suriyelilere ücretsiz sağlık hizmetinin iptali

lafrente lafrente
suriyelilere 8 senedir bedava muayene, tedavi, ilaç verilen uygulama sonlandırılacakmış. kaynak ahaber, altında da "hani bedava hizmet yoktu" diye hükümetin yalanlarını sorgulayan akp seçmeninin çığlıkları. biz bunları yıllardır söylüyoruz. twit;




geçenlerde bu konuyla ilgili duyuru açmıştım, ve duyuruda dediğim gibi gerekli tüm mecralara başvurdum ve gerekli gördüğüm kişilere anlattım. belki de benim de ufak bir payım vardır. kim bilir?
tr.instela.com
(tabi ki duyurudaki "bedava sağlık hizmeti verilmediği"ni iddia eden bazı tipler, mesajlarını silmiş. bir tanesi blue spirit denen "yazar")


umarım şimdi sıra, biz vergi verirken, iş açıp vergi vermeyen, üniversiteye gidiyor diye 1200 tl burs alan surilere gelir.

https://www.ytb.gov.tr/duyurular/suriyeli-ogrenciler-icin-destek-burslari-2

linkte ne kadar bir tarih aralığı belirtilse de, bu uygulamanın yazılan tarihte bitirildiğini sanmak komik olur. sorgulayıp devam ettiğini öğrendiğinde "site güncellenmemiş" gibi bir saçmalıkla yırtmaya çalışacaklardır.

"suriye destek bursu yalnızca aylık burs ve barınma yardımı ödemesini kapsamakta ve bu ödeme yalnızca eğitimin devam ettiği aylarda yapılmaktadır.
destek burs programı kapsamında kabul edilen adaylara aylık 1200 tl ödeme yapılacaktır."

şartlar kısmında dikkatimi çeken şu cümle oldu; "türkiye'deki devlet üniversitelerinde en az dört yıllık bir yükseköğretim programında lisans düzeyinde eğitim görüyor olmak"

4 yıllık bir üniversite bölümü, zaten lisans düzeyi değil midir? bu cümleyi "dört yıllık yükseköğretim" ya da "lisans eğitimi görmek" şeklinde yazabilirlerdi. neden iki tane aynı anlama gelen şeyi yazıyor? sebep belli, çok şart gerekiyor, suriyelilere sizin üzerinizden bakmıyoruz edebiyatı yapmak. %85'ini avrupa'nın karşıladığı yalanı ise, tayyip defalarca bize 3 milyar euro verdiler, 40 milyar dolar harcadık dediğinde çürüdü.
2
kır bahçesi kır bahçesi
bu başlığı ilk gördüğümde aklıma şu geldi.

tamam kesiyorsunuz ama adamı ölüme mahkum mu edeceksiniz?

bu adam hastalandığında ne yapacak?

adamın anası babası ölünce devlete düşman olarak yetişmeyecek mi?

vatan için savaşmanın kutsaliyetini herkes bir kere daha gördü.kendi vatanında bir kere öl hep başka memleketlerde sürüneceğine bir kere şereflice öl.

irak daha kötüsünü amerikan işgalini gördü.vatanlarından kaçmak akıllarına gelmedi.çok azı geldi.sorun çıkarmadılar.

he biz birbirimize düştük.muhalif tarafta amcam esad tarafında dayım savaşıyor diyorsan peygamberin (s.a.s) duasında allah c.c tek bir duasına cüzii iradeyi hiçe sayan ümmetin birbirine düşmesine mani olması için edilen duaya karşılık bulamamıştı.
1
tuzukuruhahahi tuzukuruhahahi
şurada limonlu çayımı içerken yine burnumdan geldi. öyledir bu suriyeliler her nerede olurlarsa olsunlar insana rahat vermezler!
"bu" suriyelilere ne olduğu zerre kadar umrumda değil. sağlık hizmeti veren başka bir ülkeyi daha mahvetsinler. onlar bize düşman olsa ne olmasa ne sanki bayılıyorlar bize awmk!
elektrik su gıda ev bark hiçbir yardım vermeyelim nefes bile alamasınlar def olup gitsinler ülkemizden.
git bak şimdi taksimi s.kmişlerdir sabah gözlerini açar açmaz fink atmaya başlıyor itler.
sinirlendim.
equisetum equisetum
"benim özlemim, sağlığın niyaz edilen
bir lütuf değil, elde edilmesi için
mücadele edilen bir insan hakkı olarak
görülmesidir."

kofi annan
4
kukunhalauzerimde kukunhalauzerimde
katılım payı adı altında gerçekleşek hadise.

