the xx

1 /
ben salvador dali değilim salvador dali ben değil ben salvador dali değilim salvador dali ben değil
söyleyeceğim şudur ki 2009'un en iyileri bu gençler. yaşlar 20lerde bilemedin 21, hepsi karalara bürünmüş uyuz rakçı görünümünde. pozlar, mimikler.... sal alsancağa sırıtmaz. the xx, isim de bir seviyeli, bir önyargı oluşturacak cinsten. hatta ilk izlenimleri okuduğum da bilimum dergiden, bunlar mı diye ben de düşündüm. ama gel gör ki müzik imajla yapılmıyor yine gördük bunu.

2005te londrada kurulmuş müzik grubudur the xx. tarzlarını tanımlamak zor. gitarlar, 80ler dream pop'undan, baslar post punk, ritimler r&b, vokaller ise pop. böyle bir harman, tutar elbet doğru ellerde. işte o doğru eller the xx.

çok fazla nota yok. miktar ilk dinleyişte az gelecek kulağınıza, ama sonradan anlıyor insan, tam da olması gerektiği kadar nota olduğunu. vokaller de iki cinsin uyumu mükemmel. seslerini kullanış şekilleri? sakinler ve de seksiler. zaten böyle bir müziğe koymanız gerekn vokal de öyle olmalı. seksi!

debut albümleri 17 ağustosta raflardaydı. ama bizim haberimiz bir iki hafta kadar sonra oldu. albümde hepsi birbirinden güzel 11 şarkı var. iki single yayınladılar. birisi basic space, diğeriyse crystallised.

kesinlikle dinlemeye değer. kaçırmayın.
noscho noscho
ilginç bir grup. şahsen ben müzik medyası tarafından acayip pohpohlanan grupların çoğuna önyargılı yaklaşırım, sevesim gelse de sevmem. the xx'te de ilk başta böyle oldu. albümleri xx'i dinledim, sevmedim, "bu ne lan?" dedim. sonra neden bilmiyorum, tekrar dinledim; "bu gençlerde iş var hacım" kararına vardım. bu karara vardım ya, kariyerleri tepetaklak aşağı gider artık.

yaptıkları müziği inişsiz çıkışsız, nispeten dingin, durağan indie/alternatif pop/rock olarak nitelendirebilirim. biraz synthpop esinlenmesi var, hafif ambient de katmışlar için işine. janr olarak bu karışımı yapan çok grup var ancak the xx'in müziğini ayrı yapan şey ilk cümlede söylediğim durağanlık ve vokaller. solistlerin gerçekten karizmatik ve çekici sesleri var. ancak gelin görün ki tiplere baktığınızda iki zıpçıktı çocuk ve iki keş lezbiyenden oluşuyorlarmış gibi geliyor. o yüzden müziği dinlerken kafada başka bir şey tasavvur etmede yarar var. (ya da yok tabi ki, biz müziği dinleyelim. her insan kendi içinde güzel.) (kıvır.)

bu yazıdan çıkartılması gereken ana fikir nedir? şudur; bir kere dinleyip de sevmediyseniz bir şans daha verin. o zaman da sevmezseniz sağlık olsun. severseniz de ne ala işte. yağmurlu gecelere eşlik edecek güzel bir grubunuz daha olur.
çatapat çatapat
hakkında uzun ama kısa giriler görünce neymişler acaba diyip myspace'den dinledim. ilk tepkim; hımm oldu. sonra noschoya sordum, madem bu kadar uzun girisi var bir şeyler der dedim. e dinle bence dedi. hemen edindim. dinlemez olaydım. tam beş kez albümü başa alıp dinlemiş oldum. keyfim yerine geldi, sıkıntım kalmadı, psikolog koltuğuna oturmuş ama konuşmamış sadece dinlemişim gibiydi. tadı damağa değil ruha işliyor.
marla singer marla singer
kendimi ergen gibi aynı albümü üstüste 20 kez dinlerken bulmama sebebiyet vermiş gruptur. vokaller şahane, zorlama olmadan başarılı vurgularla. müzik durgun, gereksiz öğelerle doldurulmamış. ritmler yerinde. hakikaten dinlemeye değer. ve tükenmiyor. üstüste 20 kere dinlense de.
kowalski kowalski
romy madley croft, oliver sim, jamie smith ve baria qureshi'den ibaretler.. okulda tanışmışlar.. (elliot school) 20 yaşlarında olmalarına rağmen geleceğin grubu olarak görülmekteler.. tarzları post-punk, dream pop, ındie rock, chillout olarak görülmekte.. nme'in the future 50 listesine 6. sıradan girmeyi başardılar.. ilk albümleri "xx" young turks records tarafından 17 ağustos 2009'da yayınlandı.. albümü küçük bir garajda kaydettiler.. crystalised isimli single haftanın single'ı oldu.. intro isimli parçaları cold case, law and order, ve bir danimarka televizyonunda kullanıldı..

