instela yazarlarının itirafları

kubarova77 kubarova77
gecenin en özlem dolu saatleri yine bunlar. duyguların düşünceleri alt ettiği, kapandı sanılan yaraların kanadığı saatler.. algıda seçicilik kötü şey. oysa ben ne severdim algı psikolojisi dersini. gestalt'ın bütün yasalarını ezbere bilirdim.
hayatta tesadüflere inanan romantiklerdenim sanırım. ona dair en ufak bir anıyı tetikleyecek şeyler bile hoşuma gidiyor son zamanlarda. silinmesini hiç istemediğim bir anı gibi tekrar tekrar kaydediyorum her şeyini. sesini, tınısını, düşüncelerini..
ne diyordum algıda seçicilik.. belki de onu hatırlamak istediğim için onu hatırlatan her şeyi bu lanet beyin inatla gösteriyor gibi. geçmişte yaşamayı da seviyorum orası ayrı. hani diyorlar ya "en mutlu olduğum zamanmış, bilmiyordum" diye. işte aynısı bu. sanırım ona dair tanımlayabildiğim tek şey bu. ne bir duygu ne de bir düşünce.
dokunma ki benim için en önemli duyudur. her bir hücreyi hissetmek, tenin ürpermesi, sarılmak.. bana iyi hissettiriyor. ilk kez dokunmadan da hissetmeyi öğrendim, sayesinde. uzakları yakın eden kelimeleriyle..
minnettarım. dünyada milyarda bir ihtimal bile olsa karşılaştığım için. belki paralel bir evrende hala yakınsındır, kim bilir?

otuz yaşında hala ailesiyle yaşayan bekar erkek

zeitgeist zeitgeist
insan otuzuna gelince biraz daha anlaşılır oluyor bazı şeyler, bekar bir erkek için aileyle yaşamanın aslında o kadar da fena bir şey olmadığını anlayabiliyor. hayatımın yarısını aileden uzak geçirdim ve geçirmeye devam ediyorum. işten kalan zamanda tek başına olmanın verdiği rahatlıkla oradan oraya sürüklenip duruyorum, çoğu zaman yatağımı görmeden işe geçiyorum, bazen nasılsa evde bekleyenim yok deyip ebesinin hörekesine kadar gidiyorum. he özgürlük güzel şey, böyle kafana göre davranmak, kim bilir feneri nerede söndürmek falan he hoş şey ama işte bir yerde de düzen lazım düzen. bir noktadan sonra bütün bu özgürlük yerini ulan dönmek zorunda olduğum bir yer olsa da sürüklenmesem gecenin bu vakti oradan oraya düşüncesine bırakıyor.

ömrüm boyunca keşke ailemle yaşasaydım diyeceğim hiç aklıma gelmezdi ama lahnet gelsin bu serkeş hayata, lahnet gelsin kör çökeleğe.

gençlerin tek hayali memurluk

müsait bir yerde lütfen müsait bir yerde lütfen
çünküm atalar ne demiş:
"devletin malı deniz, yemeyen keriz."

ülkede son sekteye giren inşaat dışında işleyen sektör mü var? ortada ne var da neye girişeceğiz?
arkamızda sırtımızı yasladığımız lobiler, cemaatler, tarikatlar mı var?

eskiden insanlar memur maaşı ile geçinemiyoruz diye istifa ediyordu, son 15 yılda egonomi öyle büyüdü ki tek sektör kamu oldu ya.

bir ülke düşünün ki en vasıflısından en vasıfsızına kadar neredeyse herkesin ideali devlete bir şekilde kapağı atmak, vizyona gel!

gençler de bu pastadan payını almak istiyor diye kimse onları şu koşullarda suçlayamaz?
neden, sapsız, küreksiz, sermayesiz tek iş bu.
ele iş beğendirmek kolay mı sanıyorsunuz?

unutulmaz film replikleri

hurrianes hurrianes
-ölecekmiş, ölmesin dedim. bir can kurtulsun dedim. bütün
hayatımda ofsayt dediler bir işe yaramaz, sümsük dediler. varsın
gene desinler dedim. hayatımda bir defacık bir kız sevdim. onu da kaybedeyim dedim. hayatımda bir kerecik bir şey kazanacak oldum, onu da kaybedeyim dedim. tek bir can kurtulsun dedim. çocuğu kurtaracak kadarını aldım, üst tarafına el sürmedim. fena mı oldu?
sizler hepiniz hepiniz hepiniz hakem olun abiler. ya bu maç be tıpkı bir maç. ama böyle hayat sahasında oynanıyor. oyuncuları bizleriz; topumuz da namusumuz, vicdanımız, insanlığımız. ben, ben osman. ofsayt osman söyleyin be,allah rızası için söyleyin be gene mi atamadım golü hahh?
bu da mı gol değil be?
gol mü?
bu da mı gol değil be?
bu da mı gol değil
adaletine insanlığına kurban olayım hakim bey...
bu da mı gol değil?"

sağlık bakanlığı ndan şiddete karşı tavsiyeler

selimciğim selimciğim
ekşi sözlük'te gömülen fakat gayet yerinde olan tavsiyeler. şiddete karşı eylem planı çalışmasında birtakım öneriler ortaya konmuş.