ancak tartışılması gereken konudan çok uzağız. eğitim ve sağlık harcamaları için ücret ödemek başlı başına saçmalık. asıl halletmemiz gereken mesele bu.
blue spirit blue spirit
olayın gerçeğini yazalım da milleti zehirleyeme yavşak herif:

bu gerizekalı sgk suriyelileri ödüyor ben neden bedava bakılmıyorum diye ağlıyordu.

ben de suriyelilerin sağlık masrafını afad karşılıyor, sgk ile afad farklı çok istiyorsan afada ağla dedim.

sen de afet savaş vs durumlarında kalırsan senin de sağlık giderlerini karşılar dedim.

kaynaklı açıklamalı cevaplarımı silmeye başladı önce sonra da küfürler ederek gitti.

kendisi malın önde gidenidir özetle
kendinibulamayankız kendinibulamayankız
beni de üzen başlık. savaşla karşı karşıya bi halk var ortada. sonra onu sınırlarına alıp, avrupadan ne koparırım tehditle diyen bi malum kişi, malum bakış açısı var. her türlüsü pislik. suriyelilerin gelip gelmemesi, nasıl oldukları başka bi konu, ama çoğunun nasıl yaşadığını iyi biliyorum. afad'dan mı sgk'dan mı bilmiyorum, haksızlık vs. onlar da tartışılır, ama anlamadığım nokta, nasıl bizden başkalarına böcek muamelesi yapabildiğimiz. bu kadar nefret dolu olabilmemiz. sonra hitler nasıl çıktı diye şaşırıyoruz. şaşmamak gerek. insanlık dramı yaşanıyor, tüm dünya üç maymunu oynuyor her zamanki gibi, ve biz de payımıza düşeni yapıp düşene bi tekme de aşağılamalarımızla atıyoruz.
41
lafrente lafrente
hala insanlık muhabbeti yapanlar ve olayı baştan aşağı yanlış analiz edenler var. bunlar avrupaya salarız, avrupadan para koparırız için alınmadı. avrupanın verebildiğinin 10 katını harcadık zaten. bunlar türkiye'yi araplaştırmak, ümmetçilik için alındı. halkın direnç gösterdiği görülünce de ileri gidilemedi.

ülkede savaş olduğunda kaçmak makul görülecekse, askerlik eğitimi vermeyelim? bu ülkede biz olmasak, savaşa hazır olmasak, bunlar gibi kaçmaya hazır olsak ve bu ülkeyi birileri işgal edebilse, ülke ne hale gelir? suriyeden 10 milyon kişi kaçtı. 1 milyonu bile savaşsa suriyenin altını üstüne getirirler ama kaçtılar.

ve bunlar türkiye'yi de beğenmiyor. geçenlerde şanlıurfada avrupaya gönderilecekleri söylentisi çıkmış ve binlerce kişi dernek önüne toplanmış. www.haberler.com
kısacası hiçbir minnet duyguları da yok. tek dertleri çıkar. kendi ülkesini satan, başkasının ülkesini hayli hayli satar. bu insanlık muhabbetinin altı iyice çürüdü artık.
kendinibulamayankız kendinibulamayankız
zaten mülteci yasası diye bi şey var uluslararası sözde. ama tanınmıyor ne yazık ki. haklar öyledir zaten, işlerine gelirse tanınır. bu yasada mülteci olanın zaten istediği ülkeye gitme hakkı var, hukukçu değilim ayrıntısını bilmiyorum ama dünyanın, biz dahil bu yasayı suriyelilere tanımadığı aşikar. ayrıca avrupa tarafından verilen paralar nereye harcanıyor? ülkene aldın, haklarını tanımadın, tc vatandaşı yaptın. insan gibi bak o zaman. biz bile bu ülkede insan gibi yaşayamazken onlar nasıl yaşasın. ayrıca sosyokültürel olarak iyi etki etmiyorlar genel olarak, o konuda ben de öyle düşünüyorum. ama yapılacak şey haklarını tanımak. ayrıca ülkelerinden kaçmasalarmış denmiş. yani o daha da derin, karışık bi konu. doğalgazlara, putine, içişlerine karışmaya, esade ve esede kadar uzanıyor. o başka bi konu bence.
elcordobez elcordobez
bazı maymun varlıkların bu başlık üzerinden kıçlarına vur vura sevinerek dans ettiği hadisedir. sözüm tamamen o cahilleredir.

