the assassination of gianni versace

brsmsl brsmsl
geçenlerde başlayıp bir solukta bitirdiğim, bölümleri yaklaşık 50 dk ile 1 saat arasında değişen uzunluğa sahip toplam dokuz bölümlük mini dizi.

gianni versace'nin kardeşi donatella versace'yi penelope cruz, gianni versace'nin sevgilisini ise ricky martin canlandırılıyor.



***********spoiler alert*********

dizi, gianni versace'nin katledilişi ile açılıyor.
çalan müzikler, katilin hastalıklı ruh yapısı, versace'nin ölümünden tutun da dizinin çekildiği mekanlar hepsi tam bir görsel şölen.

başta diziden beklentim versace'nin hayatının anlatılmasıydı.
nasıl üst düzey bir designer olduğunun anlatılmasını bekliyordum.
hoş dizide bu konuya da arada sırada değiniliyor ancak genel anlamda versace'nin katilinin işlediği cinayetlerin gelişimine odaklanılmış durumda.

dizide versace'nin katili andrew cunanan, darren criss tarafından canlandırılıyor.
andrew cunanan ise ruh hastası, yalancı üçkağıtçı, hırslı bir babaya sahip.
ve ne yazık ki küçük yaşlarda babası tarafından cinsel tacize ve şiddete maruz kalıyor.

ilerleyen yaşlarda ise yalancı, üçkağıtçı, eşcinsel bir ilgi orospusuna dönüşüyor.

gianni versace de küçük yaşlarda ergen zorbalığına maruz kalmış. ancak bu onu çalışmaya, çalışmaya ve daha çok çalışmaya itmiş..

nihayetinde gianni versace annesine ait küçük bir giyim atelyesini darphane gibi para basan bir designer marka haline getiriyor.
fakat bir diğer tarafta ise andrew cunanan ise çocuk yaşta maruz kaldığı şiddetin neticesinde, kendini ifade etmekten çekinen, eşcinselleri öldüren bir eşcinsel katile dönüşüyor.

psikoanalizden pek anlamam ama andrew cunanan için, homfobiklerin baskısından korkan, korkak eşcinsellerden nefret eden bir birey olarak tanımlayabiliriz.

eşcinsellerle eşcinsel, eşcinsel olmayanlarla ise herhangi bir erkek gibi takılabilen bir tip.
ancak kendini ifade edememenin getirdiği nefret ve kişilik bozukluğu ( tabii bu konuda uyuşturucu kullanımının katkısını da unutmamak gerekir) karakterimizi tanımlanamaz bir ruh hastası haline getiriyor.

adam tam bir mavi ekran.

karakterlerin dönüşümü, arka plandaki müzikler. kusursuz.

ve dizinin verdiği mesaj da çok güzel...

yeteneğin, çalışmak ile desteklenmediği müddetçe asla bir işe yaramayacağını çok güzel anlatmış.

ve tabii ki aile yapısında babanın önemi........

***********spoiler alert*********
diren bonibon diren bonibon
american crime story'in ikinci sezonun özel adı. benim ise ilk izlediğim american crime story sezonu. neden düzgün insanlar gibi ilk sezondan başlamadım çünkü değişik bir bireyim asjdsad. alakası yok izlemeye başlarken bunun tek sezonluk bir mini dizi olduğunu düşünmüştüm. inanılmaz övüldüğü için izlemeye başladım. övüldüğü kadar da güzelmiş. başroldeki darren criss bebeksi suratı ve mükemmel oyunculuğu ile döktürüyor. yani gerçekten oyunculuğu parlıyor.

yaşım gereği bu olayın yaşanmasına bizzat şahit olmadığım için sonradan araştırma yapmam gerekti. ama tüm oyuncular aynısı ya aynısı. penélope cruz donatella versace olmak için doğmuş gibi. keza edgar ramirez'da gianni versace olmak için doğmuş gibi. ricky martin oyunculuk açısından maalesef sönük almış ama onu suratına kurban be. zaten onun rolü tam olarak eşcinselliğini kabul etmesinden sonra olduğunu düşünürsek tamamen bir destek amacı taşımakta.

