taraf

1 /
düzen ve kargaşa düzen ve kargaşa
yön, cihet.

---***---

dört yıl sonra gelen ek:

-mirgün cabas: ...bir de gerçekten hep üzerinde duruyoruz ama bir kez daha diyorum, yani eğer biz, ben mesela bu konunun birinci dereceden sorumlusu olmasaydım, her gün televizyona çıkıp program yapmıyor olsaydık ya da programımız mesela bugün olmasaydı demek ki bununla ilgili hiç kimseye, hiç bir şeyi, meramımızı anlatma şansımız olmayacaktı.

şimdi anlattık meramımızı.

-ruşen çakır: ya da ntv'den ayrılmış olsaydın.

-mirgün cabas: ya da ayrılmış olsaydım.

(bkz: ölüm helikopterinde 139 defa arandı)
(bkz: cep telefonu çağrılarıyla helikopter düşürmek)




---***---

ek 2:

barack'ı çok seviyorlardı:


çok sevdikleri kişi tam olarak şudur:

tazmanya canavarı tazmanya canavarı
zamanla aslında ne tarafta olduklarını anlayacağımız insanların gazetesi. alın elinize doya doya okuyun, beğenin, sinirlenin ama değerlendirin. magazini dışlayabilmesi için bir gazetenin 1 ytl'ye satılması gerektiğini de bizlere anlatan gazetedir. baldır-bacakların gözlerimize sokulmaması için demek ki böyle bir fiyatlama politikası gerekiyormuş. bu 1 ytl olayının asıl nedeninin siyasi bağımsızlık, reklam verenlerin baskısından uzak kalma vs. gibi sebeplerle açıklanmaya çalışılması ise tribünlere oynamak gibi geliyor bana. ben gazeteciyim ve de belirli bir zümrenin baskısına direnebilirim diyen kişi siyasilere de kafa tutar, yüklü tutarlar karşılığı reklamını yayınlatmak isteyen para babasına da kafa tutar.

ha bir de ahmet altan'ı bırakın çıksın bir gezsin, hoyratça salınan ağaçlara bakarken kendi kendine hoplayıp zıplayan kefale selam versin, boynu bükük sardunyanın hatrını sorsun, roman parçaları düşünsün ama kurucu genel yayın yönetmeni olduğu gazetede zorla bulunmakta olan sosyal sorumluluk sahibi duygu yüklü adam rolünden kendini sıyırsın...
hazy hazy
yeniçağ'dan sebahattin önkibar'ın gazeteyle ilgili bugünkü yazısı;

taraf gazetesi tsk’yı dövmek için mi çıkıyor ?