11 kasım 2009'da klavyeci baria qureshi gruptan ayrıldı.. yerine kimse gelmeyecek ve grup yoluna 3 kişi devam edecek..

silversun pickups, the faint, the goo goo dolls gibi grupları dizilerinin episode'larında kullanmayı çok seven amerikalı yapımcılar bu grubu da kaçırmayacaktır kanımca..

crystalised ve intro isimli şarkıları ziyadesiyle güzel olsa da benim favorim shelter isimli şarkıları.. dinlenilesi bir eserdir, iyidir, güzeldir..
ninkasi ninkasi
sevgili istanbullular! bu yağmurda kendinize bir iyilik yapın! battaniyelerin altına çekilin ve bu güzel grubun tüm şarkılarını tek tek dinleyin!

the xx! bünyeye yararlı grup!
watchmen watchmen
last.fm'de şu ana kadar 26,562,981 kez çalınmış ve 427,326 dinleyicisi olan londra çıkışlı grup.yormayan,melodileriyle günümüz gruplarından kendisini ayıran ve minimal bi sounda sahip olan bu grup ileriki yıllarda 2000lerin kült grupları arasına girecek gibi görünüyor.crystalised,teardrop,infinity,basic space adlı parçalarıyla başlanabilir.
hokus pokus hokus pokus
şarkılarının müzikleri cidden çok güzel, dinlendirici ve huzurlu. fakat bazı şarkılarda vokallerin sesi pek güzel olmadığından kulak tırmalıyor, çok amatör geliyor. vokale takılmaktan şarkıyı dinleyemiyorum. keşke daha az vokalli şarkıları olsaydı.
the last smoke bender the last smoke bender
kendilerini bir ferre defilesinde keşfettim. hatta defileden sonra epey bir aradım şarkılarını falan, baya moda forumlarına falan girdim, araştırdım, soruşturdum. bir şekilde buldum bu gencoları. sonra dedim neymiş ne değilmiş bir bakmakta fayda var. işte ingilizlermiş şuymuş buymuş bilgilerini topladım klasik. daha sonra youtube dan klip mlip aradım, crystalized idi sanırım izlediğim klip, tiplerini görmemle bir soğuma oldu tabi bende. sonra farkettim ki klip izlemeden falan dinleyince "lan yapıyor piçler" falan diyorum.

velhasıl böyle bir maceram oldu grupla. ferre defilesinde albümlerinin introsu kullanılmıştı, bu introyu ne zaman dinlesem dibim düşer hala. hatta her dinlediğimde "lan şunu bi 45 dakka falan yapsaymışınız" falan derim. o derece severim bu introyu ben.

son olarak pes 2011'de crystalized isimli parçalarının kim tarafından yapıldığını bilmediğim bir remix versiyonu kullanılıyor az önce duydum.

özet: dinleyin.

edit: remix'in sahibi rory phillips imiş canlar.
ahmak ıslatan ahmak ıslatan
alternatif ve indie rock alanında gelecek vaad ediyorlar.
ben çok seviyom bunları.
sesleri, müzikleri ayrı güzel, ayrı başarılı.
kıskanıyorum da kendilerini; bir incir ağacı bile dikemeyen biz pis şeylerin yapabileceği, elinden gelen tek şey bu zira...

sonsuz olan tüm güzellikleri vaad edecek yoğunlukta bir infinity leri vardır ki, off allam, o nasıl bir şeydir öyle dedirtiyor şahsen bana.

benim de söylecek şeylerim var niyeti ile geldiydim buraya, hazır kendilerini dinliyorken.
bitti, bu kadardı.

durmak yok yola devam kardeşler.
zevkle, hazla takipçiniz inşallah, maşallah...
1 /