gelelim detaylı incelemeye gerisi full spoiler;

- spoiler-

dizinin adı the assassination of gianni versace, bekliyorsunuz ki bu olay anlatılsın, versace'nin hayatını derinlemesine inceleyelim, evet az da olsa anlatıyorlar ama adından beklediğiniz tam olarak bu değil. aslında versace'nin katili andrew cunanan'ın hayatını anlatıyor. bence dizinin güzelliği ve ironisi de bu.

hikaye başta izlerken zor geliyor çünkü zaman çizgisi düz değil. aksine tersten akıyor. başta kafa zorlayıcı beyin yakıcı ama alışıyor insan bi yerden sonra. bu da aslında aşırı derece sempati duyulabilecek bir karaktere sempati duymamızı engelliyor. katile. hayatını düz çizgi de izlesek sonunda ah anam yazık be diyecekken. yaptıklarını görüp sonra nedenlerini izliyoruz. bu da kendisine acımamıza engel oluyor.

ben yine de bazı yerlerde kendisine bayağı üzüldüm. özellikle gerçekten çok sevdiği david ile ilk gecelerini tekrar yaşamak isterken hadi dürüst olalım aileni anlat diyor. öyle şeyler anlatıyor ki david'le birlikte hasiktir lan deliye bak. diyoruz. biz ek olarak yalancı şerefsiz diyoruz. iki bölüm sonra bi bakıyoruz ki dediği her şey doğruymuş. çocukken gerçekten deli babası ebeveyn odasını küçücük çocuğa vermiş, özel okula göndermiş, 11 yaşındayken araba almış. sürekli özelsin özelsin diye büyütülmüş ve özel olmadığını anlamak yıkmış. he bu mudur çözümü değil aslında ama zaten kendisini psikolojik rahatsızlığı olduğu çok açık.

o dönem eşcinsel arasındda versace'nin bir ilah bi idol olduğunu anlıyoruz. andrew kendini sürekli onunla kıyaslıyor. şansın ona güldüğünü yoksa ikisinin aynı olduğunu söylüyor. zaten en büyük yanılgısı da tam olarak bu. 8. bölümde tam olarak bunu görüyoruz. bi yerde hiç bir şey yapmayan çocuğa yeri gelince ödev yaptırmayıp öven bir bana, diğer yanda eğer başarılı olmak istiyorsan çok çalışacaksın diyen bir anne. kimin başarılı olduğunu söylemeye gerek bile yok. versace'nin yıllarca çok çalışarak emek verdiği büyük başarısına şans demek de ne bileyim. ama sorun aile. sorun yaşadıkları bu yüzden bakamayacaksanız çocuk yapmayın.

gelelim beni en çok üzen olaya. o dönemde eşcinsellerin gördüğü muamele. gerçekten 90'lar zor bi dönemmiş. eşcinsel evliliklerinin daha kabul edilmediği, bırakın kabul edilmeyi bir çok eşcinselin kendini gizlediği, polisin öldürülen eşcinsellerin katilleri için kılını kıpırdatmadığı bir ortam. ve donatella versace'nin nasıl bir göt oluşunu görmemiz. versace'nin 10 küsur yıllık hayat arkadaşına - ki kendisi versace'nin spor bölümün baş tasarımcısıymış - cart diye yol verip sen hiç kimsesin muamelesi çekmesi. cenazede adamın aileden sayılmaması, rahibin adamı direkt dışlaması. en çok da buna üzüldüm. yazık be. zaten adam da dayanamadı bu duruma.

-spoiler-

sonuç olarak izlemesi son derece keyifli bir diziydi. ikinci kez izlersem 8'den geriye doğru izleyip üzerine 9.bölümü izleyeceğim.