steffi graf

1 /
leeloo leeloo
maçlarını izleyerek büyüdüğüm, bir dönem en büyük idollerimden biri olan bayan tenisçi. hep kibar, hoş ve asil bir havası olduğunu düşündürmüş, martina hingis maçındaki profesyonelliği de "22 grand slam kazanmak demek böyle bir olgunluk ve büyüklük katıyormuş insana" dedirtmiştir. yine bu sıfatları taşıyan bir diğer tenisçi andre agassi'nin de biricik eşi aynı zamanda.
nighttimebird nighttimebird
yıl 1996. bir tenis maçı esnasında steffi graf servis atmak üzere topu sektirmekte. o sırada bir seyirci o sessizlikte bağırır:
-steffi! will you marry me? (steffi benimle evlenir misin? - ben çeviriyim yine nolur nolmaz)
steffi önce güler sonra durur, topu tutar, seyirciye dönüp bağırır:
-how much money do you have? (ne kadar paran var?)
burdan da izlenebilir:


işte bu steffi graf ı sevmek için nedenlerden sadece biridir. diğerleri martina hingisi ağlata ağlata süründüre süründüre yenmesi ama ağırbaşlılığından ödün vermemesi, andre agassi gibi muhteşem bir insanla evlenip mükemmel tenisçi neslini yaratmaları (2 çocuklarından bahsediyorum) ve bulabildiğim iki adet pek şirin reklama imza atmaları (ki steffi grafı herkes soğuk bir kadın olarak görse de aslında renkli bir kişilikmiş demek).. gibi uzun ve hem anamlı hem de anlamsız gözükebilecek maddelerden oluşan bir listede toplanabilir.
don draper don draper
golden slam'in alman asıllı kraliçesi. tapılası müthiş raket. martina navratilova gibi bir efsaneyi bile tenise tövbe ettirmişliği, martina hingis 'i salya sümük ağlatmışlığı ve sanchez 'i parça parça etmişliği vardır, öyle de pis yener adamı. sonradan -ki takriben williams sisters'ların türediği yıllara denk gelir yanlış hatırlamıyorsam - agassi insanı ile evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış, tenisten elini eteğini çekmiştir. ivan lendlveya boris ile evlenmiş olsaydı daha az üzülürdüm şüphesiz. agassi'mi kapmıştır bu gadın..
iao iao
çocukluk kahramanlarımdan. yeteneğiyle kortları kasıp kavururken sakin ve mütevazi tavırlarıyla da bir çok tenis izleyicisinin takdirini kazandı.

monica seles ile mücadelesinin sonucunda seles, balataları yakmış bir graf hayranı tarafından bıçaklanmıştı. bayan forehand ve bayan golden slam adıyla da anılan steffi graf, 1999 fransa açık finalinde martina hingis'i unutulmaz bir şekilde yenerek son kupasını almıştı. son olarak 1999 wimbledon finaline çıktı ve lindsay davenport'a elendi.

kusursuz kariyeriyle tenis tarihine geçti, çok da iyi etti. andre agassi ile evlendi, bir çocuğu oldu. artık çocukları doğuştan gelen yeteneğiyle ileride kortları kasıp kavurur mu, yoksa organik tarımla mı ilgilenir bilmiyorum ama insan bu ikilinin çocuğu gelecekte ne yapar merak ediyor açıkçası.
mavio mavio
oyunu bir dakikada alır, rakibin moralini bozardı. yarım saat, bilemedin kırkbeş dakikada maçı bitirirdi. çat çat çat...

başarılıydı, karizmatikti, sakindi, havalıydı.

seyir zevki verirdi be.
mevlüt şekeri hüznü mevlüt şekeri hüznü
steffi ablamız, tenis kariyerini bitirmiş; iki çocuk annesi ve andre agassi'nin de yavuklusudur.

şimdi bu almanların bi huyu var ki, o da dünyaya mâl olmuş isimlere çok manyak bir saygı duyuyorlar. hani hatun, almanya'daki herkese hitap edebilecek bir yapıya sahip zaten. hem becerikli, hem sevimli bir anne, hem de sadık bir eş profili var. bu durumda deliler gibi reklamlarda oynatılmasının önünde bir engel kalmıyor.
emekli(!) oldu olalı paso reklamlarda anacım.

barilla'nın pestosunda, teekanne'nin çaylarında ve danone'nin activia'sı aklımda kalanlar. hepsinde de sağlıklı yaşamına, çocuklarıyla olan ilişkisine ve yardımseverliğine vurgu yapılıyor. had'hayırsılı.
1 /