the pledge

pedesa pedesa
yönetmenliğini sean penn'in yaptığı, başrolünü jack nicholson'ın oynadığı polisiye-gerilim filmi.
isimlere aldanıp tadına bakılmaması gereken, durağan temposu ve sıradanlığıyla özel bir yerlere koyamadığım 2001 yapımı bir şey.
elpinoras elpinoras
orijinal adı das versprechen olan, dünyanın en büyük yazarları arasında bulunan oyun yazarı friedrich dürrenmatt'ın kaleme almış olduğu öyküden uyarlanan film. senaryoyu da aslında dürrenmatt'ın kendisi yazmıştır. yani aslında işin temelinde iyi yazarlar olunca iyi işler çıkabiliyor temelli fikirlerin baştacı edilebilecği bir film.

aynen the sleuth'da olduğu gibi. herkesin dikkatini michael caine, jude law, kenneth branagh çekerken, asıl dikkati çekmesi gereken kişi senarist, nobel ödüllü yazar harold pinter'dır...

bazı görüntüsel öttürgeçlerin altyapısına uzanmak esastır... zira kaliteli oyuncu ve yönetmenler ancak iyi yazarlarla çalışmak için ömür törpülerler...
rki rki
sean penn'in yönettiği, adından* da anlaşılacağı üzere aslında cinayeti konu alan bir polisiye değil verilen sözü konu alan bir dramdır.

sean penn'in beceriksiz yönetimi, kameranın sanki seksenli yılların filmiymiş gibi oldukça kötü kullanımı ve konunun ağırlığı sonucunda filmin akıcılığı adına hiçbir şey kalmamış. gece saat bir de başladığım filmi beş gibi anca bitirebildim.

sean penn'i buradan elindeki jack nicholson, benicio del toro, aaron eckhart ve mickey rourke gibi dev isimlerden oluşan kadroyla çekilebilecek en boktan filmi çektiği için ayrıca tebrik ediyorum. pezevenk bir de gitmiş o dönemki karısı robin wright'a önemli rol vermiş.

-- spoiler --

filmin finalini filmin başında göstererek sean penn'in ne yapmayı amaçladığını çözemedim ama sırf bu saçma kurgu yüzünden filmin yarısına gelmeden filmin finalinde ne olacağını kestirebiliyorsunuz.

filmin uyarlandığı das versprechen'i okumadığım için nicholson'ı delirten şeyin ilahi bir güç mü yoksa verdiği sözü tutamamanın karakterine etkisi mi olduğunu epey merak ettim. ayrıca film her ne kadar esas katile odaklanmamış olsa da ve filmin başında topalak çocuğun gördüğü kişinin del toro olmasına rağmen nicholson'ın kararlı yapısı yüzünden insan katilin kirpi dağıtan eleman olduğunu ciddi ciddi düşünüyor. hatta kaza sahnesinde aaron eckhart'ın dikkatle kazaya bakması insanın içinde lan şimdi siyah station wagonı fark edecek umutları yaratıyor ama nafile. neyse ki fark etmiyor da jack nicholson'ın filmin konusu yüzünden film boyuncu vasatı geçmeyen oyunculuğu filmin sonunda makul bir seviyeye ulaşıyor ve biz de az da olsa oyunculuk görüp tatmin olabiliyoruz. tabii eski dönemlerine göre yine de oldukça düşük seviyede bir oyunculuk.

-- spoiler --