the matrix

2 /
lucifer lucifer
gelişen teknolojiyle robotların yapay zekaları da paralel olarak çok gelişti. tenekelerden birinin sahibini öldürmesiyle olaylar başladı. o robotun idamı ve modelin tümünün imhasına karar verildi. robotlar isyana başladı ve büyük savaş başladı. kurtulan robotlar sanırım africaya kaçarak ı/0 adlı bir ülke kurdurlar.insanlar kayıplarını çok geç yenilerken robotlar çok hızlı gelişiyorlardı. robotları yok etmek için bir yöntem geliştirdiler. güneş enerjisiyle çalışan robotları yok etmek için güneşi yok etmeyi seçti insan ırkı. güneşin ışınlarının dünyaya gelişini engelleyen büyük bir katman oluşturdular. robotların yok olmasını beklenirken alternatif bir enerji kaynağı buldular insan vücudunun ürettiği kinetik enerjiyi kullancaklardı robotlar. büyük insan tarlaları yaptılar.bu insan tarlalarında insan vücudunun enerji üretmesi için sanal bir dünyada yaşadıklarını sanmalarını sağlıycak bir program üretti robotlar. bu programın adı matrix ti.
iki blok otede iki blok otede
"çözdüm amına koyim matrix'i" diyerek ajanların içinden geçen, kurşunlarla tespih çeken, osuruğuyla milyarlarca transistörü devre dışı bırakan neo karakterini de barındıran film. özeti şudur: "hepimiz dijital tavşanlarız".

bir de şu var; keanu reeves'in gerçek hayatta 3x3 matrix'i çözüp çözemeyeceğini bilmek isterdim.
hexagram hexagram
sinema tarihinin en başarılı filmlerinden biri.derin bir felsefe vardir. filmdeki en iyi diyalog ise kanımca şudur:

"seninle burada geçirdiğim süre içinde öğrendiğim bir şeyi paylaşmak istiyorum ; türlerinizi sınıflandırma fikrine kapıldığım bir günümde,aslında sizin memeli olmadığınızı anlayıverdim. bu gezegendeki her memeli içgüdüsel olarak kendilerini çevreleyen ortamla doğal bir denge oluştururlar.ama siz insanlar bunu yapmıyorsunuz.siz belirli bir alana yerleşip çoğalıyorsunuz, sonunda bütün doğal kaynaklar yok olana kadar buna devam ediyorsunuz.hayatta kalmak için yapabileceğiniz tek şey olaraksa başka bir alana yayılmak kalıyor. bu gezegende aynı yöntemi kullanan bir başka organizma daha var. ne olduğunu biliyor musun? virüs... insan türü bir hastalık, bu gezegende bir kansersiniz, bir tür salgın ve bizde tedaviyiz."
kesanliali kesanliali
bu filmin dayandığı felsefi arka planla hitap ettiği kitle arasında öyle büyük bir tezat varki
kaderi einstein'inkine benzetilebilir. sevilen ama anlaşılamayan karakter
yineyenidenkobalamin yineyenidenkobalamin
onlarca defa ,bıkmadan tekrar tekrar izlediğim ,artık çekim hatalarını filan bulmaya başladığım 3leme.
gelmiş geçmiş en dolu(hem aksiyon hem felsefi anlamda, hatta her anlamda,işkence bile var filmde) seri.
iyi ki varsınız warchowski bro.
tırtıklı cips tırtıklı cips
bu filmde anlaşılmayan bir nokta gözlere çarpmaktadır; telefon kulübesi. bu telefon kulübeleri iki dünya arasında geçiş için neden kapı vazifesi görmektedir. olay telefonda bitiyorsa neden morpheus neo'ya bir cep telefonu almamaktadır. yazık değilmidir neoya telefon kulübesi için koşturmaktadır. her tür teknoloji mümkünken bir eksik neden cep telefonudur. bu sorularım yetkililer tarafından cevaplanmalıdır.
adsız adsız
bir felsefenin popüler temalarla işlenmiş halidir. jean baudrillardın simulation and simulacrasına filmin birincisinde açık bir gönderme vardır. hatırlayalım; daha filmin en başında neo bi kitabın arasından bir cd çıkarıp kapıda bekleyen birisine veriyor, o kitap simulation and simulacradır.
hatta bir rivayet; jean baudrillarda filmin sonunda isminine ve kitabına atıfta bulunacaklarını söylemişler ama o siz herşeyi farklılaştırmışsınız, amacı saptırmışsınız diyerek reddetmiştir.
2 /