the queen s gambit

hayalperestinhayali hayalperestinhayali
the queen's gambit (vezir gambiti) 7 bölümden oluşan netflix mini dizisi. inanılmaz hoşuma gittiğini söylemeliyim. başrolde anya taylor-joy'un oyunculuğu şiir gibi kelimenin tam anlamıyla.
satrancı tutkuyla sevdiğim, oynadığım zamanları hatırlatan turnuva sahneleriyle kesinlikle en iyilerim arasında yerini aldı. o kadar uzun süre satrançla vakit geçirdikten ve yarışmalarda yaşadığın o çoşkudan sonra bunun nasıl bir hırsa dönüştüğünü, duygularını o kadar iyi yansıttı ki başrol oyuncusu. keyifle izledim.
satranç severlere ve satrancın tarihine meraklı olanlara keyif vereceğini düşünüyorum.

soğuk savaş zamanında geçen ve ana karakter beth harmon'ın büyümesini, yeteneğini keşfetmesini ve bunu tutkuyla sahiplenmesini konu alan dönem dizisi.

-- spoiler --
matematik dahisi annesinin intiharıyla kentucky'de bir yetimhaneye yerleştirilen genç beth devlet tarafından çocuklara verilen sakinleştiricilere bağımlılık geliştirirken satranca olan müthiş yeteneğini keşfediyor. kişisel sorunları, uyuşturucu ve takıntılarıyla dolu dolu bir hayat süren beth, satranç yarışmalarının yerleşmiş geleneksel sınırlarını aşarak yetenekleriyle göz alıcı bir figüre dönüşüyor.

beth satranç dünyasında iki düşman adamı; inek harry beltik ve kendini beğenmiş kovboy benny ile savaşı ve sonrasında aralarında gelişen sevgi & dostluk ve bunun son sahnelerde getirdiği başarı çok hoştu.

beth'in oyunları saldırı üzerine; oyun başlar başlamaz acımasızca rakibini yıldırmaya çalışıyor ve bunu bakışlarıyla o kadar iyi yansıtıyor ki. öfke, kafa karışıklığı ve korkusuz stratejilerin beth'in zihninde patladığını görüyorsunuz.

fakat klişeler de oldukça fazla (biliyoruz ki scott frank klişelere odukça düşkün). ana karakterin satrançta dâhi olması, aldığı haplara bağımlı olması bir de alkolik oluşu falan. garip bir şekilde dahi, oldukça yetenekli birisi anlatılırken hep bağımlılığa/alkolikliğe geçiliyor.

-- spoiler --

** hepimiz kibir abidesi değil miyiz?
mevlüt şekeri hüznü mevlüt şekeri hüznü
çoğoş bi yapım olmuş, çocukluğumuzun beybi starlarını da arada erişkin görme fırsatı yaratmış; ama biraccık da rambo filmi gibi ya kdsfnjfd. şorda amerikanyalılar, şorda sovyetler. birileri duvar gibi resmi, diğerleri cool falan. ne bilim. oralar da meh şimdi.
polia polia
bu diziyi haftasonu izledim. iyi güzel de tamamen hayali uydurma bir karakter yaratmış amerikalılar galiba. zira sonrasında liza horman ya da elizabeth hormanya da beth horman ve diğer amerikalı ya da rus satranç oyuncularını bulamadım nedense.

bağımlılık sorunu olduğunu gördüğümüz kadın satranç oyuncusunun sonunda intiharetmesini falan beklerken sözde ünlü rus oyuncuyu yenip dünya şampiyonu olmasını görüyoruz sonunda. tamamen hayalkırıklığı ve vakit kaybı dedim nihayetinde. çok şey beklemeyin.
2
yarından önce bugünden sonra yarından önce bugünden sonra
son zamanlarda izlediğim en iyi mini dizi.

spoiler içeriyor bundan sonrası okuma... okutma...

beth'in annesinin ikisini de öldürmeye çalıştığı kaza ile başlıyoruz aslında.
beth çok zeki bir kız ve biraz şans ile bir hademenin yardımıyla ülkenin en ünlü satranç oyuncusu haline dönüşüyor. onu evlat edinen ailenin de kendi aralarında sorun var üvey annesi ile ilişkisi çok iyi olduğu için birlikte para kazanıp geziyorlar.

