estetik

wendera wendera
bu konuda insanları samimi bulmuyorum. estetik ameliyat yaptıran insanların alt hikayesine bakınca çoğunda çocukken ya da gençken estetiksiz insanların şakaları ve hatta ciddi ciddi aşağılaması mevcut iken yaptıran mı suçlu yaptırtan mı suçlu demeden geçemiyor insan.

ayrıca yakışana çok yakışıyor yaninda estetikli biri var ama adam ağzının içine düşüyor doğal diye. söylemese bilmeyecek.

pubg mobile

birfincancay birfincancay
ulan vuruluyorum, ağır yaralanıyorum, yerlerde sürükleniyorum, aman dileniyorum gelip kafama kafama sıkarak öldürüyor beni şerefsizler ya. ne manyak bişey bu. bırakın, huzurumla öleyim, götümden soluyorum zaten.

ölünce allah'tan yeşil bir dumana dönüşüp hakk'ın rahmetine kavuşuyoruz. yoksa ölümüzü şeedecek bunlar. tövbe yarabbim. siliyorum oyunu.
2

duvara bantlı muz

harley davutoğlu harley davutoğlu
muz hala duruyor mu merak ettiğim eser.

eser demekte bir beis görmüyorum. sanat eseri bile diyebilirim. adı "komedyen" olan bir sanat eseri. insanları güldürmüş, dünya çapında gündem olmuş, alışveriş sitelerinin reklamcıları tarafından göndermeler yapılarak şimdiden kült haline gelmiş. (bkz: tekzen)




instagram'da birçok göndermeler ve çok güzel espriler gördüm. bence isminin hakkını vermiş.

eleştirilebilir elbette. ama eleştirilmesi için yapıldığı ortada zaten. sanat eserinin klasik tanımı: bir kez daha yapılması mümkün olmayan tek ve biricik, estetik hisler uyandıran, yaratıcı hayal gücüne dayalı eserlerdir. bir daha tekrarlanamaz. tekrarlansa bile aynı şey olmayacak. hayal gücü kullanılmamış demek de yanlış olur. estetik mi? bunu 120 bin dolar veren çifte sormak lazım.

benden geçer oy aldı.
2

kyk borçlarının silinmesi

diren bonibon diren bonibon
içinizde ne kadar kötü insanlar olduğunu görmemizi sağlayan başlık. resmen ben acı çektim herkes çeksin hem zor zamanlar yaşadım herkes çeksin diyorsunuz.

evet belki zor zamanlar çektiniz evet belki çoğunuz ödediniz. ama sizin dışınızda şu an bu sıkıntıyı çeken gençlerin insanların bundan kurtulma ihtimali var hepiniz bana ne ben acı çektim o da çeksin diyorsunuz. ne pislikmişsiniz be. ulan siz mutlu olmadınız diye hiç kimse mi mutlu olmasın gün yüzü görmesin. evet keşke siz de ödemeseydiniz keşke bu ayrıcalık size de verilseydi ama olmadı. bunu engellemek yerine destek olsanız ölür müsünüz lan?

siz kesin hayvanlara da yardım etmezseniz. çünkü size bir faydası yok. kadın şiddeti görseniz müdahale etmezsiniz çünkü size dokunmuyor di mi? siz her kötü şeye başınızı çevirir bana gelmeyen yılan bin yıl yaşasın dersiniz.

ülkeden ümidi kesmeme neden olan sizlerseniz. siz varken asla düzgün bir medeniyet olamayacağız. allah hepinizin belasını versin.

not: kredi almadım, kredi borcum yok. ben kendi borcum silinsin diye sizi kötülemiyorum yani. genel kötü olduğunuzu söylüyorum.
5

evlat

neverendingblueroad neverendingblueroad
yokluğunun yarasını, başkalarının evlatlarının sevgisiyle bantlayan annelere sormak lazım evlat nedir diye? sorsaydık 32 yıl önce bugün aramızdan ayrılan adile naşit'e, benim için hepsi ahmet derdi eminim. o hepimize çocuğu gibi yaklaştığından, gördüğümüz her tonton anneye, anneanneye adile naşit yakıştırması yaptık. çocukluğumuzun en güzel anısı.


8 temmuz 2018 çorlu tren kazası

written and directed by written and directed by
kazada hayatını kaybeden 9 yaşındaki oğuz arda sel'in dedesinin sözleri cidden içime oturdu.
"beni alın zindana atın. cumhurbaşkanım torununu kucağına alıp seviyorsun, benim torunum iki parçaydı. çuval gibi diktiler! yeter, çekin pis ellerinizi adaletin üzerinden"

torununu kaybetmiş insana bu cümleleri kurdurtuyorlar bu ülkede. adam acısından geçmiş, adalet arıyor onu da bulamıyor. 2018'de olmuş kaza. ihmaller, sebepler gün gibi açık ama duruşma 2020'ye ertelenmiş şimdi de. bu kadar çaresiz nereye kadar böyle devam edecez bilmiyorum.

nerede nasıl öleceğimiz belli değil, öldükten sonra suçluların ceza alıp almayacağı da belli değil. ülkedeki adalet öyle boktan bir şey işte.

