the prestige

1 /
twinkle twinkle
fragmanı ile akıl alan, enfes film. zaten böyle bir oyuncu kadrosu ile brezilya dizisi çekilse seyredilir; ancak konusu da çok güzel. doğru anladıysam insanüstü yeteneklere sahip olan bir illüzyonist ve onun numaralarını çözme hırsıyla yanıp tutuşan rakibinin hikayesini anlatıyor. fragmanda anlatılana göre başarılı bir sihirbazlık numarası 3 aşamadan oluşurmuş. filme adını veren de bu 3. aşama, yani numaranın başarılı bir şekilde icrası imiş.
eglaia eglaia
her açıdan çok başarılı bulduğum bir film olmuştur. gerek oyunculukları, ki kadroya* * * * * *bakınca kötü oyunculuk görsem yuh çekerdim, gerek yönetimi, gerekse hikâyesi ile çok konuşulacak bir film.

benim fikrim kesin olsa da, bazı insanlar filmin sonu hakkında tartışmakta hâlen.

ancak tek kelimeyle çok iyi bir film (iki kelime oldu di mi, çakallaaar..). kesinlikle evde izleyip harcanmaması, kocaman beyazperdede tadına vara vara izlenilmesine gereken bir film.!:
willie beaman willie beaman
christopher nolan,christian bale ve michael caine'nin batman begins'den sonra tekrar bir araya geldiği viktorya dönemi ingiltere'sinde aralarında müthiş bir rekabet olan iki sihirbazın öyküsünü anlatan film.
areyoulookincloser areyoulookincloser
artık iyiden iyiye kendini hissettiren christopher nolan tarzının son meyvesi.en tatlısı değil belki ama gene de following den itibaren gelişen memento ile akılları baştan alan karışık hikaye anlatımı ve ani sahne değişimleri bu filmde iyice kimlik bulmuş.artık izlenildiğinde bu nolan filmi dedirtebilecek kadar yerleşmiş.birbirinin içinden anlatılan hikaye,anlık güzel kareler,gizemli sahneler vs...çok iyi dağıtılmış filme.ayrıca körpecik yönetmenimiz nolan beyamca da(1970) seneryo konusundaki yeteneğini bizlerden esirgememiş.kardeşiyle mümkünse her hafta bir seneryo yazsınlar.(jonathan nolan)(bkz: memento)ayrıca adımın da araklandığı müessese.filmin en basında size are you lookin closer? diyerekten bi ürpertip uçurumun kenerına götürüyor insanı.pür dikkat izlettiriyor.ama en sondaki are you lookin closer? da ulan kesin kaçırdık bişey dedirtmeden de durmuyor.hugh jackman sadece aksiyon filmlerinin adamı olmadığını kanıtlamış burda.christian bale malum zaten.scarlet ise afişten kapıldığım izlenimi karşılayamadı.ben daha uzun ve efektif bir rol bekliyordum öyle afişte puslu bir biçimde ikisinin ortasında görünce.böyle dünya harikasını az gördük sanki.filmde bazı ipuçları saklı galiba.yada öyle olmalı.çünkü o kardeşler bos durmaz.en bastan şaşırtacağım diyor siz kasıyorsunuz kendinizi ama genede ağzınız açık kalıyor.tesla(bkz: david bowie) her manada mükemmel olmuş.hem saygıda kusur edilmemiş biricik dahimize hem de bowie dedemiz cok güzel vermiş rolun hakkını.hele o aksan...
en nihayetinde iyi hemde çok iyi film olmuş.insanın iç dünyasını,hırslarını,istekleri için vazgeçebilecekleri ve vazgeçecekleri oranında başarılı olacağı hakkında iyi bir düşünce fırsatı sunmuş bize.düşünmek düşer bize.michael caine ise azcık kaypak olmus gibi geldi bana ama neyse...nolangillerden çıkacak herseyi takip etmek farz oldu artık.ailecek severek izliyoruz yani.devamını da bekliyoruz.kendisi filmde üstüne düştüğü''başarmak istiyorsan vazgecmelisin'' temasını hayat felsefesi yapmıs kanımca.tebrik edip başarılarının devamını diliyoruz...izleyin izletin.hatta ikinciye izleyin.
dengesiz çay tabağı dengesiz çay tabağı
