the assassination of jesse james

1 /
barneystinson barneystinson
"the assassination of jesse james by the coward robert ford"...

izledikten sonra gerek finaliyle gerek karakter analizleriyle beni allak bullak eden, amerikanın en bilinen mevzusunu bu kadar farklı ve psikolojik yönü ağır basan bi bakış açısıyla göstermesi bakımından kısa zamanda kült filmler arasına gireceğine emin olduğum 2007 tarihli andrew dominik filmi...başroldeki brad pitt'e zaten söyleyecek lafım yok, jesse james rolüyle her zamanki gibi mükemmel bi performans sergilemiş...ama casey affleck için ayrı bi sayfa açmak lazım...kendisinden hiç beklemediğim kadar eşsiz bi oyunculuk sergilemiş robert ford rolünde...yani bana göre, hala vizyondayken kesinlikle görülmesi gereken bi film...çok kısa süre kalacağı kesin çünkü...
sinefilolog sinefilolog
filmin tarzının büyülü, şiirsel bir atmosfer biçiminde oluşturulmasına bakarak avrupalı ve amerikalı kimi eleştirmenler yönetmen andrew dominik'in terrence mallickvari bir anlatım ve bakış açısı kurduğunu, sinemasal olarak da bu eğilimi pekiştirdiğini söylemektedir. film abd semalarında ne yazık ki beklenen ilgiyi görmemiş. bunun jesse james efsanesi ile ilgisi olduğu söyleniyor. zira jesse james filmde, efsanesindeki kahraman edasının tersine tuhaf, ne yapacağı bilinmez, yer yer nevrotik, delice bir yorumla karşımıza getiriliyor. yerden yere vurulan robert ford ise daha gerçekçi bir açıdan derinlemesine bir karakter sunumuyla incelenmiş. bu yapı birçok kişiyi rahatsız etmiş olabilir, deniyor.
eleanor eleanor
psikolojik yanı epey ağır basan bir film. ben de izlerken bir hollywood filmini değil de avrupa filmi izliyormuşum gibi hissettim. brad pitt her zamanki gibi kendinden bekleneni vermiş ama ancak asıl casey affleck göz dolduruyor. robert ford un hastalıklı jesse james sevdası ise daha çok şimdilerde yaşanan pop ikonu kavramını hatırlattı . jesse james sanki bir katil, hırsız değil de bir rock şarkıcısı intibası uyandırıyor .sanki tüm bunları ünlü olmak adına yapmış gibi..birde çok anlayamadım ama o şarkıcı nick cave miydi gibi bir soruyla çıktım sinemadan
şiirbaz şiirbaz
tam ismi, the assassination of jesse james by the coward robert ford olan film.

sinema diye bir şey varsa, budur. öyle acayip aksiyon sahneleriyle göz boyamanın, deneysel çalışmalarla seyirci/oyuncu/yönetmen arasında komplolar kurmanın, sağa sola göndermeler yapmanın, ya da aşk diye tutturup ağlatmanın falan olmadığı bir şeyse o sanat, budur. kendi içinde, hakim ve sınırlarını aşmış bir yapım varsa, modern sinema dünyasında, yine budur.

brad pitt ve casey affleck'in karşılıklı döktürüşünü 2 saat 40 dakika boyunca izleyebilecek bir "seyirci" arıyor bu film. yönetmenin hikaye anlatış tarzındaki "western" havayı iliklerine kadar hissedecek, ama western film sevmeyenleri de çekebilecek tonda bir sanatsal yoğunluğa sahip film. imdb'deki fotoğraflarındaki olağanüstülüğü bile ne demeye çalıştığımı anlatmaya yetecektir. daha başından jesse james'in robert ford tarafından öldürüleceğini bildiği halde, bir insan neden bu sona aldırmadan 2 saat 40 dakika bu filmi izler? çünkü sinema sanattır.

roman uyarlaması olması yanında, bir roman sinemaya nasıl uyarlanırın da bir dersi niteliğinde okunabilir. oyuncuların iç dünyalarını anlatıcının ağzından ve kendi hallerinden ve "öteki" karakterlerin ağızlarından bu kadar detaylı ve tamamlanmış şekilde dinlemek, büyüleyici. brad pitt'in atına sarılıp ağladığı, casey affleck'in filmin sonunda vurulduğunda bakış attığı o sahnelerde belki de filmin içinde eriyip gidiyor insan. figüranların bile olağanüstü oynadığı başka film var mıdır bilmiyorum.

imdb'deki yorumlardan birisi "çok güzel ama satmaz" şeklindeydi. evet, kesinlikle öyle bir film. sinema'yı sadece eğlence görenlerin parasını ve vaktini ziyan etmemesi gereken, ama gerçekten sinemada o sanatsal etkiyi hissetmek isteyenlerin kaçırmaması gereken bir film. müziklerini nick cave yapmış, daha ne olsun...
şiirbaz şiirbaz
soundtrack albümünün en neşeli anında bile insanı yerle bir edebileceğini gördüm.

