türkan saylan

1 /
dengesek dengesek
saylan'dan tuhaf çıkış; çocukların namaz kılmasını değil bale yapmasını istiyoruz
'türkler yakıp yıkmış. gençlik orkestrasını yöneten muhammed. çocuklarımızın namaz kılmasını değil bale yapmasını istiyoruz.' türkler'e ve dine hakaret içeren bu sözler türkan saylan'a ait.


türkan saylan, çocukların namaz kılmasını değil, bale yapmasını istediklerini söyledi.
çağdaş yaşamı destekleme derneği (çydd) genel başkanı türkan saylan, türkleri barbarlıkla suçladı. istanbul teknik üniversitesi maçka yerleşkesi'nde 'türkiye'mizin çağdaşlaşma sürecinde laiklik' konulu toplantıda konuşan saylan, türk milletinin tarih boyunca hep yakıp yıktığını öne sürdü.

bunun bir alışkanlık haline geldiğini iddia eden saylan şöyle konuştu: "biz türkler hep akın etmişiz; yakıp yıkmışız, başkalarının yaptıklarını yakıp yıkmışız. şimdi kendi yaptıklarımızı yıkıyoruz. nedir bu alışkanlık. biz yakıp yıkmak için var değiliz. biz yaratmak, geliştirmek ve çağın üstüne geçmek için varız."

atatürkçü düşünce derneği'nin 14 nisan'da düzenleyeceği mitinge destek talebinde bulunan saylan, "çydd olarak 14 nisan'da ankara tandoğan'dayız. yozlaştırmaya çalışanlar olacaktır. aramızdan da çıkacaktır. çağdaş, laik ve demokratik bir türkiye'nin devamı için yapılması gerekenleri yapalım. sesimizi duyuralım. bir kişi bin kişiye, bin kişi binlerce kişiye ulaşabilir." şeklinde konuştu. çocukların namaz kılmasını değil, bale yapmasını istediklerini dile getiren saylan, şunları söyledi: "türkiye'nin bölünmesine, ırkçılığa yönelmesine, binlerce yıl öncesinin arap ve iran âdetlerinin gelmesine karşıyız. çocuklarımızın sıra üstünde namaz kılmasını değil bale yapmasını istiyoruz. inancın insanların iç dünyasında saklı olmasını istiyoruz."

konuşmasında gençlik korosu'nu yöneten müzisyenin isminin muhammed olmasından yakınan saylan, "gençlik orkestrası'nı yaratan ve yöneten arkadaşımızın ismi muhammed. düşünebiliyor musunuz buradaki ironiyi?" yorumunu yaptı. cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler nedeniyle türkiye'yi zor günlerin beklediğini savunan saylan, seçime katılacak partilerin sembolleri ile dalga geçti. saylan şunları söyledi: "insanlar okuma yazma bilmesin ki parmak bassınlar. seçim kâğıtları at, eşek, arı ve kuşlarla dolu. bilinir ki okuma yazma bilmeyen çoğunluktadır ve onlar ancak parmak basarak oy verirler. onların ağaları, tarikat reisleri çağırır ve biz ata, eşeğe, arıya ya da kuşa oy vereceğiz derler. böyle bir topluluk nasıl kalkınır? böyle bir topluluk cahil bırakılmıştır. bizi yönlendirmek isteyenlere, bizi koyun sananlara karşı dikkatli olalım. bu ülkedeki insanları siyah-beyaz diye ayırmak, vatansever veya vatan sevmeyen hain diye ayırmak kimin haddine


