tiger tiger

anarchos anarchos
6:45'ten çıkan türkçe baskısının önsözünde neil gaiman imzası vardır ki başlamak için güzel bir neden olsa da okuduktan sonra "önsözü cilalı ibo yazsa da okurmuşum" diyesi geliyor insanın.

yalnız hep karanlık hep distopya, ne bilim-kurguymuş arkadaş. gelecek böyle gelecekse hiç gelmesin. jetgillerde böyle görmemiştik.
liebenstach liebenstach
william blake şiiri.

ışıldayan parıltı, kaplan, kaplan!
gecenin ormanında, alev alev yanan,
hangi ölümsüz el, bir göz, ama hangi?
yarattı sendeki korkunç ahengi!
- william blake.

sembolist bir dörtlükten kafamı kaldırdığım zaman, ritüelimdir benim.
bir sigara yakarım. şu anda da bir sigara eşliğinde bu satırları size takdim etmekteyim. bu satırları size takdim ederken, blake’in bu dörtlükte neler demeye çalıştığını fazla düşünmedim fakat şiiri çevirirken bunun üzerine oldukça düşündüğümü söyleyebilirim, naçizane. lafı fazla gevelemeyelim.
yapmak istediğim şey, size bu dörtlüğün bir analizini sunmak aslında. öncelikle, ‘’kaplan’’ı ele alalım. blake, kaplan ile neyi çağıştırmayı amaçlıyor? bana kalırsa, ‘’kaplan’’ burada düşünen ve bir yandan da var olmaya çalışan yegane varlığı, insanı temsil etmektedir. zira dördüncü dizedeki ‘’korkunç ahenk’’ tamlamasından, aklımıza gelecek tek bir şey var, insan. başka hangi canlıda böyle korkunç bir ahenk vardır? 3. dizedeki ‘’ölümsüz el’’ tamlamasına gelince, burada ise blake’in bir yaratıcıdan söz ettiğini fark edebiliriz… üstün bir varlıktan, bir ‘’higher being’’den dem vurduğu, biraz tuhaf bir metaforla önümüze serilmiş gibi gözüküyor. en tuhafı ise, ikinci dizede yatıyor.

‘’gecenin ormanında alev alev yanan…’’

bu gibi çılgın metaforlara rastlayınca –ki william blake şiirlerinde alışmanız gerekir- yapmanız gereken şey, bir anlığına durup, o metaforu sindirmek ve çiğnemektir… alev alev yanan bir kaplandan bahsediliyor. burada, kaplanın alev alev yanması, postunun renginden dolayı ortaya atılmış bir metafor olabilir, ya da biraz metazorik bakar isek, insanın ‘’alev alev yanan’’ tutkusundan, var olma ve düşünce arzusundan söz edebiliyor olabilir, ya da klasik bakış açısına iner isek ‘’alev alev yanma’’ tamlamasının ingiliz edebiyatında gençliğe ve tutkululuğa karşılık geldiğini söyleyebiliriz.
demek istediğim şey, şiir alegorik değil, sembolisttir.
çoğu kişi bu şiiri alegorik olarak addeder fakat alegori tek bir şeyi, sembolizm ise birçok şeyi temsil eder, tıpkı haşim’in ünlü ‘’merdivenler’’ şiirinin ölümü, yaşamı, gençliği, şairliği temsil etmesi gibi rölatif bir gerçekliği gözümüzün önüne atar. bu rölatif gerçeklik ise bizlerin şiirden çıkartacağı sonuçların bir bileşkesinden ibarettir.

ortaya çıkardığımız bu bileşke tamamiyle sui generis olup, aklımızın karanlık dehlizlerinde harıl harıl çalışan fikir işçilerinin insafına kalmıştır.
go all the way go all the way
tiger! tiger! burning bright
ın the forests of the night:
what immortal hand or eye
could frame thy fearful symmetry?

ın what distant deeps or skies
burnt the fire of thine eyes?
on what wings dare he aspire?
what the hand dare seize the fire?

and what shoulder, & what art,
could twist the sinews of thy heart?
and when thy heart began to beat,
what dread hand? & what dread feet?

what the hammer? what the chain?
ın what furnace was thy brain?
what the anvil? what dread grasp
dare its deadly terrors clasp?

when the stars threw down their spears,
and water'd heaven with their tears,
did he smile his work to see?
did he who made the lamb make thee?

tiger! tiger! burning bright
ın the forests of the night:
what immortal hand or eye
could frame thy fearful symmetry