5 bin tl alıp karısını çalıştırmayan erkek

eflakinyas eflakinyas
eniştem evlendikten sonra ablamın çalışmasını istemedi
inanılmaz kıskançtı
20 yıl çalışmadı ablam, bu arada eniştem ablama saygı duymadı.
eve parayı ben getiriyorum, hep harcıyorsun havasındaydı
bir şey istediğinde annemle babamdan isterdi ablam
sonra yeğenim büyüdü ablam çalışmaya başladı
eniştem de ablama o zaman saygı duymaya başladı
hiçbir zaman yola birilerine güvenerek çıkmayın eşiniz dahi olsa
her zaman savunduğum tek şey kadın çalışsın ve zengin koca yerine hep kendisinin zengin olması için çalışsın, çabalasın.

atakan kayalar

plutonun askerleriyiz plutonun askerleriyiz
iki gündür sosyal medyada videoları dönen çocuk. felsefe kitapları okuyor anladığım kadarıyla. videolarına çok fazla dayanamadım. çünkü ben çok sevmiyorum yaşından çok büyük ya da yaşından çok küçük davranan insanları. zaten çocuğun düzenlediği "basın toplantısı"na bakarsak narsisizme giden yolda hızla ilerliyor ufaklık.

"beni tek başıma okutsunlar." diyor. "ben zaten onların öğreteceği çoğu şeyi biliyorum." diyor. tam da bu cümlelerden sonra narsistlik boyutuna varan bir kişilik bozukluğuna doğru gittiğini anladım. okuduğu kitapları gerçekten özümseyerek okumuş olsaydı "herkesin bir diğerinden öğreneceği bir şeyler vardır." düşüncesiyle ya da buna yakın bir düşünceyle hareket edebilirdi. ancak "siz kim köpeksiniz" modunda takılmaya başlamış çocuk. bu da sağlıklı bir ilerleyiş değil.

çocuğun çocukluğunu yaşayamama durumuna pek takılmayacağım. insanlar arasında bazen böyle hayatlara sahip olan çocuklar çıkabiliyor. sümüğünü yiyen, düşünce anneeeaağğğ diye ağlayan bir çocuk olmayabilir bu atakan. ama kontrol edilmezse çok kafa açan biri olacağı aşikar.
1

bitli piyade

a sami bayraklı a sami bayraklı
2 adet yazar tartışıyor, bir tanesi haklı argümanlarla bir nick altı yazıyor, sırf daha önceden gıcık oldukları için, yazı tarzını beğenmedikleri için ve diğer yazar da eski yazarlardan olup muhabbetleri olduğu için birine gömüyorlar, diğerini haklı buluyorlar.

twitterdan, facebooktan, ekşiden yazı aparma var mı? var. e bunu hızlıca çözüp "twitterda gördüğüm yorum" "ekşide okuduğum entry" şeklinde sunabilir mi? pek tabii sunabilir. ama yapmamış. yatmış üstüne.

ee bunu dile getiren yazara niye laf atıyorsunuz? yok meyve veren ağaç taşlanır falan, yok isteyen istediğini yazar.

lan isteyen istediğini yazar diyip bir yazıyı eleştirmek dünyanın en büyük ironisi zaten. o kadar liberalsen niye karışıyorsun. o çalıp yazmayı tercih etmiş, istediğini yazmış. diğeri de onu eleştirerek istediğini yazmış. yoook kankasına yanlıyor. isteyen sadece onun kankası olanlar.

sistem şu; yancılar ve kankacılar istediğini yazar, diğerleri eleştirirse yuuuuuuh!

evliyken başkasına aşık olmak

buldur buldur
çalışıyorken başka şirkete başvurup kabul edilmek gibi, öyle aşırı kolay bir değerlendirmesi yok bence.

iki soru var:
a. neden başvurdun?
a1) istemeden girdiğim bir işte 2 aydır, boşta kalmamak için çalışıyorum.
a2) işimi seviyorum ama daha iyi şartlarla bir iş olacaksa neden olmasın?
a3) belki iki işi birbirinden habersiz idare edebilirim bir süre?
a4) işveren, anlaştığımız şartları bana sormadan kendi lehine, sırf itiraz etmeye hakkım olmadığını düşündüğü ve bu işe muhtaç olduğumu düşündüğü için değiştirdi.

