taht oyunları

makarnacı marcus antonius makarnacı marcus antonius
türkçe çevirisi 29 tl ye satılan kitap.
ohaaa dedim ama 860 sayfa neyin.
dipnot kitapın haklarını alan arkabahçe yayıncılık ilk kitabı 2 ye bölüp yayınlamış fakat çevirisi çok başarız olmuş, bunun üzerine epsilon yayıncılık hakları alıp tekrardan tercüme etmiş ve tek kitap halinde piyasaya sunmuştur.
o güzel atlar o güzel atlar
dizisi olmasaydı game of thrones belki de bu kitabı rafta fark bile etmeyecektim.

bu benim (fantazi- macera?) yakın olduğum bir tür değil. ama bu alanda ne kadar iyi, edebi eserlerin yazıldığını da öğrenmiş oldum.

diziyi istikrarlı bir biçimde izleyemedim. en iyisi kitabını okumak diye düşündüm.
o da ne... kitap otuz papel, tek kitap olsa ne gam, on 10 tane tuğla gibi yazmış herif.

vazgeçtim.
siktiret diziyi izle, dedim.

sonra korsan bir kitapçıyla tanıştım. abi sana sekiz liradan yaparım, dedi. tamam lan, dedim. on tanesini aldım. pişmanlık duyguları içinde. korsan aldığım için zerre kadar bir vicdan sızısı yoktu içimde, sadece değer mi oğlum seksen lira diyeydi ıstırabım.

ama daha ilk cümlelerde bile bir güzellikle karşılaştım, ne iyi etmişim, dedim.

bir atmosfer yaratmak bir yazar için en güç noktadır fikrimce. adam soğuğu, korkuyu o kadar güçlü anlatıyor ki, adı ciddiye, büyüğe çıkmış yazarlar, edebiyatçılar bunu küçümsüyor anlamıyorum.

dizi güzel ama kitabı çok daha güzel inanın.
o güzel atlar o güzel atlar
'...insanlar on beş metreye kadar yükselen kardan ve buz fırtınaların kuzeyden ulurcasına gelişinden bahseder. asıl düşman soğuktur. soğuk, will'den bile sessiz çöker insanın üzerine. önce titrersin ve dişlerin birbirine çapmaya başlar. ayakların yere vurur, şahane şaraplar ve ısıtan güzel ateşler hayal edersin. yakar. evet yakar. hiçbir şey soğuk yakmasına benzemez. fakat sadece kısa bir zaman için. sonra içine girmeye başlar, bedenini doldurur. savaşmaya gücün kalmaz. olduğun yerde öylece durmak, usulca uykuya dalmak daha kolay gelir. sona doğru yaklaşırken hiç acı çekmediğini söylerler. önce zayıf düşer uyku bastırmış gibi olurmuşsun. ardından yavaş yavaş kaybolmaya başlarmış etraftaki her şey. ılık sıcak sütten bir denize gömülür gibi. huzurlu bir bakıma. huzurlu bir ölüm yani...'