öncelikle mementoyu bir gün önce izledikten sonra bu filme gitmiş olmam beni hayal kırıklığına uğrattı sanırım,çok daha fazlasını yüklemiştim filme.bundan sıyrılıp değerlendirdiğimde ise,genel anlamda iyi bulduğum film.ama daha iyi olabilirdi hissi de uyandırmadı değil.öncelikle filmde nikola teslanın canlandırılış şekli olmamış,klonlama olayı da filme yakışmamış bence,sırıtmış ya da tam yerine oturtamamışlar o kısmı.hepsinden ziyade en çok hayal kırıklığına uğradığım kısmı da şu olmuştur ki neden herşeyi bu derece belirtme,birebir açıklama kaygısı içine girilmiş halen anlayabilmiş değilim.ikizlerden bir tanesi asılırken diğerinin küçük kızı gidip aldığı sahneden sonra olayın birebir gösterilmesi olmamış bence,izleyicinin takdirine bırakılabilirdi,ki 'bir sihirbaz asla sırrını açıklamaz' repliğinden de yola çıkarsak olmadığı apaçık ortadadır.lakin bunlara rağmen izlenesi,çizgi üstü bir film olmuştur.
carnivore carnivore
christopher nolan, michael caine, scarlett johansson'ın başrollerini paylaştığı süper film. ilüzyonlar ve ilüzyonistlere hayran kalmanızı sağlayacak bir başyapıt. işini hırsla ve tutku ile bağlanan insanların yarışı...
jellicle jellicle
film çıkışında filmden çok tesla ve edison geyiklerinin dönmesine neden olan yapımdır. hatta tesla,edison muhabbeti insanın yüzünü bile güldürür ara ara. sonrasında da bilimsel alandaki çekememezlikler üzerine saatler süren bir muhabbet konusu açılabilir. film içerisinde de merak duygumu kamçılayan yegane karakter tesla'dır zaten. özellikle dünyayı değiştirmek üzerine kurduğu cümlelerle film içerisinde biraz daha vücut bulsaymış dedirten bir karakterdir.
fakat tesla'nın aletinin sonuçlarını görür görmez tahmin edilebilecek bir hal alır senaryo. yine de filmi kötü etkilediğini söylemem bu durumun. filmin sonu, gerçek bir sihirin ne gerektirdiği ve yapılan fedakarlıklar açısından karmakarışık bir ruh haline sokmayı başarır insanı ki rekabet duygusundan ve kişiliklerinden nefret etseniz de kendinizi karakterlere yakın hissedersiniz.
bettyboop bettyboop
sahne ve zaman değişimleriyle ve sürekli bir yerlerden 'siz öyle sandınız ama aslında böyleydi' demesiyle insanı sürekli şaşırtan film. kesinlikle izlenmeli çünkü son dönemlerde o kadar boş filmler var ki böyle kadro ve böyle bir film zor bulunuyor. christian bale hem asil hem kurnaz bir havada yine muhteşem oynamış kendisini çok severim zaten, hugh jackman ise x-men'de görmeye alıştığımdan olsa gerek bu role fazla hareketli ve sinirli durur gibi gelmişti ancak beni yanıltarak bu tip rollerde de muazzam olabileceğini gösterdi. christopher nolan'a saygılar tekrar.
etranger etranger
inancın güvenin en karanlık sınırlarının keşfedildiği ,hırs ,intikam, gurur sevgi gibi duygularında harmanlandığı ,iyi bir kurgu,mekan ve oyunculuğa sahip scarlett johansonn'un yine başarılı bir iş çıkardığı sadece izlemek yetmeyip düşünmek gereken ve tesla'nın muhteşem hedefleri ve laflarıyla hatırlanacak edisona'da göndermeler yapan film
los lunes al sol los lunes al sol
flashbacklerle dolu ilk filmi memento ile büyük ve hakkettiği bir başarı kazanan christopher nolan ın kurgusu,senaryosu ve oyunculukları ile takdire şayan yen filmi.hayatları herşeyleri ile iç içe geçmiş ve sürekli rekabet halinde iki sihirbazın öyküsünü anlatan film süpriz finali ile koltuğunuzda birdenbire öylece kalakalmanıza neden oluyor.
makinistteki rolüyle gönülleri fetheden christian bale büyük usta micheal caine ile filmi alıp götüren kişiler.özellikle christian bale doğal ve samimi performansıyla öne çıkıyor.diğer sihirbazı canlandıran hugh jackman ise zayıf kalıyor bu film fazla gelmiş ona belli.scarlett johanson ise sadece görüntüden ibaret olduğu gerçeğini yine değiştiremiyor.
zeus zeus
filmden bazı notlar; tabiki de ağır spoiler damgalı..izlemeden okunmamasını tavsiye ederim (lütfen okumayın)..