özellikle de song for bob, what must be done, destined for great things gibi parçalarda insanın ömründen ömür gidiyor. hele bir de filmdeki sahnelerle birleştiğinde bu şarkılar, filmden hala çıkamadığımı hatırlatıyor bana. 2 saat 40 dakika değilmiş film galiba. hala oynuyor kafamda.
hell isnt good hell isnt good
müzikleri güzel olmuş, hollywood son dönemlerde bunu iyi yapmaya başladı. sağlam olacağını beklediğiniz filmlerin müzikleri de güzel oluyor genelde. avrupa sinemasını andırıyor oldukça, ağır ağır ilerlemesi ile olsun karakterin ağzından olayı anlatmasıyla olsun. deneysel, belgesel, biyografik, psikolojik v.s. ne derseniz artık ilginç bir film olmuş. çok farklı açıdan bakacam diye uğraşan yönetmenden ötürü sanırım jesse james'le alakası yoktu izlediğim filmin. bir kere şehir şehir peşinde dolaşan şeriflerden hiçbirini göremedim, evde karısına yardımcı olan hizmetçisi de yoktu. frank'le de sanki yıllarca çeteyi beraber yönetmemiş, soygun yapmamış, abisi onu hapisten kaçırmamış gibi soğuktular. hani bilmesem rüzgarda paltolarının üzerinden birbirini kesen iki yabancı sanacam.
strangelove strangelove
gerçek bir hikaye imiş.
fakat izledikten sonra robert ford'a karşı içimde bir hüzün belirdi. adamcağızı bari mezarda rahat bırakın. filmin adı bile ne kadar üzücü "korkak robert ford", daha da kötüsü robertcağızı casey affleck canlandırmış.
woodpecker woodpecker
brad pitt' in tam anlamıyla şov yaptığı film.filmin hangi ucundan tutarsanız tutun es geçebileceğiniz hiçbir eksisi yok.western tarzındaki bu farklı sunum özellikle kartpostal tadındaki enfes görüntüler ve filmin havasına bu kadar mı uyar, dediğim soundtrack ile kesinlikle izlenilmesi gereken 2.40'lık sinema şöleni..
tengizkaan tengizkaan
bu kadara övgüyü hakketiğine inanılması zor olan filmdir. durumsal ve düşünsel western filmi olur mu sorunsalına verilen cevaptır. kaç kez artık dayanamayıp çıkacağım dedirtsede neyse filmin son umutlaka tatmin edicidir diye bekleyenler çok pis hayal kırıklığına uğrayacaktır.
berkcel berkcel
bir film ismi için çok kötü bir tercih. hem çok uzun hem de konunun özeti gibi. sonunu da söyleselermiş tam olurmuş dedim ilk gördüğümde. filmi seyretmedim, bu yüzden daha fazla yüklenmek istemiyorum, umarım kendisi iyidir ve bu kötü adı telafi eder.
ysf ysf
izlediğim en iyi filmlerden biri. fakat tavsiye edilmemesi gerekir. çünkü herkeste aynı etkiyi bırakmayabilir.ayrıca:
sadece oyunculuklar için izlenebilir.
sadece soundtracklar için izlenebilir.
sadece yönetmenin farklı tarzı için izlenebilir.
van den budenmayer van den budenmayer
hem dönemsel hem de vizyonsal anlamda aynı dönemden diyebileceğimiz 3 10 to yuma, there will be blood vb. filmleri izleyip gaza gelerek "dur lan şunu da bir izleyim" derseniz sıçtığınızın resmidir.

ha film kötü müdür? değildir tabii. sadece uyarıyorum, gazlanmayın diyorum. bu film bildiğiniz "hey kovboy" filmlerinden değildir. uslu durun.

gerçi there will be blood'da kovboy filmi değildi; mamafih daha fazla akışkan kreması var.
1 /