türkiye de yaşamak

7 /
eyzııl eyzııl
ne yaptiginiz degil, ne yapamadiginiza bakilan lanet bir ulke.. gunde 12 saat mesai yaparsin. arkandan is cevirenlerle ayni masaya oturursun. mecbursun ekmek parasi.. kisacasi turkiye yasamak icin karaktersiz olacaksin.
callforbarney callforbarney
başlık yaşamaya çalışmak diye düzeltilse daha doğru olurdu çünkü yaşayamıyoruz en ufak bir ihtiyacımızı almak için bile hesap yapıyoruz. hastalanıp ilaç alacağımız zaman bile ilaçlar arasında seçim yapmak zorunda kalıyoruz. söylesenize yaşamak böyle mi oluyor?
thekaos thekaos
tam bir çelişki. başımı alıp başka ülkeye gitsem dersin. sonra ya memleketi özlersem orada yalnız kalırsam korkusu gelir. türkiye'de mücadele etmeye devam edersin.
o c o c
cok zor bir sey, ama zorlugu icindeyken anladiginizdan cok daha farkli. ise girememek, sokakta tacize ugramak, surekli alim gucunun dusmesi bunlari surekli turkiye'yle ozdeslestirmek mumkun degil. bir sure sonra olayi normallestirip bir sekilde yolunu bulmaya calisiyorsun. analoji yapmak gerekirse, disaridan bir kavgaya bakarken "aman yapmayin arkadaslar hic onemli seyler degil bunlar" diyen adam, kavganin icine girdiginde koca evrendeki anlamsizligini degil, yiyecegi yumrugu dusunur.

bir kere bu ulkede cok ciddi bir gurultu kirliligi var. bu insanin dusunmesini engelliyor, ciddiyim. gurultu sadece televizyonun arkada acik olmasi degildir. tayyip amca
nin cikip 7/24 bagirip cagirmasi, surekli bir gerilim olmasi da gurultu. plan yapamazsin bu gurultude. bak bu dedigim bos beylik laf gibi geliyor size ama cidden ulkeden cikip 1 ay kafa dinleyin anlayacaksiniz. "ulan dunya varmis be, gundemden, surekli tantanadan kendim icin bir sey yapamiyormusum" diyeceksiniz. bunu iceride dusunemezsin, cunku boyle dusunursen hayati kacirirsin, surekli tetikte olman lazim.

bunun cok kotu bir etkisi var, o da iste ulkeden niye girisimci cikmiyor, bilimadami anca abd'de almanya'da basarili oluyor onun sebebi. surekli cebini dusunen, her an bir tehdit altinda olan insan ne risk alabilir, ne de yaratici dusunebilir. ben bir minik akademisyen olarak eskiden yurtdisinda bilim yapilmasini insan iliskileri/agi, para, altyapiya bagliyordum. bunlar tabi ki cok onemli ama, en onemlisi kafa rahatligi. hocaya yalakalik yapmadim basima bir sey mi gelecek diye dusunen, otobuste her gun 3 saat geciren, ustune bir de turkiye gundemine maruz kalan bir insanin bilim yapmasi, herhangi bir iste basarili olmasi zor.

buna ragmen, bence ulkede hala muhtesem bir potansiyel var. hala akilli, ulkeden umudunu yitirmemis, her seye iyi gozle bakan insanlar cikabiliyor. su bogazici olaylarinda ulkenin en akilli cocuklari hala savunulacak bir sey oldugunu dusunup, geleceklerini hatta ailelerini tehlikeye atarak mucadele edebiliyorlar [1]. yukarida bahsettigim gibi bir felc durumu yok, bu kadar zorluga ragmen hala gulebilen, umut edebilen, iyi seyler yapabilen veya yapma isteginde olan insanlar var. bu buyuk bir potansiyel. batida boyle degil gencler. cogu sadece performatif (sadece gosterme amacli) bir sosyal bilince sahip (ornegin zenci cinayetlerini 2 hafta protesto edip sonra su anda sanki tum zenci ayrimciligi bitmis gibi evde oturmalari). ayrica insanlar cok daha bencil. herkesin en buyuk derdi guzel ve fit goruneyim, kendim icin olabilecek en iyi hayati (para, eglence, yemek vesaire) yasayayim gorusu yaygin. bunu batiyi kotulemek icin de soylemiyorum aslinda. tabi ki bir tane hayatiniz var onu da kendiniz icin en iyi sekilde yasamalisiniz. sahsen ben de bu kafadayim su anda. 2013'te biber gazi kutusuyla futbol maci yapmis biri olarak, kendime kiziyorum gezi'de canimi tehlikeye attigim icin. neyse. ama dedigim sey, aslinda kendini feda ederek ulkesini kalkindirmaya cok musait bir ulkeyiz. bu da kurulma, buyume asamasindaki ulkeler icin kritik bir faktordur.

[1]
7 /