tokyo

2 /
liulitun liulitun
çincede hanzı, japoncada kanci olarak adlandırılan karakterlerle yazıldığında "doğu başkent" anlamına gelen şehir.
(ki çince okunuşu "dong jing"dir. diğer ilgili şehirler: nanjing-güney başkent, beijing-kuzey başkent, batı başkent ise, yok)

japonya türkiye ilişkilerinin çin'e göre çok önceden başlaması dolayısıyla, doğu asya'dan gelen herşeyi japon birşeyi olarak adlandırmamız nedeniyle, çin'e özgü parmak arası terliklere verilen isim.
(bkz: japonya)
(bkz: japon elması)
(bkz: go)
nayihu nayihu
metro, gökdelenler ve para şehri.
tokyo (bkz: narita) havaalanı şehrin epey dışında. yaklaşık bir buçuk saatlik bir yolculuktan sonra şehre varıyorsunuz.
şehrin tarihi dokusu büyük ölçüde yok olmuş. tahribatın birleşik devletlerin bombardımanı sırasında olduğu söyleniyor. tokyo'da birçok park var. bu parkların altının toplu mezar olduğu bilgisi bize verildi. üzüldük tabii ki.
şehirde starbucks'ın birçok şubesi bulunmakta. neredeyse her mahallede. kahvesiz kalmazsınız, temiz yapıyorlar.
tokyo çok pahalı bir şehir, el yakıyor.
metro hattı oldukça geniş, şehrin altını vakt-i seherde köstebek gibi kazıp sistemi oturtmuşlar.
(bkz: istanbul metrosu)
bir de türk dönerci var roppongi'de.
roppongi semti tokyoluların ve turistlerin eğlenmek amacıyla tercih ettikleri bir semt. tarzyla beyoğlu'nu hatırlatıyor.
tokyolu gençlerin hal ve hareketlerini beğenmedim. bütünüyle amerikan özentisi..
belli bir yaşın üzerindeki insanlar japonlara has ciddiyetlerini hala koruyor. kimono giyen birkaç teyzeye rastladık.
tokyo'da sokakta sigara içmek yasak değil ama pek hoş karşılanmıyor. şehrin belirli yerlerinde insanların topluca sigara içebilmeleri için büyük küllükler, küllüklerin yanına da banklar yapmışlar caponlar.. görünce çok şaşırdık doğrusu. genelde büyük bulvarların üzerinde bulunuyor bu küllükler.
bizim arkadaşlar türk olduklarını tokyo'da ispatladılar. hemen her yerde, bize yönelen rahatsız edici bakışlara rağmen sigara içtiler. helal olsun. hele bir teyzenin yüz halini unutamıyorum, sanki sigara dumanına değil nükleer enerjiye maruz kalmış gibiydi.
(bkz: tokyo tower) (bkz: roppongi hills) görülmesi gereken yerler.
fırsat olsa yine gitsek.
prnavis prnavis
gökdelenlerin göğü delecek yer bulamadığı şehir. elbette paris, roma gibi bir aşk şehri değildir veyahut londra, new york. ancak bir şekilde kendine hayran bırakmasını bilir.
geber marla singer geber marla singer
yanmış masallar saati adlı kitaptan küçük bir paragraf;

..
sana geliyorum tokyo! yıllanmış mabedlerinde uykuya yatır beni. imparatorluk sarayı sokağında dökülen pesbembe sakura yaprakların bırak omuzlarımda huzur bulsun bundan sonra. karlı dağların buz örtüsündeki sıcak su kaynaklarında sefa çeken beyaz postlu maymunların dostum olsun bundan böyle. bar, kafe demeden tıklım tıklım ağzına dek her yerde dolduğun eskimiş arcade makinaların daha önce hiç oynamadığım super mario bölümleri ile sağdan sola yatırsın beni. ghibli stüdyoları müzen yeni dinim olsun. izin ver, shibuya'nın gelmiş geçmiş en büyük orospusu olayim ve gözü uzaklara dalan her shibuya kızı bacak araları ıslandığında sadece benim adımı hatırlasın. ecchi'lerinle sev beni ve çok dokunaçlı ahtopot fantazilerinle yine yatıştır beni. akira'nın düştüğü yerde intikam almama izin ver, ve sonsuz uzunluktaki balık çarşılarında o koskoca ton balık kokusuyla bütün kedileri koca bir ziyafete çekeyim. bırak geleyim ve şanlı kadim edo dönemi yeniden başlasın, belki böylece tarihteki ilk hikikomori'yi canlı canlı görme fırsatımız olur. al beni tokyo! hiçbir şeyi senin kadar özlemedim tokyo. yağmurlu bir pazartesi akşamında şimşekler çakarken kanrevan içinde hacettepe hastanesinde doğduğumda henüz daha john fante'yi okumamış olmama rağmen, "tokyo, give me some you!" diyebiliyordum.

..
mcn mcn
izlediğim en iyi çok yönetmenli film. filmde 3 adet yönetmen ve onların hikayeleri birbirinden bağımsız olarak yer alıyor. bu üç film ile şehrin değişimi konusu tartışılmakta. film joon-ho bong'un shaking tokyo, leos carax'ın merde (fransızca bok demek) ve michel gondry'nin interior design filmlerinden oluşmakta. bu kadar iyi üç yönetmen bir araya gelince gerçekten de fazla iyi bir iş çıkarmışlar. üç film de birbirinden iyi ama özelikke merde cidden harikaydı!
2 /