thales in hamlesi

a la carte a la carte
i.ö. 500 sonlarında med kralı ve lidya kralı alyat uzun yıllardan beri savaşıyorlardı. henüz dünyanın yuvarlak olduğu ve güneşin çevresinde döndüğü bilinmeyen o dönemlerde, savaş gittikçe kızışıyordu. savaş öylesine uzun sürmüşki, her iki ülkenin de halkı perişan olmuş, yiyecek bulma güçlüğü, ticaret yapma güçlüğü son haddine varmıştı.yurttaşlar, "bu savaşlardan tanrılar bile usandı" deyip duruyorlardı. genel hoşnutsuzluk her yerde yükselince, her iki kral da halkı avutacak, onlara savaşı unutturacak çareler aramaya başladılar. önemli olan halka savaşmayı unutturmaktı, yoksa savaşın kendisi devam etmeliydi tabii. sonra akıllarına bilginthaless geldi. bilgin thaless, o sıralarda, "gündüzün geceye dönüşeceği ve yıldızların görüneceğini" söylüyordu. bu dedikodu, halkın dikkatini savaştan uzaklaştırabilirdi.bilgin thaless'i çağırıp bu söylentinin ne zaman gerçekleşeceğini sordular."yarın" dedi thaless. iki kral, halkı ve askerleri meydana topladı.halk ve askerler savaştan usandıklarından, dedikoduların söylenti olduğunu bile bile eğlenip beklemeye başladılar.o gün, 28 mayıs 585'te güneş tutuldu. gün geceye döndü. yıldızlar göründü ve beklenmeyen bir sonuçla, savaş bitti. askerler ve krallar o kadar şaşırıp korkmuşlardı ki, beş yıldır süren bu kanlı savaşı beklenmeyen bir şekilde durdurmuşlardı.bilgin thaless, güneş'in o gün tutulacağını biliyordu. o, güneş'in o yıldaki tutulmasını öngören ilk bilgindi.aslında evrendeki bu gerçeği halka duyurmak istiyordu.ama bu olayın savaşı bitirebileceğini aklından bile geçirmemişti.gözler önüne serilen bu hamlelerle sonuçları, mekanik düzenekleri andırıyor.bilindiği gibi, "bir yere çarptırılan bir nesne, diğer nesneleri harekete geçirip zincirleme etkiler sonunda mumu yakan kibriti ateşleyerek ortalığın aydınlanmasına neden olacak mekanizmayı harekete geçirir".
alice abernathy alice abernathy
thales'in pek çok hamlesi var. bir tanesi evreni akışkan ve canlı algılaması bu sebeple de her şeyin su bazlı / kökenli (arkhe'li*) olduğunu iddia etmesidir. onunla hemen hemen aynı zamanda yaşayan yurttaşı anaksimander ise su ile sıcak / ateş (eski arkaik yunanca'da sıcak bir sıfat değil, isimdir yani varlıktır) arasındaki uyumsuzluktan ötürü belirsiz ve tarafsız bir kökensel madde (apeiron) öne sürer. aksi takdirde evrenin görünen dengesi (homeostasis) sağlanamaz.