titus lucretius carus de rerum natura

1 /
mgun mgun
"sen çaktırmadan komple kitabı parça parça buraya mı aktarıyorsun yoksa bize mi öyle geliyor?"

evrenin yapısı, çev. tomris ♥ turgut uyar (istanbul: hürriyet yayınları, 1974), 34.
mgun mgun
"tomris koş yine bizim manyak geldi, kitabı yazıyor yine çaktırmadan ufak ufak..."

evrenin yapısı, çev. tomris ♥ turgut uyar (istanbul: hürriyet yayınları, 1974), 34.
hogwartstan kaçan kız hogwartstan kaçan kız
"ona kollarıyla kanat germek miydi dünyaları verecek olan,
yoksa gözleri yerinde bulunan okyanusu seyre dalmak mıydı?
inkar etse bile kaçamazdı,
yaşam enerjisini yitiremezdi.
işte şimdi varlığını sorguladığı bu zaman diliminde
belki de en cüretkar adımlarından birini atacaktı.
sonuçları ne olursa olsun,
o inci tanelerini takip etmeliydi, ruhlar kavuşmalıydı birbirine."

evrenin yapısı, çev. tomris ♥ turgut uyar (istanbul: hürriyet yayınları, 1974), 35.
1
ropte ropte
"maskeler, tomris.
ve maskeler diyorum beyazından
sokağa onsuz çıkamadığım maskeler.
ardına saklanıyorum
çünkü korunaklı
ama senin ihtiyacın yok
hangi yüzüne takacaksın sen de haklısın
halin çok dokunaklı."


evrenin yapısı, çev. tomris ♥ turgut uyar (istanbul: hürriyet yayınları, 1974), 128
1
steinhammer steinhammer
"ve diyelim ki kısır yok,
altınların bölünmesine.
fasıl söyleyebilirsin öyleyse,
sonsuz sarma boyunca, zeytinyağlı görmeden
altınını sürdürebildiğini teyzelerin?
inceyse sigara böreği, seyrekse
nasıl direnebilirler dedikoduların açtığı savaşa?"

altının yapısı, çev. tomris ♥ turgut uyar (istanbul: hürriyet yayınları, 1974), 34.
mgun mgun
"tomris koş yeni bölüm başladı, bugün yine çok heyecanlı."

evrenin yapısı, çev. tomris ♥ turgut uyar (istanbul: hürriyet yayınları, 1974), 35.
bona fide bona fide
"kedidir kedi. düşün uyuyun bu saatte ne ateizmi."


evrenin yapısı, çev. tomris ♥ turgut uyar (istanbul: hürriyet yayınları, 1974), 35.
dumrul dumrul
instela'da iki azimli yazarımız iki ayrı kitabı iki ayrı başlıkta komple giri haline getiriyorlar malum.

(bkz: titus lucretius carus de rerum natura)

vs.

(bkz: ayet i kerime)

bu da bize bunları karşılaştırma olanağı sağlıyor.

kitaplardan biri, milattan önce 1. yüzyılda yazılmış, diğeri ise ondan 7 yüzyıl sonra... ikisi de şiir formunda yazılmış. çünkü o dönemler sözlü kültürün egemen olduğu dönemler.

ilk kitap doğa yasalarından, sonsuzluktan, maddenin yok olmayacağından, dünya dışındaki gezegenlerden, atomlardan, mikroplardan, evrimden bahsediyor.

tam yedi yüzyıl sonra yazılmış olan ikincisinde ise bunların hiçbiri yok. direksiz "yükselen" gök var, kara balçıklı suya batan güneş var, en batı var, en doğu var, yazarın evine zırt pırt gidilmemesi gerektiği var, yazarın evlatlığının karısıyla evlenebileceği var, maymun ve domuzların aslında cumartesileri çalıştığı için lanetlenmiş olan yahudiler olduğu bilgisi var.

ilk kitaba bir tane çeviri yetmiş, çünkü derdini çok güzel anlatıyor, yoruma ihtiyaç duymuyor, "orda aslında öyle demek istemiyor da şöyle demek istiyor" diye kitabı düzeltmeye çalışmıyor kimse. ikincisinin ise yüz tane çevirisi var, hepsi diğeri ile kavga ediyor.

ikisi de dikkatle okunmalı. ibret alarak okunmalı. tek kitabı olup onu dahi okumamak acı bir şey çünkü.
4
ropte ropte
25/06/2020 tarihi itibariyle 55. sayfasında olduğumuz kitap. bu vesileyle buradan bütün samsunlu hemşehrilerime selam gönderiyorum.

allah'ın selam ve bereketi üzerinize olsun.
3
ayımsı toraman ayımsı toraman
bu başlığı her gördüğümde ne zamandan beri yazarı ve eseri başlıkta yan yana yazıyoruz diye düşünmeden edemiyorum.

tanım olarak,

titus lucretius carus adlı romalı șair ve filozofun de rerum natura adlı eserinin alıntılandığı yanlış açılmış başlık.

eleştiri olarak,

ayrıca eser üzerindeki tomris ve turgut uyar çalışması bir çeviri değil, dile kazandırma çalışmasıdır tıpkı can yücel'in hamlet çalışması gibi bu yüzden bu çalışma lucretius'un anlatımından uzaktır. yazarın anlatımına en yakın çeviri ismet zeki eyüboğlu 'nun varlığın yapısı çevirisidir.

örnek olarak,

bellidir katı, yuvarlak yapılı öğelerin
yuvarlanırken duyulara acı verdiği,
daha iyi kavrarsın şimdi katı, düz
öğelerin ne denli birleşme gücü olduğunu,
bundandır acılığı deniz suyunun da.
bir yol var burda, ikisinin ayrılmasında:
büsbütün yüzde kalır çatışık tuz öğeleri,
bir havuza akmak, ya da içilecek duruma
getirilmek için sızınca tatlı olur toprağın
katlarından su, böyle kalabilir toprakta acıtan.

varlığın yapısı , latinceden çeviren: ismet zeki eyüboğlu ss. 69-70
1 /