bu arada beth sarhoş olduğunda yada kafasının iyi olduğunda daha iyi oynadığını sanıyor çünkü yetimhane de verilen ilaçların aslında onda böyle bir etkisi olduğunu düşünüyor...

amerikan propagandası filan diyen var büyük gerzeklik. çünkü sonuçta bir amerikalının galip gelmesi değil olay. zaten benny, amerikan şampiyonası sırasında "tenis olsa gazeteciler dolar, moskova da olsak herkes adımızı bilirdi" diyor...

bu arada bahsedilmemiş ama ben söyleyeyim. vezir gambiti adındaki açılıştan alır adını. 1490'lara kadar gidiyor kullanımı.

bu bir netflix klasiği kitap uyarlaması. 1961'de hustler adında yapılan filminde uyarlandığı kitabın yazarı walter tevis'in aynı isimli kitabından uyarlama.

yazmayı unuttum. en iyi final bölümlerinden birine ve dahası en iyi son kareye sahip dizidir ayrıca.
tuzukuruhahahi tuzukuruhahahi
çok güzel bir dizi. baya sürükleyici. satranç hakkında diyeceğim saçma olmayacak. adı x olup x dışında her şeyden bahsedilen dizilerden değil. izlenebilir.
beste çalan mahur beste çalan mahur
çok başarılı bir dizi.

başroldeki hatun, nasıl diyeyim böyle gel dese gelirim, git dese giderim, otur mahur, aferin mahur. böyle nasıl diyeyim aşırı çok fena hatun. çekici hatun, çok güzel hatun. zaten başrol güzel olunca, dizinin de gideri oluyor.

güzel, çekici, taş falan ama o borcu ödeyecekti. böyle iç dünyasında tam bir şerefsiz, bencil, pislik bi şeydi.
sol gözü sola dönmeyen adam sol gözü sola dönmeyen adam
ben bu diziye anya taylor joy'un gözleri yüzünden başlamıştım. split'te hayran kalmıştım kadının gözlerine. böyle yeni doğmuş ceylanın gözleri açılmamış da cerrahi bıçakla minnacık bi kesik atmışlar ve gözleri henüz görünmüş gibi. kadının alt göz kapağına uzanıp izlemişim gibi oldu diziyi, şakasız her sahnede bir gözüm oradaydı.
hayatta bir şey izlerken beni bir o kadar etkileyen bir de house md'deki rolündeyken olivia wilde'dir herhalde. (thirteen'di oradaki rolü)

spoiler olabilir bundan sonrası.
neyse bu göz aşkımı bir kenara bırakıp gerçekten diziye dair konuşmak gerekirse satranca önceden epey ilgi duyuyordum ve kitap uyarlaması olan bu dizideki kurgunun akışı da sadece satranç üzerinden bile epey bağlayıcıydı. sıkmadan, keyifli ve kendi derdine çekerek aktı gitti dizi. dahilerin veya dahi özellikleri olan kişilerin takıntı/saplantı/hastalık derecesine varabilen huyları gibisinden bir yan derdin olması da gayet ilgi çekiciydi. hatta yine bu yüzden çok sevdiğim house md tadı bile aldım zaman zaman. kadının hep kazanmasını istemek asla vazgeçemediğimiz bi çocukluk hırsı resmen. nihayete varması beni sevindiriyor böyle şeylerin. mutlu sonlara varmayı, hazzı nihayete erdirmeyi seviyorum bu tarz kariyerlerde kurgu da olsa.

sayesinde tekrar lichess'te takılmaya filan başladım. tozlu dolabımdan efsane satranç setimi çıkarıp bir baktım, ayıptır söylemesi böyle şahı zeus, veziri elinde koca bi kalkan tutan amazon kadını gibi figürlü, piyonlar kılıçlı asker filan epey hoşuma giden bi setim var.
muhtemelen unuttuğum şeyleri biraz daha hatırlayıp tekrar gelişmeye çalışırım arada bir.

edit: mal olduğum için the quenn's gambit diye başlık açmışım. mgun'a teşekkürler bilgilendirdiği için.