ümit yaşar oğuzcan

1 /
brq brq
sahibini arayan mektupları ile insanı ağlama noktasına getiren,
bir çok kere intihara kalkışmış olan,
"öyle değil böle yapılır" diyerek intihar eden bi oğula sahip kişi.
esdora esdora
kendini aşkın ve ölümün şairi olarak adlandıran şairdir kendisi aynı zamanda aşağıdaki dizelerin de sahibidir.

aşkı aradı bu ölü sen de
öldü artık
sevsen de sevmesen de
cashmere cashmere
"...ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum. sen
bile buna karşı koyamazsın..."

bazı duygular vardır anlatılamaz, anlaşılır sadece. sevenin
sevdiğini bilmesi kadar; sevilen de anlar sevildiğini. sevgi
her zaman belirli kelimelerle söylenmez. çoğu defa bir bakış yeter
de artar bile...
yeryüzünde hiçbir kuvvet insanoğlunu sevme hakkından
alıkoyamaz.
sevmek çoğu zaman var olmaktır. sonunda bizi yok olmaya
götürse bile. ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum.
sen bile buna karşı koyamazsın. sana gelinceye kadar sonu gelmez
bir
arayıştı sevgilerim. bir zaman başkalarında aradım seni, başka
yüzlerde, başka ellerde aradım. aldandım, fakat birgün seni bulmak
ümidini kaybetmedim . nasıl olsa gelecektin birgün.ve işte geldin
de ! bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya , bilmediğim kederleri
öğretmeye geldin acıdan yana ne kalmışsa yaşamadığım hepsini bir
bir
sen yaşatacaksın bana. birgün yaşamanın gereksizliğini de senden
öğreneceğim. bu selin akışını hiçbirşey duduramaz artık .
ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma . coşkun
ırmaklar gibi, amansız seller gibi geldin, mutlaka yıkarak ve
benden
birçok şeyleri beraberinde sürükleyerek gideceksin. işte o zaman
yoklukların en dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım. ergeç
gideceksin; beni anlayamadan, beni sevemeden gideceksin . yalnız
bir
iç kırıklığı kalacak senden , tesellisiz bir hüzün kalacak
yıllardır
aradığım sendin, ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım.
gelmeyecek bile olsan ömrümün sonuna kadar arardım seni ama geldin
bir kere; ister bilerek gelmiş ol, ister bilmeden ...

geldin ya ! şimdi herşey güzel seninle. yürümenin
konuşmanın,
nefes almanın bir başka anlamı var artık.sen varsın ya her şey
bambaşka gözlerimde...

ümit yaşar
üzümlü draje üzümlü draje
bir eylüldü başlayan içimde
ağaçlar dökmüştü yapraklarını
çimenler sararmıştı
rengi solmuştu tüm çiçeklerin
gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
katar gidiyordu kuşlar uzaklara
deli deli esiyordu rüzgar
dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar
neydi o bir zamanlar
sevmişliğim, sevilmişliğim
o heyheyler, o delişmenlikler neydi
ne bu kadere boyun eğmişliğim
ne bu acıdan korlaşan yürek
ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
önümdeki diz boyu karanlıklar da ne
ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım
beni kötü yakaladın haziran
gamlı, yıkık eylül sonuma
bir ilk yaz tazeliği getirdin
masmavi göğünle
cana can katan güneşinle
pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
çiçekler açtı dokunduğun
çimler büyüdü yürüdüğün
ve güller katmer oldu güldüğün yerde
basımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
oldurduğun yemişlerin ağırlığından
dallarım yere değiyor
güneşi batmadan saçlarının
bir dolunay doğuyor bakışlarından
gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
uykusuz gecelerim seninle apaydınlık
başım dönüyor, of başım dönüyor yaşamaktan
ölebilirim artık
ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
baksana; parmak uçlarım ateş
lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden
hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
benimle meydan oku her çaresizliğe
benimle uyu, benimle uyan
birlikte varalım on üçüncü aylara

