trump ın erdoğan a 9 ekim 2019 tarihli mektubu

1 /
sickgod sickgod
ultraslanın, real madrid başkanı perez ağzından fenerbahçeye faks yollayıp bu faksın fb tvde okunmasından daha büyük bir troll bu trump abimizin canı sıkılmış yine.
ganjaman ganjaman
aynı şekilde trump'a mektup yazılmalı ve yazan kişi devlet bahçeli olmalı bence. reis bu sefer geri vites yapmamalı kesinlikle.*

edit: turuncu reyiz 9 ekimde yazmış mektubu.

erdoğan: cevabı suriye'de vermişimdir.
sithin sene sithin sene
bizimki dünyanın en berbat lideri olabilir diye düşünüyordum, neyseki bu sarı kafa çıktı da bu ünvan bizim başımıza kalmadı diye sevinsem mi, yoksa densizliği sıkça bize denk geliyor diye sövsem mi bilemedim. ruh hastası oç geçmişini sikeyim seni amk ayısı, trump için bile sınırları zorlayan bir zekasızlık örneği.
clitor eastwood clitor eastwood
diplomasinin dilinin nezaket ve zarafetten nerelere geldiğini gördüğümüz erzel mektup.
bakınız bir örnek vereyim;
1941 yılında, hitler ve inönü de mektuplaşır.
hitler, türkiye'ye saldırmayacağını açıkça belirterek hafiften destek ister haldedir.
gergin bir ortam vardır yazışmalarda ama saygıda kusur edilmez.

inönü'nün 12 mart 1941'de yazdığı hitler'e cevap mektubundan, "eğer saldırırsanız aynen cevap da veririz" gibi hafif bir atar yaptıktan sonra `liderlerin diyaloğunun nasıl olması gerektiğine dair` düşüncelerini belli eden küçük bir bölümünü aynen kopyalıyorum:

"ben de size açıklarım ki, mazide olduğu gibi istikbalde de uyanık bir bekçilik görevi ifa edecek olan türk ordusu, reich hükümeti, cumhuriyet hükümetini, tutumunu değiştirmeye mecbur edecek tedbirlere tevessül etmediği müddetçe, alman birliklerine karşı aynı şekilde davranacaktır.
bütün kalbimle temenni ederim ki, kısa bir zaman önce birlikte kan dökmüş olan türk ve alman askerleri, hiçbir zaman, geçici bir takım olaylar uğruna birbirlerinin karşısına çıkmasınlar. o geçici olaylar ki bence, tarih karşısında siyasi veya askeri kombinasyonların çerçevesini çok aşacak olan bir felaketin yaratılmasını asla mazur gösteremezler.
ekselânslarının, balkanlardaki durumun kritik bir anında bana gönderdiği mesajı okurken, alman devleti şansölyesi ve führerinin, benden -kendisinin alman tutumu hakkında yaptığı gibi- türk görüşünü samimi ve gerçeklere uygun bir şekilde anlatmamı arzu ettiği intibaını edindim. dünyanın içinde bulunduğu ciddi durum, halklarının karşısında sorumlu olan liderlerden, öyle bir lisan kullanmalarını istemektedir ki, bu, yakın veya uzak istikmalde ortaya çıkacak olaylara "yalandır" diye damgalanmaya mahkûm olmasın. "

arzu edenler, küçük bir gugıl aramasıyla yazışmaların tamamına ulaşabilir.
bitli piyade bitli piyade
"dont be a tough guy, dont be a fool" resmen daşak geçmiş. eğer gerçekse ilkokul çocuğu azarlar gibi paylamış reisi. öyle ki seviyenin bu kadar yerlerde olması beni gerçek olması konusunda ikna etti.
keshberfo keshberfo
"i will call u later" ne demek ya ? bu ne biçim bürokrasi? bu ne salakça bir diplomasi...hadi bu adam sorunlu, bu adamın hiç mi danışmanı yok ? böyle mektup mu yazılır, insan sonunda bir "honey" bir "dear" koymaz mı ? terbiyesiz insan...