ama izledikten sonra da okumayanların kafasını keserim..


* * * spoiler * * *

* * * spoiler * * *


(+) david bowie'in başarılı oyunculuğu ile beyaz perde'de hayat bulan nikola tesla'nın filmde gördüğümüz gibi bir klonlama cihazı tabi ki de olamaz ama kendisinin tüm hayatı boyunca bazen gerçekleştirdiği çok yararlı icatları, bazen de gerçekleştiremediği uçuk kaçık şeyler olduğunu biliyoruz..öte yandan; bir yüksek frekans vericini kullanarak 40 km. ötede bir arazide bulunan 200 kadar ampulü kablo kullanmadan elektriği elektromanyetik yollardan ilettiği ve yaktığı ise bir gerçektir..sallama bir durum yoktur yani..kendisi dünya üzerinde gelmiş geçmiş en büyük bilim adamıdır, delidir, asıl büyücü, sihirbazdır..kimilerine göre de potansiyeli keşfedilince büyük sorunlara neden olacağı için önlemi alınması/yolu kesilmesi gereken bir rakip*..bir elektrik mühendisi olarak ezelden tek geçtiğimiz tesla'yı bu filmde görmek bizleri yeterince mest etmiştir..memento'nun yapımcılarından nolan kardeşlerinden elinden çıkma bu etkileyici soğuk savaş soslu filmde kendisini görmek süper oldu..uyarlama 10 numara!

(+) angier'ın bordan'a mütemadiyen sorduğu "hangi düğümü attın?" sorusunun cevapsız kalması çok doğaldır çünkü sihirbazlık şovunda istenilen düğümü atmayı beceremeyen borden'ın öbür ikizidir..kendisi de ne yaptığını bilmemektedir, doğal olarak ikiz kardeşi de..bundan dolayıdır ki bu sorunun cevabı film boyunca "bilmiyorum" kalacaktır..

(+) durun!! detaya gelin; diyorlar ki; borden'ın ikiz kardeşi değil o, klonu! ondan dolayı tesla ismini verdi angier'a bir tutam kağıtta..hayır, hayır ve yine hayır! o cidden ikizi..neden mi??! çok basit, ikisi de tesla'nın şehir merkezinde gerçekleştiremediği tanıtıma gelmiş ve hayranlık ile makineye bakmış idi..iki sihirbazı da derinden etkileyen bu deha, onların bu nefret ve intikam dolu savaşında ortak noktayı oluşturuyor..eğer ki klonlamayı biliyor ve yaptıysa neden aynı tarz görsel şovu yaratabilen angier'ın makinesini ve gerçek yer değiştiren adam şovunu izledikten sonra resmen deliye döndü ve kafayı yedi, bağırdı çağırdı ikiz kardeşine??! bir cinayetin olay mahallinde bulunarak idama giden yola soktu kendini?! kesinlikle klonu değil, gerçek ikiz kardeşidir idam edilen..yazık oldu..ama durumun yine de angier'ın aleyhine olduğunu biliyoruz, ne de olsa hem sevgilisi hem de kendisi öldü..çok çok acımasız bir intikam hikayesini izlemiş olduk..

