iş arkadaşı

yürüyenconi yürüyenconi
genelde sevmem hatta hiçbirini sevmem. bu kitleyle sosyal arkadaşlık yapılmaz. sonuçta onlar iş için başkasının parasına para katmak ve bundan biraz olsun senin cebine girmesini sağlamak için görüştüğün insanlardır. fazla samimiyete gerek yoktur. özel konular asla onlarla konuşulmaz.
2

bira

neverendingblueroad neverendingblueroad
insanoğlu yerleşik hayata geçer geçmez tahıl yetiştirmeye başlamış ve doğal bir olay olan fermantasyon işlemi de kendiliğinden öğrenilmiştir. böylece bira, şaraptan ve hatta ekmekten bile daha eski tarihi olan bir içecek olma özelliği kazanmıştır. avrupa'da ilk kez keltler tarafından üretilse de ve birçok uygarlıkta biraya dair tarihsel kanıtlar olsa da birayı ilk kez üreten topluluk olarak mezopotamya kültürünü hatta sümerler'i örnek gösterebiliriz. öyle ki sümerler'in biraya verdiği önem, onların "ninkasi" ismini verdikleri bir bira tanrıçası yaratmalarına vesile olmuştur. m.ö. 1800'lerde ninkasi'den ve bira yaratımındaki güçlerinden etkilenen fransız bir şair "ninkasi'ye ilahi" adında bir şiir yazmış ve kitabeye yazılan her cümle aynı zamanda biraya övgü olmakla birlikte, biranın yapımını tarif etmiştir.

"......
sensin suya konulmuş maltı sulayan,
asil köpekler hükümdarları bile uzak tutar
ninkasi, sensin yere konulmuş maltı sulayan
ail köpekler hükümdarları bile uzak tutar

maltı bir kavanozda ıslatan sensin
dalgalar yükselir, dalgalar alçalır
ninkasi, maltı bir kavanozda ıslatan sensin
dalgalar yükselir dalgalar alçalır

sensin iki eliyle büyük ulu tatlı mayayı tutan
onu bal ve hurma ile demleyen."

orta avrupa'da manastırlara özgü olan bira yapımı üretimin, keşişlere günde 5 lt. bira içme hakkı verilse dahi (höytttt) fazlalaşmasına ve manastırların ticari işletme haline gelmesine sebep olmuştur. antik mısır'da ise bira, ekmekle birlikte tüketilen ana gıdalardan biridir. m.ö. 1600 yılına ait olduğu belirlenen bir metinde rastlanan 700 reçetenin 100'ünde bira olduğu görülmüştür. (boşuna sağlığınıza demiyoruz.)

biranın geçmişine gidildiğinde çıkılması mümkün değil, dipsiz kuyu adeta. zira göbeklitepe'de yapılan biralardan, alışverişlerde para yerine geçen biralardan, tarifleriyle birlikte saklanan insanlığın en eski biralarının yeniden yapılmaya başlanmasından tutun da dini ritüellerin parçası olması, aroma çeşitliliğinin günümüzdekinden daha fazla olması vb. bilgilere kadar o kadar çok içine çekiyor ki, bi yerde bira içip soluklanmak gerekiyor. manastırlardan bahsetmişken bir trappist iyi giderdi şimdi ama hadi bu seferlik böyle olsun. sağlığınıza.


11

yazarları üzen durumlar

funkybaggins funkybaggins
mesleğim gereği el aletleri ile epey vakit geçiriyorum, elektrikli ya da alenktrünksüz hepsini çok seviyorum.
hırdavatçılar lunapark, yapı marketleri disneyland adeta. pense veya kaynak makinesi hepsi birden canımıniçi. toys for big boys bir nevi eğer aktarabildiysem sevgimi, anlarsınız birazdan üzüntümün nedenini.

