televizyon

1 /
sabahsız sabahsız
ilk gördüğüm günü hatırlıyorum, bir kutunun içinde saklanıp düğmeye dokunduğun anda ortaya çıkan mini mini insancıklar vardı içinde. çok sevmiştim tıpkı ayının yavrusunu kucakladığı gibi sarılıyordum ona bu benim diye... ama anladım ki aslında o beni sevmemiş, bana hastalandığımda bir çorba, bir sıcak ıhlamur bile kaynatmamış. gençliğime küreselleşmeyi aşılamış, bana para karşılığı beceriksiz evlenme oyunlarını ve hatta kameralarla insanların özel hayatlarını izletmiş. bana bu güne kadar çaldığı zamanımı geri vermemiş. o şimdi ömür boyu sürecek hapis hayatını karanlık ve soğuk bir bodrumda geçiriyor. ta ki bana anlatıcak güzel hikayeleri olana dek...
viola viola
çocukları bilmiş yapan, birçok şeyin farkında yapan saflığını (tek bir şeyden ibaret olmasını) elinden alan bir canavar. hüüp diye içine çeken, akıttığı salyalarla insanların beynini yıkama özelliği olan bir canavar. küçüklüğümde -yani televizyon henüz bu derece değilken- televizyonkolik olmama rağmen kılpayı da olsa kurtulduğumu düşünürüm.
troke troke
şu anda yayınlanmakta olan dizilerin topunun yayından kaldırılmasını istemekteyim. yerine de yenileri gelmesin. bir müddet beynimiz huzura ersin istiyorum. yerine national tarzı börtü böcek avcıları belgeselleri falan konsun. amcanın biri yılanların, timsahların arasında cirit atsın , aslanların yelelerine asılsın bi de ağzımız beş karış açık halde izleyelim. ulukartalların en hızlısı gwaihir mehmet ali erbil ile kuşun aydın 'ı alsın orthanc 'ın en tepesine hapsetsin. uruk hai 'lerde seda sayan ve nihat doğan duo'sunu kovalasın..böylelikle rahat nefes alabilelim..televizyonda kitle imha silahı olmaktan çıksın.
ördeklerindomatestabanfiyatlarınaetkisi ördeklerindomatestabanfiyatlarınaetkisi
çok acayip bir ilişki var bununla insanlar arasında. diyorlar ki mesela, "bunları izlemek istemiyoruz". "lerzan mutlu izlemek istemiyoruz". "ajdar görmek istemiyoruz". "izleyecek bir şey yok". "kanalları değiştiriyorum hep aynı şeyler". "dizi izlemek istemiyoruz bıktık". "televizyon çok kirlendi". "bize hitap eden birşey yok". şikayet edip duruyorlar. televizyon izlememek, başka şeyler yapmak gibi bir seçenek olduğu çıkmış insanların aklından. onlar duracak karşısında mutlaka televizyonun, o sırada ne çıkarsa bahtlarına.

en güzeli de bu bak: "televizyonda gerçek sanatçıları göremiyoruz!" sanatçının televizyonda ne işi var manyak! gerçek sanatçı kimdir bilir misin sen ayrıca? görsen tanıyacak mısın? izleyecek misin? "gerçek sanatçı" anlayışın sezen aksu ile, bob ross ile kısıtlanmamış mı senin?

ne mutlu ki televizyonda sanat arayan insan sanatı haketmeyen insandır, böyle böyle geçinirler işte. anca ağzından "sanat" kelimesi çıkar arada, tavuk gibi. "sanat! sanat!" sinirlendim sanki.
mudflow mudflow
bence televizyon insanın kendine yakışanı giymesidir..nasıl tv karlı gösterdiğinde anteni fırıl fırıl çeviriyoruz net göstersin diye işte süklümpüküş biri gördüğümde anteninden tutup çeviresim geliyo.benim gibi hisseden bütün bayan arkadaşlarla buluşmaya giderken şık giyinmem bu yüzden.. antenimle oynasınlar istiyorum.. (penguenden alıntıdır)
1 /