ümit yaşar oğuzcan
esdora esdora
ayrılık diye bir şey yok. bu bizim yalanımız. sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.şimdi nerdesin? ne yapıyorsun? güneş çoktan doğdu. uyanmış olmalısın. saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi? öyleyse ayrılmadık. sadece özlemliyiz ve bekliyoruz. zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum. önce beklemekten. ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan. ikisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın. bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar, sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini..
zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını, kanunlara saygı göstermesini, insanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar. ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun. ya o? ya o? insanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat, çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor, saadet bekliyor yaşamaktan. zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık. aradıklarının çoğunu bulamamış, beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak göçüp gidiyor bu dünyadan. işte yaşamak maceramız bu. yaşarken beklemek, beklerken yaşamak ve yaşayıp beklerken ölmek!
özleme bir diyeceğim yok. o kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası. o nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı. o tek güzel yönü bekleyişlerimizin. insanlığımız özleyişlerimizle alımlı, yaşantımız özlemlerle güzel.
özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin. bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem. bir ışığı var. bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz. verdiğin bütün acılara dayanıyorsam; seni özlediğim içindir. beklemenin korkunç zehiri öldürmüyorsa beni; seni özlediğim içindir. yaşıyorsam; içimde umut varsa, yine seni özlediğim içindir.
seni bunca özlemesem; bunca sevmezdim ki!

ümit yaşar oğuzcan
esdora esdora
gitgide alışıyorum sana; hiç bir alışkanlık bu kadar güzel olamaz. ellerin ellerimden uzakta nasıl güçsüzüm bilemezsin. yanımda olduğun zamanlar sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor, alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun. durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan.
alışkanlıklar daima korkutur beni; düşün ki ben yasamaya bile alışkın değilim... kendimi kendime alıştıramadım yıllardır fakat simdi sana alışıyorum.
alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor. yalnız içimde garip bir korku var. sana tüm alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum. bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini daha değerlisini verememekten korkuyorum. bir gün ansızın ölmekten ve seni bana olan alışkanlığınla yapayalnız bırakmaktan korkuyorum. oysaki her zaman ve günün her saatinde yanında olmalıyım senin. bana alışmış olmaktan pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı. bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni. uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz.
her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim.
"bana alış," demeyeceğim. nasıl olsa alışacaksın bir gün. simdi çirkinliğimde güzellikler bulan o gözlerin o zaman en güzeli görecek bende! alışkanlığınla, sevginle yepyeni bir "ben" yaratacaksın benden!
ilk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. sevgimle mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum... ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi. kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım. bencildim bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum. asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor...
sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım. sevginle bir aynayım simdi. bana bakanlar baştanbaşa seni görecekler içimde...
bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun? aynı kadehte karışmış iki içkiyiz. iki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan. her yerde iki olduğumuz için bir bütün haline geliyoruz durmadan.
alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni. durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden. saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor...
kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri. teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum. boynunun en güzel yerini benden başka kimse bilemez artık; seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz.
gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu görüyorum. beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun. bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz bir gün bulutların üstünde. açılmış bütün kuyuların derinliği içimde seni bulduğum yer kadar derin değil.
alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi.
korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde. özlem, kıskançlık, arzu, ne varsa içimizde hepsi birden bire tutuştu. hiç bir su bu ateşi söndüremez artık. bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek.
önce bakışlarımız alıştı birbirine sonra parmak uçlarımız... en mutlu olduğumuz yerde en güçlü olacağız seninle.
geçmıstekı tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık...
ümit yasar oguzcan
esdora esdora
bu gün bendeki resimlerini ve mektuplarını yakıyorum.
küllerini sana göndereceğim. işte! hepsi önümde
duruyor. şu resim çekilirken karşında ben vardım,
hatırladın mı? üzerini diyerek
imzalamışsın. bu seni en çok anlatan resimdi
biliyorum. bana en yakın olduğun resimdi... karşında
ben vardım, gözlerin gözlerimdeydi... için benimle
doluydu, bakışların gibi. önce bu resmini yakacağım,
bu en çok sen olan resmini. sonra da diğerlerini
yakacağım. hepsi birer birer kıvrılıp kül olacak
sonunda. ya mektupların? herbirini çok çok öptüğüm
mektupların...satır satır içimde çakılı duran mektupların.
onlarda yanacak. senden madde olan hiçbir şey kalmasın
istemiyorum bende. içimde bıraktığın eziklik yeter artık.

