türkçe şiirin siyah bayrağı

yerçekimli karanfil yerçekimli karanfil
ece ayhan'dır.

gözünü sevdiğim şair. dilini, kalemini sevdiğim... seninle dertlerimiz ne aynı.

mektepsizliği alaylılığından değil, karaşınlığından bu abimin. çelimsiz, esmer, ülkesiz çocukların ak önlük yakalarında biriktirdiği sorular, soru işaretli cevaplara dönüşüyor elinde.

eyvallahsız sesiyle herkeslere, orospuya, fotoğrafa, melahat'a, orta ikiden ayrılan çocuklara, elişi tanrılarına, kantocu peruz'a, herkese, her şeye, şeylere ve hiçbir şey'e dizi dizi dizeler diziyor, kalemimi bir kez daha kırıyorum o'nun yüzünden; elimden ve dilimden, o'nun sözünden daha fazla "hiçbi'şey" gelmiyor;

"şunun şurasında tramvaysız, çocuk olmak turunç olmak"

"buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
bir teneffüs daha yaşasaydı
tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
devlet dersinde öldürülmüştür"

"şiirimiz karadır abiler"

"fakir kuş hiç unutmaz, kitapların yakıldığı yıldı
kırk kapıdan birden devletle girdiğini gördük"

"atlasları getirin! tarih atlaslarını!
en geniş zamanlı bir şiir yazacağız"

ve daha neler neler... yazılır mı ki bir daha böylesi "karaşın" şiirler?

daha neler!
edmond dantes edmond dantes
karadır abiler, üç masa ötede bafra içen bir tanrının bacak bacak üstüne atışına bakar. sonra nilgünler, marmara'nın yerçekimine bırakır kendini, şiiri renkleri içinde eritir, karaşındır, bol kelimesiz. sivil, apoletsiz ve dahi terfisiz, marşsızdır. bakışsız bir kedi bayrağın üzerine yuvalanmıştır, karadır abiler. uyanınca çocuk olmaya öykünür, çağrılmaz, büyük saatin altında ve bafra içen kadının bacaklarının daraçısında göndere çekilir, dünyanın en güzel arabistan'ında ve bütün kara parçalarında, afrika dahil.

kara bir gülü koklatabilmiştir ve aşk örgütlenmektir abiler, bir düşünün hele!