şule çet

3 /
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
bugün bir kez daha erkekliğimden utandıran tutanaklarını okuduğum duruşması görülmüştür. ve malesef zanlının kollandığı bir diğer süreç yürütülmektedir yine.

konu kadın erkek arasındaki cinayet vakasından çok bir insanlık suçuna dönüşmüş halde. ve bunu da yine duyarlı bir kaç kesim dışında umursayan yok.
clementine ın turuncusacları clementine ın turuncusacları
şu sözlükteki girileri tek tek okudum. ( zaten pek de bir şey yazılmamış) girileri eksileyen yazarların (!) bu katillerden hiçbir farkı yok gözümde! neyini eksilediniz ey götler! eleştirileri mi? adaletin yetersizliğini mi? katillerin şerefsizliğini? savunmaların iğrençliğini mi ? yoksa bir kadının katledildiğini mi !!!
1
kılavuz karga kılavuz karga
ölümünün ardından şüpheliler kamuoyu baskısıyla tutuklanıp yargılanmaya başlandı. bundan önce olay intihar olarak adlandırılmış, anahaber bültenlerinde küçük bir soru işaretiyle gündeme gelmişti. gel gelelim mağdurun aynı zamanda suçlu sayıldığı ülkemizde utanmasalar düştüğünde ölmeseydi diyecek insanlar var. kadını kendi malı gibi kabul eden erkekler, doğal olarak bu görüşe dayanarak kadınların üzerinde her türlü hakkı olduklarını düşünüyorlar. gitmeseydi, ne işi vardı, yok efendim sahip çıksaydınız, kendi rızasıyla geldi vs. tüm bunlar hikâye. tamam, bir insan mantıktan yoksun düşünse bile bu, onun başına gelenleri hak ettiği anlamına gelmiyor.

çağatay aksu ve berk akand. asansörün önünde diz çöküp ağlanırken belki de işin içinden çıkamayacağını hissetmişti. bu zamana kadar hukuk erkekler lehine işlese de ve işlemeye devam etse de kamuoyu basıkı ve gittikçe daha örgütlü hale kadın derneklerini hesaba katmış olmalı. çömelişini de gayet beğendim. apartman boşluğu boşluğu yerine hapishane avlusunu koyun arkaya ancak bu kadar yakışır. tabii olay hâlâ iddia. bilirkişi ve polis incelemesine rağmen açıkta kalan yerler var ve suç somutlaşmış değil. yalnız bu tür davalardan öğrendiğim bir şey var ki, o da davayı yürütenler toplumun ta kendisi. millet adaletin peşinden koşmasa adil yargılama beklemek kaf dağının ardından haber beklemek gibi bir şey olur. tıpkı rabi naz vatan'ın öldürülmesi olayı gibi. rahat koltuklarda karpuz büyütenlerden bir şey beklememek gerek. ahukuk da paranın ve gücün yanında. bizim tek üstünlüğümüz sayımız. asalak gibi sırtımızdan geçinen bu vergi yiyicileri güçlü olabilir ama ibre toplumdan yana. yeter ki peşini bırakmayalım birlik olalım. zamanında her istediğini yapan bir deliye bile diz çöktürdü bu halk. önünde durabilene aşk olsun.
mortissaa mortissaa
#suleceticinadalet konusuna uzak ve sessiz kalan, şiddet cinayet ve tecavüz haberleri yakınında olmadığından bunları yok sayanlara ben de başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum. belki bu ihtimallerin ne kadar yakınımızda olduğunu biraz olsun görürler diye. üniversiteyi yeni kazanmış, 18 yaşındaydım ve bulunduğum şehre taşınalı daha sadece birkaç hafta olmuştu. yeni üniversiteli heyecanı malum, garsonluk yapmaya başladım. çalıştığım kafede beni gözüne kestiren biri tarafından uzun süre rahatsız edildim. gizli numaradan aramalar, her seferinde farklı numaralardan gelen ege hanım sadece tanışmak istiyorum bir beklentim yok mesajları zamanla yerini eeh ne nazlandın be tarzı mesajlara bıraktı. reddedip engellemelerim "naz" olarak algılandı. bir süre sonra telefon, sosyal medya, arama ve mesajlar araba ile takip edilmem şeklinde değişti. burnumu çıkardığım an arkamda bitiyordu. yurttan çıktığım, yurda girdigim saatlere hakimdi. her seferinde farklı numaradan mesaj atıyordu. şuan şu kafedesin geç kalma. yurda erken git. bugün yalnızsın dikkat et. nerdesin odanın ışığı yanmıyor tarzında onlarca mesaj. defalarca engellemem, reddetmem asla caydırıcı olmadı. hep naz yapıyor peşinden koşturuyor gibi algılandı. şikayetçi olacağımı söylediğimde kuzenlerini ve dayısını saldı üzerime. birden birken beş oldular. cehalet, korktum ve bunun onu durduracağını düşündüm. 1 aya yakın asla sesi çıkmadı. 1 ay sonra telefonuma gelen mesaj şuydu. "ege hanım sen beni hafife aldın ama bil ki ben istersem bi kadını elde ederim. senin de yalnız yürüdüğün karanlık bi sokak, bi kuytu olur elbet, ben rahatım." yani diyor ki tecavüz etmek için uygun koşulları bekliyorum. bana bi şey olmaz ama sana yapacağım belli. bu mesajdan sonra bir süre yalnız dışarı çıkamadım. hatta zamanında başıma bir şey gelirse diye olayı kağıda döktüm ve kuzenime anlattım. sonra ne mi oldu, araya insan sokup tehdit etmek suretiyle çözdük olayı. şikayetçi olamadım çünkü yalnızdım. ve korkmuş. çünkü birken beş olan, beşken kaç olur diye korkutuldum. belki kıl payı "yalnız yürüdüğüm karanlık bir sokakta, bir kuytuda" bir sapığa istediğini zorla vermekten kurtuldum. belki vücut bütünlüğümü kıl payı korudum. biraz uzun oldu kusura bakmayın. ben bir şekilde belki şanslıydım. ama şule değildi. acı şekilde can verdi. şule yalnız öldü, başındaki leş kargalarını insandan saymazsak. 7. kattan atıldı ayakkabının çıkması normal değil mi dedi katilleri. kızınıza sahip çıksaydınız, zaten alkolluydu, ne işi var adamlarla orda dendi şule için. daha fazla uzatmak istemiyorum. bu yalnızca şulenin, kadınların değil bizim insanligimizin davasıdır. istediğimiz #şuleçetiçinadalet . insanlık için adalet. ibret için, katillerin pişkinliği için adalet.
bizzatsahsen bizzatsahsen
bir hukukçu olarak söylüyorum bir kadın bir yere 5 erkekle grup seks yapmak amacıyla gidebilir ve soyunup sonra bundan vazgeçebilir bu kadın tecavüze uğrarsa bu kesin ve net adli ağır suçtur.hafifletici hiçbir yanı da yoktur ceza hukukunda.ortada sadece yanındaki insana güvenip mülküne giden genç bir kadın var sonrası tecavüz ve cinayet üstelik.hiçbir avukat maktülün bakire olmaması gibi bir argüman sunup vekilini savunamaz.mahkeme başkanının buna orada ikaz vermesi gerekir. o zaman bakire olmayan bütün kadınlara sokakta çevirip tecavüz edelim evli bekar fark etmez böyle bir şey yok.demişler ki kız aranmış velev ki öyle siz yine ona tecavüz edip öldüremezsiniz bunu çözemiyor toplum özellikle de maalesef başta kadınlar peşin hüküm yargılıyor. bu yargı üzerinden de sözde hukukçular bu argümanları yazılı hukuka yamamaya çalışıyor.bir ülkede yazılı kanunla toplum normları aynı olmayınca sonuç bu maalesef. ortada hiç yere öldürülmüş genç bir kadın.yaptığından tahminimce de zerre pişmanlık duymayacak katilleri.
katia katia
''bir ülkede insanın biliyor göründüğü şeyleri bilmesi gerekmez!"
demiş diderot vakti zamanında.