breee cahiller, sığınmacı statüsündeki suriye uyruklu insanlarımıza verilen sağlık hizmetlerinden sizin cebinizden bir kuruş para çıkmamaktadır. bu konudaki bütün sağlık hizmetlerinin faturası ab fonlarına gönderilmektedir.
hayatınız boyunca bir temel yaşam hakkınız için serçe parmağını kıpırdatmamış insanlarsınız. cebinizden hortumlanan para nereye gitti diye korkup pusup kalmışsınız. şimdi bu mazlumların sırtına vurmaya çalışıyorsunuz baltayı. artık suriyelilere verilmeyecek olan ücretsiz sağlık hizmeti dolayısıyla yaşamını yitirecek bir çocuğu kefenler misiniz? anne babasına o çocuğun ''ex'' olduğunu bire bir söyleyebilir misiniz?

olayın daha vahim bir tarafı var. iktidar sahipleri çıkıyor tv'lere övünüyor biz suriye savaşına 50 milyar dolar para harcadık diye. yukarıda da yazdım bu para içinde en temel yaşam hakkı olan sağlık hizmeti yoktur.
peki ne vardır?
ıasybd ıasybd
ben bu suriyelilere baktıkça aklıma eğreltiotu hikayesi geliyor. bu ve benzeri örneklerden öğrendiğim üzere, şu hayatta asla ince düşünen taraf siz olmayacaksınız arkadaşlar. siz haltı edeceksiniz, bırakacaksınız kim temizlerse temizlesin. böyle 100 sene yaşarsınız, diğer türlü 60 zor, sinir stresten hık diyip gitmeniz olası...

"çocukları varmış da nasıl olacakmış ya hasta olursalarmış" yani bakar mısın, adam savaştan kaçmış güya, ama o esnada evlenmeyeyim dememiş, ben vatanını terk etmek zorunda kalan bir garibim, yarınım ne olacak belli değil, evlenip elin kızını da rezil etmeyeyim dememiş, evlenmiş, hiç korunma falan da düşünmemiş, çatır çutur sevişmiş ve çocuk yapmış, ve buna bakmak onun değil de sanki benim görevim gibi "çocukları varmış da nasıl olacakmış ya hasta olursalarmış". cevaben, "banane ulan dalyarak, bana mı sormuş ülkesini satarken, koynuna karı alırken, bakamayacağı çocuğu yaparken" demek geliyor mu içinizden?

e onlar göçmenmiş, hakları varmış ama verilmiyormuş falan. göçmeseymiş arkadaşım, göçerken bana mı sormuş. yani düşünce yapısı çok enteresan, bu insanların bir kısmı haklı bir takım gerekçelerle ülkelerini istemeyerek terk etmek zorunda kalmışlardır ama bunların oranı yüzde 5 ise şaşarım. mesele mecburiyetten göçmenlik ise, bayram gezmesine koşa koşa gidip, türkiyeye geri dönmeyi nereye koyacağız. sahillerde nargile partilerini, caddelerde çete gibi gezen ızbandut kılıklı yarmaları, mikrofon gördüğü gibi türklere lanet okuyan hakaret edenleri, suç işleyip devlet tarafından adeta himaye altına alınanları nereye koyacağız? bu nasıl iştir diye sorgulayınca da mülteci hakları falan diye susmamız mı bekleniyor? enteresan. hitler örneği felan verilmiş, kimse kusura bakmasın ama bir ülkenin kendi milleti eğer keriz yerine konuluyorsa, orada ırkçılık yükselir. bunda kabahatin sadece yerel unsurlarda olduğunu düşünmek de ahmaklığın daniskasıdır. sen bu ülkede türklerden vergi üstüne vergi topyacaksın, onu da gidip, bu memleketin dilini bile konuşma gereği görmeyen, bu ülkeye ve insanlara hiç bir katkı sunmayan ama devlet imkanları söz konusu olduğunda da herkesten önce sıra başında bitiveren birilerine yar edeceksin, eh o zaman bunun da bir karşılığı olacaktır. sen buna ister ırkçılık de ister nefret. elin suriyelisi, türklerin askerliğini yaptığı sınırlarda, türklerin ödediği vergilerle tesis edilmiş devlet imkanlarını çatır çatır kullanırken, bu imkanların oluşmasında en büyük pay sahbii olan türkler en arkalardan seyretmek zorunda kalıyorsa elbette suriyelilere ve suriyelileri bu ülkeye bela edenlere nefret artacaktır. kimse kimseden durduk yere nefret etmez, boş lakırdı etmeden önce madalyonu diğer tarafına bakacaksınız bir zahmet. bu son satırlar da çok tanıdık geliyorsa eğer, suriyeliler yerine başka etnik unsurları falan da koyabilirsiniz, bakın kafa yapısı birebir aynı, beklenti birebir aynı. sen çalış o dinlensin, sen dikil o yatsın, sen pişir o yesin, ama senden asla geri durmasın hatta sırada önüne geçmek için bar bar bağırsın, sen buna gık edince de faşist ol, ırkçı ol, ol babam ol. peki arkadaşım ben ırkçıyım, peki sen nesin?
timbuktu timbuktu
aslında yanlış uygulama. bedava sağlık hizmeti suriyeliler için kaldırılmamalı, tüm yurttaşlar için hatta turistte dahil şu an türkiye cumhuriyeti sınırları içinde bulunan tüm insanları kapsayacak şekilde genişletilmeliydi. yok ekonomiye yük olur yok devlet zarar eder geçin bunları. suyun başındaki kodamanlarin halkı daha iyi silkeleyebilmek için kullandığı söylemler bunlar.