b. şimdi ne karar vereceksin?
b1) kabul edeceğim.
b2) şimdiki işverenime teklifi ve neden kabul etmeyi düşündüğümü söyleyeceğim.
karşı teklif gelmezse ya da gelen karşı teklifi beğenmezsem kabul edeceğim.
b3) reddedeceğim.

sonuçlar:
b1 + (a1, a2, a3) = puştsunuz
b1 + a4 = hayırlı olsun, hadi geçmiş olsun
b2 + (a1, a2) = puştsunuz.
b2 + a4 = hayırlısı olsun
b2 + a3 = n.a.
b3 + (a1, a2, a3) = hatadan dönmüşsünüz
b3 + a4 = iflah olmaz bir salaksınız

özet:
genel olarak a1, a2, a3 seçenekleri puşt olduğunuza dalalet ederken a4 seçeneği ise karşı tarafın puşt olduğuna dalalet ediyor.
4

bitli piyade

platonun ütopyası platonun ütopyası
çaldı denilen entryleri haber içerikli olan kişi. ülkede zaten bir iki tane haber ajansı var. onun dışında bütün basın organları aynı malzemeyi kullanıyor. napsın adam diğer bir çok beyinsiz gibi am üzerine muhabbet mi çevirsin. bi rahat bırakın insanları ya. isteyen istediğini yazar beğenmeyen de engeli basar.
14

10 yaşındaki atakan

dumrul dumrul
vasatistan'da belli becerileri vasatın üzerinde olan yetişkinlerin hayatı itinayla skiliyor, yetmiyor küçüklere de yapılmaması gereken ne varsa onu yapıyoruz.

bu bir çocuk. yani tam olarak anlaşılmayan ne olabilir hiçbir fikrim yok. bu bir çocuk.

özel yetenekli olup olmadığını tespit edecek kişiler biz değiliz. normal şartlarda türkiye'de bunun mekanizmaları var. çocuk tespit edilir ve özel eğitime ihtiyacı varsa bununla ilgili kurumlara yönlendirilir. geçmişte (cumhuriyetin ilk yıllarında) devlet aygıtı çok daha zayıftı ama bu iş başarıyla yapılabiliyordu. menderes iktidarından sonra işler değişti. 80 sonrası daha da kötüleşti.

nihayetinde zor bir iş değil. 90'lardan itibaren fetöcüler bu işe el attılar ve yetenekli çocukları tespit edip, dimağlarını itinayla sikmeye başladılar. (bkz: altın nesil) bu işleri yapması gereken kurumlar pedagojik formasyonu tam olan kadrolarla işlerini yapmazlarsa yetenekli çocuklardan vasat psikopatlar çıkar o kadar. aile bilinçli olacak da çocuğu sağlıklı bir ortamda yetiştirecek de ölme eşeğim ölme. dediğim gibi bu çocuk hakkında karar verecek kişiler değiliz. tanımıyoruz. benim gördüğüm aşırı derecede hırslı bir ailesi olduğu ve çocuk çok zeki de olsa geri zekalı da olsa bu ortamda hayatı mahvolur. çocuk şu anda sosyal medyada istismar ediliyor. önlem alması gereken kurumlara da kesinlikle güvenecek durumda değiliz.

bizim önce bu boktan çemberi kırmamız lazım. toprak verimsizse ona ne ektiğinizin bir önemi kalmıyor. yıkmamız gereken ilk şey vasatizm. sadece bunu değil, hiçbir çocuğu ona kurban etmememiz gerek.

yazarların 10 yaşındayken okuduğu kitaplar

dumrul dumrul
hayatım boyunca herhangi bir şey karşısında duyduğum en büyük heyecanı 7 yaşımda yaşamıştım. okuyabiliyor olmak çok büyük bir şeydi benim için.

9 yaşıma geldiğimde de hayvan gibi okumaya başladım. ablam ve ben evde sürekli kitap okuyorduk. ben jules verne ve alexandre dumas'ya bayağı takıntılı şekilde hayran olmuştum. onun dışında çocuk versiyonları basılan belki de bütün romanları aynı sene içinde okumuşumdur. kemalettin tuğcu kitapları hariç. ablam bana karşı hiç kıskançlık beslememiştir. gerçekten de ideal bir ablaydı. ben de ona karşı kıskanç olduğumu hatırlamıyorum ama içimde onun yaptığı şeylere karşı bir direnç vardı niyeyse. o kemalettin tuğcu'yu çok sevdiğine göre ben onu okumamalıyım gibi bir şey. sonuç olarak 8 ayda filan yığınla kitap okumuş oldum.