bizim ülkemiz için nasıl da cuk oturan bir cümle olmuş bu böyle!. ya da bizim ülkemiz insanı bu cümleye tam manasıyla oturmuş olsa gerek.
rene rene
utanmaz herifler, bir deliğe girip sonsuza kadar orada saklanmaları gerekirken, küstahça tutuklu yargılandıkları yerden ekşide ki "şule çet" başlığı da dahil hepsini mahkeme kararıyla engelletmişler, sildirmişler. milyar dolarınız da olsa içeride bir yığın yıkığın, pisliğin, tecavüzcünün arasında hak ettiğiniz yerde çürüyeceksiniz buna alışın.


laklak laklak
çağatay aksu ve berk akand adlı hayvanların tecavüzüne uğrayıp bir gökdelenin penceresinden atılmak suretiyle ilgili hayvanlar tarafından öldürülmüş insandır.
redstorm redstorm
eksisözlük'te sihasapa isimli yazardan olduğu gibi editlenmiştir:

şule çet'in otopsi raporu:
1) intihar ettiği iddia edilen pencerede parmak izine rastlanmadı.
2) şule'nin ters ilişkiliye zorlandığı anal bölgesinde yırtıklar tespit edildi.
3) çağatay aksu ve berk akand'ın dna'sına rastlandı.

her sildiğiniz başlığa yeni bir başlık ekleyeceğim. vazgeçmeyeceğim. ta ki o çağatay aksu ve yanındaki ceza alana kadar.

edit: sağolsun arkadaşlar uyardı. kaynak @suleıcınadalet twitter adresi. ayrıca destek olan herkese çok çok teşekkür ederim.

not:yayın yasağı getirildiği için buraya da giri olarak geçilmiştir.
psamathe psamathe
bir hukukçu kadar bu işin eğitimini almadım. ancak söz konusu otopsi raporu, sanıkların davalar boyunca tutarsız ifadeleri ve bazı tanık ifadeleri bu olayın cinayet olduğu konusunda şüpheye mahal bırakmayacak ölçüde açık olduğunu düşündürüyor bana.

ekşi sözlükte açılan başlık için alınan "sansür" kararı ise tam bir skandal. gerçi ekşi sözlük yazarları, bir yolunu bulup bu kararı delmeyi başarmışlar ki muhtemelen dava sonuçlanıncaya kadar bu mücadelelerinden vazgeçmeyecekler.

bu davadan çıkacak karar, şüphesiz şule çet'i geri getirmeyecek. ancak ailesi başta olmak üzere en azından toplum vicdanını bir parça rahatlatacak. öte yandan alice harikalar diyarında gibi yaşamıyoruz. unutmayınız ki en ağır ceza sistemlerinin uygulandığı ülkelerde dahi, suçları bütünüyle ortadan kaldırmak ne yazık ki mümkün değil. hatta ben bu konuda daha da karamsarım, caydırıcı olacağını bile düşünmüyorum. suç oranını minimum seviyeye indirmek hem sağlam bir adalet sistemine hem eğitim sistemine hem de insanların farkındalık düzeylerinin olabildiğince yüksek olup, doğru seçimler yapmasına bağlıdır.
3 /