taha akyol

1 /
chaghdash chaghdash
milliyet gazetesinde dün yayınlanan yazısında saçmalama konusunda tavan yapmış kişidir.

yazısını okumak isteyenler için: `http://www.milliyet.com/2006/08/05/yazar/akyol.html`

taha akyol, tit kurucularından ve isim babalarından birisidir. ahlaki değerlendirmede buna da değinmek gerekiyor.

yazısında, murat belge'nin hazırladığı bir kitaba övgülerini bir türlü bitiremiyor. kitap o kadar güzel ki, hareket noktasından belli: ne sosyalizm ne liberalizm yoksulluğa çare bulamadı! sscb'de bütün kaynakların toplumcu kullanılmasından, donmayı engellemek için ana caddelerin yerden ısıtmalı olmasından, evsizlik oranının "% 0" olduğundan kitapta bahsedilmiş midir, bilemem. zira bu kitapları okumayı zaman kaybı olarak görüyorum. ama neyse ki taha akyol gibi kendisini insanlığa adayanlar var da böyle kitapların içeriğinden haberdar olabiliyoruz.

"marx'tan önceki sosyalistler yoksulluğu ahlaki bir sorun olarak ele almışlardı. marx onları 'ütopik' diye suçladı, sosyalizmin ahlaka değil bilime dayanmasına öncelik verdi. üstelik marksizmin sorunu "yoksulluk" değildi, "proletarya"nın devrim yapmasıydı. bunu, determinist bir anlayışla, "bilim"in gereği gibi görüyordu."

burada nasıl bir indirgemecilik vardır, ben gerçekten anlayamadim. proleteryanın devrim yapmasının temelinde proleteryanın kendiliğinden varabileceği en yüksek bilinç olan ekonomik bilinç ve daha sonra marksizme katkıda bulunulduğu şekilde öncü öznenin taşıyacağı siyasal bilinç yok muydu? "o değil bu" diyerek devrimi ve yoksulluk sorununu birbirinden ayırmak ve marksizm yoksulluk sorunu ile ilgilenmiyordu diyebilmek için siyasi aklın olmaması veya marksizm hakkında en ufak bir bilgi kırıntısına dahi sahip olunmaması gerekir. ama tabi burada üçüncü seçenek söz konusu: insanları kandırma çabası.

"marksizm gerçekten yoksulluğu bir ahlak sorunu olarak görmedi. bu yüzden marksist hareketlerin yüz elli yıllık tarihi hep devrim girişimlerinden, devrimlerden oluştu. ama yoksullar için bir "sosyal yardım" geleneği yoktur marksizmde!"

oysa marksizmde ahlaki çöküntünün temelinde insanlar arasındaki eşitsizliğin ve bundan kaynaklanan yoksulluğun olduğu belirtilir. "sosyal yardım" ise, bunun kesinlikle çözümü değildir.

"modern çağda sosyal yardım alanında din daha başarılıdır. hatta ingiltere'de marksizmin taban bulamamış olmasının sebeplerinden biri, sosyal yardıma büyük önem veren metodist kilisesinin çalışmaları olmuştur."

tabi, bunda öldürülen yüzlerce marksistin hiçbir etkisi yoktur!

"marksizmin yoksulluğu 'ahlaki' açıdan ele almamış olmasının 'sosyalist' bir örneği, bizzat lenin'dir: 1891-92 yıllarında kıtlık yüzünden rusya'da insanlar açlıktan ölürken, çeşitli grupların insani yardım faaliyetlerine lenin şiddetle karşı çıktı."

o zaman lenin neredeydi, hangi görevdeydi de bunu engelleyerek insanlığın açlıktan kırılmasına neden oldu acaba merak ettim.

"liberal ekonomideki "piyasa" yerine, sosyalizm "bürokrasi"yi koydu. bunun kaçınılmaz sonucu olarak da, demokrasi yerine de "parti diktatörlüğü"nü... sonuç iflas oldu, çünkü verimliliği ve yaratıcılığı engelliyordu."

evet, liberalizmin yaratıcılığı ve verimliliği nasıl da arttırdığına bugün üniversitelerde şahit olabiliriz. eğitim fakültesi dekanlarının öğrencilere "sizler özel sektörün kalifiye elemanları olacaksınız" demesinden tutun da, ataması yapılmayan birçok öğretmenlik bölümü öğrencilerinin "birsürü özel okul, dershane var, birine atarsınız kapağı" diyerek avutulmasına kadar, yaratıcılık körükleniyor burada.

ve ağızdan bakla çıkıyor: "'devlet' dediğimiz bürokratik cihazın hazır bir reçetesi de yok zaten."

mesaj açık ve net: devletten hiçbirşey neklemeyin, bakın başınızın çaresine, ama öyle sosyalizm gibi mücadeleler içine de girmeyin sakın, onlardan da fayda gelmez. bakın ne güzel tit gibi sivil toplum örgütleri var, gidin birinden yardım isteyin.