artık seninle değil, verdiğin acılarla avunacağım. seni bütün
arzuların üzerinde, bütün özlemlerin ötesinde
seveceğim artık. sensiz bir dünya yaratacağım senden.
dünya duracak ama sen durmayacaksın. zaman bitecek,
ama sen bitmeyeceksin. bir gün bütün çiçekleri solacak
bahçelerin, yıldızlar ışık vermeyecek, güneş
doğmayacak hiç. ama sen solmayacaksın, sen
eksilmeyeceksin. seni maddenin dışına çıkarıyorum.
ölümsüzlüğün kapılarını açıyorum sana... anlamıyor
musun?

daha düne kadar her yerini ayrı ayrı seviyordum.
ellerini tuttuğum zamanlar ürperirdim, başım dönerdi
gözlerine bakınca. dudakların her öpüşte yeniden
dünyaya getirirdi beni. al işte, hepsini sana
bırakıyorum. güzelliğinde senin olsun dişiliğinde..

göreceksin, bir gün her yerin şu mektuplar, şu
resimler gibi kül olup dağılacak.
bir tel bile kalmayacak saçlarından. niceleri gibi sen
de göçüp gideceksin bir gün... önce güzeliğin terk
edecek seni. ellerin buruşacak, belin bükülecek,
ak pak olacak saçların. boş bir çuvala döneceksin.
gözlerinde o vahşi pırıltı kalmayacak, bütün ateşi sönecek dudaklarının...

ama ben o halinle bile seni terketmeyeceğim. çünkü
benim içimde hep bugünkü gibi kalacaksın. taptaze,
sımsıcak ve korkunç güzel! yalnız benim gözlerimde
bir manası olacak bakışlarının. ben yok olduğum zaman
da satırlarımda yaşayacaksın. hiç ihtiyarlamadan,
hiç değişmeden, hiç tükenmeden... adım adınla anılacak,
adın adımla...

mektuplarınla resimlerini yakacak gücü kendimde
bulamasam, o zaman da kendimi yakardım. şu herkeste
seni gören gözlerimi, şu her yerde sana koşan
ayaklarımı ve şu her zaman sana yazan ellerimi
yakardım. tenimden yükselen alevler ta allaha kadar
uzanır, ona çaresizliğimi anlatırdı.

seni güçsüz, zayıf bir insan tarafından sevilmenin
hayal kırıklığına uğratmamak için, şimdi benim yerime,
senden kalanları yakacağım. ben yaşadıkça, varlığım bütün çaresizliklere meydan okuyacak. unutma; seni sevdiğim için ölebilirdim, seni sevdiğim için yaşayacağım.
biraz sonra mektuplarınla resimlerni tutuşturacak bir
kibrit çöpü gibi çekiliyorum hayatından. her şeyiyle
onu sana bırakıyorum. hayatın senin olsun. istersen
hayatım da.. ama sen kendinin bile olamayacaksın
artık. ben yaşadıkca, adım söylendikçe...

seni bensizliğe ve kendimi sana mahkum ediyorum..


istanbul, haziran- eylül 1962
esdora esdora
aşağıdaki mısraların sahibi.

aşkımızın son çarşambası

pazar
pazartesi
salı
seni bir çarşamba günü
terkedeceğim
sonra başımı alıp
perşembeye doğru gideceğim
posforanj posforanj
"ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
baksana; parmak uçlarım ateş
lavlar fışkırıyor gözbebeklerimden
hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
benimle meydan oku her çaresizliğe
benimle uyu, benimle uyan
birlikte varalım onüçüncü aylara
ben bir eylül, sen haziran"

-ben bir eylül, sen haziran-
1 /