halihazırdaki mevzuata göre devlet her kurum ve kuruluşa ait gelir kapısının en az % 22 kar ortağı. zarar edersen kendi riskin karışmaz. kurum değil de şahıs isen daha fena. % 15 ten başlayıp % 33 e giden artan oranli vergi tarifesine tabisin. hadleri öyle minimal tutuyorlar ki asgari ücretli işçi de simit tezgahı da tabanda kalamıyor üst vergi tarifesinden vergilendiriliyor. öyle bir ucube sistem. bahsedilen doğrudan vergi. satın aldığın herşeyin içinde bir de dolaylı vergiler var. kdv si, ötv si, öiv si. süreksiz vergileri damga pul resim harç bunları da köy üstüne. daha sevettten alınan, mirastan alınan vergiler var. bir de yerel idarelerce toplanan vergiler. emlak vergisi, çevre temizlik, tabela falan. yani hindistan ya da çin nüfusuna bedava sağlık hizmeti verecek vergi toplanıyor bu ülkede. peki devletin ne görevi var. güvenlik, savunma, sağlık, eğitim. 25 yıldır çalışma hayatının içindeyim. 3 - 4 yüz binlira vergi odemisimdir devlete hastaneye gidince devletin asli vazifesi sağlık hizmeti alabiliyor muyum? diyor ki yetmez.

vergileri zaten ne için topladığını unutan devlet bana diyor ki sigorta primi odemen gerekir. sgk prim aylık 856 lira. asgarisi yanlış anlamayın. ola ki maaşınız 4000 lira falansa en az 1500 lira prim kesiyordur kurum sizden. aradaki farkı siz alsanız hastalanmazsınız zaten bir ömür. tamam diyorsun primler de tamam. diyor ki yetmez.

muayne katılım ücreti ödeyeceksin. eskiden hastanenin içinde alırlardı şimdi eczaneleri tahsildar yapmışlar. acilden giriş yaparsan 6 lira daha ucuz diye poliklinikte olmayan sıra acil kapısında. yeter mi peki yetmez.
diyor ki ilacın tamamını karşılamam belli bir yüzdesini sen ödersin. lan zaten yurtdışından 50 cente ithal ettiğiniz hapı 80 lira fiyat yazılmış. benden aldığın yüzde tutar ilacın maliyetinden fazla. gözlük kapsama girmez, diş implant, protez girmez. belli tutarın üzeri girmez, kanser ilaçlarında şunlar şunlar girmez, psikanaliz, fizyoterapi girmez vesaire vesaire.
sen otuz yıl boyunca benden topladığın yüzbinleri geri ver ben gider yatarım en kral hastaneye.

bakın suriyeli türkiyeli meselesi değil konu. haklar meselesi. 2 milyar maliyeti olan köprüye 22 yıl boyunca yıl da 2 milyar gelir garantisi verilebiliyor bu ülkede. tek bir yandaş işadamının bir kalemde 430 milyon vergi borcu silinebiliyor. sadece sarayın, diyanetin, örtülü ödeneğin finansmanına ayrılan kaynak halka geri dönebilse kişi başına üç doktor yetiştirir bu ülke. sosyalist ülkeler bunu yapabiliyordu, sosyal devletin işler olduğu kapitalist ülkeler de yapabiliyor. sağlık hizmeti her vatandaşa hatta ülke sınırı dahilindeki herkese ücretsiz olmalı. çalmazsan hiç zor değil.

suriyeli meselesine gelirsek kendi vatandaşımızın faydalanamadigi haktan mültecinin yararlanması tabiki dramatik. ama sefalette değil zenginlikte eşit olsak daha iyi değil mi?