(+) angier'ın bir sahnede kendisini boğmaya çalıştığını, intihar etmeye çalıştığını gördük..demek oluyor ki karısı gibi boğulmak, bu acıyı tadarak yaşamını sonlandırmak istiyor..öte yandan prestij anında seyircileri de selamlamak, alkışları almak ve kendisini şaşkınlıktan ne yapacağını bilememiş seyircilerin yüzünde görmek diğer bir amacı olarak bizlere bahsediliyor..tesla'nın makinesi ile bu gerçekleşmiş oluyor..her gerçek yer değiştiren adam numarasını yaptığında sevgilisinin çektiği acıları tadarak ölüyor ve birebir aynı duyguları yaşayan ve hisseden klonu ise seyircileri selamlamaya çıkıyor..yani diyoruz ki; ilk kopyalanma sırasında kopya angier, gerçek angier tarafından vurularak öldürülüyor ama diğer tüm şovlarda dediğimiz gibi kopyalanan prestij kısmında milleti selamlıyor..bu noktada yine lafımı bu dahiyane senaryoyu yazan ve film haline getiren nolan kardeşlere getirmek istiyorum..ne pis adamlarmışsınız be siz..bravo!!

(-) filmde başında kazanın gerçekleştiği ve angier'ın karısının can verdiği sahnede ve diğer çoğu gösteride seyirciler arasında güya rasgele insanların seçiminde hiçbir zaman hata olmaz mı? benim takıldığım konulardan ilki bu oldu..yani bir kere yanlış birisi çıksa gelse, atsa eşek gibi düğümü, baş mühendisimiz cutter ne yapacak çok merak ediyorum??!

(-) klonlama olayındaki olağanüstülük ve imkansızlık biraz da olsa filmin yaratmış olduğu ciddiyeti kırmaya yetiyor..büyük bir dezavantaj elbiseleriyle falan böylesine hızlı bir klonlanma olayı..hmm, biraz da düşündürücü..çok düşününce iyice dağılıyor, elle tutulur bir yanı hiç kalmıyor, gülünç oluyor..

(-) borden'ın ikizi ile hayatlar bazen birbirine giriyordu, seviyor mu sevmiyor mu gözünün içinden kapan bir eş söz konusu idi..peki o zaman, bu ikiz durumu anlaşılmaz mıydı??! ben onu düşünüyorum şimdi..madem klon değil diye çemkirdik, bunu da belirtmekte yarar var, dünyada birbirine bu kadar benzeyecek ikizler olamaz! en azından yatağına girdikleri, seviştikleri sevgilileri tarafında fark edilirler?! değil mi?!

şimdilik son sözümüzü dile getirelim, uzun lafı kısaltalım; "pozitif bilimler her zaman yeteri kadar pozitif değiller"

* * * spoiler * * *
palantir palantir
bugün izleyip helal be dediğim film...yapımcısı yayıncısı oyuncusu vs hepsi iyiydi güzzeldi de ben senaristine abi sen çok harikasın ya demek istiyorum...2 ilizyonist ve 2 bilim adamı...2 ilizyonist de birbirinin işlerini sürekli berbat etmek için yarıştı iki bilim adamı da...
bu kısımı izlemeyenler okumasın küfredebilirler de etmeyebilirler de...

mantık hatası bence orda tesla değil de shrödinger vb bi kuantumcu kullanılsa daha bi sağlam olurdu neden mi klonlama değil de olayı zamanı katlamaya bağlama babından...
1 /