true blood

1 /
oert oert
dün akşamki bölümü de leziz olan dizi.
insanın içdünyasını gıdıklayacağının sinyallerini vermiştir.
ayrıca true blood içeceğinin reklamları da çok eğlenceli.
true blood 1×12: you'll be the death of me en son bıraktığımız yerde jason artık cinayetleri kendisinin işlediğine ikna olmuş bu nedenle polise teslim olmuştu. sookie ise gerçek katili bulma... bakiniz

bir de vampir meraklıları için bir çöpçatan sitesi hazırlamışlar.http://www.lovebitten.net/
elin oğlu ne eğleniyor be.
twinkle twinkle
ilk iki bölümüyle kendinden bekleneni fazlasıyla vermiştir (ben o kadarını izleyebildim henüz). x-men'deki rouge rolünde izlediğimiz anna paquin, burada da gayet başarılı. muhteşem eğlenceli bir dizi.

jenerikte çalan müzik, duyduğum en iyilerinden birisi: bad things. ilk defa bir dizinin oyuncularının tanıtıldığı bölümü atlamıyorum, tamamını izliyorum sağolsun.
shut up shut up
insanlarla birlikte yaşamaya çalışan vampirlerin hikayesi. sentetik kanla besleniyorlar ve insanlarla aynı haklara sahip olmak istiyorlar ama ırkçılık almış başını gidiyor. alan ball'un yine ilginç bir konuyu ele aldığını gördüm ve dizi de fena gitmiyor hani. bir de anna paquin her an ağlayacakmış gibi durmasa daha güzel olacakmış.

------------spoiler-------------------
ilk sezonun ikinci bölümünde gazetedeki manşetle de beni benden almış, güldürmüştür. gazetedeki manşet; angelina adopts vampire baby
(bkz: angelina jolie)
------------spoiler-------------------

ayrıca jenerik müziği yani jace everett'in bad things şarkısı gerçekten çok iyi, severek dinliyoruz.
karlfazer karlfazer
true blood, charlaine harris'in the southern vampire mysteries adlı serisinin televizyona uyarlamasıdır. dizinin farkı, vampir karakterleri vergi ödeyen, milli duyguları olan ve toplumun bir parçası olmak isteyen varlıklar olarak sunarak, vampir stereotiplerine kafa tutmasıdır. bill compton rolünde başrolü anna paquin ile paylaşan stephen moyer'ın alıştığımız kaslı ya da sıska hollywood vampirlerinin aksine (edit: çok) hafiften göbekli olması, kanımca bir adada mahsur kalıp rimeli akmayan bayanlar ve aynı adada saçı uzamayan adamlardan sonra güzel bir değişiklik teşkil etmektedir.

dizi için hazırlanan web siteleri sadece lovebitten ile sınırlı kalmamıştır. bloodcopy.com'u ziyaret ederseniz, japonların sentetik kanı keşfetmeleri ile dizinin başlangıcı arasındaki, vampirlerin aralarındaki tartışmalar, varlıklarını ilan etmeleri, takip eden gösteriler, göçler, ölümler, vampir hakları tasarısının sunumu ve vampir hakları kuruluşları tarafından savunulması, tasarıya karşı olan kuruluşların tepkileri gibi olayları hem sitedeki "haberler" hem de kısa videolar aracılığıyla takip edebilirsiniz.

------------spoiler-------------------

bloodcopy, dizinin geçtiği hayali bon temps kasabasında yaşayan iki kafadarın gazetelerde anlayamadıkları bir ilan görüp, bu işin sırrını çözmek için kurdukları bir web sitedir. daha sonra bu ilanların dünyanın her yerinde gazetelerde ve dergilerde basıldığını fark ederler. site giderek popülerleşir ve ilanların sırrını çözerler, ilan onları revenantones.com adlı başka bir web sitesine ve gatekeeper'a götürür. bütün bunlar japonların sentetik kanı icat etmesiyle aynı zamanda meydana gelmektedir.

ayrıca vampir kanının bağımlıklık yapan yasadışı bir madde olarak satılması da ilginçtir.

------------spoiler-------------------

evet, kafayı diziye takmış durumdayım.
itülmüş itülmüş
açılış şarkısı bad things ile beni her seferinde kendine bağlayan, eğlendiren, korkutan, piano teli gibi geren, harika dizi. ilk sezonunu noktalamış, ikinci sezonu noktalamıştır.
luthien luthien
piyasadaki tırt diziler gibi 40 dk değil de 55-60 dakikalara varan sürede olan, yapımcılığını alan ball ın üstlendiği dizidir. bitsede gitsek mantığıyla çekilmediği hemen belli oluyor, sözü geçen sentetik kanın reklam kampanyaları, vampirlerin bir birey olarak kabul edilmelerini isterkenki afişler.. yani arkası boş bir yapım olmadığı aşikar. gerçekten üstünde uzun düşünülmüş detaylar var.
anna paquin bu role hiç gitmemiş bence, kitabı da okuyan biri olarak, hiç arada -sarı saçlar haricinde- benzerlik olduğunu düşünmüyorum, zaten oyuncuları kim seçtiyse erkeklere sömert davranmış, eric, jason, sam, rene, bill örneklerinde olduğu gibi. hele 25 lerinde olduğunu bastırarak söyleyen taramızın gerçekte 37 olduğunu öğrenince ohş dedim.
bu seneki golden globe ödüllerinde de en iyi tv dizisine aday gösterilmiştir.
dizzy miss lizzy dizzy miss lizzy
gelmiş geçmiş en iyi jeneriklerden birine sahip dizi. mad men'in jeneriğiyle yarışır o derece. ancak kalite açısından aynı şeyi söylemek pek mümkün değil gibi. konusunun enteresan olduğu kesin ama güzel mi değil mi henüz anlayamadım açıkçası. ha yeni buffy*'miz olabilir mi? asla hayır tabi ki.
nouvel nouvel
sneak peek'de izlediğimiz üzre yeni sezonda bünyesine yeni yaratıkların katılacağı dizidir.sookie ve arkadaşı tara'yı daha çok çığlık atarken görmek isteyenler için iyi haber olsa gerek.
castiel castiel
birinci sezonda hiç bir atraksiyonunu görmediğim sıkıcı dizi. dizi boyunca bolca sevişme sahnesi mevcut olduğundan doğru düzgün senaristlerin konuyu toparlayamadıkları aşikardır. sevişme sahnelerine bolca araya serpiştirmelerindeki amaç acaba nedir hala merak konusu. sanıyorum ki 2. sezonda daha akıllıca bir çalışma yapabilirler diye tahmin ediyorum.
1 /