ahmet altan, yasemin çongar, alper görmüş ve taner berksoy yeni çıkan taraf gazetesi'nin yayın ve yazar kadrosunda. bu isimlerin tamamı tsk ile şahsen sorunlu.. ahmet altan " atakürt " başlıklı yazısı, alper görmüş nokta dergisi olayı, yasemin çongar, washington'dan geçtiği haberler ve taner berksoy da ermeni tezleri yanlısı iddiaları sebebiyle meydana gelen kimi gelişmelerden tsk'yı sorumlu tutuyor ve dolayısı ile de bu kuruma peşin bir hükümle tavır ve tutum alıyor ... söyler misiniz böyle bir kadronun hazırlayacağı gazete, objektif olabilir ve inandırıcı bulunabilir mi ? nitekim gazete daha ilk sayısında bile tsk'ya bindirdi... gazetenin tek misyonu adeta militarizm maskesiyle tsk'yı dövmek.. düşünüyorum da yoksa taraf gazetesi, tsk ile kavga vermesi ve onun imajını aşındırması için birilerinin teşviki ve endirekt desteği ile mi çıkarılıyor ? kim bunlar diye sorarsanız, tsk ile kimin problemi varsa onlar.
earendill earendill
gitgide üslubunu sevmeye başladığım gazete. kesinlikle komik bir üslupları var. dünkü gazetenin başsayfasından iki ana haberi ve manşetlerini aktarıyorum.
-emekli paşaların televizyonda sık sık konuşup görevdekileri eleştirmesi sebebiyle biliyorsunuz genelkurmay emeklilere orduevine girememe cezaları vermeye başlayacağını açıkladı. taraf'ın manşeti "eleştiren emekli subaya türbanlı muamelesi."
-milli sporcu süreyya ayhan gene dopingli çıktı. taraf gene anasayfadan önce süreyya ayhan'ın koşarken önden çekilmiş bir resmi, yanında haberin başlığı: "kaç süreyya, kaç"
dünkü gazetede bir de tekzip yayınlamışlar, bu kadar yeni bir gazetenin yanlış haber yapması kötü tabii, ama tekzibe bakınca açıkçası koptum ve bu nasıl tekzip dedim, ve gazeteye güvenim arttı açıkçası. çünkü açıkça ve aynen şu ifadelerle demişler ki: "yaptığımız haber yanlış ve gerçekdışıdır, şurdan aldığımız haberi yeterince kontrol etmeden yayınladık, evrensel standartlara uymadık, bu yüzden şu şu şu kişiler üzüldü, hepsinden çok özür dileriz." bunu da o kadar uzun ve içten yazmışlar ki.
ve bu gün akşam gazetesinden iletişim profesörü ali saydam bile şaşırmış, "böyle bir tekzipi ilk defa görüyorum hayatımda, kendi krizlerini fırsata çevirmişle, örnek bir tavır." diye yazıyor.
404 - sayfa bulunamadı aksam
(haber reha muhtar'la ilgiliydi, yarın muhtar'ın vatan'daki köşesinden izleyeceğiz herhalde tepkisini)
ama 2. ve 3. sayfayı, katliam cinnet haberleri yerine dış politikaya ayıran, 20. sayfanın dibinde de "3. sayfa" adında bir köşe açıp, orada alakasız yazılar yayınlayarak kafa bulan bir gazetenin herkese hitap etmeyeceği zaten bellidir, ben beğenilmemesini buna yoruyorum. selçuk erdem'in karikatürlerini de annemler anlamıyor, ama bence çok iyi bir karikatürist. bu da biraz bunun gibi.
rahatsız rahatsız
pazarları hariç (radikal-2'nin hatrına) radikale veda etmeme vesile olan gazete. kısa sürede gönlümü fethetmiş, satılık kalemlerin ve kalemşörlerin olmadığı, zamanla daha da oturacağına şüphe duymadığım, gazete gibi gazete.
tazmanya canavarı tazmanya canavarı
yazılanları, yorumları eleştirsemde zaman zaman, katılmasam da bazı yazarlarına, okumaktan zevk aldığım gerçekten bir şeyler anlatan gazete. yazarları inandıklarını inandıkları gibi anlattıkları için samimi bulduğum gazete. bakalım 1 ytl inatları daha ne kadar sürecek.
küller küller
etyen mahçupyan'ın hem "at-araf" adlı köşesinde, adının da ima ettiği üzere, at yarışı yorumları yazdığı hem de "kıymık" adlı köşesinde günlük siyaset üzerine yazılar kaleme aldığı gazete. bu kadar ciddi, bu kadar entellektüel bir adamın bir gün kalkıp da altılı ganyan yorumları yapması insanı dumura uğratıyor haliyle. ilk baktığımda, ironi olduğundan şüpheleniyordum ancak ciddi ciddi at yarışı muhabbeti ve tahminleri yaptığını farkedince inanmak zorunda kaldım. gerçi at yarışı nedir ne değildir, hiçbir fikrim yok; ironi yapsa sezemeyeceğim seviyede bir alakasızlık bu.

bir de 20. sayfa yani son sayfanın alt tarafında "3. sayfa" başlıklı bir köşe var. klasik üçüncü sayfa haberciliğiyle dalga geçen, gerçek hadiselere dayanmayan bir bölüm olsa gerek.
tazmanya canavarı tazmanya canavarı
"127 insan öldürüldü" diye manşet atınca tepki almış gazete. nedir ki rahatsızlığımız? adamlar taraflarını mı belli ettiler? etsinler! ne var yani biri çıkıp 5000000 terörist öldürüldü dediğinde tarafını belli etmiyor mu? -ki ben böyle diyenlerdenim-

ertuğrul özkök fırdöndü oynayınca herkes tepki veriyor, kıyameti koparıyor, tu kaka ilan ediyor, yalan mı? peki bu adamlar ne yapmış? inanıklarını, düşündüklerini, savunduklarını manşetten vermişler. gizlemeden, içten pazarlıklı yazılar yazmadan.

temkinliyim savunduklarına, bazen de tepkiliyim ama adam inandığını yazıyor diye de tepki verilmesi ne kadar doğru?

içi ertuğrul özköklerle dolu bir gazete istiyorsanız, varsın benim gibi düşünsün de döne döne yazsın diyorsanız;

eyvallah...
1 /