türk sineması

1 /
panikyatak panikyatak
en tedirgin izleyiciye sahip ,bilhassa günümüzde sanat anlayışından çok ticari kaygıların hakimiyetini sürdüren sözde yapımcılar sayesinde gelişimine izin verilmeyen sorun.elbette ki bazı isimler inancımızı korumamıza sebebiyet verecek kadar başarılı işlere imza atmışlardır,reha erdem gibi,derviş zaim gibi.. ve fakat salonlarımız mehmet ali erbilin tekelindeyken -ki bunun nedeni yine izleyicidir, batı sinemasının tutsaklığı içinde gel-gitlerini maalesef mehmet ali erbil ve türevleriyle yaşamaktadırlar- ilerleme çabaları ne kadar olumlu neticeler elde edecektir,şüphelidir. izleyicinin daha bilinçli tercihlerde bulunacak kadar entellektüel kimlik kazanmaları beklenerek mi türk sinemasının başarılı proje sayısının artması sağlanacaktır yine bilinmemektedir..
orbit surfer orbit surfer
hollywood ve diğer sektörlerin son derece gelişmesinden dolayı, duyulara hitap eden bir sektörde türk ezgilerini bulmak adına sonuna kadar desteklenmesi gereken sektör. aksi halde kendimizi sadece sokaklarda tanıyıp, etkileşimde bulunabilecez.
kerrigan kerrigan
bugün tesadüf bir türk filmi izledim tv'de. "dönüş" türkan şoray, kadir inanır duygu dolu bir filmdi. nasıl anlatılır bilmiyorum ama türkan şoray'ın rol ustalığına hayran kaldım, fonda da hasretinle yandı gönlüm vardı duygu seli yani.. ben çok etkilendim hatta kendi kendime film bitince düşündüm de gerçekten çok kaliteli yapımlarımız var kıymetini bilmek lazım...
kv 626 kv 626
türkan şoray ın değişik suçlar işleyerek hapse giren on kadını ayrı ayrı canlandırdığı güzide filmi ( 10 kadın) repertuarında bulunduran ülkemin sineması. ( seviyosun yani ülkeni?)
seroo seroo
klişe bir söylemle eleştirilen ülkemiz sineması. şöyle deniyor ''amerika bir vietnam savaşından onlarca film çıkardı, türkiyede osmanlı imparatorluğu dönemi, kurtuluş savaşı dönemi, üç tane darbe yaşandı fakat hali hazırda ortaya çıkmış bu konuları içeren film sayısı vietnam konulu fimlerin sayısından çok daha az.'' çok kişiden duydum bu söylemi.
karamelize ekmek karamelize ekmek
özellikle son birkaç yılda iyice atağa geçmiş sinemamız. kalitesiz, sırf para amaçlı yapılmış, ve defalarca sinemanın sanat için mi toplum için mi yoksa maddi amaçlarla mı yapılmasının doğru olduğunu tartışmaya sevk eden filmlerin yanında, yurt dışına açılan yönetmenlerimiz sayesinde ödüllerle dönen filmler de bünyesindedir. artık her cuma vizyonda birden fazla türk filmi görmek sektörün ne denli geliştiğini göstermektedir ve izleyicilerin de türk sinemasına ısınarak, tercihlerini bu yönde kullandığının kanıtıdır.
tyler durden tyler durden
dünya arenasında bir türlü kendi dilini oluşturup, bunu sergileyememiştir. zaman zaman çırpınışlar olsa da bir türlü istenilen noktaya gelememiştir. bu nedenle birkaç yönetmenimiz dışında dünyaca tanınan sanatçıları yetiştirememiştir zaten bu tanınan yönetmenlerimiz de kendi çabalarıyla ya da yaşadıkları ülkelerin desteği sayesinde bu noktalara gelmişlerdir. türkiye'de gerçek anlamdaki sinema sanatçılarına ne kadar değer verildiği ortadadır. değer verilmesi bir yana bu kişilerin yurtdışında kazandıkları başarılar ve ödüller de nedense görmezden gelinmiş ve yerilmiştir.

bu anlayış değişmediği sürece ki değişmeyeceği görülüyor, recep ivedik 3-4-5 vb. gibi filmler devam edecektir.

ps: recep ivedik gibi filmlerin olmamasından yana değilim fakat hakimiyet kurması ya da yılın sinema olayı olarak gösterilmesine karşıyım.
1 /