"liberal, sosyalist, muhafazakâr... hepimizin yoksulluğu ve sosyal çürümeyi daha bir ciddiyetle ele almamız, ahlaki davranışlarla çözüm için uğraşmamız gerekiyor."

ve böyle bitiriyor yazısını. tit gibi bir örgütün kurucusunun ağzından ahlak kelimesi çıkarken, ağzın acaba sol tarafından mı yoksa sağ yanından mı salyalar akıyor, merak ettim.

yalçın küçük, bu tür "kalemşör"lere cevabını çok güzel vermiştir:

"yahu, siz istediğiniz gibi memleketi parsel parsel satıyosunuz, satın iyi güzel de neden bunu yaparken hep sosyalist hareketlere saldırmaya çalışıyorsunuz?"

hayır, beceremiyorsunuz da zaten!
libertar libertar
-komünist abi taha abi dediki sosyalizm birşey çözmezmiş yoksulluk falan siz sosyal demokrat olun liberalizmi özümseyin(7 ağustos 2006 tarihli yazısına göz atın eğlenceli oluyo milliyet internet - yazarlar milliyet online: milliyet gazetesi'nin günlük uluslarası ve yerel siyasi haberleri, son dakika haberleri, bilim teknik, sinema, müzik, kitap, sağlı... milliyet )
+taha abi kim lan?
-hani yok mu abi tit'in kurucusu isim babası.
+ona neymiş. bize kurşun sıkmak zor mu gelmiş.
-bilmiyom abi bi de chavez diyo morales diyo, sosyalizme doğru gidiyolarmış, hatta bu iktidarlar ekonomik anlamda da büyüyomuş ama sosyalist olurlarsa fakir olurlarmış, liberal olmalılarmış.(yine aynı yazıya bakın güzel oluyo gülüyoz hep beraber)
+onu siktiret de venezuela israil büyük elçisini geri çekmiş,lübnan'da direniş güçleniyomuş, ırak zaten malumun. venezuela'da bolivya'da amerikan şirketleri kamulaştırılıyo, küba zaten malumun.
-haa ondan böyle coştu taha abi.
+neyse coşsun okuması zevkli oluyo.
invisible invisible
köşe yazılarında fikirlerini açıklarken sık sık onemli kitaplardan sayfa numarasına kadar vermiş oldugu ayrıntılı referanslarla beni etkileyen şahıs...
beloplatnoo beloplatnoo
castro ve lenin'in putlaştırıldğını iddia eden yazardır.bu düşüncesini kaleme almasının ardından komünist dergisinden aldığı cevaptan sonra susmuştur. "castro ve lenin dünyanın kaderini değiştiren dönüşümlere imza attıkları için ön plandadır.bu bir putlaştırma değil sahip çıkma ,unutturmama çabasıdır.yazarımız hiç sormuyor.insanlar neden, ricardo,smith,weber gibi düşünürlerin,bush ,churchill veya erdoğan gibi siyasetçilerin figürlerini üstlerinde taşımıyorlar da che,lenin gibi önderlerin resimleri yedi kıtada insanların yaşamında eksik olmuyor?üstelik sosyalizmin bu kadar karalanmasına rağmen...putlaştırıldıkları için mi?haydi ordan!"
platin24 platin24
klasik dinci yazarların, aslında ben tarafsızım her görüşe saygılıyım pozlarında takılan, aslında ise her bulduğu fırsatta sol kesimleri inceden eleştiren bir yazardır. diğeri için. (bkz:fehmi koru)
nikmikyok nikmikyok
intelligent design olayına kafayı takmış bir de oğlu vardır bu yazarımızın. yeni birşey söylüyorum sanıyor yavrucak. yazık. hıristiyan bir güruha yaptığı bir konuşmaya şahit olmuştum. çok sevdiler kendisini, ilginç falan buldular. armut bu kadar mı dibine düşer yahu. babası da oğlu da yeni sağ ekolündendir. prezantabıldırlar.

http://www.mustafaakyol.org/
jimela morrison jimela morrison
"ama hangi atatürk" adlı kitabında, argumentum ad verecundiam diye bir şey yokmuş da , o daha sanki yeni keşfediyormuş gibi çocuklar gibi şen olan yazarımız.

evet "hangi atatürk " de, ama sen al "verecundiam" yerine atatürk ü koy, o zaman yeni bişey mi keşfedilmiş oluyor, analiz mi oluyor? bence "hadi ordan" denir.
stocky2001 stocky2001
siyasi görüşü ne olursa olsun, belgelerle konuşan zat. keşke kendisine karşı çıkanlar da belgelerle konuşsa, daha güzel bir beyin cimnastiği ile daha güzel fikirler ortaya çıkar, kavga dövüş boşa gider. ama bu ülkede, sağcısı da solcusu da liberali de dincisi de, otçusu da, bokçusu da, sadece kahve edebiyatı ile geçindikleri ve de kulaktan dolma fikirleri temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp tekrar ettikleri için bir adım ileri gidemiyoruz.
1 /