tuzlu kahve

1 /
shotcrete shotcrete
richard fawler'a ait çok duygusal bir öykü..
hele bir de sevgilinizle bi cafede oturmuş kahve içerken okuduysanız....

--tuzlu kahve--
kıza bir partide rastlamıştı.. harika birşeydi. o gün peşinde o kadar
delikanlı vardı ki... partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti.
kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı ama tam bir
kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. hemen köşedeki şirin kafeye oturdular.
delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu.
onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı...

“ben artık gideyim” demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı.

“bana biraz tuz getirir misiniz” dedi. “kahveme koymak için.”

yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı. kahveye tuz! delikanlı
kıpkırmızı oldu utançtan ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı.

kız, merakla “garip bir ağız tadınız var.” dedi.. delikanlı anlattı: “çocukken
deniz kenarında yaşardık. hep deniz kenarında ve denizde oynardım.
denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. bu tatla büyüdüm ben.
bu tadı çok sevdim. kahveme tuz koymam bundan. ne zaman o tuzlu tadı
dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu
ailemi hatırlıyorum... annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar.
onları ve evimi öyle özlüyorum ki...”

bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının... kız dinlediklerinden
çok duygulanmıştı. içini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar
özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. evini düşünen, evini
arayan, evini sakınan biri... ev duyusu olan biri... kız da konuşmaya
başladı. onun da evi uzaklardaydı. çocukluğu gibi...

o da ailesini anlattı. çok şirin bir sohbet olmuştu... tatlı ve sıcak.
ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii...
buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses,
prensle evlendi. ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. prenses
ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu...
onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü...

40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. “ölümümden sonra aç” diye
bir mektup bırakmıştı sevgili karısına. şöyle diyordu, satırlarında: “sevgilim,
bir tanem. lütfen beni affet. bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum
için beni affet. sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim.. tuzlu kahvede.

ilk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun? öyle heyecanlı ve gergindim ki,
şeker diyecekken ‘tuz’ çıktı ağzımdan. sen ve herkes bana bakarken,
değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. bu yalanın bizim
ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. sana gerçeği anlatmayı
defalarca düşündüm. ama her defasında korkudan vazgeçtim.
şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok...

işte gerçek: ben tuzlu kahve sevmem! o garip ve rezil bir tat.
ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim.
hem de zerre pişmanlık duymadan. seninle olmak hayatımın
en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum.
dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden
tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim,
ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da...”

yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. lafı açıldığında
birgün biri, kadına “tuzlu kahve nasıl bir şey?” diye soracak oldu..

gözleri nemlendi kadının...
çok tatlı!.. dedi...


metin internet sitesinden alıntıdır..
bettyboop bettyboop
bazı kız isteme olaylarında yapılan türk kahvesi çeşididir.müstakbel gelinin sadece müstakbel damadın kahvesine şeker yerine tuz atmasıyla tepkisini ölçmek için yapılan bir çeşit muzurluk olarak sayılabilir herhalde.eğer damat adayından ses çıkmaz ve sonuna kadar içerse takdir toplarmış.
heidi heidi
daha ilk etapta kendin gibi davranmamaya prim vermektir. yani kim tuzlu kahve içer sempatik olma adına, erkek dediğin olmamış bu ne be der, döktürtür yenisini yaptırtır, akıllı kız da zaten, gelenek adı altında salak işlere girmez. yıllar sonra tuzlu kahve içip, cilveleşen ve anılarla eğlenen bir çift olacaksanız, o ayrı...
chaley chaley
müstakbel eşin, kız isteme esnasında içmesi gereken içecek. olur da nişanlınızdan ayrılırsanız sonra, kahveye tuz atmadığınıza pişman olursunuz, ayrılmazsanız da ilerde geyik olur işte, ne bileyim..
birleşikyazılande birleşikyazılande
damat adayının sabrını sınamak için çok yanlış bir tercih.

