türk sinemasının temel sorunu

purge me purge me
saymakla bitmez ama aklıma gelen en büyüklerinden birisi kankacılık, hemşehricilik kanserinin sektöre de bulaşması. kostümcü sanat yönetmeninin kankası, ışıkçı kameramanın dostu, reji asistanı yapımcının metresi, senaryo yönetmenin sevgilisinin arkadaşı falan..uzayıp gidiyor. bu sektörde alaylı kavramına karşı değilim. yeşilçam'ın hemen hemen tümü tesadüfen keşfedilen insanlarla dolu. sinema sanatı ayrı beyazperde ayrı gözümde. yoldan geçen adamın hayallerinde harika senaryo scriptleri olabilir veya kimisi nefis kurgu/montaj yapıyordur vs...ama işte gidip de tüm set ekibi birbirinin abisi, emmisi, sevgilisi olunca işe yansıyor. ertem eğilmez gibi yönetmenler yok ki incelesin etsin özetle. üzerine destan yazılacak konu aslında insanın hali olsa.
üçüncü sınıf komedileri diyeyim sadece; onlara aldırmayın. kara para aklama ya da yurda para sokma gayeli çoğu. yoksa yapımcı mal değil o salak işten medet umsun 5 milyon harcasın. çoğu başka amaçlar taşıyor. sanat yapalım gayesi bile yok.
ila ila
iran filmlerinden sonra, zaten zar zor izledigim türk filmlerine asla bakamıyorum. yapaylık tahammül edilemez boyutta.
leo basgan leo basgan
orjinal olmaması, zoru denememesi.
yaa kaç tane bilimkurgu veya aksiyon türk filmi sayabiliriz ki?
anca komedi - dram - aşk başka birşey yok.
saiyajin saiyajin
aynı filmi 10 defa çekmiş ve aynı filmleri tekrar çekecek gavatlar

desteklerin aynı filmi 10 defa çekmiş ve aynı filmleri tekrar çekecek gavatlara verilmesi

hem senaryoyu yazayım hem yöneteyim hem oynayayım diye düşünen gavatlar ve bu gavatlara tapan sudolar

sosyal medyadaki sinemasever sayfalar bu sayfaların her paylaştığına kalp atanlar
acarabi acarabi
günümüzde amerikan sinemasının usta aktör ve aktrisleri performanslarından kaybetmemek ve oynadıkları karakter rolünün hakkını verebilmek için ara ara meşhur tiyatro oyunlarında canlı karakter rollerine çıkarlar hem de ücret almadan.
dahası akla aykırı ve abes saçma sapan senaryolar da önlerine geldiğinde mümkün olduğunca oynamaktan kaçınırlar.
bunları gören ve örnek almaya çalışan yeni yetmelerde ellerinden geldiğince düzgün ve kendilerini vererek oynadıkları rollerin altından bir şekilde kalkabilmek için müthiş özveriyle oynamak zorundadırlar.
türk sinemasının temel sorunu halkı anlamaz sanıp enayi yerine koymalarıdır.
tanımos: adı var kendi yok sinema sektörüdür.
seanvictorydawn seanvictorydawn
taklitçiliktir.

türkan şoray bile sophia loren'i taklit ediyordu. türkan soray'dan sonra sophia loren'i taniyan bilen kimse kalmadi ve herkes türkan soray'i taklit etmeye baslamisti.
asimagii asimagii
senaryoya değil, oyunculara odaklanmasıdır. afişlere bakın, hep ünlü ya da az ünlü tiplerin suratları vardır. tipik coğrafi alışkanlık.
jitemci astsubay jitemci astsubay
kolay yoldan para kazanma hevesi.

"yazın arkadaşlarla yol filmi çekelim, biraz aşk sosu katalım, bkm'den üç beş genç arkadaş ile hem gezer hem oynarız. biraz ege, akdeniz ortamları katalım. "

şu formülasyon ile bkm'ciler bir sürü yaz filmi çekti ya. hepsi de ege'nin, akdeniz'in şirin kasabalarında falan geçiyor. suya sabuna dokunma yok.daya manzarayı, daya oğuzhan koç'u, saz arkadaşlarını. olmadı ata demirer'i getir. demek akbağ da şov yapsın.

seyirci bir yedi iki yedi. baktı filmler aynı. bilet fiyatları aldı başını gitti. avm sinemaları bezdirdi. dijitalden de netflix, blutv vs bastırınca sinema ve sinemacılık bitti. son ekmeği 2017-2018'e kadar film yapanlar çekti. 1.000.000 hasılat yapan film 1'e 3 veriyordu en az o dönemde. şimdi maymun uyandı. hayvan terli. pandemi bitse de kimse boktan renkli yaz filmlerine o paraları vermez.
la bocca della verita la bocca della verita
sığ olmasıdır. ulaşmak istediği bir ide, vermek istediği bir fikir olmamasıdır.

sanatı sanat için yapmaması, ortaya çıkan ucuz ama pazarlanabilir ürünü de "halk için sanat" olarak kakalamaya çalışmasıdır.