- hasta ve hasta yakınlarını dinlerken göz teması kurun.
- hastanın derdini anlatırken sözünü kesmeyin. dinlerken başka şeylerle ilgilenmeyin.
- hasta konuşurken uygun jest ve mimikler kullanın. hastanın söylediklerini onaylıyorsanız başınızı sallayın ve tebessüm edin.
- hastaya "siz" dili ile hitap edin. sade, anlaşılır ve hastanın anlayabileceği ifadeler kullanın.
- uygun ses tonu ile konuşun, yargılayıcı ve genelleyici ifadelerden kaçının.
- yüksek dozda nasihat cümleleri kurmayın.
- öfkelenme durumunda derin nefes alın ve sessiz kalın. ya da derhâl oradan ayrılın.

doktorun kafasına kaldırım taşıyla vuran, babası ölümsüz değil diye millete yumruk atan, acil serviste bekledim diye wolverin cosplay yapan insansı mahluklar her şekilde şiddete devam edeceklerdir (hastanede, postanede, sokakta , trafikte). ama normal insanları tetikleyebilecek, fiziksel şiddetle sonuçlanmasa bile gerginlik doğurabilecek senaryolara karşı güzel, basit öneriler getirilmiş. burada eleştirilecek bir şey göremiyorum.

özellikle "siz" meselesi başlı başına önemli. çok önemli. göz teması da çok önemli. insanlara paçavra gibi davranıldığını ima edebilecek her türlü jestten uzak durmakta fayda var. orada sağaltma hizmeti sunan bir personel olduğunu unutmadan amir moduna girmemek de önemli. ve bunlar hiçbir ekstra stres, yük getirmeyen, kısıtlı zamanı çalmayan şeyler.

insanların illa sağlık çalışanlarına saldırması gerekmiyor. insanlar insan gibi davranılmayı hak ediyorlar. hiç kimsenin kendisini evvelkinden daha kötü hissetmesini sağlamamak lazım. biraz empati.
2

binali yıldırım

dumrul dumrul
hemen orada masa dururken yer sofrası kurdurtan, tabaklardaki yemekler yarılanmışken yemek duası fotoğrafı çektirten cinali bey, sempati yaratmak yerine mide bulandırdığı için bu fotoğrafı hem kendisinin hem de akp'nin sosyal medya hesaplarından kaldırtmış.







ayrıca:


duş

hurrianes hurrianes
buralardan bir teoman geçti.


edit: abladaki dövme daha kışkırtıcı daha gerçekçi olsaydı keşke.
2.edit: ablada şeyma subaşına benzemiyor mu ama hatta gamze özçelik karışımı.
3.edit: abla şenay akaymış.

instela yazarlarının çektiği fotoğraflar

actions speak louder than words actions speak louder than words
en üst katta oturuyorum. bazen 2-3 güvercin gelip pencere önünde oturuyor, takılıyorlar. bugün içeriye girmiş bir tanesi, evi dolaştı, koltukların üstüne çıktı hiç ses etmedim. evin ferdi gibi davrandı asdfg. 10-15 dakika gibi evin içerisinde durdu, dolaştı, koltukların üstüne çıktı, mutfak masasının üstüne çıktı, sonra da gitti.

huawei

tonguç tonguç
hazır çorbadan çorba yapacak seviyede teknolojik bilgiye sahip olanlar, kuran kursu ezberciliğindeki mantık yürütme yaklaşımları ve sadece karşı tarafa 2-3 sıfat yükleyerek haklı çıkacağı yanılgası ile sahne almışlar yine.

üstelik okuyayım, öğreneyim adamlar ne yapmış araştırayım diye bir dert edinme de yok. hadi okumadın tamam yukarıda yazılmış, onu bari oku, o da yok. 2012 yılından beri adamlar zaten işletim sistemi üzerinden çalışıyorlar ve 9. sürüm aşamasına gelmişler. komik olan en çok da şurası, adamlar dünyanın en büyük 2. telefon üreticisi ve bir işletim sistemi üzerinde çalışabileceklerine ihtimal verilmiyor, gerçekten çok acı muhakeme yeteneğinin olmaması.

huawei'nin şu anki duruma gelmesindeki en önemli pay iç pazarının dünyanın en büyük iç pazarı olması. kore markası samsung işletim sistemi çıkartıp, ticari başarısızlığa uğrayabilir ama bu huawei için geçerli değil.

huawei'nin türkiye'deki en önemli r&d merkezine sahip olduğunu bilmeyenler, konuyu çin-amerika sidik yarışına indirgemesi gayet doğal. neyse umarım malkaçoğlu edasıyla, olmayan dev aynasından dünyaya bakmayı bırakırız da biraz da içeriğin ne olduğunu anlamaya çalışırız.

çok zor gözüküyor ama çıkmadık candan ümit kesilmez.
10

gençlerin tek hayali memurluk

kağıttan kule kağıttan kule
ulke kosullarinda mantikli hayaldir. 10 yil ozel sektor 7 yil kamu tecrubem var. ozelde cok da buyuk sirketlerde calismis olnama ragmen diyebilirim ki patronundan calisma saatlerine is guvenliginden maas garantisine tum kosullar leş. girisimcilik ruhu olmus de genclerin ici gecmis de.. her gun kepenk kapatan firmalarin icinde girisimcilik ruhu olsa olsa don kisotluk olur. once piyasayi sabitleyin ekonomi guven versin bak o zaman kac kisi memur olacam diye kpss kursu kapisi bekleyecek