zaten damat adayının sabrı sınanıyor arkadaş.. ev alırken, eşyaları seçerken, anne - gelin - kaynana üçlüsü arasında kalırken, annenin gelini beğenmeyip gelinin anneyi "kaynana" olarak gördüğü her an sabır sınanıyor.. evlilik aşamasına çekilen kaprisler, evlilik aşamasına geldiğinde çekilecek olan alışveriş mağazaları, gelinlik modelini dinleme seansları fln..

bunları geçtim aslında.. önemli nokta şu.. kahve önemlidir!

ben napayım tuzlu kahve yapan kızı? önemli olan kaç kişilik kahveye ne kadar kahve ve kaç şeker atıyor? telveli yapıyor mu? şekeri ayarlıyor mu? ben günde 3 kez kahve içen insanım, 2 sini ben yapsam bile 1 ini ona yaptırabilirim.. o kahvede tuzlu gelirse isyan çıkarır, eser gürler, gerekirse anamın evine dönerim!

2 saat alışveriş mağazası gez, maç varken film izlicem de, lcd tv nin üstüne örtü aç, kredi kartı ekstresini fazla getir, pms döneminde es gürle dayanırım.. ama o kahve tuzlu gelirse herşeyi bitiririm.. tuzlu kahve mi olur ya? kahve dediğini bol köpüklü az şekerli olur!
kipada sepetiniz ucuza dolar kipada sepetiniz ucuza dolar
ek olarak içine kırmızıbiber, karabiber ve son olarakta bulaşık deterjanı ile köpüğünü ayarlayıp görüntüsü bol köpüklü hale gelince servise sunup marifetimi konuşturacağım kız isteme kahvesi.
urania urania
karabiber takviyesi ile nişanlıma takdim ettiğim kahve. çok da güzel iyi oldu tağam mı? ömründe bir kere içecekti. güzel içti ama. aferin ona. beyler, kız almak kolay değil. psikolojik olarak hazırlayın kendinizi.
kaolin kaolin
kız istemenin gergin atmosferinde damata sunulan kahve. yüzünü buruşturursan ayrı dert, içmessen zaten olmaz, içersen tadı rezalet. damatın etrafa attığı masum bakışlar, kıçını yayarak oturan bir kayın peder, mutlu bir baba, karşıda kendini gülmemek için kendini zor tutan ve sizden göz kaçıran gelin adayı.

tadı ne kadar kötü olursa olsun bence damat içeceği en güzel kahvelerden birini içmiştir.
kışinsanı kışinsanı
kız isteme merasiminin olmazsa olmazı olan, damada ikram edilen(artık nasıl bir ikramsa bu) kahve. hepsinin içilmesi seninle herşeye varım ben anlami taşırken damadın cevaben fincan altlığına bir avuç çikolata koyması gelin kızı mutlandiran, yarınlar için umutlandıran güzel bir detaydır.
kayaagad kayaagad
bir kere şahit olmuştum bu olaya.
yalnız bu tuzlu kahve değildi ne baharat varsa herşeyi attılar ne ararsan var tuz, pul biber, kara biber galiba nane bile vardı.
bizim damat adayı ki kendi hep ciddi olan ağır abi denilen tiplerden içerken öyle garip mimikler yaptı ki dedim adamın icine ahmet kural kaçtı kaş göz burun ayrı oynadı resmen çocuk bağırmak istedi bagiramadi koşmak istedi koşamadı garibim el kol hareketiyle su istediydi vermediler.
artık gelin adayı benim için ne yaptın ki diyemeyecek hiçbir zaman.
ama evlenince bunun acısı alınır gibime geliyor yani haksız da sayılmayız demi.
asirorganizasyon asirorganizasyon
tuzlu kahve ile başlayıp allahın emri peygamberin sünneti ile devam eden yolculuk evlilik ile sonuçlanınca ne de güzel oluyor lakin iste allah'ın emri peygamberin kavli ile çıkılan yolculukları allahın emrine uygun şekilde yapmak lazım.tuzlu kahve masum bir içecek lakin düğün de tüketilecek olan içkiler iste tam burası en kötü yanı lütfen düğünlerimizi daha düzgün yapmaya gayret edelim
1 /