düşünceleriyle beni dehşete düşüren şahıs. elbette yaptığı iş hayırlıdır yalnız siyah-beyaz diye ayırmayalım dediği halde bir insan nasıl böyle kendi kkendini yalanlar anlamıyorum. teşekkürler düşüncelerinizi saklmak yerine açıkça dışa vurduğunuz için. kimbilir kaç bin kişinin düşüncesini vurdu açığa bilinmez.
tonamisko tonamisko
bugün tesadüfen gördüğüm haberlerde söylediklerine inanmak istemediğim çydd başkanı. türkler geldiği her yeri yakıp yıkmış ve sıraların üzerinde namaz kılan gençler yerine bale yapan gençler görmek istiyoruz diyordu.
angelic angelic
hrant dink onlarca yazısından sadece bir cümle copy paste yapılarak hedef gösterilmiştir, vatanseverken hain yaftası yapıştırılarak katledilmiştir .türkan saylanın ülke için cumhuriyet için yaptığı ve yazdığı onca şeyden sonra başına aynı talihsizliğin gelmesi kaderin arsız bir cilvesi midir yoksa bugünlerde karalama kampanyaların ardı arkası kesilmezken bu kampanyanın ayarıyla coşan bir kısım kulaktan dolma bilgicilerin böyle aydın bir laik türk kadınını hazmedememesi midir anlamak mümkün değildir.

yazarın notu:bu ara çok sosyal tespit yaptım diye eksi üzerine eksi yemekteyim ancaaak cem uzan vari durduramazsınız geliyorum. *
volga volga
ablamın tıp fakültesinden hocasıdır, dolayısıyla benim de tanışıp konuşma fırsatım olmuştur. çok bilgili, görgülü, hoşsohbet, hanımefendi, kısacası mükemmel biriydi o senelerde. sonraları tv'den ve faaliyetlerinden takip edebildim, görünen o ki hala benim aynı türkan teyzem. türkiye'nin geleceği için var gücüyle çalışan şeker insan, allah sana uzun ömürler versin.
belmonte belmonte
bazı kesimlerin, saldırmak için buldukları yeni isim. diğerleri için
(bkz: ahmet necdet sezer) (bkz: tuncay özkan)

kendisiyle benzer fikri taşıyanlar arasında, düşüncülerini daha keskin kelimelerle ifade eder, yanlış anlamaya şartlanmış beyinler de kendisini çirkin, hakarete varan bir üslupla eleştirmeyi kendilerine hak görürler.

peki ne söylemiştir türkan saylan bu kadar eleştiriyi hak edecek?

”çocuklarımızın sıra üstünde namaz kılmasını değil bale yapmasını istiyoruz. inancın insanların iç dünyasında saklı olmasını istiyoruz”

ilkinde eleştirdiğim noktalar olsa da bunun sonuna kadar arkasındayım. oradaki bir cümle belki gözardı ediliyor: “çocuk”. namaz nedir? insanın kendini allah’a yakın hissetmesi, öbür dünyada huzurlu yaşaması için yapılan bir ibadet. peki çocuk nedir? zamanın çoğunu oynayarak geçirmesi gereken, yaptığı hareketlerden mesul olmayan, mantıklı düşünebilme yeteneğini kazanamamış canlı.

küçücük çocuklar ilkokula başlamadan kuran kurslarına gönderilip, henüz yatağın altındaki canavarlardan korkma çağındayken, cehennem korkusuyla yetiştirilmesi, zekası henüz gelişme safhasındayken sorgulama yerine dinin genel geçer şartlarının beynine kazınması yanlıştır. eğer bir kişi din hakkında bilgi sahibi olacaksa, bilincinin yeterince geliştiği, doğruyu yanlışı ayırt edecek, her hocanın dediğinin doğru olmadığını, her kitapta yazanın kural olmadığın farkına varabilecek bir yaşta olmalıdır. aksi halde yapılan din öğretisi değil beyin yıkamadır. bu cümlesinde kullanılan bale yerine basketbol oynamasını koyun, gitar çalmasını, ud çalmasını, saz çalmasını koyun. anlatılmak istenen fikir değişmez. :

“çocuk zihinsel ve fiziksel olarak gelişeceği aktiviteler yapmalıdır.”
ama bunu din düşmanlığı olarak algılamak isteyenlere de yapacak bir şey yok, kolay gelsin…


türkan saylan böyle derken halkın başbakanı ne diyor?:

- minareler süngümüz camiler kışlamız

- "demokrasi bizim için bir amaç değil, araçtır. amacımıza ulaşana kadar demokrasiye bağlıyız."

