tragedya

1 /
x sentos x sentos
- tanrı dionyssos şerefine söylenen şarkıların (dithyrambos)gelişmesinden doğan tragedya kelimesinin etimolojisi satyr (keçi görünümlü) kılığındaki korodan gelmektedir. eski hellence tragos+ode tragos =keçi ,ode= şarkı ..

-klasik tanimlamasinda,yüceltilmis sözlerle konusulan, yüceltilmis bir kahramanin iyi bir durumdan kötü bir duruma düsmesiyle seyircinin korku ve acima duygularina yönelmesi ve böylece entelektüel arinmaya gittigi oyun türü. çagdas tanimi için da, sirdan bir kisinin gerçekçi bir çevre içinde toplumsal çeliskilerini hissetmesiyle ortaya çikan bir oyun türü. (bkz: a s)
nasreddin i haha nasreddin i haha
seyircide korku ve acıma hislerini uyandırarak onu kötü duygularından arındırmayı amaçlayan tiyatro türüdür. özellikleri aşağıdaki gibidir.

* konu seçkin insanların hayatından ya da mitolojiden seçilir.
* kahramanları soylu insanlar ya da mitolojik canlılardır.
* üslubu kusursuzdur, kaba sözlere yer yoktur.
* çirkin olaylar (cinayet, kavga ....) seyirci önünde gerçekleşmez.
* yer- zaman- olay birliğine önem verilir. oyun hep aynı yerde, aynı dekorla oynanır ve olay bir günde geçecek izlenimi verilir.

tragedya, halktan kişileri cahil olarak niteler, onlara soylu insanlardan çıkmış müsveddeler olarak bakar. tragedya tiyatrolarında halktan kişiler hiç konu edilmez.

eski yunan'da; aiskhylos, euripides ve sophokles,
klasik fransız edebiyatında; corneille ve racine en ünlü tragedya yazarlarıdır.
libitina libitina
tiyartoda bir genredır.

kişisel görüş ve toplum yargısı ikileminin ortasında kalan kahramanın gerilimi işlenen bir tiyatro türü.

aristoteles'e göre tragedyanın yöntemi şu şekildedi;
tragedyada protagonist dediğimiz bir esas kahraman bulunur. ve bu kahraman hatası yüzünden(hamartia denir) trajik olaylar yaşamaktadır.(tragic flow) ama bu hata onun kaderidir, istese de bunu değiştiremez.
daha sonra bu kahraman kaderin bu getirdikleriyle hayatında bir dönüş yaşar. her şey alt üst olur buna da peripetia denir.
en sonunda da kahraman artık hatasının farkına varır. gerçekle yüzleşir buna da anagnorisis diyoruz.

aristoteles'ın en çok üzerinde durduğu şey, tragedyanın izleyenler üzerinde bıraktığı etkidir.
izleyicinin, kahramanın hatalarını görüp onlardan bu kusurlarından arınmalarını bekler. buna da catharsis ya da katarsis) diyoruz.
mesela aristoya göre izleyici ağlama duygusundan arınmak için , oyunu izler, tragedyanın amacını bu oluşturur.

antik yunan'da karar verme özgürlüğü, hür irade gibi kavramlara verilen önemin artmasıyla birlikte, tragedyalar da hükmünü giderek yitirmiştir.
tiamat tiamat
milattan önce ortaya çıkmış ama hala günümüzde hakkıyla oynayabilen kimsenin olmadığı tiyatro türüdür.
roma'da oynanmak için değil okunmak için yazılmıştır. romalı vatandaşlar komedyadan hoşlanırlar.
günümüz oyuncularının tragedyaları ne denli altüst ettiğini görünce okumak, izlemekten daha çok zevk vermektedir.

iyi bir tragedya uyarlaması görmek isteyenler için,
(bkz: semaver kumpanya)
(bkz: titus andronicus)
(bkz: william shakespeare)
strange kind of woman strange kind of woman
roma, eski yunan'ı esir alınca köleler halkın önünde oyunun içinde öldürüldü. korkunun olmadığı yerde acıma olmaz misyonu ile hareket eden tragedyacılar tragedyalarında acıyı ön plana çıkararak insanlara acının ve korkunun dehşetini anlatırlar. ve insanlar da acıdan ve dehşetten uzak durmaya çalışırlar.
kuralları:

- kendine has bir dili vardır. (asil bir konu işlediğinden)
- 3 1'lik kuralına uyar; zaman-mekan-konu birliği
- olaylar ahlaki yönden ciddidir.
- amaç anlatmak değil oynamaktır.
- sonunda arınma vardır.
- her şey sahnede oynanır ama kanlı sahnelerle, ölüm sahneleri haberci vasıtası ile izleyiciye aktarılır.
kuşkucu somon kuşkucu somon
yunan mitolojisinde tanrıların kralı olan zeus çapkığıyla bilinmektedir. bu yüzden eşi hera onu sık sık izlettirmektedir. bir gün semele adlı biriyle ilişkiye giren zeus'un semele'den bir çocuğu olmuştur; dionysos. haberi duyan hera kıskançlığı yüzünden, bir yolunu bulup çocuğu öldürtmek ister; fakat zeus onu baldırında saklayarak bunu önlemeye çalışır. bu olaydan sonra dionysos'un hayatı direnç, korku ve acı ile birlikte yaşam ve ölüm arasında gidip gelmiştir.

eski yunanda tragedus keçi demektir. dionysos'un keçileri sevdiği de bilinmektedir. çoğu zaman keçilerin arasına gizlenip, onlarla zaman geçirmiştir. dolayısıyla halk dionysos'a karşı duyduğu sevgiyi, keçi boynuzlarını giyerek, onun içinde bulunduğu acı ve korku neticesinde, ağıt şeklinde müzikal olarak dile getirmiştir. zamanla bir koro oluşmuş, müzikale oyun ile eşlik edilmiştir. ve bugünkü tiyatronun da temeli olan tragedya doğmuştur.
1 /