türkiye de tarımsal çöküş

pyros pyros
ülkemizin aslında uzun yıllardır çektiği bir sorunun tavan yaptığı günlerde gündemde gezen bir olaydır bu. köylüleri şehirlere göç ettiren zihniiyetin başlattığı, ve bir türlü kendine getirilemeyen durumdur. köylü neden şehire geldi? sanayileşme için. peki sanayileşme için gereken ne? hammade. şimdi türkiye ismet inönü döneminde kendi yağında kavrulabiliyor iken, ithalata gerek duymadan, kendi içinde kendine yetebiliyorken ve üstüne üstlük ihracatta yapabiliyorken ne oldu?

günümüzde durum açık, 114 milyar$ ihracat varken 175 milyar $ ithalat var.(-rakamlar yaklaşık olarak verilmiştir-) alım bu kadar yüksekken ne alıyoruz? işte işin acı kısmı burası. aldığımız şeyler tamamen kendi üretebileceğimiz tarımsal ürünler. buğday almaya başladı türkiye, tahıl ürünleri satın alıyor, zeytin alıyor diğer akdeniz ülkelerinden... acı bir tablo. halbuki kendi elindeki imkanları kullansa şu tabloyu tam tersine rahatça çevirebilecek...

mali durumlar açık, inanılmaz bir gider var. bunu önlemek elbette sadece tarımı desteklemekle olmayacaktır ama burdan başlamak gerekir. sen eğerki köylünün ektiği kavunu karpuzu engelleyip lale ekmesine teşvik edersen kavun karpuz nereden gelecek? bunu gördük. istanbul büyükşehir belediyesi lale devri'nde yaşarken köylüye lale ektirdi. köylü kendisi açıkladı kavun karpuz ekecektik ama lale'de para var diye. gerçekten acı bir tablo ve hala devam ediyor durmadan. yaşasın "lale devri"...

on yıllardır süren kanayan bir yaranın derinleşmesidir bu önümüzdeki. hiçbir zaman geçmedi, kabuk tuttu ama gene kanadı ve kanayacak.
pyros pyros
taa 2009'da yazmışım. aradan bunca yıl geçmiş, 1 gıdım ilerleme yerine onlarca adım gerileme ile devam ediyor.

buğday'ın ana vatanı olan topraklar artık buğday üretmiyor. ürettiği buğday'ın tohumunu bile yabancı topraklardan alıyor. o da tohum vermiyor.

teknoloji desen bizde zaten yok.
köylü desen kalmadı. herkesde bir şehirli olma sevdası. bok var amk. gelin istanbula. aç kalarak geberelim hepimiz.

vallahi sinirlerim bozuluyor tarım konusunda. bu kadar sağlam toprakların var, ancak üzerindekiler beyinsiz.
saiyajin saiyajin
inşaat ya da yol yapıp kısa vadede bir şey başarmaya çalışan hükümet ve halkın sorumlu olduğu durum. değişen iklim şartlarının da payı var fakat ilki kadar büyük değil.
zoppo zoppo
kalkınma adı altında sanayileşmeye çalışırken tarımın geri plana atılması. ( tarım devletleri kalkınmışlık düzeyleri düşük olarak kabul edilir fakat tam kalkınmış devletlerde tarım ve sanayi paralel ilerler hollanda fransa abd japonya örnekleri gibi )
1 ayfon ala bilmek için 1 kamyon buğday satması gerekmektedir ülkenin
basit hesap 1 ayfon 900 dolar olsa, 1 kilo buğday 1 lira olsa ,dolar kuru 3 liradan sabit diyelim
900 dolar x 3,tl =2,700 tl yani 2 bin 700 kilo buğday satmadan 1 ayfon alınırsa .. devlet cari açık verir kısaca cari açık ülkenin ihracattan çok ithalat yapmasıdır. cari açık detaylı konudur anlamanızı beklemiyorum.
fakat hükemet-ler kadar tüketici de üretici de suçludur.
ve diğer sebepler...

