terminal

1 /
hacivatci vakkas hacivatci vakkas
ilk ayrılık durağı ya da tersi ilk kavuşma."o" giderken adeta ayaklarına kapanıp yalvardığın , gitme kal ya da gel gidelim buralardan cümlelerinin tekrarının tekrarı olan yer. soğuğu ,kalabalığı didişmesi, simsarcıların türlü tavır aymazlıkları ve bütün şenliğine rağmen bir müddet sonra herkesin çekip gideceği ve bu gidişin ardından sadece ıslaklığına eksoz kokuları sinmiş bir kaç damla gözyaşının zayıf, çelimsiz sigara külü rengindeki yanaklarda asılı kalmasına neden olan büyük ayrılıklar kulesi. düğün ve cenaze gibi iki zıt ritüeli aynı anda aynı yerde görmemizi sağlayan bir yanında ayrılığın (cenaze ) diğer yanında ise kavuşmanın (düğün) ağdalı bir tören havasında ayyuka çıktığı kaçınılmaz kesişme noktası. "o" giderken dudağın dişlerinin arasında sıkışmaktan kanar da yumruğunu bir matkap gibi ta ciğerine sokup çıkarasın gelir. o noktada gidenlerin acısı ağır bir faça bırakır insanoğlunun yüzünde.
bigudi bigudi
insanı kimi zaman sevdiklerinden ayıran kimi zamanda sevdiklerine kavuşturan,herkesin hayatında iyi yada kötü mutaka bir iz bırakan ve sevdiklerimizin ve bizim gözyaşlarına sahne olan yolculuk öncesi mekan.
blue danube blue danube
tıpta "ölüm hali" anlamında kullanılan sözcüktür. anlamını öğrenmemi ise aşağıdaki diyaloga borçluyum.

- .. sonra fenalaşmış ablam. doktor bize dedi ki..ay neydi hani arabaların durduğu..heh terminalde dedi. sonra öldü ablacığım..
+ hee terminal demiş ki yani gidici demek ki.

düz mantık, ama mantık işte.
yorgun demokrat yorgun demokrat
bazen en lanet olası bazen de en güzel beklemelerin yaşandığı; ayrılık acısının sonuna kadar yaşandığı kavuşmanın yol yorgunluğuna kurban gittiği, insanların hep telaş içinde olduğu mekan
1 /