teletubbies i izlemiş ruh sağlığı bozuk nesil

bosnadasavaşırkensonbiederlezidinleyenadam bosnadasavaşırkensonbiederlezidinleyenadam
şeker kız candy izlemiş ruh sağlığı bozuk nesil in bunun yanında solda sıfır kaldığı nesildir. şuan 10 lu yaşların sonu, 20 li yaşların başındaki insanlara bakarsanız bu durum daha da iyi anlaşılır. dino merlin'in supermen şarkısını arkadaşımla dinlerken aynı anda bu şarkı benim aklıma teletabileri getiriyor demiştik. çünkü o şarkıda güneşin doğuşunun melodisi vardı. işte bu salak çizgi film de de ilk önce o ses gelir ardından da güneş bir bebek suratı ve gülüşüyle dağın eteğinden görünürdü. sonra bu salak dörtlü çıkar bööö falan derdi. süpürgeleri vardı. çizgifilm biterkende 2 saat hoş çakalın bööö muhabpeti çekerlerdi. bu olay genel kurgudan daha uzundu. şimdi böyle salak bir çizgi filmi izleyipte ruh sağlığının düzgün olacağını sanmıyorum bu insanların.(1990-1996)
seanvictorydawn seanvictorydawn
1996 dogumlu küçümen kuzenim seyrediyordu bundan, ben onun oyuncak bebeklerini tokatlamaktan şamar bebesi yaparken. 2016'da psikoloji ve ruh saĝliĝi bilimleri fakultesinde yuksek'e dikey geçis yapti.
ruh saĝliĝi tesbiti doĝru

tokatlanan şamar bebeleri 'nin içine cinler kaçsa ve teletüpsel bebekler in yerini alip

lana, dipsy, tinkie winkie, paulie... diye gobeklerini sallaya sallaya birbirlerine kosarak havada ziplayarak basketbolcu sevinci sergileseler
ruh saĝliklarinin bozulma tesbitini daha net koyabilirdik.

1996'da teletubbies izleyen bebek, 2016'da su an psikoloji ihtisasi almaktadir. allah sabir versin.

oĝlum var ya, kafalarindan kulak yerine anten çikiyor lan bunlarin ve gözlerinde youtube videolari playlist'i oynamaya basliyor.
renklipanda renklipanda
ruh sağlığını bozan başka şeylerdi bence o neslin çünkü ben severdim teletubbiesleri. o güneşteki bebeğin gülüşü bile mutluluk sebebiydi. bir de o dönemler bunların ekürisi vardı: ozmo, onla da ingilizce öğrenirdik. dergileri videoları falan vardı. i can you can what can you do? evet.

www.youtube.com
avangard jazz avangard jazz
şöyle bişeyi izleyen insanın ruh sağlığı nasıl olabilir zaten amk ?




renklere, contrasta dikkat edin. eğer izlediğiniz içeriklerde çok fazla renk çeşidi vs varsa onun altında bi boklar olabilir.

tinki winki'nin eşcinsel olduğu yönünde iddialar da var, (aslında göstergeler de var diye biliyorum) bunların çocuk yaşta izlendiğini hesaba katarak ayrıca değerlendirmelisiniz tabi.. allah bilir daha neler var o tarz yapımlarda.

çocuklara odaklı günümüzde mevcut yapımların da içerik olarak sıkıntılı olduklarını tahmin etmek zor değil.

edit: wikipedia sayfasının altında da şöyle bir bölüm var;

cult following
although the programme is aimed at children between the ages of one and four, it had a substantial cult following with older generations, mainly university and college students.[50][89][90] the mixture of bright colours, unusual designs, repetitive non-verbal dialogue, ritualistic format, and occasional forays into physical comedy appealed to many who perceived the programme as having psychedelic qualities.[91]

analysis
adam roberts suggests that teletubbies constitutes an example of radical utopian fiction. in this reading, the teletubbies are an advanced culture which has eliminated all need to work, worry, or struggle in any way, and regressed into a childlike state. roberts positions the teletubbies as the endpoint of the science-fictional idea of paradise based on infantilisation – a more extreme version of the future humans in aldous huxley's brave new world and the eloi in h. g. wells's the time machine (who are mentally childlike, but still physically and sexually adult). following sigmund freud's insight that adult pleasure must mediate id and super-ego – gratification and anxiety – the only way to attain a completely stress-free life is to surrender the super-ego, including sex. it follows that the broadcasts shown on the teletubbies' in-set televisions are historical documentaries suggesting infantile existence as the paradigm, with the baby in the sun likely being the society's central machine intelligence. roberts concludes:

in other words, the toddler-oriented aspect of the show can be read not in clumsily production-intention terms ('the show is designed to appeal to toddlers'), but as a commentary upon the necessary infantilisation implicit in any utopian fantasy. it poses a question: to achieve a total happiness for all on the planet, once technology has removed the practical barriers, how far along the road towards infantile consciousness will it be necessary to travel? will we become like the citizens of huxley's brave new world? or more infantile, like wells's eloi? or will we go the whole hog, and subsume our angst-ridden adult consciousnesses completely in the bright colours and satisfying repetitions of teletubbyland? the enduring appeal of the teletubbies to adults suggests, perhaps, this latter."
bona fide bona fide
sözlükte de var bu ruh sağlığı bozuk arkadaşlardan. isim verip rencide etmek doğru olmaz ama, gecenin bilmem kaçında "tinki winky", "dipsy", "laa-laa", "poo" diye bağırıp ses kaydı falan yapıyorlarmış. nasıl bir tarikatsa artık. çok bozuk bunların ruh sağlığı çok.