tekkeköy

rio rio
samsun ilinin 50.686 nüfuslu ve 225.630 km2 yüzölçümlü ilçesidir.

kamil kıcıroğlu ilçenin kaymakamıdır. antyeri, bakacak, balcalı, başköy, çayırçökek, çınaralan, çimenli, erenköy, esentepe, gökçe, gökçedere, gölçeğiz, güzelyurt, hamzalı, kabaceviz, kahyalı, karabürük, karaoğlan, karaperçin, kargılı, karışlar, kerpiçli, kışlaköy, köprübaşı, ovabaşı, sarıyurt, sıtmasuyu, yağbasan, yaylageriş, yazılar, yenidoğan, yeniköy, yeşilalan, yeşildere, yeşilyurt, yukarıçinik, zafer, seymenler, kibarlar isimlerinde toplam 39 köyü bulunur.
kendinden prensli beyaz at kendinden prensli beyaz at
2001 falandı sanırım. bir telefon numarası vardı. çevirdiğinizde "tekkeköy'de aradığınız aboneye ulaşılamamıştır" diye sesli mesaj veriyordu. lakin komik yanı ise cümlenin devamı varmış gibi bir ses tonuyla söylenmesiydi. (yapabilirseniz siz de gülersiniz*) böyle bir ilçedir.
kızıl kurt kızıl kurt
eski taş çağına kadar uzanan arkeolojik dönemde karadeniz'in en eski yerleşim birimlerinden biridir tekkeköy. samsun'a bağlı bir ilçedir. aşağı yukarı şehir merkezine git gel 30 km falan.

''hadi kızıl kurt bugün de buraya gidelim'' dedim kalktım, yanıma buz gibi 1 litrelik gazoz, powerbank, fotoğraf için tripodla tütünümü aldıktan sonra yola düştüm.

mö 15.000 ile 60.000'e kadar uzanan oldukça kadim bir tarihi var , burada yaşayan ilk insan toplulukları oldukça ilkel ve insansı bir yaşam sürüyordu. tarım bile keşfedilmemişti. ilerleyen dönemlerde frigler bu doğal oluşumlu mağaraları yontmuş, merdiven basamaklar yapmışlardır ve bugün merdivenlere çıkmak oldukça zahmetli ve basamaklar aşınmış olsa da hala durmaktadır o basamaklar. oldukça da diktir, ciğerine güvenen çıkabilir.

mağaralara giriş her ne kadar yasak dense de, mağaraların üzerine patika yol olmasa da yasak masak tanımayan kızıl kurt, taşlara, kayalara basa basa, tutuna tutuna çıktı tepesine. içine girilebilecek kadar sağlam kalmış bir kaç tanesine girdi. buraya geleceğimi kimseye haber vermemiştim, telefon da çekmediğinden dolayı olası bir çökme ihtimaline karşı riske girmeyip sağlam olanlara girdim. üzüldüğüm bir konu var, mağaraların içine sprey boyalarla isimler falan yazılmış. burası 1977'den beri sit alanı fakat tam teşekküllü bir tesis olması 2014'ü buluyor. sanırım bu tarihten önce alkolcü tayfa mekanıydı buralar. zira mağaraların bazı yerlerinde kırık bira şişelerine falan rastladım. arkeolojik alanlara araplardan sonra en saygısı olmayan ülke insanı sanırım biziz. umarım içip içip kafayı bulup da düşüp oralardan bir yerinizi kırmışsınızdır.

bir de böyle parmağım kadar büyümüş olgun çekirgeler var burada. adamın kafasına gözüne zıplıyorlar gezerken. çat diye geniş ve parlak alnıma bindirdi bir tanesi. uçarken de böyle kıt kıt kıt kıt sesler çıkaran garip bir böcek daha keşfettim. ona da selam ederim. habitatı güzel buraların. hemen yan taraftaki çiftlikte kuzu ve yavruları vardı fakat fotoğraf çekmeme izin vermediler. sağlık olsun. güzel de bir dere akıyor oradan. daha bir sürü o vadi boyunca irili ufaklı mağaralar var fakat çoğuna dağcılık ekipmanları olmadan ulaşmak imkansız.