annem bizim kitabı bırakıp uyumamız için bize küçük yalanlar söylerdi. "kitabı yastığınızın altına koyarsanız gece uyurken içindeki bilgiler kafanıza girer" diyordu. ama aslında bu taktik ters tepti. çünkü ikimiz de roman ve hikaye okuyorduk ve bilgilenmek gibi bir amacımız yoktu. zevk aldığımız için okuyorduk. bu küçük yalana inandığımız için okuduğumuz kitaplara ara vermedik ama yatarken okul kitaplarını yastığımızın altına koymaya başladık. ödevlerimi filan da yapamıyordum, ilkokul hayatım boyunca karnemde "iyi"lerin olduğu tek sene de budur. ilk dönem karnesi pek etkilemedi beni. belki de aileden bir tepki gelmediği içindir ama ikinci dönem böyle hafif bir ekşidiklerini hissettim, "pekiyi"ler baya buharlaşıp "iyi"ler artmıştı. hızım öylece kesilmiş oldu. çizgi film izlemeyi kitap okumaya tercih etmeye başlamam da böyle oldu.

sonra da yıllarca bir şey okumadım. derslerim düzeldi ama bunun faydasını hiç görmedim doğrusu. aradaki fark, zevk alarak yaptığın bir şeyin sana katacakları ile mecburiyetten yaptığın şeylerin sana katacakları arasındaki farktır. kitap okumaya devam edip okulu çift dikiş gitsem herhalde çocukluğumu daha güzel hatırlardım. zevk aldığı şeyi yapmayacaksa "çocukluğunu yaşamak" dediğiniz şey nedir ki zaten?
5

10 yaşındaki atakan

frijit bardot frijit bardot
öncelikle açacağınız başlığı sikeyim. sonralıkla iki lafı bir araya getiremeyen, aşağılık kompleksli yetişkinler olarak sinirden duvarları yumrukluyoruz. bu suçlamayı yapan dahiler çıkacaktır yorulmasınlar baştan.

ebeveynlerinin yönlendirmesiyle algılayabileceğinin üzerinde okumalar yapmış bir çocuk. birtakım ezberler yaptırılmış olsa dahi kapasitesinin yüksekliği ortada ama biz büyük insancılık oynayan, iyi ezber yapmış ve çalışıp gelmiş bir çocuğa -dahi olduğunu varsayarsak bile- normalin üzerinde bir hayranlık besliyoruz. aylık güncellenen "ülkeyi x yönetsin" kararımızı bu sefer de küçük bir çocuk üzerinden veriyoruz. mantıklı, tane tane, saygılı bir yaklaşım gördüğünde "felsefe yapma lan" çıkışı gösteren bir topluluğa çok da yakışan hareketler bunlar. hayatı boyunca duymadığı, kenarından geçmediği muhabbetler yapan, birkaç havalı ismi bilen küçük bir çocuğa tapılmaması şaşırtırdı asıl.

neyse uzatmayalım. çocuk felsefe yapmamaktadır, dersine iyi çalışmıştır ve çocuk çocuktur. dünyaları büyüklerin radarına takılıp bol ratingli freak show malzemesi yapılmamalıdır.

20 bin tl maaş alıp karısını çalıştıran erkek

fittirifiti fittirifiti
önce şöyle bir bakınız verme gereksinimi duyuyorum. eski alışkanlık.

(bkz: açtığın başlığı sikeyim)

erkek kim oluyor da, karısının çalışıp çalışmamasına karar verebiliyor? isterse milyon dolarlar kazansın, çalışıp çalışmama kararı tamamen bireysel bir karardır. çalışmak istemeyen kadını zorla çalıştırmak ya da çalışmak istemeyen erkeği zorla çalıştırmak ile bunun tam tersini yapmak bir hak değildir.
çalışmak isteyen insan çalışır. çalışmak istemeyen insan çalışmaz. çalışmak istemeyen ama çalışmak zorunda olan insan da çalışır.

atakan kayalar

müsait bir yerde lütfen müsait bir yerde lütfen
çok daha zekilerini ve özellerini gördüm ama bu çocukta insanı rahatsız eden bir şeyler var. haddinden fazla abartıldığı da aşikâr ama ne demişler, körler ülkesinde tek gözü kör olan kral olur. çocuğu medya maymunu yapmanın bir alemi yoktu. hâl ve tavır olarak da okan bayülgen'in küçük tipi.
iyi ezberlemiş hepsi bu.
2