the descendants

1 /
h27k h27k
oyuncuları arasında george clooney, shailene woodley, matthew lillard, mary birdsong ve nick krause bulunduğu dram ve komedi içerikli amerikan yapımı, 2011 gösterim tarihi olan film..
martineden martineden
84.oscar ödüllerine en iyi film dalında aday olan uzun zamandan beri izlemeyi beklediğim filmdi.ilk izlenimlerime gelince film gayet iyi,çok basit hatta daha önce benzerleri çok olan bir konuyla güzel ve akılda kalıcı bir film yapılmış.herşey dozunda ne çok komikti film,ne de fazla dram yapılmış.film boyunca başarılı bir avukat olan matt king'in karısının geçirdiği trajik kaza sonrası öğrendiği acı gerçeklerle yüzleşmesini izlerken birçok sahnede onunla empati kurmamız sağlanmış,karısı elizabeth belki çok yalnız kalmış yani tam olarak kötü veya tam olarak iyi bir karakter değil özellikle komada ve savunmasız durumda olduğu için elizabeth'e fazla kızamadım matt king'e yaptıklarından dolayı,lakin filmi izleyen herkes matt'e kısmen acımış çoğu zaman da davasında haklı bulmuştur onu.yılların yakışıklı ve her daim jilet gibi şık george clooney'sini acun ılıcalı tarzı hawai stili gömlek ve şortlarla görmek enteresandı,ayrıca çoğu filminde çapkın rollü ve kadınların taptığı soğuk görünümlü george clooney duygusal baba rolüne cuk oturmuş,çok inandırıcıydı. bu rolle 84.oscar ödüllerine en iyi erkek oyuncu adaylığı kazanmasına hiç şaşırmamalı hatta jean dujardin'le kapışacaklar muhtemelen ödül için. matt'in kendisini aldattığını öğrendiği komadaki karısıyla hesaplaşma ve vedalaşma sahneleri akılda kalan sahnelerdi.matt'in kızı rolündeki alexandra ise çok doğal oynamış göze batan teenage diğer oyunculardan daha sakindi.kötü bir olay vesilesiyle de olsa matt'in dağınık ailesini bir araya toplayışıyla herkesi memnun eden,ailece izlenebilecek güzel bir film.
meine ewige liebe 8734 meine ewige liebe 8734
24 şubat 2012 de vizyona girecek filmdir.alexander payne'nin bok gibi bir filmidir emeğe saygı ama napayım yani ?
ben önceden izledim ve büyük bir hayal kırıklığına uğradım malesef.
george clooney başrolde,diye izlemiştim fakat ''boş vaktinde izle'' bile diyebileceğim bir film değil.
çünkü filmin bir amacı yok ya yani eeee? diyebiliyorsunuz sonunda.aynı zamanda süresi de uzundu ve uzun olması size bir beklenti katıyor.malesef ki işte o beklentiyi hiç karşılamıyor.
ben george clooney var diye izlerim,diyorsanız siz bilirsiniz fakat ben tavsiye etmiyorum 5 dalda altın küre adayı olması da düşündürücü.
mendres mendres
matt king(george clooney)ölmek üzere olan karısının, kendisini aldattığını öğrenir. karısıyla ilişkisi olan adamı bulur ama bir şey yapmaz. iki kızı vardır bunlarla ilişkisinin hiç hayal ettiği gibi olmadığının farkına varır...
martineden martineden
filmin kanımca tek negatif yönü,kışın en berbat günlerini yaşadığımız bu günlerde gösterime girmesidir.yani filmi izlerken hawai ve müthiş deniz manzarası sonucu susadım resmen.ben ki şimdiden yaz gelsin denize gidelim demeye müsait bir insanım,kıskandım ve imrendim.
yaltakgürbüz yaltakgürbüz
ne zamandır seyretmek için bir kenara ayırdığım filmlerdendi,ama george clooney'i sevmediğimden belki de bir türlü seyretmemiştim.dün akşam bari seyredeyim dedim.eli ayağı düzgün bir film,falsosu yok.ama tempo düşük bazen bu kadar uzatmanın ne gereği vardı diyor insan.seyredin derim.bir de filmlerle ilgili yazan arkadaşlar finali falan yazmasalar daha iyi olacak gibi.
lady viola lady viola
oscar'ın en iyi film dalında olmasa da en iyi erkek oyuncu dalında kuvvetli adayı olan film.

