tarsus

2 /
yagmuradam yagmuradam
nüfusunun 50 den fazla ilden fazla olmasına rağmen beklenen atılımı bir türlü geçekleştiremeyen ilçemizdir.birçok zengin ailenin memleketi olmasına rağmen( karamehmetler vs) ekonomik hayatında bir gerileme vardır. belediye başkanı burhanettin kocamaz ülkemizin en başarılı belediye başkanlarından biri seçilmiştir.
rio rio
mersin ilinin 216 nüfuslu ilçesidir.

abdülhamit erguvan ilçenin kaymakamıdır. aladağlı, ağzıdelik, akarsu, akçakocalı, akgedik, aliağa, alibeyli, aliefendioğlu, alifakı, ardıçlı, arıklı, avadan, bağlarbaşı, baharlı, ballıca, baltalı, belen, beylice, boğazpınar, bolatlı, boztepe, böğrüeğri, büyükkösebalcı, camilimanda, cırbıklar, cinköy, çağbaşı, çakırlı, çamalan bucak merkezi, çamtepe, çatalca, çavdarlı, çavuşlu, çayboyu, çevreli, çiçekli, çiftliköy, çiriştepe, çokak, çöplü, çukurbağ, dadalı, damlama, dedeler, dorak, eminlik, emirler, esenler, eskişehir, göçük, gömmece, günyurdu, gürlü, hacıbozan, hacıhamzalı, halitağa, hasanağa, ibrişim, ihsaniye, incirgediği, incirlikuyu, inköy, kaburgediği, kadelli, kaklıktaşı, kaleburcu, kamberhüyüğü, karaçerçili, karadiken, karadirlik, karakütük, karayayla, kargılı, karsavuran, kayadibi, kefeli, kelahmet, kerimler, keşli, kırıt, kızılçukur, kocaköy, koçmarlı, konaklar, kozoluk, kösebalcı, köselerli, kulak, kumdere, kurbanlı, kurtçukuru, kuşçular, kütüklü, mahmutağa, mantaş, meşelik, muratlı, nacarlı, nemiroğlu, olukkoyağı, özbek, özlüce, pirömerli, reşadiye, sağlıklı, sandal, sanlıca, sarıveli, sayköy, sıraköy, simithacılı, sucular, takbaş, taşçılı, taşkuyu, taşobası, tekeliören, tepeçaylak, tepeköy, tepetaşpınar, topçu, topraklı, ulaş, verimli, yalamık, yanıkkışla, yaramış, yazlık, yeniçay, yeniköy, yunusoğlu, yüksekköy isimlerinde toplam 132 köyü bulunur.
namaste namaste
ankaradan mersine dönüşte her seferinde salya akıtarak baktığım bir şehirlerarası otobüs terminaline sahip mersin ilçesi. yalnız günün hangi saatinde görsem hep boş olur bura. 40 küsür peron koymuşlar ama aynı anda 4ünün birden dolduğuna henüz şahit olamadı bu bünye.

öte yandan belediye çalışmalarının en üst seviyelerde yer aldığını gördüğüm yerel yönetim bazında örnek alınası ilçedir.

600. yıl osmanlı parkı, nusrat mayın gemisi parkı gibi yerlerle de yeni nesile tarih aşılayıp duran tarihi m.ö.4000lere dayanan 6000 yıllık ilçemizdir aynı zamanda.
of pof of pof
uzun yıllardır ayrı kaldığım; medeniyetlerin buluşma noktası olmasına rağmen ailemdeki bir çok müzisyenin farklı coğrafyalara dağılmasına sebeb olmuş baba ocağı. imkanların kısıtlı olması bunun dışında hep hüzün kokan bir memleket olması müzisyen çıkartma verimliliği sağlasa da; aynı sebeblerle bu kişileri göçe zorlayan bir memlekettir.
manha de carnival manha de carnival
hiç değişmemiş. bir restorandaki iki ayrı menü son derece ilginç.

iftar menüsü :

hurma, zeytin
çorba
ana yemek
salata
kola-kahve-çay.................. 20 ytl

iftar sonrası menüsü :

peynir tabağı
roka,haydari,patlıcan közleme
ana yemek
salata
35cc lik yeni rakı.................30 ytl

bu şehri seviyorum.
zedt zedt
mersine bağlı olmasına rağmen, burada yaşayanların çoğunun adanalı olmayı tercih ettiği şehir, evet ilginç ama gerçek...
portakalı soydum başucuma koydum portakalı soydum başucuma koydum
adana ve mersin arasına sıkışmış köyleriyle birlikte 400 bin nüfusuyla türkiye'nin 59'ncu büyük kenti olmasına karşın ilçe statüsü'ndeki yerdir.patentli ürünleride vardır tarsus beyazı ve şalgamı.birde yarenlik alanı yapılmıştır belki ilerde onada bir patent alınır.
manha de carnival manha de carnival
biçimsel olarak sürekli değiştiği söylense de ''öz'' olarak hala aynı kalabilen tek şehirdir belki gözümde... sabahın 7.00 sinde otogarına ayak bastım, sokaklar ıssız, tek tük işçiler var vardiyadan evlerine doğru yürüyorlar, çekilmez sıcaklarının başladığı bu mevsimde sahte bir sabah serinliği vuruyor yüzüme.

