türkiye de neler oluyor

untouchable untouchable
siyasi gerginlik, terör, kutuplaşma derken dün, yargıya dolayısıyla cumhuriyete yapılmış olan saldırı ile herşeyi bir kenara bırakıp, ne durumda olduğumuzu kendimize sordurtan cümle. nesil olarak belki yeterince görmüş geçirmişliğimiz yok ama bugün yaşanılan bu toplumsal gerginliğe daha önce tanık olduğumuzu bilmiyorum, hatırlamıyorum. aynı şekilde devlet yönetiminde görev alan insanlara karşı antipatiyi aşan ve giderek nefrete dönüşen başka bir zaman dilimi de anımsamıyorum. meşhur erbakan hükümetinde bile işler bu denli çığrından çıkmamıştı. genelleme yapmak çok doğru olmasa da, toplumun büyük kesminin bu yöneticilerin devleti yönetmede, olaylara yaklaşımlarında ne kadar aciz olduğunu gördüklerini düşünüyorum. en basitinden böyle bir hassas durumda bile, hükümetin başının, başbakanın, teröre ve laik cumhuriyet düşmanlarına karşı birlik-beraberlik görüntüsü sergileyebileceğimiz, maalesef, en iyi platform olan, danıştay 2. daire başkanının cenazesine katılmaması hangi akla hizmettir, nasıl bir kendini bilmezlikle yapılmıştır anlamak mümkün değil. türkiye cumhuriyeti başbakanı kendine gösterilecek tepkilerden çekiniyor diye böyle bir sorumluluktan kaçıyorsa bu daha da vahimdir. yönetilen şey herhangi bir mahalle değildir, siz de muhtar ya da sınıf başkanı değilsiniz. türkiye cumhuriyeti üzerinde oyun oynanıyor. ama bu sandığınız gibi kapalı kapılar ardında dönen siyasi oyunlar değil. bu, herhangi bir ilköğretim sınıfını bile yönetmekten aciz insanların kendi kendine oynadığı, bizi birbirimize ve dünyaya karşı rezil eden, giderek batağa saplanmamıza yol açan bir oyun. yetersizlikten, acizlikten, saltanatı görünce ne yapacağını şaşırmışlıktan doğan bir oyun. beyefendi belek rixos otel de kalıp yarın da mısıra geçecekmiş. yardımcısı da amerika'daki bir türk yürüyüşüne katılacakmış! yaşayın beyler, ne de olsa devir sizin devriniz.
roland deschain roland deschain
kendi kendime sormaktan bıktığım serzeniş.

sanırım psikolojik yorgunluk üzerine bir araştırma yapılsa, en tepeye oynayabilecek kıvamdayız. artık duymaktan gına geldi, çok klişe farkındayım ama, bir ülkenin gündemi bu kadar yoğun olabilir mi arkadaş? başka hangi ülke vatandaşının televizyonda gördüklerinden, gazetede okuduklarından, radyoda dinlediklerinden midesi bulanıyor?

eminim her ülkenin kendisine özgü problemleri vardır. ama iddia ediyorum; getir bir ingiliz'i, 3-5 sene derdini anlatacak - duyduğunu anlayacak kadar türkçe öğret, sonra sal ortaya, ''ben var nasıl bir yere gelmek?'' der. adamların muhtemelen en büyük problemi elton john lan.

ben ise bir gazetenin internet sitesini ziyaret ettim. durumun vahameti:

- pkk hain saldırı ile ilgili açıklama yaptı.
- thy atatürk rozetini yasakladı mı?
- caz festivalinde kürtçe şarkı olay çıkardı.
- yemin etmeyen chp'liye bankada soğuk duş.
- adalı istifa etti.

bi koşu kusup geliyorum.