmali bu caresizlik haykirislari sanki.

maalesef ulkedeki illuzyonun farkinda olmayan bir vatandasin, yarini pek ongoremeden plansiz yasamasi, buyuk bir drama sebep olmus.

akp bence bu insanlari tuketime bu kadar alistirdigi icin sorumludur ve sorumluluklarindan siyrilma sanslari yok.

son soz: rahmetli sanirim bu plansiz yasamanin sonucunu gorunce bu aci gercegi sindiremedi cunku gariban(turkiye standartlarinda) yasamis bir insan degil anladigim. kaza sonrasi bir daha calisamayacagini dusundu belki. psikolojik bir travma yasadi kim bilir.belki de sigortasi asgariden yattigi icin kaza sonrasi eline dusuk bir maas gecti tam bilemiyorum.

garibanlar yokluga genelde daha alisik oluyor. birsey alamayinca bu kadar incinmez gururlari daha serbetlidirler cunku cok tatmislardir o duyguyu. kimsenin gordugunden geri kalmamasi dilegiyle.
2

oğluna okul pantolonu alamayan babanın intiharı

iwouldpreferkalıbındanhoslasmayaningilizceerbabı iwouldpreferkalıbındanhoslasmayaningilizceerbabı
yahu adama sitem bile edemiyoruz.abi değer miydi?abi bu yapılır mı?şu adamcağızı ta amerikada altın vuruştan geberen amy winehouse kadar konuşmayan medyanın.gündeminde seda sayanın kaldırımda güneş görmüş camız gibi yatması kadar yer işgal etmeyen bir ülkenin.bütün bunlara rağmen "bizde kriz yok ya ne alakası var" deme genişliğine sahip tiplerin olduğu memlekette adam ne yapsın?ne yapacaktı?ne yapabilirdi?bu kadar orospu çocuğuyla aynı havayı solumak eziyet.

ama bir konu var benim içime batan.o da bu ülkede eğitimci diye çocuğumuzu emanet ettiğimiz orospu evlatları.biz de geçtik o sıralardan.o çocuğu 20 liralık pantolon için okuldan kovan orospu evladını bu adamcağızın mezarı başına götürüp infaz etmeyen devletin allah belasını versin.bu okula gelir gelmez özel ders verebilecek miyim diye "anan baban ne iş yapıyor" diye soran orospu çocuklarını,filanca yayınevinden aldığı iki eşantiyon üç kuruş para için hep aynı ek kitaplardan ödev veren kahpe evlatlarını,okul bahçelerine kadar otopark yapıp hala katkı payı altında para alan yetmeyince çocuğun anasına babasına okul temizleten aşağılayan kahpe evlatlarını,30 sene aynı ders notundan ders anlatıp çocukları derse kursa muhtaç eden alagavatları,haftada 2 gün çalışıp yılın yarısını tatil yaparak geçirip insanları tonla para harcamaya mahkum eden anası sikikleri kimse konuşmuyor?bunlara kimse bir bok yapamıyor dayı?bu orospu çocukları hala devletten para alıyor ama.bu tertemiz adam 20 lirayı veremediği için ölürken hak etmediği binlerce lirayı cukkalıyor bu orospu evlatları.çocuklarımız bu kadar ucuz mu bizim?soruyorum aynı orospu çocuğu bir milletvekilinin evladı kapriyle okula gelse gıkını çıkarabilecek miydi?yarından itibaren eğer her kapıya müfettiş dikip bu orospu çocuklarının bıraktığı yarrak kürek bıyıklara giydikleri abuk sabuk kıyafetlere kılık kıyafet yönetmeliği denetimi yapmayan bakanlığın bakanlığı batsın.bu orospu çocukları da saç uzattığında alın o berber makinelerini kafalarının ortasından yol yapın.bu orospu çocukları da o kodumun okullarına diğer memurlar gibi mesai mefhumu içerisinde gelip gidene kadar alın mizber pulluk hortumlarıyla dalın bu kahpe evlatlarına.