katma değerli ürün yetiştirilmemesi ve kısır tohumları ithal etme anlayışı..
avrupa birliğinden gelen tarım kredi fonlarının kendi adamları içinde paylaşılması..
çifçilerin kooperatifleşmemesi ...
anız yakılması.. kimyasal gübre kullanılması. toprağın gereksiz yere nadasa bırakılması...
hükümet-lerin tersine göçü teşvik etmemesi (şehirden köylere )
toprakların çok nüfuslu ailelerde miras yolu ile ufalması ...
iklime bağlı tarım yapılması. (aşı kurak geçen sezonda çiftçi aldığı krediyi ödeyemez hale gelebilir. akabinde ..
banka kredilerini ödeyemeyen çiftçilerin topraklarına el konulması.
tarım bakanlığının pasif olması.
tohumların hayvanların ıslah edilmemesi.

ve onlarca sebep ...
öyle basit sebeplerden bir iki sebepten ülkenin tarımı çökmez...
tekil kişilik tekil kişilik
allah allah nerde çökmüş...
tarımsal ürürlerini ihraç ettiği için ithalat yapmakta olan ülkede mi tarım çökmüş...
ha çökertmek isteyen olmaz mı!?
olur pek tabi...
düşmanlığın her türü ve vatan hainliği reveçta nasıl olsa!
sychtianarch sychtianarch
türkiye'de potansiyel iklim değişiklikleri için tarım planlaması yok gibi görünüyor. dahası tarım alanları kurumakta ve çiftçi geçim sıkıntısı nedeniyle göçe zorlanmaktadır. dünyanın en zahmetli işi için para kazanamayacak köylü daha ne yapsın? üstelik pazarla çiftçi aradınfa malı götüren aracılar varken.
absimiliard absimiliard
şahane toprağı olan arazi alanlarını imara açarsan tarımda verim gecikir. ne kadar teşvik verirsen ver biraz da toğrağı verimli kullanmakta fayda var. misal kocaeli için konuşursak her yeri betona çevirmenin manası yok. oldukça verimli toğrağa sahip ama araziler boş. adam tarla alıyor 50 dönüm ileride imara açılır kar ederim diye ekip biçmiyor da. arazinin boş bulundurulmaması ile ilgili yapıcı uygulamalar yapılabilir.

güzelim tarım arazileri imara açılmamalı. nüfus dengesi kurulmalı. kocaeli , sakarya gibi bölgelere nufus çekmek yerine bu alanlardan sanayi dağıtılmalı ve tarım verimleri arttırılmalı.

dönümlerce güzelim araziler imara açılıyor. insan ziyadesi ile üzülüyor

tarımda devrim şart ülkemizde! ama onun önünü tıkayan nedenlerden biri olan beton sevdasından vaz geçmeli ve de nüfus dengesini iyi oluşturmamız gerekiyor.
selahattin eyübi selahattin eyübi
heryerde bir tablo var , herkesin ağzında tarım . kim yapıyor bu tarımı ?
tarım ; kendi kendine yeten aile işletmesidir .
pandemi dolayısı ile gürcü işçilerin ülkeye girememesi üzerine çay hasadının zora girdiği konuşuldu . türkiye'nin heryerinden cay toplamak için işçi arandı . hane tarım kazandırmıyordu , çiftçinin hali dumandı . hem patron olacaksın hem işçilik yapmayıp işi yapmak icin adam alacaksın hem kazanamıyorum diye aglayacaksın . ha siktir !
dönüm maliyeti 15 bin lira ortama olan bir domates üretiminin kazancı dönüm bazlı ortalama 50 bin tl . %300 kazançlı başka bir üretim bulamazsınız . böyle bir fabrika yok . ve sermayesi sadece toprak , su , hava ve işçilik . türkiye'nin heryerinde üretim envanterlerini hasat veresiye zirai ilaç , gübre bayileri , hırdavatçılar , tarım kredi kooperatifleri ve tarımsal kalkınmalardan alabilirsiniz .
ülke politikasının çok iyi olduğunu söylemiyorum . ancak tarım demek işçilik demek . bakın bakalım köylerde ki genç nüfusa . var mı ? robotlar ile tarım yapamazsınız . ülkede ki tarımın sorunun çok büyük kısmı tercihten kaynaklanıyor .