bir şekilde karşılanıyorum otogardan, denizli otogarında ezberlemeye başladığım ve konya taraflarında becerdiğime kanaat getirdiğim fatiha suresini unutmadan vefat eden büyüğümüzün mezarını ziyaret ve ardından cenaze evi... mevlüt'ü okuyan hoca, aile büyüklerini gördükçe sesini daha bir yükseltiyor, oktav denemeleri... cahilliğimi bağışlayın artık söylediği dua mı, sure mi? her neyse, bunların içerisinde garip garip makam geçişleri.

işin aile büyüklerini tatmin eden kısmını geçtikten sonra baba ocağında ne var ne yok, neler değişmiş gibisinden bir merak salıyor içimi, atlıyorum arabaya, kısa bir şehir turu iyi gelecek.

gözlükule'den başlıyorum, sağolsun tarsus amerikan kolejli vatandaşlar neredeyse yarısını almışlar bu bölgenin, koskoca misak-ı milli ilkokulu kreş gibi bişeler olmuş, kapısına şu tarihler arasında misak-ı milli ilkokulu olarak kullanılmıştır yazmışlar, lütfetmişler. arabanın camını açıp bi sigara yakıyorum ve okkalı bi küfür sallıyorum bu coğrafyaya en yakışanından. ilkokulda yüzüne baktığımda yüzümü kızartan o asker kızını hatırlıyorum...

hemen ardından o istikametteki buğday pazarı ve eski han aklıma geliyor, keşke gelmeseydi, otopark olmuş. ''ulan iyice duygusal oldun be, n'olcaktı ya?'' diye soruyorum kendime.

tarsus evleri; bak işte onlar yerli yerinde, hatta restore edilmiş, dizi falan da çekiyorlarmış bir ara bu bölgede. içinde ne var acaba diye merak ederdik küçükken o yaşlı binaların, hala ediyorum, demek ki yaşlanmıyorum.

tarsus tren istasyonu: her zaman bir farklı olmuştur gözümde istasyonlar, otogarlar gibi canlı değil ama, daha gururlu, daha temiz, daha sessiz, daha insana dair...
bıraktığımız gibi burası, önünde kocaman bir market, çevresindeki ağaçlar baki... aklıma bir fikir geliyor, ''acaba kaç tren istasyonu vardır türkiye'de?'' sanırım binlerce... bir senelik bir yolculuğa çıkmak ve en küçük noktadan en devasasına kadar tüm istasyonları gezmek ve fotoğraflamak... eğer daha önceden yapılmadıysa orjinal bir fikir gibi geldi bana, muhtemelen yapılmıştır ama hazır tarihe kayıt düşmek adına buraya da not düşelim. bir gün mutlaka.

şahin tepesi daha doğrusu kırıksırtı diye adlandırılan yere doğru sürüyorum arabayı, kırıksırtı, isminin öyküsü bir garip, zamanında alemciler hayat kadınlarını oraya götürürlermiş adı kırıksırtı kalmış; ama kırıksırtı kalmamış, devaasa binalar, çevresinden geçen otoban ve suni yeşiller... başka bir kent olmuş burası...

tarsus şellalesi; burayı çevreleyen alana harika bir çevre düzenlemesi yapılmış, önünde büyük bir otel... arabayı park ediyorum ve akan suyu izlemek umuduyla korkulukların kenarına geliyorum, akan su mu? şaka gibi, akmasını geçtim su bile yok. o arada yaşlı bir çift yaklaşıyor yanıma ''evladım n'olmuş buralara, neden su yok?'' diye bana soruyor. ''inanın ben içmedim'' diyorum...

tarsus böyle bir yer işte, benim için hep özel fakat uzak olması daha bir mutluluk veren...
cep telefonu durmuyor, aile büyükleri tekrar cenaze evine beklediklerini söylüyorlar. neden diyorum? x teyzenin oğlu ve kızı geldi diyorlar, onlar kim? diyorum. (telefondan uzaklaşıp hemen geliyormuş, çok çok selamı var diyor telefondaki büyüğüm x teyzenin oğluna ve kızına.) emrivakiye bak.

varıyorum cenaze evine, tanımadığım kişiler için sıkı tüyolar veren bir kuzen var yanımda, sağolsun yardımcı oluyor, tanıyor gibi yapıyorum bir çok kişiyi... teyzeler giriyor devreye havadan sudan sohpet ve bomba patlıyor. ''ne zaman evleniyorsun?'' kaşarlandım artık ''yakında'' diyip geçiştiriyorum ve hemen kendime bir iş bulup uzaklaşıyorum boyalı alandan... tarsus'ta öğle sıcağı en çekilmezinden, dua okuyan hoca mola vermiş yerine yedeği gelmiş, kalabalığı gördükçe coşuyor, dayanamayıp hocanın amfisini ayarlıyorum, ''allah razı olsun genç adam'' diyor, kimin oğlusun diye soruyor, telefon çalmış gibi yapıyor ve ikinci boyalı alandan da uzaklaşıyorum.

insanında aynı sıcaklık, aynı canayakınlık ama aynı oranda da düşüncesizlik... evime gidiyorum, yazı yazmak iyi gelecek diye...

tarsus bildiğim tarsus belki de; veya ben bildiğim ben değilim...
2 /