tribün kültürü

yıldıztornavida yıldıztornavida
bazen tırsıtır,sanki bi amigo seni izliyor ve sustuğun anda tokmağıyla sana girişecek;bazen tebessümle-merakla bekletir ,davulun üstüne çıktığında kendini corc buş zanneden salak ordan ne zaman başımıza düşecek diye;ne biliyim güldürür bazen ,maçtan önce 40 yıllık kılabır edaları ile stad hoparlörlerinden yayılan ben adam olmam *a göt sallayan amca;bazende ağlatır hiç tanımadığın bi adamın omuzunda,89 da attığın golün sevinciyle...budur benim mabedimdeki tribun kültürü.
wulfgar wulfgar
kendi içinde tutarlı olmasına rağmen, dış dünya ile birlikte düşünülünce tutarsızlıklar sergileyen, içine girince insanın yeni bir benliğe büründüğü acayip kültür.

bir bakıyorsunuz, "abi öyle diyosun da, foucault'nun bireyselleşme üzerine getirdiği bu eleştiriler..." veya "adorno ve habermas'ın ayrıldığı nokta..." gibi muhabbetler yapan adamlar tribüne çıkıldığında "azrailin biziz, göt oğlanı fener!" diye bağırabiliyor.

üzerine ciddi sosyolojik araştırmalar yapılması gereken bir alan bence.
ravenhow ravenhow
diğer takım taraftarına ve oyuncularına ağır küfür ve hakaret etmenin(küfürlerin çoğu kadınlar üzerinden şekil bulur lakin kendi çocukları, eşleri, anneleri hiçbirinin aklına gelmez. hoş iki sıra yanında bir kadın çocuğuyla maç izlerken "amınıza koyayım" diye bağıra çağıra küfür eden adamın bunu düşünebilmesi olanaksız), maç çıkışı rakip takımın formasını giyenlere saldırmanın, maç öncesi ve sonrası tezahüratlar eşliğinde dolaşıp çevreyi rahatsız etmenin, istenmeyen bir maç sonucu sebebiyle stadyumu yakıp yıkmanın diğer adı. bilhassa bu terörü şirinleştirmek için kullanılan arabesk bir tabir.

diğer ülkelerde, özellikle de avrupa'da bu iş nasıl yürüyor bilmiyorum lakin türkiye'de bu iş tamamen şiddet pornosundan ibaret. ne tesadüf ki insanların bu denli "önem" verdiği süper lig her geçen gün modern futboldan daha da uzaklaşıyor.