sevişmek için içmek ve sabahlamak gerekmesi

birfincancay birfincancay
kesin teoman'ın konuyla ilgili bir şarkısı vardır. bu şarkıyla ilgili de nejat işler yorum yapmıştır. bu yoruma okan bayülgen katılmıştır. nuri bilge ceylan içli içli susmuştur. bedri baykam peçetesini masanın üzerine koymuştur. kesin bunlar.

millet vulva üzerinde kaide fethederken bizim burda destan yazmamız beni kederlere gark ediyor. nuricim gelse de beni böyle kederlenirken çekse. valla uzaklara dalıyorum.

ekleme: arkadaşlar, özellikle vulva dedim, vajinayı karıştırmadım. sebebini açıklayıp iğrençleşmek istemiyorum. lütfen üstelemeyin. kadın yazarlarımızdan özür diliyorum.

estetik

eski çaçalardan mehtap eski çaçalardan mehtap
gargameel gargameel!

çocuklarını mükemmel yetiştiren analar babalar sağ olsun benim aşağılanmadığım yer kalmadı ortaokul ve lise dönemimde. parkta aşağılandıım, sohbetlerde aşağılandıım, sınıfın ortasında aşağılandıım.

gudubete de benzemiyodum hani burnum uzunca ve zayıf biriydim sadece, benle o derece dalga geçmek için baya büyük bir motivaston lazımdı yani.
neyse çocukluk ve ergenlik süreci böyle geçince haliyle bu dış görünüş meselesini kompleks yapıyorsunuz. sevgilin oluyor mesela, iltifat ediyor sana, onun iltifatına sevinemeyecek bir kompleks oluşmuş oluyor insanda. bi' insan sana güzelsin dediğinde mutluluktan başka hisler uyanıyor, kırgınlık gibi daha çok.
kahrolsun böyle hissettirenlere, yaşasın plastik cerrahi.
köpek gibi kpss çalıştım işe girdiğim an bi' dört beş ay para harcamam doktora koşarım diye planım var. kyk borcuymuş, faturalar nasıl ödenecekmiş falan aklıma bile gelmiyor ya kompleksin boyutunu düşünebiliyor musunuz?
insanları kırmamayı öğretin yavrularınıza.
3

şahsım devleti

muzevir muzevir
dün akşam evimde kurduğum devlet. tek tebası ve başkanı da benim. gece anayasayı yazdım, bayrağı filan çizdim (duvara bantlanmış muz görseli). belli bir sistem yok, meclismiş, demokrasiymiş, seçimmiş filan anlamam, kafama göre yönetiyorum. tek sorun evden çıkarken pasaportumu yanıma almak, sorarlarsa turistim, geziyorum diyeceğim. zaten kış geldi, pek evden çıktığım yok. eve girişler de vizeyle, öyle elini kolunu sallayan giremez, çok hassas kriterlerim var. gerçi pek gelen de yok, patagonya gibi bir şeyim.

duvara bantlı muz

neverendingblueroad neverendingblueroad
ekim ayında whitney museum'da gördüğümüz bu çalışma için ben sadece bu ne biçim modern art, bildiğin torbada kirli çorap var derken, sanatla içiçe olan arkadaşım bu modern art değil contemporary art, o çorap bellek, sanatçı da geçmişle ilgili bir şey anlatma çabası içine girmiş dedi. bana çok zorlama geldi bu açıklama. ama artık sanat böyle bir şey demek ki, biz ne anlarız. artık muz yerken de kirli çorapları sağa sola atarken de dikkatli olmak lazım. sanat eseri onlar, respect!


metrodan inenleri beklemeden binmeye çalışan insan

birfincancay birfincancay
bunların yanında metro beklerken ben; kapılar açıldığı vakit böyle büyük hareketlerle, öhömm diyerek falan ama çok da ukalaca tavırlara girmeden, yana çekiliyorum. böyle bildiğin metro bekleyen japon hesabı hizaya geçiyorum.

yanımdaki elemanlar da beni fark ediyor ve çekiliyorlar arkadaşlar. ülkedeki çoğu insan maalesef "monkey see monkey do" seviyesinde. söylenenleri uygulamada eksikler. uyarıları okumakta eksikler. hatta bir uyarı yapıldığında da tartışma çıkarmaya meyilliler. "sen mi öğreticen bana metroya binmeyi lan!" düşüncesi güdüyorlar.

o yüzden, dediğim gibi, monkey see monkey do. bişey söylemeden, hareketlerimiz vasıtasıyla bunlara örnek olacağız. bu kalaslar görecek bizi, "ha ben de normalde çekiliyorum ama unuttum. yoksa bundan gördüm diye yapmıyorum" diye düşünecek saniyenin de altında bir sürede. ve çekilecek. "sen kurallara uyuyon da ben uymuyom sanki. hah. artiz" diyecek size belki içinden. ama çekilecek.

taktik 78% çalışıyor. bi dakka, %78 miydi lan... hangisi önceydi... neyse. yüzde yetmiş sekiz çalışıyor. cuma, cumartesi günleri alkol oranının arttığı zamanları saymıyorum. orda zaten herkes çekiliyor. "geç kardeşim geeeeçç.. canını yerim. eheheheheyyyy" diyerek çekiliyorlar.

gecenin ikisinde, metroda herkes rahmetli müslüm gürses oluyor. seviyorum.