spoiler

filmin çekilme amacı neymiş pek çözemedim. ama kadının ölmesi adamın kızlarıyla yakınlaşmasını sağladı. zaten kadın da film boyunca öldü ölecek diye bekle bekle bir hal olduk. ama müstahak yani , hem şebelek suratlı bir kadın olarak george clooney karizmasında biriyle evlenmişsin sonra gidip adamı kendin gibi şebelek suratlı biriyle aldatıyorsun. ha o şebelek suratlı adam da başka bir şebelek suratlı kadınla evli zaten. filmde george clooney dışında yakışıklı erkek yok, güzel kadın hiç yok. büyük kız fena değil gerçi ama onu da çok beğendiğimi söyleyemem. oyunculuğu iyiydi tabii.

george clooney böyle basit bir filmde bile usta bir oyunculukla döktürmüş. karısının onu aldattığını öğrendiğindeki koşma sahnesi. ağlama sahneleri. kızlarıyla olan sahneleri. hastanedeki öfke sahneleri. hepsini çok çok iyi aktarmış. altın küreyi aldı bakalım oscar'ı da alacak mı bir kez daha.
bilayer bilayer
sonunda ee noldu şimdi dedirten bir film. george clooney'nin ezik adamı çok iyi yansıtması, zinacı adamın karısını öpmesi dışında bir aksiyon yok. bir de ister istemez yakınlarınızdan biri öldüğünde oluşan boşluğu hayal ediyorsunuz, film de bunu sağolsun iyi aktarmış.
evinin kadını çocuklarının anası evinin kadını çocuklarının anası
mustafa hakkında her şey çakması film. biri oscar ihbar hattını arayıp ihbar etsin bu filmi benim kontorum yok.
ayrıca sevgili george clooney keşke sen o brother, where art thou?dan sonra hiiç büyümeseydin. o film negzel lan mesela. koşuşun hiç değişmemiş ama takdir ettim.

neyse artist dururken bu film oscar alırsa nuri bilge ceylanı arayıp "sen boşuna kasıyorsun canikom bi fikrim var" diyeceğim.


not: şaka şaka kontorum yok dedim ya ödemeli atarım muhtemelen.


edit: ayrıca descandants ne lan?
melankolikbuzagı melankolikbuzagı
alexander payne in oscar ödüllü yönetmen olması ve filmin başrolünde de oscar ödüllü oyuncu george clooney olmasından mütevellit dikkatleri üzerine çeken bir film.

senaryo da bir farklılık yok, evet george clooney rolünün hakkını fazlasıyla vermiş ama en iyi film için aday gösterilmiş bu film. bana biraz alakasız geldi, kaldı ki the artist varken seçilebileceğini de düşünmüyorum. belki g.clooneynin yüzü suyu hürmetine en iyi erkek başrol oyuncusu verilir, netice de geçen sene de alamadı adamcağız up in the air ile üzülmesin o kadar da. *

---spoiler---

sid denilen karakter filmden o kadar apayrı bir şey ki, çok saçma durmuş filmin içinde. sanki komiklik gülmeli eğlenmeli bir şeyler nasıl yaparız denmiş ve setin temizlikçisi böyle bir karakter önermiş de konmuş gibi. tuhaf yani..

---spoiler---
martineden martineden
evet belki oscar alamayacaktır,lakin gönüllerdeki yerini koruyacak ve defalarca seyredilse de sıkılınmayacak filmler arasına girmiştir.kanımca filmin büyüsü sadeliğinden ve etkileyici oyunculuklardan gelmektedir,george clooney sevmeyenler özellikle izlemeli bence eminim ki adama bakış açıları değişir filmden sonra,hele kışın şu iğrenç günlerinde böyle sıcak bir aile filmi izlemek iyi gelir bünyeye.
1 /