ülkü ocakları entelektüel merkezler oldu

ofansif sol bek ofansif sol bek
mhp genel başkan yardımcısı semih yalçın'a ait açıklama.

gelecek partisi genel başkan yardımcısı ve eski akp milletvekili selçuk özdağ'a yönelik saldırıyla ilgili nagehan alçı'nın sorusunu yanıtlayan yalçın "kendisini sevmem, ama olayla ilgim yok. kaldı ki bu hareketin delisi çoktur, talimatla falan iş yapmazlar. ülkücülerin şiddete karışması 80 öncesinde kaldı. şimdi ülkü ocaklarının her biri birer entelektüel merkez oldu" dedi.

ümit can uygun, alparslan akbudak ve musa orhan gibi üç büyük entelektüeli yetiştiren ülkü ocakları, kim bilir daha hangi entelektüelleri yetiştirecektir.

t24.com.tr
dumrul dumrul
dünkü terör eylemlerinin azmettiricisi semih yalçın'a ait söz. semih yalçın'ı anlamak elbette zor değil. ülkü ocaklarında faşist terörün teorik boyutu konuşuluyorsa buralara entelektüel merkez denebilir tabii...

gerçi semih yalçın denince insanın aklına erdoğan'ı vatana ihanetten asma fikri geliyor. kendisi ne dese inanırız. o kadar muteber bir insandır.


bengeneldebelgesel bengeneldebelgesel
peşin peşin tanım : mhp genel başkan yardımcısı semih yalçın'a ait açıklama

şimdi bu konuda 2 şey yazmak istiyorum dostlar ;

1) haberde bu lafı söyeleyen kişinin kurduğu bir cümle daha var : "ülkücü gençler artık sokaklarda değiller." bu cümle çok önemli, neden biliyor musunuz?
çünkü bu ülkede bizzat hükümet eli ile "açılım" adı altında silahlı terör örgütüne destek verildi. tc tabelaları alkışlar eşliğinde devlet dairelerinden söküldü.
o günlerde kendisine "ülkücü" diyen bu tayfa "gık" bile diyemedi.
yani diyorum ki; sizler zaten vatan satılırken bile sokağa çıkamayacak kadar basiretsiz
olduğunuzu gösterdiniz. artık sokakta olsanız ne olur, olmasanız ne olur?

2) şimdi gidin ülkü ocağına, rastgele 5 kişiye "entelektüel ne demektir" diye sorun.
beşinden de ayrı cevap alırsınız, beşini toplasanız bir doğruya ulaşamazsınız.
zaten "ülkeye ne faydan oldu" diye sorsan
"okuldan kaçmak" dışında verecek yanıtları da yok.
man man
ahahsjsjsk.

helenistik dönem kalıntıları taşıyan ülkücülüğün pragmatik çözümlemerini diyalektik revizyonlarla simbiyotik bileşenlerine ayırmanın parlementodaki freudiyen izdüşümüne karşı alınabilecek herhangi bir realist önlemle beraber medici ailesinin floransa'daki sanatsal reformlarına ayrıştırıcı bir etkisi olmadan ölürüm türkiyem'i yeniden aranje ederlerse tamam. ben de varım amk.
the iori the iori
konu dışı olacak ama, ilk ülkğ ocağına girdiğim de lisedeydim. ozamanlar her lisenin reisi vardı. yanlış olmasın ilgi duyduğumdan yada ideolojik sebeplerden değil, gel çay içeriz demişti okulun reisi. çayı çok severim.. sonradan öğrendim ki çay mürit çekmek için bir taktikmiş.
sonuç olarak kendimi tkp de buldum çünkü en güzel kızlar oradaydı. ilk dostoyevski mi de orada okumuştum.
karl radek karl radek
ülkü ocaklarından çıkma tipleri tanırım. muhabbetlerini de biliyorum. ancak bu şahsın dediklerinin büyük bir yalandan ibaret olduğunu sıradan bir insan bile bilir. kaldı ki ocaklarda verilen eğitimin tümüyle dinsel ve tek taraflı, düz bir mantık çerçevesinde ilerlediği de sadece bir facebook, instagram vs. aramasıyla gözlemlenebilir.

ülkücülerin şiddete karışması olaylarının seksenli yıllarda kaldığı da düpedüz bir yalan. muhtemelen hala "kafirlere ölüm" felsefesini öğretiyorlardır.

lise yıllarını milenyum sonrası dönemde okudum. bu süreçte siyasetle ilgimin olması, yönümün marksizmi seçmesi ile birlikte önce tehditler aldım bu ocaktan. oysa ki bu ocakla herhangi bir ilişkim olmamıştı. onları tanımıyor, yüzlerini ilk defa görüyordum. başta yolumu kestiler, bir daha buralarda dolanmamamı istediler. ilk kestiklerinde elindeki bıçaklar, sonrasında (cadde ortasında) birdenbire silaha dönüşmüştü. ocaklarda fotoğrafım asılarak teşhir edildim. belli kavgalarımız da oldu ama piranalar gibi dolanıp, dayak yiyen taraf onlar olmasından dolayı bu çabalarından vazgeçtiler.

bu ocak bir çete gibi görünse de, cia tarafından kurulmuş bir terör örgütüdür. öncelikli hedefleri ilkokul-lise çağındaki öğrencilerin beynini yıkamaktır. onbeş, onaltı yaşlarındaki çocukların belinde silah vardır. her biri şiddete eğilimlidir çünkü örnek aldıkları kişiler onlara bunu öğretmiştir.
dumrul dumrul
bu arada açıklamanın en eğlenceli tarafı bu değil. eleman dünkü 3 ayrı terörist saldırıyı açıkça savunamıyor ama aynı zamanda üstlenme ihtiyacı da duyuyor. bunun için de şöyle söylüyor:

"benim bu gibi şiddet olaylarını tasvip etmem mümkün değil ama bizim delimiz çoktur. talimat almadan da böyle şeylere kalkışabilir"

ülkü ocakları entelektüel şeysi ama içinde hep deliler var. sağa sola filan saldırıyorlar. tos vuruyorlar... ısırıyorlar. yani öyle hoşumuza gitmeyen şeyler söylerseniz bu deliler var ya... tutamayız mazallah. cısss yani.

deliyse hastaneye kapatacaksın. kuduzuna tasma takacaksın ki onu bunu ısırmasın. yok tasma takamıyorsan kuduzun itlafı şarttır. ne yapacağız, kucağımıza alıp pış pış mı yapacağız aq kuduz itlerini?