un chien andalou

1 /
daghan daghan
luis buñuel ve salvador dali tarafından 1929 yılında hayata geçirilen ve salvador dali nin gördüğü rüyaların beyaz perdeye yansıması olarak adlandırılabilen kısa bir film denemesinden daha fazlası. bir çok ülkede yasaklandığı yada gösterime hiç girmediği söylenen ayrıca gösterime girdiği yerlerde de hamile kadınların çocuklarını düşürdüğü kulakdan kulağa yayılan, hafiften deli olarak bilinen dali'nin resimlerinde anlam aramak yada aramamak arasındaki çizgiyi tayin eden bir baş yapıt.
etipuf etipuf
endülüs köpeği, sinema tarihindeki sürrealist olsun diye çekilmiş ilk film. sanırım en ünlüsü de.
herhangi bi mantık ilişkisini takip etmeyen kurgu ve şok edecek kadar alakasız gore sahneler. kısa bi film, spoiler olmasın ama karıncalar, ölü bir eşek, bir piano ve kesilen bi göz var. hö? dediniz, evet sürrealizm budur.
ha bi de bunuel de dali de kamera karşısına geçmişler. tipe bakıp çekirdek çitletmek amacıyla da izlenebilir.
nighttimebird nighttimebird
16 dakika sürer. birbirinden alakasız sahneleri ve kronolojik bir bütünlüğü olmamasıyla gerçeküstücülüğün ve otomatizm'in sinema alanında en önemli örneklerindir. buñuel film hakkında dali ile kendisinin seneryoyu yazarken tek kurallarının olduğunu, bunun da akılcı bir açıklamaya çekilecebilecek herhangi bir fikir ya da sembolün seneryoya katılmayacağı olduğunu söylemiştir.
ninkasi ninkasi
16 dakikalık başyapıt. bir kadın bu filmi izlerken düşük yaptığı için filmin gösterimi 80'lere kadar yasaklanmıştır.
darksideofthemoon darksideofthemoon
sinema tarihinin en deneysel filmlerinden biri.böylesi acayip bir filmin ise 1929da çekilmiş olması,bugün deneysel film diye izlediğimiz filmlerin bu filmin yanında konvansiyonel kalması ise düşündürücü.
şorşak kirpi şorşak kirpi
bir tür manifesto görevi üstlenmiş yapıttır. "ilk" olduğunu söylemeye çalışmıyorum ama "kısa", "yoğun" olduğunu ve "düşünce içeriğini temsil" işlevi üstlendiğini söylüyorum. bir de not: "anlamadım ben hiçbişey" cümlesi, sanıyorum bu tür bakışın muhatabı değildir.
xix xix
bu haftaki disko kralı'nda kulakları çınlatılan eser. okan bayülgen yıldo'nun "dali'ye gittiniz mi çocuklar?" şeklindeki girişinden feyz alarak, medya arkasında göz ve jilet muhabbeti yaparken konuyu buraya getirdi (tam tersi de olabilir, bilemiyoruz kafasının içini). sonra da "recep ivedik'e gidersiniz ama bunu bilmezsiniz tabii dizi manyağı hayvanlar"a bağladı.
blue danube blue danube
filmin açılışındaki usturayla göz kesme sahnesi, çılgın kankalar bunuel ve dali'nin rüyalarının bütünleştirilmesinden oluşmuştur.

bunuel, rüyasında bir adamın, bir kadının göz yuvarını kestiğini görür ve bunu dali'ye anlatır. dali de rüyasında, ay'ı kesermiş gibi, ortasından geçen bir bulut gördüğünü söyler. bunun sonucu olarak, ay'a bakarken göz yuvarı kesilen kadının görüş alanına, bir bulut tarafından kesilen ay girer ve muhteşem bütünlüklü bir sahne oluşur.

filmin geneli, anlaşılabilmeye mahal vermemektedir. bir piyano çekme sahnesi vardır, aman aman. sinema eleştirmenleri anlam yükleyip durmuşlar, bunuel de durduğu yerden, "o nerden çıktı ki?" demiştir.
şiirbaz şiirbaz
bunu derste izledik biz, entel entel yorum yaptık. sonrasında kimse de çıkıp demedi ki, böyle sanat mı olur anasını satayım, yemişim dali'sini, bunuel'ini. herkes de "ulan adamlar ne film yapmış be" diyerek izledi. entelektüel faşizm bu olsa gerek demek geçiyor içimden ama susuyorum...
togisama togisama
sürrealizm vs. güzel şeyler de bunlar filmde bir adamın içinde inekler bulunan iki piyanoyu iple çekmesi sahnesi vardır ki böyle başlık açsam çaylak olurdum herhalde.
1 /