türkiye de kadına karşı şiddet

gülün solduğu akşam gülün solduğu akşam
devletin şiddetinden bağımsız değil.
nasıl mı?
akp ile dinin toplum yaşamına etkisi güçlendirildi. imam hatip okulları ve diyanet fakültelerinin sayısı artırıldı. tıbbın, biyolojinin, sosyolojinin ve hatta iktisadın gerekleri cahiliye devrine doğru geriye çekilerek, aileyi koruma ulusu sürdürme vaazlarıyla üç doğurun! kampanyası açıldı. "kürtaj cinayettir" dendi. kadın adı, ilgili bakanlığın adından çıkarıldı. mahkemeler "töre cinayetleri"ni teşvik kararları vermeyi sürdürdüler. kadın cinayetleri %1400 arttı. hak arayan kadınlara polis şiddeti yoğunlaştı. başbakan, "kadın mıdır kız mıdır" lafazanlığıyla, mücadeleci işçi- kamu emekçisi kadınları ve öğrenci gençleri aşağıladı.

feodal, dini, geleneksel, ataerkil ilişkilerin varlığını bir biçimde sürdürdüğü ülkelerde ise, kadın erkeğe hizmetle görevli bir tür eşyası gibi. "islami ülkeler"in çoğunda yönetimler bunu dinin şartı sayıyorlar. suudi arabistan, katar, emirlikler, afganistan, mısır, burunei, sudan, pakistan gibi ülkelerde kadın yaşamı işkenceyle eşit. akp hükümeti de bu ülkelerin yönetimleriyle dost ve benzer dünya görüşüne sahip.
ocb ocb
kadınların çoğu ya eşleri ya da ilişki içerisinde oldukları kişiler tarafından şiddete maruz bırakılıyor.
bir uzakdoğu atasözü şöyle der.
ilişkiye başlayacağın kişinin sinirli halini
görmeden o ilişkiye başlama.
bu yüzden uzakdoğulu hatunlar erkeklerini ilişkinin tam başlangıcında bilerek ve isteyerek sinirlendirirler. sinirlenen adamın tepkisine göre ilişki ya devam eder ya da biter .
öyle her adamla ilişki kurulmaz..akıllı olun sonra şiddet görüyoruz, şöyle böyle oluyor , öldürülüyoruz demeyin.
kendi katilinizi kendiniz seçiyorsunuz ama bunun farkında bile değilsiniz..