recep tayyip erdoğan’ın bu sözlerini eleştirmeyen zihniyetin türkan saylan’a ,sözleri nedeniyle, hakaret etmesini samimi bulmuyorum.
ışığım ve gölgem ışığım ve gölgem
9 mayıs çarşamba 2007 tarihinde marmara üniversitesi göztepe kampüsünde verdiği konferansta yine manevi değerlere saldırması sebebi ile öğrencinin tepkisi ile karşılaşmış ve bir takım sorulara muhatap tutulmuştur,bu sorular protokol kısmındaki bir takım kişilerce ağız göz işaretiyle engellenmeye çalışılsa da sabrın doruklarını zorlayan bu yaşlı kurt için bu mümkün olmamış,ortamın gerginliğinde rektör necla pur salonu terk etmiş ve belki beklediği yalakalığı göremeyen türkan saylan da fazla dayanamamış bir kaç kitap imzalayıp savuşmuştur.gördüğüm kadarı ile öğrencilerin geneli fikri her ne olursa olsun onu sevmiyor ve samimi bulmuyor,asli değerlere saldırarak hangi amacın peşinde koşmakta halen daha anlamış değilim maalesef,o gençlere çok güveniyor ama gençler onu pek sevmiyor,hatta bursundan yararlananların bile çoğu ondan nefret etmekte ki ben buna şahidim
easy company easy company
hala da bu yaşam formunun bu memleket için çalıştığını sanan saflar varya, ben ona yanıyorum.

türkan saylan: ... hiçbir örtülü anne de kızının örtünerek okumasından yana değildir. (yuha)
fadime özkan: peki, o kız kendi iradesiyle başını örtmek isterse ne olacak?
türkan saylan: istiyorsa, istediği yola gidecek.
fadime özkan: başını örttüğü için okula gidemeyecek yani?
türkan saylan: başını örtmek istiyorsa gidemeyecek.

olay gayet açık. başını örteni okutmayız diyor daha ne desin kadın. türbanmış, siyasi simgeymiş, hikaye, minarenin kılıfı.
sui generis sui generis
yaklaşık 10 yıl önce, maddi sorunlar sebebiyle üniversiteye gidemeyen başarılı gençlere burs olanağı sağlamak için uğraşıp didinirken tanıdığım/tanıştığım çok hoş bir hanım. tüm derdi türkiye'nin çağdaşlığa ulaşabilmesidir. ama işte meyve veren ağaç taşlanır malesef (bkz: zaman gezetesi)
eksiksizuyum eksiksizuyum
türk silahlı kuvvetleri için "biz onları bir sivil toplum örgütü gibi görüyoruz" diyen zat-ı muhterem.

bu sözleri üzerine çok düşündüm lakin nasıl bir mantık yürütüp de bu tür bir sonuca varabildiğini çözemedim. ama kendisi profesördür, illa ki bir dayanağı vardır diye düşünüyorum (diye düşünerek kendimi avutuyor, hatta yetmezse kandırıyorum).
melek melek
kendisi aslında dermatologdur. cüzzamlı hastaların kendi memleketlerinde soyutlandığını ve yoksulluktan gerekli tedaviyi alamadıklarını görerek istanbulda lepra hastanesini kurmuştur. ayrıca benim tıp fakültesini bitirdiğim sene saçma bir nedenle her yıl atatürk kültür merkezinde yapılan tıp fakültesi diploma ve yemin törenini yapmak istemeyen dönemin kendisi de aslında atatürkçü bir doktor olan rektörüne son derece sert çıkmış ve aylarca uğraşarak bu törenin yapılmasına vesile olmuştur. herkes gibi bir takım handikapları olsa da özünde iyi biridir. örneğin; ders anlatırken cep telefonunu kapatmaz ve çaldığı zaman da dışarı çıkıp konuşurdu.
siklemeyen adam siklemeyen adam
gençlik orkestrasını yöneten arkadaşın isminin muhammed olmasının ne kadar ironi olduğunu belirtmiş halbuki yüce önder atatürk ünde isminin mustafa olmasını gözden kaçırmıştır ki mustafa ismide hz muhammed in isimleri arasındadır
1 /