şaka bir yana, dünya bürokrasisi bu tiplerin eline kaldı ya eski liderlerin kemikleri sızlamıyorsa şerefsizim.
sychtianarch sychtianarch
çadır devletinin başına yazılmış mektuptur. diplomasiden anlamayana uygun dilde yazılmıştır. nerede inönü'nün başkan johnson'a yazdığı mektup berede bu göbek kaşıyanların seçtiği adamın demeçleri, hal ve tutum tavırları.

türkiye radikal islamcı terör örgütlerini besleyen, kucak açan haydut devlet statüsünde. ordusu da "islam güneşi'nin doğduğu yere" yani bok çukuru ortadoğu'ya saplanmış durumda. tek derdim ekonomik geleceğim.yoksa bugün otuzlu yaşlarında olanlar bundan daha iyisini göremeyecekler. bu çomarlar, bademler geleceğinizi kararttı.

kendi düşen ağlamaz. umurum olmaz.halka rağmen halkçı mı olunur. türkiye'nin yediği hurmalar var. onlar çıkacak, millet önce bir efendiliği öğrenecek. ondan sonra. boş milliyetçiliğe karnım tok. manisa'ya vokswagen fabrikası açılacaktı. bayram ediyordunuz.

yok şu kötü, bu hain, bu mihrak .... yahu böyle bir dünya yok.kaynak paylaşım kavgasında kimse dost değil. yeri geliyor amcandan, halandan, dayından, kardeşinden kazık yiyorsun. devletlerin dostu olmaz. sen kafayı işleteceksin. az konuşup, çok düşüneceksin biladerim. enseni kızartırlar. ağzındaki peyniri kaparlar.

bunların kafasındaki millet anlayışı bana uymuyor. bunlarla ne kader birliğim var, ne de birlikte yaşama istencim.bir zahmet siktir olup gitsinler. arabistan geniş yer.
mgun mgun
dünya gündemi kasılıyor vatsap yok mu sizin abicim?

"don't be a tough guy don't be a fool" yani bay donald diyor ki "artistlik yapma, akıllı ol"... böyle olunca yazının içerisinde bi "fuck the board" arıyor gözler ister istemez...

gö... neyse muhittin topalak gibi taklaya gelmeyelim... kazlıçeşme'den sevgiler!
dumrul dumrul
bir serseri kovboyun diğer serseri külhanbeyine yazdığı mektuptur.

meydanlarda lanlı lunlu konuşan serserinin mağdur oluvermesi zaten alıştığımız iş. bu mektup kim tarafından niye sızdırıldı mevzuu var bir de.

bu hareketler amerikan çomarının gururunu okşuyor, amerikan çomarı bu hareketlere bayılıyor. bu dile oy veriyor. bizim çomar da bayılıyor. bizim çomar da senelerdir bu tavra, bu dile oy vermiyor mu? diplomasi nedir? diplomasiyi kim sker?

özetle "aptal olmayın oğlum". bu donald ve tayyip eski kankalar, eski ortaklar. onların kendi aralarındaki enseye şaplak göze parmaklığın bir hikmeti vardır. bugün kavga ederler yarın barışırlar. araya girerseniz suçlu çıkarsınız.













house md house md
yalanlanmadı di'mi bu mektup? vay anasını sayın seyirciler!

asıl şanssızlığımız; tüm dünyanın içinde bulunduğu durumun, ikinci dünya savaşı öncesiyle inanılmaz benzerlikler göstermesi. mikro milliyetçilik tavan yapmış durumda. herkes birbirine çeşitli çap ve ebatlarda salvolar yapmakta beis görmüyor. hıyarın biri işin iyice bokunu çıkarır da bütün dünyada çadır karışır mı acaba diye düşünüyor insan...
1 /