ya hani bir yere çakarken çekiçten 'fiyuuv' diye kurtulurya çivi, arar bulursunuz ama yamulmuştur gövdesi... işte o çiviyi mutlak suretle düzeltmeye çalışrım tekrar kullanmak için, bazıları ısrar eder doğrulmaz eskisi gibi, o çividen vazgeçme durumu hüzne boğar beni.

yüz bin rus kızıyla bir milyon türk kızının takası

nastasya filippovna barashkova nastasya filippovna barashkova
ayıp be!
rusya'da yaklaşık iki sene yaşamış bi kimse olarak oyumu 1 milyon türk kızından yana kullanıyorum. hatta 1 tane bile yeter, canım türk kadını. ruslar sizi meta olarak görüyor, dolar ruble olarak görüyor, sıcak denizsiniz siz onlar için. daha iyisini bulunca tekmeyi basar gider. ah biz öyle miyiz? he öyle miyiz!! cefakar, vefakar türk kadını. rüküş onlar ya bi de :d zevksiz şeyler.
2

radikal karar almak

renfri renfri
ben sarhoşken yapıyorum bunu.
mesela en son yatağımı duvara sabitleme kararı aldım. uyguladım da. alışık olmadığımdan, sabah kalkış yönümü ayarlayamadım, kafam gözüm örselendi bir miktar.
daha öncesinde de duvarları maviye boyadım romantikliği üzerinden yürüyeyim dedim. kendimi şımartayım, gramofon ekleyeyim mevzuya, daktilodan sofistike bir hınzırlık yakalayayım, ampulün üzerine ip sarayım da loş bir sigara ortamına göz kırpayım... o da yemedi.
elektrik çarptı kurcalarken.
böyle böyle ışığa yönelimden ileriye gitmeyecek yöntemlerle idame ettirmeye çabalıyorum yaşantımı.
4

kaplumbağa

neverendingblueroad neverendingblueroad
dünyanın en iğrenç çiftleşen hayvanı bence. bahçede bir kaplumbağa ailesi yaşıyor. kendi halllerine bıraktık, ne yer ne içerler bilmem ama bahçenin bi yerlerinde varlar işte. sabah köşeden gelen sesler öyle korkuttu ki beni, bakıp bakmama konusunda kararsız kaldım. neyse aldım küreği elime gittim köşeye. yaklaştıkla takırtıların eşlik ettiği iğrenç bir inleme ve sanki birinin gırtlağı kesiliyormuş gibi bir ses. çalının oraya yaklaştım ve omfg!!! görmez olaydım. severdim ben kaplumbağaları yaa, saygımı kaybettim adamlar sevişiyor diye. ama nasıl sevişme, leş! salyalar, sesler, takırtılar...
bahçemde böyle şeyler istemiyorum dedim sertçe ama doğası böyle nihayetinde. yine de gözüm görmesin bi daha onları.
16

jacobs

gayfe gayfe
jacobs, şımartan aroma... biraz seksi kabul edelim

yakup, şımartan aroma
kuru kahveci mehmet efendi, şımartan aroma

peygamber isminden şımartan aroma yapmışlar.

ebubekir sıddık, şımartan aroma... olmuyor olmuyor, biz yapınca olmuyor.

radikal karar almak

eski çaçalardan mehtap eski çaçalardan mehtap
yapamadığım bir şey :d
ya şimdi düzenimiz bozulmasın, aman ağzımızın tadı kaçmasın diye ya da tamam bunu değiştirelim de ya memnun kalmazsak korkusuyla olduğum yerde sayıyorum. değişikliğin getirisini götürüsünü düşünmek sonuçtan daha çok hırpalıyor beni, tamam diyorum böyle kalsın.
ders çalışırken kullandığım yayınevinden tut, insan ilişkilerine kadar bu böyle. alışkanlıklar hayatımda şimdiden çok büyük bir yer kaplamaya başladı ve tanıyanlar bilir hep yaşım 19.

aslında çok şikayetçi olduğum bir durum da değil bu ama insan düşünüyor öyle olsaydı nasıl olurdu diye.